AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Zincirleme Kaza

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mirja Partanen
Gryffindor
Gryffindor
avatar



RÜTBE : V. SINIF
Görevi : okul gazetesi editörü.
Patronus : uçan sincap.
Gerçek İsim : miray.
Yaş : 23

MesajKonu: Zincirleme Kaza   C.tesi Tem. 05, 2014 2:35 pm

ZİNCİRLEME KAZA
Mirja Partanen & Jadyn Blythe
‏ ●

Hogwarts
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mirja Partanen
Gryffindor
Gryffindor
avatar



RÜTBE : V. SINIF
Görevi : okul gazetesi editörü.
Patronus : uçan sincap.
Gerçek İsim : miray.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Zincirleme Kaza   C.tesi Tem. 05, 2014 2:42 pm



Gecenin siyahını huzurla kabul etmiş Hogwarts, gecenin nefes kesen soğuğunu kesinlikle reddetmiş; en saf hayallerine tutkuyla bağlanmış onlarca öğrenciye sıcacık bir uyku vaat ediyordu. Bu vaadi bu gecelik es geçmeye kararlı bir kız, attığı her adımı bir öncekinden daha sessiz kılmaya çalışıyor, şatonun asıl sahipleri olduğunu düşündüğü tabloları uyandırmaktan çekiniyordu. Hogwarts pek çok şeyi barındırıyordu; uyandırıldığı zaman Mirja'nın kulağına daha önce hiç çalınmamış küfürleri savurmaya pek meraklı tablolar bunlardan sadece biriydi. Geceleri dışarıda dolaşmamakla ilgili birbirinden katı kurallar en sıkıcı nidalarla Mirja'nın kulağında çınlarken, kurallara hiç uymamanı haksız gururu yüreğinde kabarıyordu. Yedi yıllık serüveninin beş yılını geride bıraktığı Hogwarts'tan mezun olmadan, şatoda geçirdiği zamanın marjinal faydasını maksimumda tutmalıydı. Bu da gecelerini uyumak gibi gereksiz bir eylemle tüketmektense, kendinden öncekilerinin çoğunun keşfedemediği, bir kısmının keşfettiği, kimilerinin keşfetmeyi bile umursamadığı, rüyaları süsleyen, en eski tılsımlarla yaratılmış bu şatonun bakir kalmış yerlerini turlamalıydı -ki çoğu akşamını bu şekilde geçiriyordu. Hogwarts ona; kimsenin katamadığı bir huzuru, bilginin en eşsizleriyle donatılmış olmanın haklı bir mutluluğunu ve ruhunun en güzel yaşlarını yeşillendiren bir asiliği aşılıyordu. Yedinci senesini doldurup şatoyu belki de bir daha gelememek üzere terk ettiğinde, elinde kaç tane Beklenenin Üstünde FYBS'ı olduğundan ziyade, yedi yıllık sonu gelmez bir mutluluğun olmasını diliyordu. Ve şimdiye kadar bu mutluluğu toplamayı başarmıştı.

Günün en olmadık saatlerinde yer değiştirmeye bayılan merdivenleri kazasız belasız atlatıp Kupa Salonunu koridorun sonunda gördüğünde -aslında gördüğünü söyleyemezdi, zifiri karanlıkta el yordamıyla ilerliyor; geceleri şatoda dolaşmakla edindiği sarsılmaz tecrübesi adeta yolunu aydınlatıyordu- adrenalin yavaş yavaş pompalanmaya başladı. Sayısız gecesini İhtiyaç Odasını bulmak, Sırlar Odası efsanesini sınamak ya da dedikoduya pek meraklı tablolardan bir zamanlar bu şatoda yaşanan Lord Voldemort'a karşı olan savaşı en ince ayrıntılarına kadar dinlemekle geçirmiş; fakat hiçbir zaman gecenin sessizliğini insanlarla uğraşmaya adamamıştı. Her şeyin bir ilki vardı ve bu ilki Jadyn ile gerçekleştirmek nedenini anlayamadığı minnettarlık dolu bir tatmin katıyordu. Jadyn. Anıları zihnin bir köşesine unutulmaya terk edilmekten alıkoyan şey, anıyı kiminle paylaştığındı. Jadyn ile paylaştığı her şey belleğinin ön sıralarına parıltıyla kazılmış, hep hatırlanmaya mahkum edilmiş, bu mahkumiyet sevinçle kabul edilmişti. Bu gece her zaman yaptıkları şeylerin ötesine bir yolculuğa çıkarlarken Mirja'nın emin olduğu bir kesinlik vardı; güzel geçecekti. Jadyn ile her şey güzeldi.

Kupa Salonunun ağır kapısını, çıkmamasını dilediği bir gümbürtüyle açıp kupaların ışıltısıyla göz kamaştıran odaya girdiğinde yine erkenci olduğunu en ufak bir şaşkınlık göstermeden fark etti, farklı bir şey beklemiyordu. Jadyn'in onu saatlerce beklettiğini söylemek haksızlık olurdu fakat ufak bir bekletme payının olduğunu kabul etmek gerekirdi. Şanslıydı ki, kupa salonu hikayesi dinlenmeyi bekleyen onlarca insana ithaf edilmiş ödüllerle doluydu, tabii bunun ötesinde hak etmedikleri ödüle şans eseri kavuşmuş ödül sahipleri mevcuttu. Bu geceki hedefleri de bu doğrultuda birazcık hınzırlık barındıran, hak iddia etme gerekçesiyle gözlerini karartacak ufak bir değişiklkti. Nathaniel Winter. Kazayla yılın en iyi arayıcısı seçilen çocuk. Slytherin kupayı kaldırırken samimiyetsiz bir gülümsemeye sahip çocuğu izleyen Jadyn'in suratındaki o burukluğu gördüğü an, bu gerçekliği değiştirme yetkisini kendine tayin etmiş, üzerinden geçen dört ay bu yetkiyi planlara boğmuş, nihayet ikna edilen bir Jadyn'in planlarını başarıyla uygularlarsa edineceği mutluluğu düşünmek Mirja'nın içini ısıtmıştı. Arkadaşları için her şeyi yapar, bu yolda her şeyi mubah görürdü. Bütün bunların ötesinde ise, Jadyn'in suratına konan bir gülümsemenin anlamını kelimelerle anlatmaya mizacı yetmezdi.



____________________________________________________________________________________________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jadyn Blythe
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar






RÜTBE : V. SINIF
Patronus : Kuzgun
Karakter Yaşı : 16

MesajKonu: Geri: Zincirleme Kaza   Paz Tem. 06, 2014 4:18 pm



“Sihir Tarihi dünyanın en sıkıcı dersi olarak tarihe geçmeli kesinlikle. Ne dersin?” Yanında sadece Gri Leydi vardı, Jadyn gereksiz bir ümitle cevap bekliyordu her zamanki gibi hayaletten. Gri Leydi oturup oturmadığı belli bile olmayan sandalyede somurtup durmaya devam etti. İç geçiştiren Jadyn saçlarını arkasına atıp parşömene telaşla ödevini yazmaya başladı. Yaklaşık yarım saat sonra Mirja’yla buluşacaklardı. Mirja yine yerinde duramayıp, kupaların bulunduğu bölümde gizli bir geçit bulmuştu ve kesinlikle bunu lanet ödevi yüzünden kaçırmak istemiyordu. Çok sevgili zeki arkadaşları önceden böyle bir ödev olduğunu hatırlatmış olsaydı, dersler bittikten sonra tüm vaktini göl kenarında kütüphaneden ödünç aldığı Denizdiliyle alakalı bir kitabı okuyarak geçirmez, ödevini daha erken bitirmeye gayret ederdi.

Jadyn, diğer binadaşlarından kesinlikle farklı biriydi. Neyi ne zaman yapacağını bilip sorumluluklarının farkında olması dışında, diğerleri gibi kafayı derslerle bozmaz eğlenmesini de bilirdi. Hogwarts gibi bir okulda okuyup, bir muggledan farksız davranmak Jadyn için kabul edilebilir bir şey değildi. Elinden geldiğince tüm kulüplere katılıyor, Mirja’yla birlikte herkesin uyuyarak geçirdiği vakitleri Hogwarts’ın gizemlerini çözmek için harcıyor, bilmediği yeni şeyleri öğrenebilmek için can atıyordu. Ona dahi bir öğrenci diyemezdiniz ama kesinlikle parlak bir öğrenciydi.

Ödevini tamamlayıp, son noktasını koyduktan sonra fazla bastırdığı için nokta dışında her şeye benzeyen mürekkebe küfür edip, kuruması için parşömene üfledi, sonra alelacele parşömenini ve masanın üzerine yığdığı eşyalarını toplayıp merdivenlerden rüzgar gibi ilerleyip yatakhanesine çıktı. Kapının gıcırtısını duyunca homurdanan arkadaşlarına rahat rahat uyuyabildikleri için sitemle bakıp, sırf gıcık etmek için ses çıkaracak bir biçimde eşyalarını yatağa yığdı ve aceleyle pantolonunu değiştirip, rahat bir ayakkabı giydikten sonra arka cebine asasını yerleştirip odadan çıktı. Boş bir ifadeyle Rowena Ravenclaw’ın beyaz mermer heykeline bakan Gri Leydi’ye başıyla selam verip, odadan ayrıldı.

Asasını cebinden çıkarıp, merdivenleri görecek kadar bir ışık oluşturduğunda kulenin her tarafını işgal etmiş olan tablolar gözlerini kamaştırıp küfrettiler ve Jadyn onlara aldırmadan ses çıkarmamaya özen göstererek yavaş yavaş merdivenlerden indi. Sonunda ikinci kata geldiğinde “Nox.” diye fısıldayıp ışığını kapattı ve asasını yeniden cebine koydu. Hizmetli ikinci katta gezmeye nedense bayılıyordu, ışık yüzünden ona yakalanıp çirkin adamın gününü gün etmek istemiyordu. Koridorun sonuna doğru ilerledi ve gıcırdamamasını umarak Kupa Salonunun kapısını yavaşça itti ve Mirja’yla göz göze gelip sırıtarak içeri girdi. Ellerini göğsünün üzerinde bıkkınlıkla birleştirmiş Mirja, beklemekten harap olmuş gibi görünüyordu ama kızın kendisine kızmadan önce ödevinden yeni haberi olduğunu ve yetiştirmek zorunda kaldığını ve daha çok bekletmemek için aceleyle buraya geldiğini anlattı. “Ayrıca,” dedi gülümseyerek “Gri Leydi sizlere selamlarını sunuyor.”  

Mirja’nın ona kızmayacağını biliyordu, ne de olsa beklemeye yıllardır alışmıştı. Buluşacakları zamanlar Jadyn mutlaka yapılması gereken bir şeyleri araya sıkıştırıp geç kalırdı. Bir keresinde kızı daha fazla bekletmemek için merdivenlerden koşarak inerken dikkatsizliğine gelip, üstünden atlayıp geçmesi gereken basamağa basmış ve iki kat boyunca yuvarlanarak yere düşmüştü. Sesden rahatsız olup tablodan tabloya zıplayarak geçip hizmetlinin olduğu yere ulaşan son derece gıcık şövalye yüzünden hem kendi başını hem de Mirja’nın da başını yakıp cezaya kalmışlardı. Ama Jadyn bunları son derece olağan şeyler olarak görüyordu, buradan çıkıp mezun olduğunda neşeli anılarla ayrılacak olmasına seviniyordu. Arasından sıyrılıp geçtiği kapıyı çarpmaması için yavaş yavaş ittirerek kapadı ve kupaların arasından geçip kızın yanına yaklaştı.

“Evet? Geçidi göstermeyi düşünüyor musun yoksa benim mi bulmam gerekiyor?”




____________________________________________________________________________________________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mirja Partanen
Gryffindor
Gryffindor
avatar



RÜTBE : V. SINIF
Görevi : okul gazetesi editörü.
Patronus : uçan sincap.
Gerçek İsim : miray.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Zincirleme Kaza   Salı Tem. 08, 2014 5:52 am


Hatalardan ders almak.
Mirja hatalarından ders alamıyordu. Hiçbir buluşmada dakikliği sağlayamamış Jadyn'in geç kalacağı gerçeğini her zaman es geçiyor, bu sefer bekletmeyeceği umudunu kırmak istemeyip, tam saatinde geliyordu. Alışkanlıklar bir kez daha yapışkanlığını göstermiş, yirmi dakikadır bekleyen kız geçmek bilmeyen zamanı attığı voltalarla daha da yavaşlatıyordu. Geçen süre boyunca hiçbir zaman hatırlayamayacağı cadı ve büyücülere, hatırlanmak üzere ithaf edilmiş ne var ki unutulmaya yüz tutmuş kupaları incelemekle geçmişti. Kupaların parlaklığı gözlerini yaşartmış, hiçbir zaman ışıltıya düşkün olmayan bir cadı olarak, içi daralmıştı. Jadyn bekletme rekorunu kırmaya doğru gidiyordu. Döndüğünde hepsi birbirinden heyecanlı geç kalma hikayeleri anlatacağını bildiği büyücü, her zamanki pişkin sırıtıyla bir şekilde Mirja'nın gönlünü alacaktı. Beklediği anın anısı hiçliğe giderek yerini neşeye bırakacaktı. Fakat neşesinin sonsuz olacağını hiç sanmıyordu zira buraya gelmesi için Jadyn'i kandırmıştı. Gizli bir geçit ile ilgili yarım yamalak anlattığı hikayeyle merakı kabaran Jadyn aslında acımasızca yalan söylendiğini duyduğunda kızabilirdi, ilk kez yalan söylemişti Mirja fakat Mutlulukla sonuçlanabilecek beyaz yalanlar affedilebilirdi. Affedilmeliydi. Sonunun gelmeyeceğinden korkmaya başladığı bekleyiş, nihayet açılan kapının gıcırtısıyla sonlandı. Mirja'yı görür görmez ödevle ilgili bir hikayeyi anlatmaya koyulmuş, nazikliğin esaslarından selamlamayı tamamen unutmuştu. Yanına vardığında Mirja kollarını birleştirmiş, kendisine hiç yakışmayan bir üstten bakış sergiliyordu. Bu sergi on beş saniye sürdü. Jadyn'in neşe dolu sesi kızgınlığı imkansız kılmış, hangi ara indirdiğini hatırlamadığı kolları neşeyle sallanmaya başlamıştı. "Evet? Geçidi göstermeyi düşünüyor musun yoksa benim bulmam mı gerekiyor?" Mirja gülümsemesine engel olamadı. Zihninde olmayan geçidi arayan Jadyn'in görüntüsü canlanmıştı. İnada bindirdiği arayışı kaldırdığı her kupayla çıkmaz sokağa giriyor, gıdıkladığı her tablo ile daha da vahşileşiyordu. Bekleyişinin cezası olarak Jadyn'e geçidi kendisinin bulması gerektiğini söyleyip, komedi filmi misali izleyebilirdi fakat bunu Jadyn'e yapmaya yüreği el vermedi. Ayrıca hem geçidi aratıp hem geçit için burada olmadıklarını açıklaması acımasızlık olurdu, Mirja'ya asla kondurulamayacak bir tanımdı acımasızlık. "Hemen kızma, lütfen, geçit bulmadım, gelmen için ufacık bir yalandı."

Sözlerini sessizlik izledi. Jadyn hiçbir şey söylememişti, anın şaşkınlığını hala yaşıyor olmalıydı. En usta ressamın kaleminden çıkmış yüz hatları inanamazlıkla şekillenmişti. Yalan söylemenin alçaklığı ya da günahının tepkisi değildi bu, Mirja ilk defa yalan söylemişti. Mirja, yalan. Aynı cümleye hiç yakışmayan iki kelime. Aralarındaki mesafeyi tek adımda kapatıp kızgın kalınmaması gereken gözlerini dikti Jadyn'e. "Gerçeği söylesem gelmezdin. Yapmamız gereken ufak bir düzeltme var." Haklı olduğunu buyuran bir ses tonuyla konuşmuş, çocuğu elinden tutup çekerek salonun diğer tarafına götürmüştü. Diğer ödüllere nazaran küçük kalan snitch şeklindeki bir kupanın önünde durdular. Nathaniel Winter, dönemin en iyi arayıcısı. "Helga Hufflepuff kadar olmasam da, adil bir insanım ve haksızlığa gelemiyorum. En iyi arayıcıdan ziyade, en iyi araklayıcı ödülünü almalı, senin olana elini uzattığı için. Mirja asasını kaldırır ve Jadyn onu durduramazken her şey çok hızlı gelişti. Asasının hareketiyle mırıldandığı büyülü sözler beyaz bir ışık saçmış, kupaya isabet eden ışınlar yeniden Mirja'ya tepmişti. Büyünün etkisiyle kendini geriye doğru uçarken bulmuş, ne olduğunu anlamayan bir surat ifadesiyle yanında uçan Jadyn'i görmüştü. Sert zemine hızlı bir düşüş yaparken zekasına lanet ediyordu Mirja. Hogwarts gibi tılsımların en hasıyla yaratılmış bir şatoda kupaların üzerindeki yazıyı değiştirebileceğini düşünmek adeta salaklıktı. Buna izin vermeyecek geri tepme büyüleriyle efsunlanmış olmalıydı -ki geç fark ettiği üzere öyleydi. Bir yandan da, epeydir bir şeyleri patlatmıyordu, bu sefer patlayanın kendi zekası olması yeterince adildi. Sert düşüşle ağrıyan belini ovuşturarak ayağa kalkarken, az önce beş metre uçmamış gibi mutluydu nedensizce. Jadyn'e özür dileyen gözlerle bakarken çıkardıkları gürültü tüm şatoyu Kupa Salonuna topluyor gibiydi. Odanın kapısı gıcırdayarak açılınca yaptıklarının sorumluluğunu almak isteyen Mirja, Jadyn'i bir duvarın dibine iterek görünmesini engelledi. Kapıda beliren hademeyle maalesef ki göz göze gelince anın tecrübesizliği yerini gaddarlığa bıraktı ve zavallı adamcağıza asasını uzatarak seslendi."Dilkilit!" Hogwarts'ın en kötü yanı, çalışanların hafızasıydı. Adam Mirja'nın yüzünü en ince detaylarına kadar ezberleyecek fırsatı yakalamış, daha da kötüsü pelerinine iliştirilmiş Gryffindor armasını görmüştü. Neyse ki Jadyn'i görmemişti, onu sürüklediği bu durum için kendinden defalarca nefret ederek, dili damağına yapışan hademenin şaşkınlığını boşluk bildiler ve büyük salona açılan kapıdan, odayı terk ettiler.

Koşuyorlardı. Az önce yaşadıklarının gerçekliği henüz beyinlerine vurmamış, o anlarını kurtarmanın derdiyle tabanları yağlıyorlardı. Uzun bacakların avantajıyla Jadyn daha öndeydi, kaçışı o yönlendiriyordu. Mirja'nın asla düşünemeyeceği bir zekilikle Astronomi kulesine çıkan dik merdivenlere yöneldiler. Merdiven çıkmak en iyi Mirja ve Jadyn'in işiydi, arkalarından gelen akciğerleri zamanla küçülmüş çalışanların bu dik merdivenleri onlar kadar hızlı çıkması imkansızdı. En kritik durumlardaki karar alma yeteneğine saygıyla baktı çocuğun, dik merdivenleri eli belinde tırmanırken. Adrenalin, çıktığı her basamakla vücudunu esir alıyordu.



____________________________________________________________________________________________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jadyn Blythe
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar






RÜTBE : V. SINIF
Patronus : Kuzgun
Karakter Yaşı : 16

MesajKonu: Geri: Zincirleme Kaza   C.tesi Tem. 12, 2014 5:46 am


Dayanamadığı her halinden belli olan merak içindeki Jadyn’e, gülümsedi kız sanki çocuk onu uzun zamandır bekletmiyormuş gibi. Mirja’yı bu yüzden seviyordu, arada tartışsalar da birileri komik bir şey diyince gülmelerine engel olamıyor tartıştıkları şeyleri bir anda unutup, bir daha aynı konuyu açmıyorlardı. Belki de dünyada görebileceğiniz en iyi arkadaşlık örneğiydi onlarınki. Kız gülümsemesinin ardından "Hemen kızma, lütfen, geçit bulmadım, gelmen için ufacık bir yalandı." demişti,  madem geçit yoktu buraya neden geldiklerini merak etmişti Jadyn. Kupa salonunda yapılacak hiçbir şey düşünemiyordu, üstelik büyük büyük kupaları gördükçe sinirine hakim olamayacakmış gibi hissediyordu. "Gerçeği söylesem gelmezdin. Yapmamız gereken ufak bir düzeltme var." Gerçeği söylese neden gelip gelmeyeceğini düşündü Jadyn. Mirja’nın gözlerindeki kararlılık, onu her zamankinden daha güzel gösteriyordu. Kız,  Jadyn’in elini tutup kupa salonun diğer tarafına götürdü. Quidditch ödülleri bölümüne. Neler döndüğünü anlamıştı, Mirja’nın bu konuyu kafasına takıp da onu eğlendirecek bir şeyler bulmaya çalışması Jadyn’i  gereksiz bir utanç içinde hissettirmişti. Nathaniel Winter. Dönemin en iyi arayıcısı. Geçen senenin son Ravenclaw ve Slytherin maçında Jadyn snitchi tam yakalamak üzereyken, Nathaniel denen soğuk nevale benzeri ondan yaşça büyük olan çocuk bir anda üzerine çullanıp onun metrelerce yüksekten yere düşmesine neden olmuş ve çok kısa bir süre içerisinde snitchi yakalamayı başarmıştı. Kural ihlali gibi bir şey söz konusu olmadığı için, Ravenclaw takımı kaybetmiş ve Jadyn bunun yüzünden asla kendini affetmemişti. Takımına kazandıramadığı tek maçta böyle büyük bir yenilgi yaşamış olması, ve dönemin en iyi arayıcısı ünvanını kazanamamış olması onu derinden üzmüş ve okulun son haftalarında Mirja dışında kimseyle konuşmamıştı. Ravenclaw ortak salonunda herkesin ona baktığından şüphelenip, rahatsız oluyor ve suçluluk hissediyordu.

Önünde duran ödüle baktı, süpürgesi birkaç saniye daha hızlı gidebilmiş olsaydı ya da Nathaniel gibi zengin züppelerin kullandığı süpürgelerden birini kullanıyor olsaydı altın snitch şeklindeki ödülün altında onun ismi yazıyor olacaktı. "Helga Hufflepuff kadar olmasam da, adil bir insanım ve haksızlığa gelemiyorum. En iyi arayıcıdan ziyade, en iyi araklayıcı ödülünü almalı, senin olana elini uzattığı için."dedi birden Mirja. En iyi araklayıcı, diye düşündü Jadyn. Oyun içerisinde ne yaparsanız yapın ister topu ilk siz görün, ister ilk siz dalışa geçin, skor sonuçta snitchi elinde tutabilene gidiyordu. Buna arak denemeyeceğini düşündü ama bir yandan da Mirja’nın dediklerine sırıtmıştı, çünkü Nathaniel’in bu sözleri son derece hak ettiğini düşünüyordu. Asasını kaldıran Mirja’nın bir şeyler peşinde olduğunu anlayan Jadyn onu durdurmak, bunu haketmediğini söylemek için ağzını açmıştı ki o anda asanın ucundan çıkan ışıklar ödülden sekip büyük bir patlamayla onu geriye fırlattı. İkisinin de kafası duvara çarpmış, yüzleri kapkara olmuş ve saçları dağılmıştı. Jadyn kendini toparlamaya çalışıp dizini kendine doğru çekti ve elini saçlarının arasına koyup başının kanayıp kanamadığından emin oldu. Kanamıyordu ama acı, başının üstünden aynı anda üç yüz altmış beş bin tane karınca geçiyormuş hissi veriyordu.

Mirja’nın dahiyane fikirleri diye düşündü çocuk, her ne yapmak istiyorsa bunun aşırı kolay olacağını düşünmüş olmalıydı. Tek gözünü hafifçe aralayıp, Mirja’nın iyi olup olmadığına baktı. Mirja toparlanıp ayağa kalkınca kendisi de kalkmaya karar verdi ve kızın toz pas içindeki gülünç haliyle yaptığı özrüne bir şey olmamış gibi “Olur böyle şeyler.” dedi. Tabi böyle bir gürültü son kattaki uyuyan güzel tablosunu bile uyandırabilirdi, hizmetlinin gelmeme imkanı yok gibi bir şeydi. Kapı gıcırdayıp açılınca Mirja onu sorumluluk almak istermiş gibi duvara doğru iteledi. Jadyn’in binasına puan kazandırmak için elinden geleni yaptığını biliyor ve bu yüzden onun da cezalandırılmasını istemiyordu. Hizmetlinin adımlarını duyan Jadyn, daha sonrasında Mirja’nın asasını açılan kapıya doğru yönelttiğini ve bir saniye bile düşünmeden dilkilit büyüsü yaptığını gördü. İçinden çılgınca bağırmak istedi ama bunu yapmaması herkes için daha iyi olacaktı. Bazen Mirja’nın neden Gryffindor’a seçildiğini unutuyor gibiydi, kızın bunu hatırlatmış olmasından memnundu. Jadyn apar topar durduğu yerden kalkıp zavallı hizmetliye baktı fazla zamanları olmadıklarını düşünüp büyük salona açılan kapıyı büyüyle açtı ve Mirja’nın elini tutup kapıdan çıktılar. Sol taraflarında kalan puanların gözüktüğü kum saatlerine bakıp bu gece silinecek puanları düşünüp iç geçirdi. Öğretmenlerin oturduğu masanın üzerinden atlayıp, ellerini tekrar Mirja’nın elleriyle buluşturdu ve kız da masanın üzerinden atladıktan sonra upuzun masaların arasından koşturarak sıyrılıp büyük kapıya ulaştılar. Kapıyı açınca dışarıda birilerini görüp göremeyeceğinden asla emin olamayacaklarından ve hizmetlinin birazdan kalkıp onlara doğru geleceklerini bildikleri için başka hiçbir şansları olmadıklarını anlayıp ikisi de kapının bir kolunu tutup açtılar. “Teşekkürler Mirja.” dedi Jadyn, suratında belli belirsiz bir sırıtmayla. “Kupa salonuna çağırınca bu kadar eğlenebileceğimizi tahmin etmemiştim.” Kapı çıkabilecekleri bir aralıkta açıldığında, Jadyn fazla da gevezelik etmeyip ilerlemeleri gerektiğini fark etti ve nereye gideceğini bile bilemeden ilk merdivenleri geçip astronomi kulesinin merdivenlerine doğru yöneldiler. “Şu an ne yapacağımız hakkında tek bir fikrim bile olmadığını bil isterim, en mantıklı olanın bu olduğunu düşündüm ama oraya çıkınca da kapana kısılmış gibi kalacağımızı düşünmeye başladım.” Tüm bedeni adrenalinin kontrolüyle hareket ediyor gibiydi.  "Umarım aklına dahiyane bir fikir gelir." dedi nefes nefese merdivenleri çıkarken. Bu durumdan nasıl kurtulacaklarını gerçekten çok merak ediyordu.



____________________________________________________________________________________________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mirja Partanen
Gryffindor
Gryffindor
avatar



RÜTBE : V. SINIF
Görevi : okul gazetesi editörü.
Patronus : uçan sincap.
Gerçek İsim : miray.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Zincirleme Kaza   Salı Tem. 15, 2014 8:56 pm




Gecenin huzuru, ters tepen büyüyle ufalanmıştı. Astronomi kulesine tırmanan merdivenler, yarım saat önceki sessizliğinden mahrum kalmış, merdivenleri tırmanan iki öğrenciyi gören tablolar çığlıklarla, onları arayan Hogwarts görevlilerine yol gösteriyordu. Hogwarts'ta gözlerden ırak olmak imkansıza yakındı. Mirja, okulun her bir köşesini bildiğiyle sık sık övünse de, bilen tek kişi değildi. Ondan çok önce şatoyu sahiplenmiş ve onun ayrılışından sonra da buraya ev diyecek çalışanlar, tablolar, hayaletler ve pek çoğu mevcuttu. Jadyn'in az önce bahsettiği gibi, bir fare gibi kapana sıkışmışlardı. Astronomi kulesine tırmanmak, on altı yıllık akciğerlerin okul görevlilerinin kararmış akciğerlerine olan baskınlığından dolayı iyi bir fikir gibi görünse de, kulenin tek bir girişi vardı. Şu an çıktıkları merdiven dışında bir çıkış yoktu ve göz göre göre cezaya tırmanıyorlardı.

Jadyn.
Bronz ve maviyle kuşatılmış, Ravenclaw'dan miras zekasıyla her zaman takdir kazanmış, hiçbir zaman Mirja'nın sahip olamayacağı bir akıl ile donatılmış çocuk; Hogwarts'ın eşsiz tılsımlarıyla donatılmış bir kupa salonunda bu derece basit bir büyüyle bir değişiklik yapılamayacağını, girişimlerinin sonuçsuz kalacağını önceden biliyor olmalıydı. Ne var ki, kızı rencide etmemek için bu konuda hiçbir şey söylememişti. Tez canlılığı pek çok şeyin üstünü örten Mirja, her zamanki gibi, yaptıklarının olası sonuçlarını düşünmemişti. Beş yıllık okul hayatında başını çok kez yakan bu özelliği, hiç istemediği bir soğuk kanlılıkla, Jadyn'i de cezaya götürüyordu. İlk cezaları olacağı söylenemezdi fakat şimdiye kadar olanların en büyüğü olacaktı. Tanrı aşkına, hademeye büyü yapmışlardı. Sevginin, dostluğun, bu gibi sıkıcı duyguların her zaman öğütlendiği Hogwarts'ta böyle vahşice bir bencillik kabul edilemezdi. Yakalanmamalılardı. Mirja hademe tarafından iki saniyede teşhis edilecek olsa da, Jadyn'i bu olayın uzağında tutmalıydı. Binasına olan bağlılığını ve puan sistemine olan sadakatini biliyordu. Kaybetmek Jadyn'in işi değildi, kaybettirdiği her puan yüzünden hiç eksilmemesi gereken gülümsemesini bozuyordu. Mirja'nın ise, umurunda bile değildi Gryffindor'un puan tablosuna ne olacağı. Bu binasını sevmemesinden ya da bunun gibi bir sebepten kaynaklanmıyordu. Binalar arası rekabeti saçma buluyor, az önce değiştirmeye çalıştıkları ödül gibi ödüllerin, başarıların, Hogwarts'a kendini hatırlatan objelerin varlığının, o çok önemli sevgi gibi bağlılıkları yok ettiğini, öğrenciler arasında aşılamaz bir rekabet oluşturduğunu ve bu rekabetin binalar arası arkadaşlıkları yok ettiğini düşünüyordu. Belki o da Jadyn gibi binasını umursasa böyle bir arkadaşlıkları oluşmayabilirdi. Düşüncesi bile tüylerini ürpertti. Jadyn'siz bir Hogwarts?

Oksijen hissettikleri adrenalin kadar yoğundu. Yoğunluk nefes almalarını zorlaştırıyor, çıktıkları her basamak nefeslerini daha da kesikleştiriyordu. Sonu gelmek bilmeyen bir kabustan uyanır gibi nihayet zirveye ulaştıklarında, o gerginlikte bile huzuru hissetti Mirja. Hogwarts'ın en eşsiz manzaraya sahip kulesi, en yüksek kulesi, umurunda olmayan Astronomi dersini zevkle almasına neden olan kule. Mimarisi Mirja'nın hiç anlayamayacağı evrenlerin eksenlerini ahşaplaştırarak somutlaştırmış, meraklısına güzel bir görüntü sunmaya kendini adamıştı. Büyülenmesine engel olamasa da, arkalarından gelen koşuşturma sesleri Mirja'yı kendine getirdi ve yanındaki umutsuz Jadyn'e baktı. "Her zamanki gibi parlak bir fikrim yok. Başka çıkış yolumuz olmadığına göre yapabileceğimiz tek bir şey var." Ne olduğunu açıklamadı. Jadyn'in anladığını biliyordu. Boşluğa uzanan demirlere doğru yürüdüler, ellerini sımsıkı kenetleyerek. Jadyn'e baktı. O anın durmasını diledi. Verdiği kararların vurdumduymazlığıyla tanınırdı. Bu kararı en saçma kararı ödülüne layık görülebilirdi. Metrelerce yukarıdan boşluğa atlamak Muggle dünyasında paraşütle imkanlaştırılabilirdi fakat her şeye çözümleri olan pek bilmiş Büyücü dünyası henüz süpürgesiz uçmayı keşfedememişti. Ölüme uzanacakları bu atlayışta kullanabilecekleri tek bir silah vardı, bu seçeneği düşünmelerinin tek nedeni olan koz; Aresto Momentum. "Aresto Momentum işe yarayabilir?" Bir beyandan çok bir soruydu. Kapana sıkışmış Jadyn'in bakışları onaylar gibiydi. Ya da Mirja öyle umuyordu. Arkalarındaki sesler iyice yakınlaşmaya başlamış, bağırışların içeriğini çözmeye başlamışlardı. Ya şimdi ya hiç. Demire tırmandı Mirja, Jadyn'in elini bir saniye bile bırakmayarak. Boşta kalan eliyle asasını kavradı. Jadyn'e bir veda olmaması umuduyla sarıldı. "Şimdi!"

Atladılar.
Uzun, rüzgara baş kaldıran bir atlayış. Metrelerce yükseklikten havanın etkisiyle sürekli pozisyonları değişerek düşen, birbirlerine kenetlenmiş ellerini zemine inene kadar bırakmamaya yeminli iki çocuğun hızla yer değiştiren silueti. Düşüş tatlıydı, kanı en küçük hücrelerine kadar çekilmiş, kalp atışlarını bedeninin her yerinde hissedebiliyordu. Tanıdık bir heyecan, midesini kamıştırmış, her geçen salise daha da pusulanıyordu. Zemin yakındı. Sert, misafirperver ölümün kollarını açtığı sert zemin. Yanındaki çocuğun asasını kaldırdığını hissedince, kendi asasını doğrulttu Mirja. "Aresto Momentum!" Rüzgara karışan sesi titrekti, korkusu gözle görülecek kadar somuttu, bir yakarış gibiydi ince sesi, bir yalvarış, hayata olan bağlılığının daha uzun sürmesi dileğiyle hüzünlenmiş incecik bir ses.

Zaman yavaşladı, bedenini sarsan rüzgar artık bir yorgan kadar yumuşaktı, iki metre yükseklikteki iki beden bir balerin kadar zarifçe hareket ediyor, tılsımlanmış zamanın şevkini sürüyor, düşüşleri adeta bir dansa dönüşüyordu.




____________________________________________________________________________________________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jadyn Blythe
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar






RÜTBE : V. SINIF
Patronus : Kuzgun
Karakter Yaşı : 16

MesajKonu: Geri: Zincirleme Kaza   Çarş. Tem. 16, 2014 11:14 pm


Attığı her adımda nefesi kesilecekmiş gibi olan Jadyn, Mirja’nın elini patlatacak gibi sıkıyordu çünkü kız yorulmuş ve yavaşlamıştı. Nefes nefese kalmış, tişörtü terden üstüne yapışmış hatta saçlarından teker teker ter damlaları dökülüyordu çocuğun. Yüzündeki karaltılar geçmemiş, sanki günün simgesiymiş gibi hatırlanmak için öylece bekliyordu. Binasını seviyordu ve diğer binaların birinci olmasını kabullenemezdi, binasına kazandırdığı puanların boşa gitmesini istemiyordu bu yüzden. Ceza almak düşünebileceği en son şeydi, bu ortamdan gözükmeden kaçabilmek için her şeyi yapardı. Adımları yavaşlamaya başladı, merdivenlerin bir an önce bitmesi için dua ediyordu. Kuleye yamuk yumuk dizilmiş tabloların kimisi kulağını tıkıyor, kimisi Jadyn’i susturmak için tablodan tabloya onları takip ediyor, kimisi tehditler savurarak diğer tablolardan müdüre ulaşmaya çalışıyordu. Az önce yaptıkları kazanın etkisi tüm Hogwarts’ı ayağa kaldırmıştı zaten, bir de bu tablolar iyice karmaşa yaratıyordu. Pijamalarını giymiş bir cüce tablo değiştirip aşağıya inmeye çalışırken yere düşünce, cücenin komik sesi tüm kuleye yayıldı ve Jadyn kendini tutamayıp büyük bir kahkaha patlattı. Mirja’nın telaş içinde arkasından gelmeye çalışması, hatası yüzünden puan kaybedeceklerini bildiği için suratındaki o üzgün ifade Jadyn’i uzun bir süre güldürmeye devam etti.

Sonunda kulenin tepesine geldiklerinde ilerledi, orta kısıma yaklaştığında derin bir rahatlama ifadesi içerisinde nefesini verdi. Rahatlamış gibiydi ama bu his çok sürmemişti, merdivenden gelen sesleri duyunca Mirja’nınkine yakın bir telaşa kapıldı. Ne yapabileceklerini şu an gerçekten bilmiyordu, mantık onları ancak belli bir yere kadar taşıyabilmişti. Bundan sonra olacak her şey Mirja’ya bakıyordu. Birden kız "Aristo Momentum işe yarayabilir?" dedi. Eh, bu büyüde iyi sayılırdı. Daha iyi bir fikir bulamadıklarına göre yapabilecekleri hiçbir şey yoktu. Mirja’nın ardından demirlerden tırmandı bu arada kızın ellerini hiç bırakmamıştı, vakit kaybetmeden kuleden atladılar. Bu hayatında yaptığı en büyük çılgınlıktı. Jadyn’in şimdiye kadar Hogwarts’ta yapmadığı delilik kalmamıştı ama böyle bir şey yapabileceğini önceden hiç düşünmemişti.

Düşüşleri beklediği gibi hızlı olmamıştı, Mirja ile saçları birbirine karışırken boşta kalan eline asasını almak için vakit bulabilmişti. Hogwarts’ın en uzun kulesinden daha önce büyük ihtimalle kimsenin isteyerek yapmadığı adrenalin dolu bir atlayış. Yere yaklaştıklarını hissettiğinde Mirja’dan önce davranıp "Aristo Momentum!" diye bağırdı yer çekimine meydan okuyormuş gibi. Git gide yere düşmek için sabırsızlanıp hızlanan bedenleri, büyünün etkisiyle birden yavaşladı ve sanki boşluğun üzerinde duruyorlarmış gibi bir süre beklediler ve ardından yüzüstü yere düştüler. Acıtmamıştı, ikisinin de yaptığı büyü yeterince etkili gibi görünüyordu. Kızın elini bıraktı, yavaşça yerden kalkıp üstündeki kirleri silkti. "Sol yanağında çamur kalmış." dedi eliyle göstermeye çalışırken, sanki kızın yüzündeki tek leke oymuş gibi. "Bence çok yakıştı, artık böyle gezmelisin." Mirja pis pis baktıktan sonra ayağa kalktı ve sanki çoktan anlaşmışlar gibi sinsi sinsi ilerleyip salların bulunduğu kulübeye giden merdivenlerden aşağıya inmeye başladılar. İkisi de oraya kimsenin uğramadığını geçen sene yaşadıkları benzer bir kaçış macerasından biliyorlardı. Jadyn Astronomi kulesinde hizmetlinin neler olduğunu anlayamamış yüz ifadesini düşününce kahkahasına engel olamadı, Mirja da kaçabildiklerinden dolayı mutlu gibiydi, Jadyn'in neye güldüğünü bile anlayamadan o da ona katıldı. Hizmetlinin Mirja'yı görmesi dışında hiçbir sorun yok gibi görünüyordu, en azından şu an herkesin uykulu ve öfkeli anlarına denk gelmedikleri için seviniyordu.




____________________________________________________________________________________________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jadyn Blythe
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar






RÜTBE : V. SINIF
Patronus : Kuzgun
Karakter Yaşı : 16

MesajKonu: Geri: Zincirleme Kaza   Çarş. Tem. 16, 2014 11:25 pm

Rp Sonu!

____________________________________________________________________________________________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Zincirleme Kaza   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Zincirleme Kaza
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kupa Salonu-
Buraya geçin: