AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Bilinmezlik

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Reinard Lynn
Sihir Bakanlığı
Sihir Bakanlığı
avatar

RÜTBE : ESRAR DAİRESİ ÇALIŞANI
Patronus : tilki
Karakter Yaşı : 24
Gerçek İsim : tolgaki
Yaş : 21

MesajKonu: Bilinmezlik   Çarş. Tem. 02, 2014 4:58 pm



Bilinmezlik
Reinard Lynn & Dwayne C. Archibald
‏ ●

Wright Cafe




















____________________________________________________________________________________________________


    :::
     


En son Reinard Lynn tarafından Perş. Tem. 10, 2014 9:33 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reinard Lynn
Sihir Bakanlığı
Sihir Bakanlığı
avatar

RÜTBE : ESRAR DAİRESİ ÇALIŞANI
Patronus : tilki
Karakter Yaşı : 24
Gerçek İsim : tolgaki
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: Bilinmezlik   Çarş. Tem. 02, 2014 9:46 pm

Kayıtdışı animaguslar hakkındaki makalenizi okudum, açıkçası çok ilgimi çektiğini söyleyebilirim. Bu konu hakkında bazı sorularım olacak, eğer size de uygunsa cuma günü sabah yedide Godric’s Hollow, Wright Cafe’de sizi bekliyor olacağım. Kabul ederseniz, mektubunuzu baykuşumla gönderebilirsiniz.


-Esrar Dairesi Çalışanı, Reinard Lynn



Baykuşunun ötmesiyle uyanan Reinard, gözlerini kırpıştırarak esnedi, ve üstündeki sıkıntıdan kurtulmak istermiş gibi sıyrıldı beyaz yorganının arasından. Hafifçe doğruldu, odasından çıkıp koridorun sonundaki banyoya girdi. Kendine baktı. Sabahları kendini her zaman iyi ve dinç hissederdi ama özellikle bugün daha dinç hissediyordu. Bugün Gelecek Postası’nın editörüyle bir buluşma ayarlamıştı ve kayıtdışı animaguslar hakkında daha fazla bilgi alacaktı. Bunun için heyecanlanıyordu çünkü aylardır araştırdığı bu konu hakkında, bir kelime bile duyması araştırmasını ileriye taşıyacaktı. Musluğu açıp soğuk suyu yüzüne çarptı, yüzünü havluya sildikten sonra saçlarını düzeltip odasına geri döndü.

Saate baktı, buluşmaya henüz bir saat vardı ama o sırada kahvesini içip, gazetesini okuyabilirdi. Haki takım elbisesini giydi, özenle kravatını taktı. Yatağının yanındaki ahşap komidinin üzerinden asasını aldı, küçük bir el hareketiyle yatağını topladı ve koyu kahverengi paltosunu giyip, atkısını taktıktan sonra hızlı adımlarla aşağı inip, evden çıktı.

Wright Cafe’nin kapısını yavaşça aralayıp içeri girdi.  İçerisi fazla kalabalık değildi, çünkü bu saatlerde insanlar genellikle ailesiyle kahvaltı yapmayı tercih ediyordu. Etrafına bakınıp güzel bir yer aradı. Yerler koyu ahşap parkelerle döşenmişti ve her köşede mutlaka bir tane kitaplık vardı.  Masalar ve sandalyelerin hepsi değişik boyutlardaydı. Girişte uzun kahverengi bir koltuk varken, kafenin köşelerine doğru küçük bir masa ve yanındaki yalnız sandalye dikkat çekiyordu. Oraya oturmaya karar verdi ve emin adımlarla masaya doğru ilerledi. Otururken iki masa yanındaki garsonla göz göze geldi ve suratına gereksiz bir gülümseme kondurdu. Bir bardak kahve istedi ve yanında gazete getirmelerini rica etti. Editör gelene kadar, gazetesini rahatlıkla okuyabilirdi.

____________________________________________________________________________________________________


    :::
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dwayne C. Archibald
Sihir Basını
 Sihir Basını
avatar

Tabi ki sahibi mevcut. Kendisi dahi bunu değiştirme yetkisinde değil. Öperler. Hadi sağlıcakla. u.u

RÜTBE : GELECEK POSTASI | EDİTOR
Patronus : çizgili çakal.
Gerçek İsim : tolgabi.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Bilinmezlik   Cuma Tem. 04, 2014 8:51 pm


İzin gününde, sabahın köründe, eskimiş analog saatinin zırıltısıyla yerinden fırlayıverdiğinde neye uğradığını şaşırmıştı Dwayne. Güneş ışığı perdesinin yırtıklarından bulduğu fırsatlarla altın sarısına boyuyordu dağınık odayı. Gözlerini ovuşturdu bir süre genç adam, içindeki fazlasıyla huysuz bir parça ötmeye devam eden saati var gücüyle karşı duvara fırlatıp, biricik aşkı olan uykusuna dönebilmek için yatağa sokulmak ve yastığının sıcak ve güvenli kollarında kendini kaybetmek istiyordu ancak Dwayne söz konusu işi olduğunda sorumluluk sahibi bir insandı ve bu ayarda düşmemek onun için fazlasıyla zor olsa da tepesine sertçe vurarak saati susturdu ve randevusuna on dakika kaldığı dank edene kadar saate boş boş bakmaya devam etti. Sonraki birkaç saniye yataktan fırlayışını, çarşafına takılıp yere kapaklanışını ve önceki geceden kalma yerdeki boş bong ve alkol şişeleri yığını arasında yolunu bulup doğruluşunu içeriyordu. Dolabına ulaşıp keten bir pantolonu bacaklarına geçirmesi ve beyaz pamuklu gömleğinin üzerine yeleğini geçirmesi de yine birkaç saniyeden fazlasını almadı. Pantolonunun önünü kapatmadığını ancak cisimlenmeden hemen önce fark edebilmişti.

***

Godric’s Hallow sokaklarında ilerlerken bakanlıktaki herifin kendisine yolladığı mektubu kafasında evirip çevirdi, satırları ve satır aralarını özenle okudu. Bakanlıktan birinin yazdığı bir yazı hakkında kendisiyle konuşmak istemesinin sebeplerini çok az ihtimale bağlayabiliyordu. Sebep yazıda uygunsuz bulunan bir şey olamazdı, öyle olsa prosedürlerine ve bürokrasi adıyla hayatın gerekli bir parçası gibi gösterilmeye çalışılan zırvalara istinaden bunu gerekli ön uyarıları yaparak resmi kanallarla gündeme getirirlerdi. Bir çalışanın bunu doğrudan kişisel bir randevu eşliğinde gerçekleştirmek istemesi, kendi kişisel koşulları ya da problemleri için mantıklı olabilirdi ancak. Peki ama bu herifin öğrenmek istediği şey gerçekten neydi? Tamam, bu yazının bir sansasyon yaratacağını elbette biliyordu Dwayne, her zaman bilirdi. Ama bunun böyle birinin dikkatini çekeceğini pek düşünmemişti, şimdi ise düşünmedi şartların koşulları altında bulunmanın huzursuzluğu içinde deyimi yerindeyse kıvranıyordu. Dwayne dibini görmediği suya adım atmazdı, en azından ucunda devasa, akıl karıştırıcı bir ödül yoksa ve bu durumda kesinlikle böyle bir şey olduğunu düşünmüyordu.

Adımlarını sıklaştırdı.

Bakanlığın bağlantılarının bulunduğu mekanlar listesini taradı hızlı bir hesapla, Wright Cafe daha önce herhangi bir operasyona ev sahipliği yapmamıştı ya da bu hiç duyulmamıştı. Yine de yapılmadığından sessizce emin oldu Dwayne, yapılsa onun kulağına bir şekilde çalınırdı. Olduğunu bilmediği çok az şey olduğunu biliyordu bu hayatta ve o şeyler de zaten öğrenmeye çalışmamasının bir sonucuydu. Dwayne bir şeyi bilmek istiyorsa bilir, silmek istiyorsa silerdi.

Aslında usta bir dedektif olmak için gerekli olabilecek her bir niteliğe fazlasıyla sahipti o. Tanrı biliyor ya, parlak zekası konusunda tevazuya gerek yoktu. Ayrıca yeterince bağlantısı ve kaynağı da vardı. Pekala bu işten çok para kazanabilirdi ama o zaman da, yani adı dedektif olduğunda, bu parayı kazanmak için olmadık insanların taleplerine boyun eğmesi, olur olmaz işlerin peşine düşmesi gerekecekti ve her zaman hesap vereceği birileri olacaktı. Hadi ama, eğlence bunun neresindeydi? Dwayne öyle sessizce birilerinin köpekliğini yapacak bir insan değildi.

Gazeteciliğe başladı ve bunu yaparken çok mantıklı gerekçeleri olduğundan emindi. Gazetecilik ona sahip olduğundan fazla kaynak sunacaktı, dahası bunların peşine düşecek sağlam bir sebebi olacaktı. Bilgiye ulaşmak, bunu kamuoyunun özgür düşüncesine taşımak konusunda dilsiz bir uşak olacaktı. Sözde. Ama o bunu elbette yapmadı. O istediği ve fazlası olan bilgiyi aldı ve sadece kendisine saklamasının bir anlamı olmayacak bilgileri paylaştı. Fazlasıyla bilgin olduğunda, kırıntı kabul ettiklerin bile değerli olabiliyordu. Sonuçta şimdi o sansasyonel yazıları ile tanınan ünlü bir gazeteciydi, insanlar onunla bir bağ kurabilmek için mücadele veriyordu, kendi çıkarları için her şeyi yapabilecek gözü dönmüş koyun sürüleri! Bir yandan da istediği, eğlendiği şeyi yapıyordu Dwayne. Takip ediyordu, öğreniyordu, her gün daha gür bir inatla yükselen merakını durmadan törpülüyor, kaşıyordu. Bilgiyi kontrol ediyor, doğasından gelen güce hakim oluyordu böylece.

Kafenin kapısını aralayıp vücudundan önce kafasını uzatıp içeriye çabuk bir bakış attıktan sonra içerde bir bakanlık çalışanı olabilecek tek kişiye doğru usulca sokuldu. Gelecek Postasının o günkü sayısının ikinci sayfasındaydı. Hadi ama! Barney Theron? “O adamın köşesini okuduğuna inanamıyorum.” diye mırıldandı arkasından sokulduğu herifin boynun üzerinden. Adamın gözle görülür irkilmesini fark etmemiş gibi yapıp karşısındaki sandalyeye yerleşti. “Dikkat çekmek için her şeyi yapar o herif ama yazdıkları duygu sömürüsü ve terminolojik zırvalıklardan öte bir şey değil. Seni temin ederim, o elindeki şeyde en beş para etmez herif.” Aptal Barney ile ilgili insanları uyarmak gibi ulvi bir toplumsal görevi yerine getirmenin huzuruyla gülümsedi.

Genç adamın belirgin bir şekil verilmiş ancak uzayarak şeklini neredeyse kaybedecek sakalları vardı. Özenli bir karakterin bozulmuş günlük düzeni. Bu görüşmenin sebebi kesinlikle kişisel sebeplerdi. Bu sebepler her neyse herifin düzenini bozmuş, günlük hayatını aksatmıştı. Ve bu soruların nihayetinde kendisine yöneltilecek olması bunların araştırma gerektirecek bir şeyler olduğu izlenimini uyandırdı Dwayne’de. Bu uykusuz geçirilmiş birkaç gecenin mirası gözaltı halkalarını da açıklıyordu o halde. Araştırmayı kendisi denemişti ancak pek bir sonuca ulaşamamıştı.

Suratındaki bütün ifade takip edilemez bir ifade ile değişti. Suratına ciddi, sıkıcı, iş ifadesini yerleştirdi. “Peşinde olduğun animagus kim? Sana kazık atmış biri? Kız arkadaşın? Kardeşin? Annen? Baban?” Sesinin yükselmesine engel olamadı, ellerinin de masanın kenarlarını sıkı sıkıya kavradığını, oturduğu yerde de bir miktar yükseldiğini ancak fark etti. Tekrar yerine oturup gevşedi. “Bilgilerin değeri büyüktür.” dedi, şimdi bir Budist keşiş kadar bilge bir suratı vardı. Bu suratı en komik bulduğu suratıydı ama iş konuşurken gülmemeyi tercih etti.

Eğlenceli bir randevu olacaktı.



____________________________________________________________________________________________________



Spoiler:
 

Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reinard Lynn
Sihir Bakanlığı
Sihir Bakanlığı
avatar

RÜTBE : ESRAR DAİRESİ ÇALIŞANI
Patronus : tilki
Karakter Yaşı : 24
Gerçek İsim : tolgaki
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: Bilinmezlik   Perş. Tem. 10, 2014 7:49 pm



Tilki.
Uzun sivri kulakları, turuncu kürkü ve asla Reinard’dan ayırmadığı büyük kahverengi gözleri olan, rüya olduğunu asla kabul etmeyeceği, her pazar günü bir şekilde karşısına çıkan hayvan. Kabus olarak nitelendiremeyeceği  ama çocukluğunun tüm korkularının içinde bulunduran canlı.  Babası onları bırakıp gittiğinde Reinard çok küçüktü, o zamanları zorlukla hatırlıyordu. Ama emin olduğu bir şey vardı, tilkiyi babası gittikten sonra görmeye başlamıştı. Yıllar geçmişti artık babasını fotoğraflardan hatırlayabiliyordu. Hep derin düşüncelere dalmış gibi duran keskin mavi gözleri vardı adamın, bütün fotoğraflar arkasına atmış olduğu turuncu sarı arasında gidip gelen saçları favorilerinden muhteşem bir uyumla seyrek sakallarıyla birleşiyordu. Babasının yanına olmasını isterdi çocuk, neden gittiğini bile bilmiyordu. Onu sadece fotoğraflarda görebilmek acımasızlıktan başka bir şey değildi.

“Görmek istediğin şeyleri görüyorsun Reinard, aslında tilki falan gördüğün yok.” demişti annesi bir keresinde ona. Annesine göre Reinard’ın gördüğü her şey deli saçmasıydı, onun haklı çıkacak olmasından korkup tilkiye yaklaşmayı aklından bile geçirmemişti çocuk. Eğer tilki gerçekte yoksa onu sadece Reinard görüyorsa o da annesi gibi düşünmeye başlayacak, kendisini deli olarak görecekti. Bu en son istediği şeydi bu yüzden küçük tilkinin tüm gerçekliği olmasına izin verdi.

***

Okula başlamasından iki yıl sonra, ilgisi dağılmaya başlayıp merakını geriye bıraktığında animaguslar hakkında uzun bir yazı keşfetti. Animagusları çok daha önceden biliyordu ama gördüğü tilkinin ve babası arasındaki bağlantının bu konu hakkında olabileceğini hiç düşünmemişti. Geceleri gizlice kütüphaneye girip yasak bölmeden animaguslar hakkında daha çok bilgi öğrendi. Artık tatil günlerini camlara bakarak geçirmekten ziyade, ders çalışmakla geçirmeye başladı. Annesi artık bu konuyla ilgilenmediğini düşünüp onu normal biri olarak kabul etmişti. Reinard ise yaptığı şeylerin, söylediklerinin kimse tarafından yargılanıp aşağılanmayacağı o günü sabırla bekledi. Mezun olduğunda, notları çok iyi olmasına rağmen bir işe girmeyi reddetti. Annesiyle yaşadığı uzun bir tartışma sonrasında eşyalarını toplayıp, kimselere haber vermeden dedesinin yıllar önce yaptırdığı sahil kasabasındaki küçük bir eve yerleşti. Babasının buraya gelmiş olabileceğini düşünüyordu. Ne var ki bu ev de diğer her yer kadar ıssızdı. Araştırmacı ruhu yolunu fener misali aydınlatsa da, giriştiği diğer pek çok yol gibi, bu da çıkmazdı. Elde edemediği cevaplar şevkini kırmak yerine onu daha da hırslandırıyor, geçen zaman merakını bir pınar misali besliyordu. Kaynağına eninde sonunda ulaşacağını bildiği bir pınar.

Oturduğu masa kadar tozlanmış anıları bir bir zihnini turluyor, sık sık yaptığı gibi, bir anda cevapları edineceğini umduğu soruların akıp geçmesine izin veriyordu. Kahvesini yudumlayıp bardağı masaya geri koyduktan sonra gazetenin ilk sayfasında ilgisini çekebilecek bir şeyler aramaya koyuldu. Barney Theron adlı, oldukça samimiyetsiz biri gibi görünen bir adamın biraz sonra Reinard’ın yanına gelecek olan editör hakkında iddialı bir yazı yazmış olduğunu gördü ve süslü harflerin altındaki yazılara fazla da dikkat etmeden sayfayı çevirip merakla adamın köşesini okumaya başladı. Henüz daha yazıyı bitirmemişken arkasından birden gelen sesle irkildi. “O adamın köşesini okuduğuna inanamıyorum.” Adamın tam saatinde geleceğini biliyor olmasına rağmen gazete okurken zamanın yaklaştığını unutmuş olmalıydı, dikkatsizliğinin üstünü örtmek için yüzüne sıcak bir gülümseme kondurup adamı başıyla selamladı. Adam büyük bir rahatlıkla sandalyesine oturup sözlerine devam etti. “Dikkat çekmek için her şeyi yapar o herif ama yazdıkları duygu sömürüsü ve terminolojik zırvalıklardan öte bir şey değil. Seni temin ederim, o elindeki şeyde en beş para etmez herif.” Eh, sözlerinde haklı gibiydi. Yazıyı tam bitirmemişti ama tüm yazının adamın kıskançlıklarından dolayı oluştuğunu anlayabilmişti. Gazetesini katlayıp masanın üzerine koyarken, cevapsız kalmayı tercih etmişti. Ciddiyet, diye düşündü. Hayatta en önem verdiği şeylerden biri olabilirdi bu. Gereksiz bir şekilde hala adamın selam vermesini bekliyordu. Bu isteğini belirtmek istermiş gibi sessiz kalmıştı.

Dağınık duran ama Reinard’ın uğraşılmış olduğunu düşündüğü saçları, her hareketinizi bir bir aklına kazıyormuş hissi veren mavi gözleri  vardı adamın. Bitmek bilmez merakı mavi gözlerini parlaklaştırıyordu,  bazı yönden benzer olduklarını düşündü Reinard. Nedenini bilmiyordu, öyle hissetmişti sadece. Beyaz gömleğinin üzerine son derece şık bir yelek giymişti. Rahatına düşkün ama bir o kadar da giyimine özenen biriydi anlaşılan.  

Adam sanki ağzını kapalı tutamıyormuş gibi bir edayla “Peşinde olduğun animagus kim?” diye sordu. Direk konuya atılmıştı aceleci miydi, bu konudan bir şeyler mi koparmaya çalışıyordu anlamamıştı. Ardı arkası kesilmeyen sorularının ardından, duraksar gibi olan adam “Bilgilerin değeri büyüktür.” dedi.  Adamın son lafı, uzun cümlelerinin ardından gelen bir nokta gibi olmuştu. Cevaplama kısmının geldiğini hisseden Reinard, yakınından geçen garsona boş bardağını almasını ve aynısından iki kahve daha getirmesini rica etti. Dwayne’e ne istediğini sormaması kabalık gibi görünebilirdi ama bu Reinard’ın yeni tanıştığı insanlarda uyguladığı bir testti. Uyumlu olup olmadıklarını tartıyor, eğer kahveyi kabul etmezlerse aksi biri olduklarını düşünüp davranışlarını ona göre şekillendiriyordu.

“İkiniz de birbirinizden hoşlanmıyorsunuz sanırım.” dedi gülümseyerek,  masanın üzerindeki  gazeteyi alıp ona doğru uzatırken. “Hoş geldin.”  Son sözlerinde derin bir ima yüklüydü, taktığı konuları çabuk atlatamadığını herkesten iyi biliyordu. Gazeteye iğrenme ifadesile bakıp, aldığı gibi masaya geri bırakan adamı izledikten sonra konuşmayı devam etti. “Şunu belirtmek isterim ki peşinde olduğum bir animagus yok. Yalnızca Esrar dairesinin bile elde etmekte zorluk çektiği bilgilere bu kadar kolay nasıl ulaşabildiğini merak ediyorum. Eğer bu konuda bir açıklık getirebilirsen, karşılıklı yarar esasına bağlı kalarak  birbirimize yardımcı olabileceğimizi düşünüyorum.” Editörün dediği gibi bilgilerin değeri büyüktü, makam sahibi olmaktan ya da zengin olmaktan çok daha değerliydi. Bilgi, güç demekti.


____________________________________________________________________________________________________


    :::
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dwayne C. Archibald
Sihir Basını
 Sihir Basını
avatar

Tabi ki sahibi mevcut. Kendisi dahi bunu değiştirme yetkisinde değil. Öperler. Hadi sağlıcakla. u.u

RÜTBE : GELECEK POSTASI | EDİTOR
Patronus : çizgili çakal.
Gerçek İsim : tolgabi.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Bilinmezlik   Cuma Tem. 11, 2014 2:25 pm

Mekana giren bir çift arka taraflardaki masalardan birine yönelirken delikanlı dönüp girişin hemen yanındaki masadaki kıza baktı, kız delikanlının bakışına uzun bir karşılık verdi ardından usulca gözlerini sildi. Delikanlı yanındaki kızdan hızlı davranıp girişteki kızı görebileceği bir konumda oturdu. Yanındaki kız gülümseyerek menüye bakarken o huzursuz huzursuz kıvranıyordu. Aşk sancıları.

Pencere kenarındaki yaşlı adam kahvesinden bir yudum aldı, gözlerini dışarıdan ayırmadan fincanını usulca bıraktı geri. Yanına gelen genç garson kız gülümseyerek bir şeyler sordu, adam da olumsuz anlamda başını salladı. Bariz bir keder vardı yüzünde, kırışıklıklarına ilmek ilmek işlenmiş bir keder ve biraz da özlem belki de. Arkasını dönüp mutfağa yöneldiğinde kızın da yüzünde ufak bir burukluk vardı. Devamlı, melankolik müşteri.

Kasanın arkasındaki duvarda asılı duran otomatik oda parfümü belli belirsiz bir ıslıkla çalıştı.

Dwayne tekrar bakışlarını sabırla dinlemekte olan adama kaydırdığında yüzünü dikkatle incelemek için kendine izin verdi. Köşeli ve güçlü bir çene yapısı vardı adamın ve belirgin elmacık kemikleri. Biraz bıkkınlık vardı suratında, belli belirsiz de bir yorgunluk belki. Bakışlarının ifadesi genel olarak sakinken göz bebeğinin etrafındaki o mavi halkanın gerçekten canlı, yoğun ve güçlü olduğunu düşündü Dwayne. Muggle icadı bilgisayarların sinyal ışıklarına benzetti belli belirsiz bir anda, sanki titriyor, yanıp sönüyor, güçlenip zayıflıyordu işlem yaptığını gösterir gibi. Bu basit, ilk elden, yüzeysel inceleme ile karşısındakinin bakanlıktaki genel aptal oranının dışında kalan biri olabileceği izlenimine kapıldı. Belki de bu adamı gerçekten karşısına alıp konuşabilirdi onunla, gerçekten değerdi belki zaman ayırmaya. Belki de bu buluşma, eğlenilmek için olduğu kadar değerlendirilmek için de olmalıydı. Dwayne bu düşünceyi diğer fonksiyonlarını gerçekleştirirken arka planda bir yerlerde değerlendirmesi için beyninin bir köşesine ekledi.

Genç bakanlık çalışanın eli havaya kalktığında bakışlarını takip edip garsonla karşılaştı Dwayne. Kahvesinin tazelenmesini isterken kendisi için de aynı kahveden sipariş edişini kayıtsızlıkla seyretti. Bu basit ama alenen kasıtlı hareketi nasıl yorumlaması gerektiği üzerine hızlı bir hesap yaptı Dwayne. Hiçbir şey olmamış gibi kahveyi alabilirdi, sonra bir şey olmamış gibi devam ederlerdi belki ama o zaman Dwayne bu tanımadığı adamın kendisi üzerinde bir üstünlük kurduğu izlenimine kapılabileceğini düşündü. Kahveyi reddedebilir, duruma tepki gösterebilirdi ki bu durumda açıkça adamın üstünlük hamlesini devirmiş olurdu ancak bu da konuşmanın olduğu gibi ilerlemesine büyük ölçüde engel olacaktı ki Dwayne’nin iç güdüleri bu konuşmanın devamını bilmek istediğini söylüyordu, bir şekilde bu adamla olan diyalog zeminini korumak istedi ancak bunu kendi değerini küçültmeden yapacaktı. Daha adil bir yükseklikte olacaktı bu. Kahve siparişine sesini çıkarmadı.

“İkiniz de birbirinizden hoşlanmıyorsunuz sanırım.” derken adam, neyden bahsettiği hakkında elbette fikri vardı Dwayne’nin. Tanrı biliyordu ya,  Barney ağzını her açtığında bir saçmalıklar dökülürdü o pis, yalancı açıklıktan ve bunların ucu bazen de Dwayne’e dokunurdu. Adamın başarısını hiçbir zaman çekememiş olduğunu pekala biliyordu ve o aptallık seviyesi ile bu başarı seviyesine ancak uzaktan bakabileceği için de tek yapabildiğinin laf atmak olduğu ortadaydı. Bunun üzerinde pek durmadı Dwayne, meyve veren ağaç taşlanırdı. “Hoş geldin.” diye ekledi genç adam, üzerine batıra bastıra kelimelerin. Bu arada elindeki gazeteyi de uzatmıştı. Dwayne gazeteyi alırken belli belirsiz salladı elini ‘unut gitsin, gereksiz diyaloglar bunlar’ der gibi. Sonra gazeteyi neden alındığından bile emin olamadı, Barney’nin ne söylediği kimin umrundaydı ki? İlgi göstermeden bıraktı geri gazeteyi masaya.

“Şunu belirtmek isterim ki peşinde olduğum bir animagus yok. Yalnızca Esrar dairesinin bile elde etmekte zorluk çektiği bilgilere bu kadar kolay nasıl ulaşabildiğini merak ediyorum. Eğer bu konuda bir açıklık getirebilirsen, karşılıklı yarar esasına bağlı kalarak  birbirimize yardımcı olabileceğimizi düşünüyorum.” diye başladı söze bir kez daha adam. Dwayne her bir cümleyi birbirinden ayırıp, ayrı ayrı değerlendirip tekrar ve farklı şekillerde birleştirdi kafasında. Öncelikle, kolay ulaştığını nereden çıkarmıştı ki? Bilgi değerli bir şeydi ve her değerli şeyin bir bedeli olurdu elbette. Ayrıca, kendisinin de açıkça belirttiği gibi, bakanlık gibi güçlü yasal kaynaklara sahip bir kurumun bile ulaşmakta zorluk çektiği bilgilere ulaşımı varken, bu adam karşılıklı yarar esasına bağlı kalarak birbirine yardımcı olma anlaşmasında ortaya ne koyuyor olabilirdi ki? Dwayne bunu genç adamın bildiğinden de emin olamadı. Yine de bu sözler bir yerinde ucu açık bir anlaşmaya tekabül ediyordu ve Dwayne’in en sevdiği anlaşma türü buydu. Sınırları sevmezdi, bir sınır olması gerekiyorsa da bunu kendisi koymak isterdi.

Genç adam belli belirsiz de olsa yapmıştı hamlesini. Tehditkar bir tını yok değildi sesinde ama yine de Dwayne bu riski almaya karar verdi. Beyni birbirinin üzerine kapanmış, tırnaklarını birbirine geçirmiş dişliler gibi takip edilemez bir düzende çalışırken teklifini ortaya koyma şekli üzerinde düşündü. “Pekala, öncelikle, kaynaklarımı tanıştığım herkesle paylaşacak olsam şu an burada olmazdım.” dedi dramatik bir ifadeyle, burada olmak derken hem konum olarak hem de kariyer anlamında bahsettiğini vurgulayacak kadar duraksamıştı. “Alınmaca yok.” diye ekledi hızlıca, yüzünde hafif bir gülümseme vardı. “Ama kaynaklarımın güçlü ve stabil oldukları konusunda bir teminat getirebilirim ki sanırım ortada bir anlaşma teklifi varsa bu yeterince güçlü bir referans olacaktır. Kaynaklarıma güvenirim çünkü her biri için yeterince uğraştım. Ne diyebilirim ki? Bilgiye aç bir insanım.” diye sürdürdü, alaycılığı git gide sönerken. İstediği şeyin daha fazla bilgi olduğunu yeterince net ifade etmişti, karşısındaki adamın anlayacağından emin olamamasındandı tek endişesi sadece. Sonra aniden neşelendi, belirsiz bir sebeple, kahveleri getiren garsona kocaman bir gülümseme ile baktı, ardından kahvesinden derin bir yudum aldı. Garson başka bir istekleri olup olmadıklarını sorarken hızlı davranıp atıldı. “Şey, limonlu kekleriniz tek kelime ile olağanüstü, buraya gelip de yememiş olursam aklım kalır. İki dilim getirebilir misiniz?” Arada bir yerde hızlıca genç adama dönüp ‘yersin değil mi’ gibi onay bekler bir bakış attı ama karşılığını almayı beklemeden garsona döndü. “İki dilim evet, teşekkürler.” Garson giderken kahvesinden bir yudum daha aldı. Bu adamla olan diyalog zeminini koruyacaktı ancak bunu kendi değerini küçültmeden yapacaktı. Daha adil bir yükseklikte olacaktı bu.

____________________________________________________________________________________________________



Spoiler:
 

Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reinard Lynn
Sihir Bakanlığı
Sihir Bakanlığı
avatar

RÜTBE : ESRAR DAİRESİ ÇALIŞANI
Patronus : tilki
Karakter Yaşı : 24
Gerçek İsim : tolgaki
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: Bilinmezlik   Çarş. Tem. 16, 2014 2:56 am


Adamın gözleri yaşanan hiçbir şeyi kaçırmamak gibi fır dönüyor, en ufak ayrıntıları bile hafızaya kazımak adına izliyor gibiydi. Etrafı gözleyip duran mavi gözler ona çevrildiğinde Reinard kahvesinden bir yudum alıp adamı dinlemeye koyuldu. “Pekala, öncelikle, kaynaklarımı tanıştığım herkesle paylaşacak olsam şu an burada olmazdım.” demişti adam, kelimelerindeki vurgusu yerli yerindeydi. “Alınmaca yok.”

Reinard herhangi birisi değildi, asla da olmamıştı. Adamın burada olmasının nedenini Reinard’ı bilen herkes anlayabilirdi. Esrar dairesi, diye düşündü adam. Çoğu insanın tahmin bile edemeyeceği  çeşitli konularla ilgileniyorlardı ve bu konulardan herhangi biri bir şekilde basına sızarsa gazetelere ilk sayfadan çıkacak bir haber oluşuyordu. Haber niteliği bu kadar yüksek olan bir konuyu, Dwayne gibi en ince ayrıntıyı bile kaçırmayan birinin başkasına bırakabileceğini düşünemezdiniz. Şu an burada olmazdım, diye düşündü Reinard. Eğer adam babasını ona bir adım bile yaklaştıramayacaksa, burada olmazdı. En büyük zaafıydı belki de bu adamın, babasından bir iz bulabilmek için yapamayacağı şey yoktu. Kahvesini masaya bırakıp, eskimeye başlamış ama büyüyle temizlenmiş gibi duran ahşap masaya baktı. Adamın göz ucuyla bakıp, haberi gördüğü gibi bıraktığı gazetenin baş sayfasındaki fotoğraftaki biri hareketini sürekli tekrarlıyor, zincirlerinden kurtulmaya çalışıyordu. Babasının yaşıyor olduğunu ümit ettiği için onun da sonunu böyle görebilecek olmaktan çok korkuyordu. Gerçi onu hiç görmemek, hiç ulaşamamak da daha kötü olacaktı. Kısacası babası hakkında hiçbir şeyin sonu iyi bitmiyordu, gazeteye bakmaktan vazgeçip adamın gözlerine bakmaya devam etti.

“Ama kaynaklarımın güçlü ve stabil oldukları konusunda bir teminat getirebilirim ki sanırım ortada bir anlaşma teklifi varsa bu yeterince güçlü bir referans olacaktır. Kaynaklarıma güvenirim çünkü her biri için yeterince uğraştım. Ne diyebilirim ki? Bilgiye aç bir insanım.” Bilgileri bulması pek de kolay olmamış gibi yeterince uğraştığını belirtmişti, gözleri adamın gözlerine dikkatle bakarken. Açık bırakmıştı. Bilgiye aç bir insanım. Reinard'ın bulunduğu makamda bilgiden fazla hiçbir şey yoktu. Az önce bahsettiği tam da buydu adamın, yardımlaşarak birbirlerine yarar sağlamış olacaklardı. Kendisini büyük bir oyunda gibi hissediyordu adam, sanki kartlar özenle üst üste dizilmiş de yapacağı en ufak hatada bütün kartlar yerle bir olacak, bütün uğraşları boşuna gidecekti. Sözcüklerini özenle seçiyor, duruşuna dikkat ediyordu. Adamın sözcüklerini kafasında bir bir tartıyor, içindeki gizli manaları çözüyor ve sonra kendi cümlesinde kullanabileceği en uygun kelimeleri seçerek özenle konuşuyordu. Hatta duruşuna, bakışına bile dikkat ediyordu Reinard. Bu büyük bir oyundu ve dik durmayıp kararlılığını göstermekten çekinenler oyunu daha iyi oynayanlara yem oluyordu. Dwayne yanlarından geçen garsona seslenip, iki limonlu kek siparişi verdi. Sonrasında Reinard'ın onaylayıp onaylamadığını görmek için bir bakış attı. Limonlu keke itiraz etmeyip, gülümseyerek adama baktı. Dwayne sınavı geçmişti, basit bir adam olmadığını Reinard'a çoktan kanıtlamıştı. Karşısında nerede nasıl davranmasını bilen, kartları nasıl oynayacağını çok iyi bilen bir adam duruyordu. İkisi de birbirlerine bir konuşmada güvenemeyeceklerini iyi biliyordu ama Reinard, riskli oynadı ve kart evinin en önemli kartını koymak için konuşmasına başladı. Bu günün sonunda ya kartları yerle bir olacak, ya da bütün parçaları tamamlamış olacaktı.

"Merakımı giderdiğiniz için teşekkürler, aradığım yanıtları bulabildiğimi düşünüyorum. Bilgiye aç bir insan olduğunuzu söylediniz, size tekrar belirtme ihtiyacı duyarak Esrar Dairesi'nde çalıştığımı hatırlatayım. Belki bu sefer ne demek istediğimi anlarsınız." Duraksadı, cümlesinin yeterince anlaşılır olduğunundan emin olmak istiyordu, bir şeyler ekleme ihtiyacı duyarak sözlerine devam etti.

"Önceki düşüncemi tekrar gözden geçirmenizi istiyorum, Bay Chad Archibald."

Karşılıklı yarar esası.

Ormanın içinde saklanan tilkiyi bulabilmek için, öncelikle çakallarla anlaşmalı, kurtların sofrasından geçmeli ve hiçbir zaman akbabalara güçsüz olduğunu hissettirmemeliydi. Görünüşe bakılırsa ilk adımı tamamlıyordu. Reinard bu yolda bir çok yara alabilir harap düşebilirdi ama asla yolundan vazgeçmeyecekti. Bu işin sonunu görecek ve bir şekilde merakını gidermeyi başaracaktı.

____________________________________________________________________________________________________


    :::
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dwayne C. Archibald
Sihir Basını
 Sihir Basını
avatar

Tabi ki sahibi mevcut. Kendisi dahi bunu değiştirme yetkisinde değil. Öperler. Hadi sağlıcakla. u.u

RÜTBE : GELECEK POSTASI | EDİTOR
Patronus : çizgili çakal.
Gerçek İsim : tolgabi.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Bilinmezlik   Salı Tem. 22, 2014 1:55 am


Dwayne’nin beyni alışık olduğu gibi ince ince düşünüp hesaplayabildiği bütün olasılıkları bir bir, özenle dizdi önündeki masaya, ardından geri çekilip bakabildiği en geniş perspektiften baktı hepsine.

Durum bir; Reinard Lynn aslında tamamen bakanlık adına oradaydı, Dwayne’den bilgi almak istiyordu. Tanrı bilir ya, bu ilk sefer de olmazdı. Bu durumda genç adam bir bahane ile Dwayne’i tutuklatabilirdi ama işini görecek miktarda bilgi vermemişti deneyimli büyücü, elindekilerle buna kalkışamazdı. Elbette bir seherbaz ekibini evini yoklamak için göndermiş olabilirdi, evden bilgi bulma olasılıkları vardı evet her ne kadar Dwayne bilgileri korumak konusunda da en az onları edinmek kadar usta biri olsa da, yine de bir şeyler çıkarabilirlerdi. Ama evi aramak için de yine de şüphelenecek kadar, ortaya bir suçlama atacak kadar ve bu suçlamayı destekleyecek kadar bilgiye ihtiyaçları vardı. Buna sahip değillerdi, en azından şimdilik.

Durum iki; Reinard Lynn bakanlık adına buradaydı ama kendisi bunun farkında değildi. Kişisel çıkar ve amaçlarının peşine düşmüş tecrübesiz bir büyücüydü ve başka çalışanlara niyetini açık etmiş yahut şüphelerini çekmişti. Şimdi o burada kendi kişisel sebepleri için uğraşırken bakanlıktan başka çalışanlar da bu toplantıyı dışarıdan bir yerden takip ediyor, bilgi toplamaya çalışıyordu. Belki de bu randevudan sonra sıkıştırırlardı Bay Lynn’i, neler öğrenebildiğine dair sorgu ya da sihirsel zorlama yöntemleri ile bilgi alırlardı. Bu da bakanlığın daha önce yapmadığı bir şey olmazdı ama Dwayne sezgi ve gözlemlerine de güvenen bir insandı yöntemlerine olduğu kadar ve bu adamla ilgili bu kadar deneyimsiz olmadığına dair güçlü çıkarımları vardı.

Durum üç, genç büyücü gerçekten kişisel bir problemi için Dwayne ile anlaşabileceğini, bilgi koparabileceğini düşünüyordu ama bunu kurnazlık ederek, kendisi karşılığında bir bilgi vermeden yapmaya çalışacaktı. Eh, bu olasılık içlerinde en zayıf olandı, Dwayne elbette yaş tahtaya basacak bir yeniyetme değildi. O her zaman verdiği bilgiden fazlasını alırdı, aksi olsa olduğu kişi olmayı nasıl sürdürebilirdi ki?

Son durum ise gerçekten genç büyücünün kişisel sebepleri ve bu sebepler için harcayabileceği bilgi ve kaynaklarının olmasıydı, nitekim bakanlığın adını kullanmaktan çekinmeden Dwayne gibi bir adamın kapısına gelmesi de bu kişisel sebeplerin güçlü sebepler olması demekti belli ki, öyleyse elbette elindeki bilgileri kullanacaktı. Yine de Dwayne karşısındaki adamın genç görünüşüne de, elini bu kadar açık oynamasına da kanmaması gerektiğini biliyordu. Sırtının dikliğinden, kollarını masaya yerleştirişinden, duygu ve düşüncelerini kontrol altında tutabildiğinin alenen bir kanıtı olan ritmik göz kırpışlarından, düzenli soluklarından, ifadesiz bakışlarından pekala kontrollü biri olduğunu anlayabiliyordu ve bu yüzden onu hafife almayacak, yanılgıya düşmeyecekti. Karşısında nasıl biri olabileceğinin farkındaydı, öyleyse ona göre açacaktı o da elini, ona göre isteyecek, ona göre verecek, her şeyi ona göre şekillendirecekti. Nihayet ortak bir diyalog zeminindelerdi, bu noktadan sonra, biçimin genç adamın kalıplarına göre verilmesi ile ilgili bir sorunu yoktu Dwayne’nin.

"Merakımı giderdiğiniz için teşekkürler, aradığım yanıtları bulabildiğimi düşünüyorum. Bilgiye aç bir insan olduğunuzu söylediniz, size tekrar belirtme ihtiyacı duyarak Esrar Dairesi'nde çalıştığımı hatırlatayım. Belki bu sefer ne demek istediğimi anlarsınız." dedi genç adam Dwayne’nin de en yakın hissettiği olasılığı destekler gibi. Her bir kelimesi ayrı ayrı teşvik, istek, tahrik kokuyordu. Bir müddet duraksadı genç büyücü, kelimeleri demlendi bu boşlukta, aromaları biraz daha yoğunlaştı. Dwayne biraz daha değerlendirme ve tadını çıkarma fırsatı buldu. "Önceki düşüncemi tekrar gözden geçirmenizi istiyorum, Bay Chad Archibald." diye devam etti ardından. Dwayne genç adamın bu alenen yol göstericiliğinde, tabi ki, en sevdiği ve başarılı olduğu ilişki biçimine hazırdı. Esrar Dairesi’nin doğrudan içinden gelebilecek bütün o sırları, dedikoduları, gerçekleri ve gerçek yalanları düşündü ve bu his onda öylesine bir tatmin, öylesine bir zevk olarak kabardı ki ki, Dwayne bu noktadan sonra, ne kadar tehlikeli de olsa, kör adımlar da atmaya hazırdı; ötesini berisini çok düşünmeden, gözünü, kulaklarını, algılarını kapatıp parmaklarının ucunda bu leziz kokuyu takip edebilirdi. Ne yapabilirdi ki? Bilgiye aç bir insandı.

“İşlerimi gözden geçirmek için insanlar var ofisimde. Bu tekrar gözden geçirme olayı çok benlik bir şey değil, hele de üzerinden zaman geçince, fena halde sıkılıyorum. Teklifinizi de daha sonra düşüneceğimi pek sanmıyorum, asistanlarım da burada olmadığına göre sanırım bir an önce cevap versem güzel olacak.” Bu sırada garson elinde limonlu keklerle araya girdiğinde Dwayne hızlı bir gülümseme ile garsonu selamladı, limonlu kekini önüne çekiverip kocaman bir parçayı ağzına götürdü. “Anlaşma falan, kafanızdaki her ne ise dinlemeye hazırım.”


____________________________________________________________________________________________________



Spoiler:
 

Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reinard Lynn
Sihir Bakanlığı
Sihir Bakanlığı
avatar

RÜTBE : ESRAR DAİRESİ ÇALIŞANI
Patronus : tilki
Karakter Yaşı : 24
Gerçek İsim : tolgaki
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: Bilinmezlik   Çarş. Ağus. 20, 2014 1:25 pm



“İşlerimi gözden geçirmek için insanlar var ofisimde. Bu tekrar gözden geçirme olayı çok benlik bir şey değil, hele de üzerinden zaman geçince, fena halde sıkılıyorum. Teklifinizi de daha sonra düşüneceğimi pek sanmıyorum, asistanlarım da burada olmadığına göre sanırım bir an önce cevap versem güzel olacak. Anlaşma falan, kafanızdaki her ne ise dinlemeye hazırım.”

Bilinmezlik. İşe yaramıştı. Merak insana en büyük düşman ya da en büyük dost olabiliyordu. Şimdilik kapıları ardına kadar açan iyi bir dost olduğu düşünülebilirdi.

Kafasındaki her şeyi anlatmaya başladı Reinard, Esrar Dairesi'nde başlayan yönetim sorunundan, bakanlıkta çalışıyor olabileceği düşünülen mortecalidlerden, bakanlıktan istifa edip gözden kaybolan kişilerden ve tabii ki de son olarak kayıtdışı animaguslardan. Babasının animagus olduğundan bahsetmemişti, Dwayne'in bunu kişisel bir sorunu olarak görmesini istemiyordu, kayıtdışı animagusları özel sorundan çok genel bir sorunmuş gibi aktarmıştı. Durmadan anlatmaya devam etti. Sırf Dwayne'in ona yardım edebileceğini düşündüğü için, ona birkaç haber niteliği taşıyan konudan da bahsetmişti.

Sözleri bittiğinde çatalı eline alıp önündeki limonlu kekten bir parça alıp ağzına götürdü. Artık gizlerin yavaş yavaş kaybolacağını biliyordu. Sonunda yıllardır peşinde olduğu şeye ulaşabilecekti. Adama baktı, belki de bu yardımlaşma sonrasında büyük bir arkadaşlık ortaya çıkabilirdi.

"Teşekkür ederim." dedi limonlu kekini bitirdiğinde. "Anlaşabildiğimiz için mutluyum."

____________________________________________________________________________________________________


    :::
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reinard Lynn
Sihir Bakanlığı
Sihir Bakanlığı
avatar

RÜTBE : ESRAR DAİRESİ ÇALIŞANI
Patronus : tilki
Karakter Yaşı : 24
Gerçek İsim : tolgaki
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: Bilinmezlik   Çarş. Ağus. 20, 2014 1:26 pm

-RP SONU-

____________________________________________________________________________________________________


    :::
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Bilinmezlik   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bilinmezlik
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Wright Cafe-
Buraya geçin: