AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Özgürlüğe Atılan Adımlar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Merciel Desjardins
Kurtadam
 Kurtadam
avatar

Sulananı banlıyormuşlar.
~Bir dost.

Gerçek İsim : Tolgabi.

MesajKonu: Özgürlüğe Atılan Adımlar   Salı Tem. 01, 2014 10:01 pm




Özgürlüge Atılan Adımlar


Merciel Desjardins & Dina Benoit


____________________________________________________________________________________________________
.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Merciel Desjardins
Kurtadam
 Kurtadam
avatar

Sulananı banlıyormuşlar.
~Bir dost.

Gerçek İsim : Tolgabi.

MesajKonu: Geri: Özgürlüğe Atılan Adımlar   Salı Tem. 01, 2014 10:03 pm

Tek parmağına taktığı haki ceketini omuzunun üzerinden arkaya sarkıtıp kendini dışarı attığında, üzerine yapışıp kalmış boğulma duygusunun yakalarından aşağı kayıp, ciğerlerine biraz daha özgürlük tanıdığı hissine kapıldı. Sanki evden dışarı attığı bu tek adımla, onu sıkıştıran, soluğunu kesen, hırpalayan her şeyden onlarca adım uzaklaşmıştı. Bu mesafe onda öyle büyük bir coşkuyu tetikledi ki, birbirinin ardından attığı her bir adım biraz daha hızlı, biraz daha emin hale geldi. Hızlı adımlar ona biraz daha mesafe ifade etti ki bu daha fazla coşku demekti. Kendi kendini besleyen, sonsuz bir döngüydü artık bu. Nereye kadar gideceğini daha da önemlisi gidebileceğini bilmeden yürümeye devam etti. Koordinatların anlamsızca mekan adlarına bölünüşünü, etiketlerin kanıksanışını, varlıklarının kattiyeti yanılgısını hiç mi hiç umursamadan yürüdü. Bir yerden sonra daha özgür hissedecekse, onu o yerden, o sınırdan alıkoyabilecek herhangi bir şeye müsaade etmeyecekti. Bu varoluşunun bir parçasıydı, bu onu o yapardı. Bu yüzden durmadı en çok. Kim olduğunu hatırlamaya ihtiyaç duyduğu için. Soluk almak kadar önemliydi bu, acildi.

[Çift şeritli geniş caddenin kaldırımında yürüyen bir adam. Etrafında hareketlilikten dolayı bulanık çıkmış onlarca insan bedeni. “Özgürlüğe Atılan Adımlar” - Yashica FX-3 / 35-70 mm, Kodak 200]

Üç blok sonra adımları yavaşlamaya nihayet başladığında, özgürlük duygusu yerini biraz da kaybolmuşlukla paylaştı. Bu bir anlığına netleşen kafasında neye tutsak, neye doğru özgür olduğunu sorguladı Merciel. Bu bir arayışsa, neyi araması gerektiğini bilmesi gerekmiyor muydu? Gerçi kaçtığı şeyin sevdiği kadın oluşu üzerine fazla düşünmek istemiyordu. Aslında hiç düşünmek istemiyordu ama bu düşünce, bu mücadele öyle kolayca kapı dışarı edilebilecek bir şey de değildi. Bir şekilde, yaşanan bir şeyler, yaşanmayan bir şeyler onları bulundukları noktaya getirdikten sonra, bulundukları noktayı inkar etmek de hiçbir şeyi çözmeyecekti. Evet, Valerie’yi çok seviyordu, onunla birlikte olmak, kendi kimliğini bile defalarca yok saymak pahasına onu düşünmek onun için kolay olmuştu. Ama bu, aralarında olanlar, ona ait olmak olgusuna yaklaştığında, işte o zaman durup düşünmek zorunda hissetti Merciel. Bu tanımdan nefret etti. O, sürüklenmeyi, savrulmayı, gerekirse kaybolmayı ama sonunda bambaşka yerler, bambaşka Merciel’ler bulmayı seviyordu. Bu tür bağ onu gerçek anlamda bağlayacaktı, bu açıktı. Bir kez böyle bir şeyin içine girdiğinde bu seni olabileceklerden, olabilecek senlerden sonsuza dek uzak tutardı. Bunu bile bile, çok daha mükemmel olasılıkları görmezden gelmek nasıl mantıklı olabilirdi ki? Daha iyi olmasa bile, daha başkayı aramak neden suç oluyordu? Bunları sorgulayarak yürüdü Merciel sokaklarda, Bangshot’ı görüp aniden durana kadar. Birkaç bardak sert bir içkinin o an ihtiyaç duyduğu şey olduğunu anladığında kapıyı itip içeri girmek kolaydı. Birbirine değmemesi mümkün olmayacak kadar yakın insan kalabalığının arasından güçlükle sıyrılıp bar taburelerine yönelmeden önce yakasını özenle düzeltti.

“Bir…” diye söze başladı ama barmaidle göz göze geldikten sonra gözlerini kısıp kendini taburesine bıraktı. “…bilmiyorum, şaşırt beni.”  diye tamamladı cümlesini. Sürprizler, bilinmeyenler hayatının sinir bozucu bir süredir parçası değildi. Birazcık gizem, yenilik, tazelik, bütün sorunlarını çözecekti. Biliyordu.

____________________________________________________________________________________________________
.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dina Benoit
Kurtkadın
 Kurtkadın
avatar

RÜTBE : BANGSHOT | BARMAID
Gerçek İsim : Hmm..hmm

MesajKonu: Geri: Özgürlüğe Atılan Adımlar   Salı Tem. 01, 2014 10:43 pm

Kristal bardağın incecik kenarı üzerinde yarı ıslak bezi kaçıncı defa gezdirdiğini bilmiyor, düşünmüyordu güzel kadın. Dünyanın bir başka yerinde, bambaşka bir hikayeyi, çok başka bir zamanda yaşıyordu o anda. Bir zamanlar bulunduğu okulun tanıdık çimleri üzerinde, burnunda toprak kokusu, uzanmaktaydı öylece. Güneş ışığı göz kapaklarının ardından, yarı dost yarı düşman ilerlemeye çalışıyordu. Yanı başında o zamanlar çok sevdiği bir genç kadın uzanmaktaydı. Elea… Belki de yılların ona hediye ettiği tek dost. Onu da almışlardı zaten. Hem de kopkoyu, tutarsız ve neresinden tutulsa parçalanan bir hikaye ile… Yalnızca ukala bir adamın hayatla dahi dalga geçen ukala bakışlarının arasında darmadağın olmaları, o gün düşünseler kendilerinden nefret etmelerine sebep olacak bir şeydi. Gel gör ki, bir noktadan sonra kalp denilen şeyin beyinden çok daha güçlü, tutkuların tüm alevlerden daha yakıcı olabildiğini öğrenmişti Dina. Şimdi kalkıp da, kendisine bir rahibenin rolünü oynasa ne olacaktı? Yarın Kelid aynasının önüne geçse, Elea’yı değil, nefret ettiği o adamı görecekti işte. Dünya üzerinde ne varsa sizi zayıflatmak adına, değerli oluyordu işte. Birey olmanın temel problemi buydu. Sonunu bile bile tehlikenin göbeğine koşmaktı bu. Ve Dina’ya göre sevmemek zordu, sevmekten. Aşka direnmek, akıntıya karşı gelmek demekti. Oysa bırakılmak doğasında vardı insanın, bırakılmak ve akıntıda delicesine sürüklenmek, kılını bile kıpırdatmadan…

Teslimiyet. Ne büyük kelimeydi, ne ağır… Üzerine hiçbir kelime gelip oturamıyordu, o denli başına buyruk o denli idare edilemez. Dina bütün bu harflerden nasıl korkuyor ve onu alıp nasıl hayatının ortasına yerleştiriyordu. Bulunduğu yeri, üzerindeki önlüğü ve kıyafetleri, kulağına gelen müziği kabullenmişti artık. Yaşıyordu. Yalnızca yaşamak için yaşıyordu. Bir amacı yoktu, bir hedefi ya da bir umudu ise hiç yoktu. Yalnızca, gözlerinin önüne arada bir dünün masalları olmasa daha iyi olabilirdi. Daha mutlu değil elbette, yalnızca daha iyi. Daha mutsuz olmamak için mutsuzlukla yetinin bir kadındı o. Hepsi bu… Hepsi bu, diye tekrar etti zihni. Bu nasılda küçültüyordu varlığını. Hiçbir şey olmaya doğmuştu sanki, yerde sürünen solucan dahi yaşam döngüsünde değerliydi ondan. Elinin sertleştiğini hissetmemişti Dina. Bardak parçalandı. Avucunun içinde derince bir sızı hissederek kısa acı dolu bir ses çıkardı. Şimdi kendisiyle ilgilenilmek şöyle dursun bardak için azarlanacaktı. Bardak bile daha değerliydi… İşte mesele bu, diye düşündü.

Bar masasının üzerinde içkileri usta hareketler ile doldurarak müşterilere uzatıyor, masanın üzerinden kaydırıyordu. Bunu o kadar otomatik ve o denli ifadesiz yapıyordu ki yalnızca servis için şekillendirilmiş bir robota benziyordu. Sabahki bardağın izi bandaj ile sarılmıştı sadece bir engel yaratmıyor, umursanmıyordu. Ederi maaşından giden bir içki parasıydı. Ha bir içki az ha bir içki fazla diye düşünerek, servise hazırladığı kokteylden bir yudum aldı. Tadını sevmediği bir karışımdı bu ancak çalışırken otlanmayı seviyordu. Arkasını döndü ve bekleyen müşteriye uzattı. Adam elbette teşekkürsüz aldı bardağı. Bütün geceler bu kabalıkta geçiyordu işte. Teşekkür eden birini duysa şaşıracaktı. Birkaç içki daha hazırladı. Birkaç şarkı daha çaldı acemi grup sahnede. Birkaç anı belirmesine izin verilmeden itelendi Dina’nın zihninde.

Sert hatlı, mavi gözlü ve oldukça uzun boylu adam Dina’nın yarası hafifçe kanamaya başladığında girdi bara, gelip önüne oturdu. Yoğun bir geceydi ancak o geldiğinde nasıl olduysa, bar donmuştu bir süreliğine kimse içki istemedi. Ve derin mavi gözleri ile bir süre bakıştı Dina. O gözler kısıldı ve bir an oradaki insanlardan farklı olduğunu düşündü Dina. Başka türlü bir dünyanın olabileceği ihtimalini düşündü. Sonra adam ağzını açtı, “Bir… Bilmiyorum, şaşırt beni.” ve Dina anladı dünya bu kadarlık bir yer işte… Yine de, bakışlarını adamınkinden çekebildiği an, kokteyli hazırlamaya başladı sorgusuz. Neyi seviyorsa onu koymuştu içine, adama vermeden önce birkaç yudumunu götürdü bu yüzden. Belki de bu kabalığına karşı bir intikam şekliydi hepsi bu. Döndü ve içkiyi adama uzattı tekrar, gözlerine bir kez daha bakmış oldu. Ve bir an duraksadı kadın, yine aynı hisse kapılmıştı. O alaycı sesi bir kenara bıraktı bu yüzden. Adama yaklaştı ve yaklaştı bar tezgâhının üzerinden. Müziğin gürültüsünden kurtulmaya çalışıyordu. Sonunda kulağına normal bir sesle;

“Neyin var senin?” dedi buraya ait değilsin ve ben bunu biliyorum…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Merciel Desjardins
Kurtadam
 Kurtadam
avatar

Sulananı banlıyormuşlar.
~Bir dost.

Gerçek İsim : Tolgabi.

MesajKonu: Geri: Özgürlüğe Atılan Adımlar   Cuma Tem. 04, 2014 5:36 pm

Merciel’in içmek için genelde barları tercih etmiyor oluşunun en temel sebebi kesinlikle bu derisinin altına kadar işleyen vuruşları ile etrafında dönüp duran kontrolsüz müzikti ancak o gece bundan o kadar da rahatsız değildi genç adam yahut henüz olmamıştı. Bunun sebebinin tuhaf hırçınlığı her tavrından sızan barmaid olma ihtimali olma ihtimali üzerinde çok durmadı. O gün bir şekilde bunu dert edemeyecek kadar sıkıntılıydı belki o kadar.

Valerie ile tanıştıkları ilk zamanları düşündü içkisinin hazırlanmasını beklerken. Bir barda, yine, karşılamıştı onunla, neden barda olduğunu hatırlamıyordu ama onunla karşılaştığında nasıl hissettiğini hatırlıyordu. Gençti, enerjikti, güzeldi Valerie ve Merciel onun damarlarındaki coşkuya ışığın etrafına üşüşen kelebekler gibi çekilivermişti. Bunu onu yenilemiş, beslemiş, güçlendirmişti sanki. Bu kaynağı sevdi. Geceyi hem stüdyo hem de ev olarak kullandığı mekanda devam ettirmişlerdi ve fotoğraf çekmek için harcadığı zamandan fazlasını yatakta geçirmişlerdi. Merciel genç kadının güzelliğini, canlılığını her ayrıntısına kadar, bütün çıplaklığı ile defalarca ve defalarca yansıtmıştı objektifinden; her bir ayrıntısını ayrı ve bütününü ayrı olarak sevmişti. Sonra Merciel’e taşındı Valerie, bu işleri bir çok açıdan başkalaştırdı, bazı şeylerin çoğaldığını gördü genç adam ve bu bazıları için iyi bazıları için kötü etkilerle birlikte geldi. Daha çok zamanı paylaşmaktan mutluydu, bu genç kadına tutkundu ve onun etrafında olmasını seviyordu, budan ilham alıyordu konusu o olmadığı zamanlarda bile. Ama fiziksel mesafeyi kapatmış olan Valerie bunun dışında kalan tüm mesafeleride, gerekli olsun ya da olmasın, yok saydı sanki. Bir şekilde Merciel’in hayatının da daha derinine indi ve oradan bu hayata müdahale etme hakkı da buldu kendinde. Meseleyi sevişmekten ve fotoğraf çekmekten fazla olarak hissediyordu zaten genç adam da ancak hayatına gelen bu ani müdahale hakkını öyle kolayca kabullenemedi. Valerie Merciel’i her anlamda fazlasıyla sahipleniyordu, zamanla onun başka modellerle çalışmasını kıskanmaya ve zaman zaman ileri giderek bu çalışmalara engel olmaya başlamıştı. Olaylar başka kıskançlıklara ve kavgalara evrildiğinde Merciel bunu daha fazla devam ettiremeyeceğini anladı. Genç kadına hala tutkuyla bağlıydı ve onunla bağını koparmak, hayatından tamamen atmak istemiyordu ama bir şekilde biraz mesafeye, kişisel, özgür bir alana ihtiyacı vardı. Birbirlerinin yaşam alanlarını sıkıştırarak birbirlerini kışkırtmaktan başka bir şey yapmıyorlardı.

Bir karar vermişti, beraber yaşamaya bir son vermelilerdi. Bu kararı vermek de o kadar kolay sayılmazdı ancak bundan daha zoru varsa o da bunu Valerie ile paylaşmaktı, günlerdir bunun bir yolunu bulamamıştı genç adam.

Sorunlar sanki kendi üzerine doğru büyüyor, genişliyor, üzerine çöküyordu ve onlar arttıkça boğulma duygusu da yüksek bir ivmeyle artıyordu. Buna artık bir an önce son vermesi gerekiyordu, farkındaydı.

Barmaid içkisini masada hafifçe kaydırdığında düşüncelerin içinden hızla savrulup gerçekliğe döndü Merciel. Genç kadın gözlerinin tam içine bakıyordu, doğrudan, olduğu gibi, yoğun bakışlardı bunlar. Anlamlarını çok kestiremedi ama bunun o kadar da önemli olmadığını fark etti, yorumlamaya gayret ettiği kısa anın ardından. Genç kadın masanın üzerinden eğilip kulağına yaklaştığında ve “Neyin var senin?” diye sorduğunda, nefesinin kulağını ısıtarak dalgalanışını hissetti. Kelimelerin dokusu, sesinin tınısı bir şekilde derisinin altına nüfuz etti ve aşağılara doğru süzüldü sanki. Müzik etraflarında dolanmaya devam ediyordu.

“Kayboldum.” diye mırıldandı aynı şekilde, genç kadının kulağına. Orada, teninin en fazla birkaç santim uzağında bir an için kalakaldı, ardından devam etti. “Yol gösterilmeye ihtiyacım var.” dedi fısıldamaya yakın bir şekilde ama o kadar yakılardı ki, bunu duyduğundan emindi. Sonra usulca geri çekilip tekrar yerine yerleşti. “Sanırım bu içkiyi senin de sevdiğini düşünmek çok da yanlış olmaz.” Aldığı yudumu görmüştü ve genç kadının bunu bilmesinde bir sakınca görmedi. “Ve bir kadeh de benim sana ısmarlamamı sorun etmeyeceğini umuyorum.” dedi, duyulabilir en kısık sesle. Bakışlarını genç kadının bakışlarından ayırmadı, belki de ayıramadı. Bu kadında kayda değer, keşfedilmeye değer bir şeyler olduğunu hissetti bir şekilde. Gizemlerin peşinden gitmeyi severdi. “Merciel.” dedi, net bir şekilde, kadehinden bir yudum alırken. Müzik etraflarında dolanmaya devam ediyordu.


____________________________________________________________________________________________________
.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Özgürlüğe Atılan Adımlar   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Özgürlüğe Atılan Adımlar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Adımlar(İçedönük-ruha)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Bagshot Barı-
Buraya geçin: