AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 once upon a time

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cathazel Roulin
Cadı
Cadı
avatar



RÜTBE : RESSAM
Özel Yeteneği : Görücü
Patronus : margay.
Karakter Yaşı : yirmi üç.
Gerçek İsim : miray.
Yaş : 23

MesajKonu: once upon a time   Ptsi Mart 03, 2014 10:16 pm

Bulutların ardına gizlenmiş güneş, tüm gün hissettiremediği varlığını batarken hissettiriyordu.
Londra'nın çarpık binalarının ardından süzülen kızıl ışınlar, birikmiş yağmur damlalarına nahoş bir ışıltı kazandırıyordu. Sudan yansıyan ışınla sulanan gözlerini kıstı genç cadı. Güneşle aurası hiçbir zaman uyuşmamıştı. Yaşam sevinci kadar kararmış bir dünyada yaşamayı dilerdi. Kim bilir, altı ay güneş görmeden yaşayabileceği kutuplara gidebilirdi. Gözleri gibi soğuk bir hava, ruhu kadar yalnız bir yer. Keşke gidebilseydim, diye düşündü içinde bir yerlerde hala yaşayan küçük kız. Yapmak istedikleriyle yapabileceklerinin oluşturduğu tezatlar dünyasına yıllar önce adımını atmıştı; hayat denen gladyatörle kazanamayacağına emin olduğu bir savaşa çok genç yaşında tutuşmuş, unutulamayacak bir yenilgiyle, hayata dair bütün umutlarını bıraktığı arenadan yaşlanmış bir kadın olarak ayrılmıştı. Belki'leri keşke'lere dönüşmüş, nereden başlayacağını bilmediği bir labirentin içinde kaybolmuştu. Hayattan beklentilerine kavuşmak bir buluta karışıp kaybolmuş, hayatın ona sunduklarıyla yetinir olmuştu. Yalnızlık girdabıyla şekillenmiş hayatı kendi kontrolünden çıkmıştı. Çoğunun en büyük hediye diye nitelendirebilecekleri görü yeteneği gün be gün lanete dönüşmüştü. Benliğinin kumandasına sahipti görücülüğü. Cathazel şehirden birkaç gün uzaklaşmak istese, bu mümkün müydü? Hayır. En olmadık zamanlarda, en olmadık yerlerde kendini kehanetin yosunlanmış kollarına bırakıyor, had safhada bir baş ağrısı ve önünde onlarca çizimle uyanıyordu. Bunun olmasını istemediği her an, daha şiddetle gerçekleşiyordu. Neticede Cathazel önemsiz bir piyondu, trans halindeyken aldığı görüleri çizimleriyle hayata geçiriyor ve transtan her uyanışında binlere ayrılmış ruhunun büyük parçaları geride kalıyordu. Önemsiz piyon görevini tamamladığı zaman feda edilmeye mahkumdu. Bedeni tüm bunlara daha ne kadar dayanabilirdi, bilmiyordu. Yukarıda eğer bir tanrı varsa, Cathazel'in hayatını sit-com niyetine izliyor olmalıydı. Küçük bir piyon olabilirdi Cathazel fakat kendisiyle adeta dalga geçen tanrının hükümlerini yanına bırakamazdı. İşte bu yüzden en hassas denge üzerine inşa edilmiş kadere karşı çıkmaya başlamıştı. Ölümlerini günler öncesinden öngördüğü pek önemsiz birçok insanın ölümünü, kaderin kesin buyruklarına baş kaldırarak engellemeye çalışmakla geçmişti gençliği. Ölmesi gereken ölmeliydi. Her ölümle birlikte yeni bir hayat filizlenirdi. Fakat Cathazel, bütün bu hurafelerden kendini soyutlayıp, Azraille dans etmeye başlamıştı. Kan dondurucu ölümlere yürüyen, vakti artık gelmiş insanlara yaşanılabilecek uzun yıllar vermek uğruna, kendi yıllarını feda etmişti. Aldığı her yeni görü, kurtarılacak yeni bir can, engellenecek yeni bir kader anlamına gelmeye başladığı gün, kahinler için bile normal sayılamayacak muskalarla çevrilmiş gibiydi. Olması gerekenden kat be kat fazla görü alıyor, aldığı her yeni görü bir öncekini hiç edecek izler bırakıyordu. Bedenini bu savaşa kurban vermişti Cathazel, artık dönüşü yoktu. Yirmi bir yaşın tazeliğinden yoksun yüzünde boy boy yıpranmışlık çizgileri oluşmuştu. Yemek yemesi gerektiğini hatırlaması için, açlıktan bayılması gerekiyordu. Uyku... Ah o tatlı uyku... Ne kadar uzun zamandır üç saatten fazla uyuyamadığını hesaplayacak kadar matematiği yoktu.

Kalabalık meydana bakan bankın üzerinde sigarasının son nefesini ciğerlerine doldururken adeta tüm hayatı gözlerinin önünden geçmiş, şimdiki zamana dönebilmek için epey uğraş göstermesi gerekmişti. Hayatı son yıllarda hep böyleydi; ruhu ile bedeni çok farklı diyarlarda dolaşıyordu. İkisini bir arada tutabilmek, problemlerle çevrelenmiş hayatına hiç ihtiyacı olmadığı bir başka güçlük ekliyordu. Bir meleğin hatası sonucu acınası derecede yanlış çizilmiş kaderine milyonlarca küfürü saydırıp, etrafındaki turist topluluğundan ayıplayan bakışlar alarak saatlerce oturduğu banktan kalktı Cathazel. Günleri bir yerlerde transa girmeyi bekleyerek geçiyordu. Bugün ise bilincinin kapanmasının kendi isteği doğrultusunda olmasını arzuluyordu. Ufak bir değişiklik yaparak, bir kere olsun kukla Cathazel'i kontrol eden ipleri, kendisi yere atmak istiyordu. Bir kere olsun Tanrı tarafından kullanılmayı değil, kullanılmaya açık bir beden bırakmayı diliyordu. Bu yüzden yeni çağın en iyi ilacında buldu çareyi, kör kütük sarhoş olmak.

Cathazel'in Tanrı kadar yalnız olmasından dolayı, sarhoş olmak bile yalnız yapabileceği bir eylemdi. Genellikle yalnızlık kokan evinde şarap şişelerinin ardında kaybolurdu. İnsanların içine çıkmak hayatta yapabileceği son şeylerden biriydi. Fakat son birkaç gündür kehanetin rahatsız edici karanlığına çekilmemenin verdiği rahatlık ona birkaç kokteyli hak ettiğini fısıldıyordu. Trafalgar Meydan'ına paralel uzanan Victoria Caddesine girdiği anda gözüne çarpan tabelanın önünde durdu. Ross Mary. Hafif bir eğimle kıvrılarak uzanan caddeye baktı. Altın sarısı yazıyla belirginleştirilmiş küçük restorandan daha iyi seçenekleri olduğu aşikardı fakat daha fazla dolaşmak istemiyordu. Poposu için rahat bir sandalye ve soğuk bir içki, Cathazel'in hiçbir zaman güzelleşmeyecek gününü bir parça renklendirecekti, bunu ertelemeye hiç ihtiyacı yoktu. Ahşap kapıyı itip, Londra'nın soğuğundan hiç eser taşımayan küçük restorana girdiği anda kulağına çalınan Jazz, başka bir yere gitmediğine memnun etti. Yoldan geçen insanları izleyebileceği, pek çok sayıda havada mucizevi bir biçimde asılı lambanın altında konumlanmış masaya oturdu. Sihir. Dükkanın aurasına işlemişti adeta. Gittiği her yerde sihri bulabiliyordu. İster gerçek sihir olsun, ister Muggle teknolojiyle havada asılı kalmış lambalar... Uzun süredir hareket etmeyen dudakları, hüzünlü bir mutlulukla kıvrıldı, garson kız/sahibe -her kimse artık- yanınna gelip siparişini alırken. "Bir bardak Bloody Mary alabilir miyim?" dedi sahip olduğuna inanamadığı, rahat bir ses tonuyla.

____________________________________________________________________________________________________



Tolga I love you
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastasia N. Ross
Serbest Meslek
Serbest Meslek
avatar

Acı, bu hayatın gerçeği ve insanlar bunu hissetmeli.

RÜTBE : ROSS MARY | SAHİP
Karakter Yaşı : 28
Gerçek İsim : Zeynep

MesajKonu: Geri: once upon a time   Salı Mart 04, 2014 11:30 am


Keyifli dakikalar dilerim ve iyi uykular efendim…” Önüne konulan içkiyi yudumladıktan sonra duyduğun veya duyduğunu sandığın bu sözcüklerle birlikte düştüğünü hissediyorsun. Bu gerçek mi, yoksa sadece bir hayal mi? Algıların zayıflamış, duyumsadığın her şeye bir belirsizlik hâkim olmuş. Bir büyünün etkisi altında olabilirsin veya belki, sadece yorgunluktan bayıldın ve rüya görüyorsun. Belki de bunlar tamamen bir halüsinasyon.

Ayaklarının altında zemini hissettiğinde bile karanlık dağılmıyor. Güçlü bir rüzgâr arkandan esmeye başlıyor, ağaç yapraklarının hışırtısını ve zaman zaman da kırılan bir dalın çıkarttığı sesi duyabilirsin. Tüm bunların arasında, belli belirsiz olarak bir ses daha duyuluyor. Vahşi bir hayvanın hırıltılarını andıran bu ses, kim bilir, belki de kuvvetli rüzgârın bir oyunundan başka bir şey değildir. Veya belki de, rüzgârın kaynağı da bu sestir. Kesin olan yegâne şey mutlak bir karanlığın içerisinde olduğun ve asanın da yanında olmadığı. Garip, yanına almamış mıydın oysa?


____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
once upon a time
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Sadece Arkadaştık (13. bölüm geldi)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ross Mary-
Buraya geçin: