AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Gıcık

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Jonathan Mitchell
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek İsim : Tolga1.

MesajKonu: Gıcık   Ptsi Ocak 20, 2014 11:31 pm

Seherbaz Bürosu
14 Kasım 2014
15:00

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jonathan Mitchell
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek İsim : Tolga1.

MesajKonu: Geri: Gıcık   Ptsi Ocak 20, 2014 11:46 pm




One way, or another, I’m gonna win you…

Parmakları müzik çaların ses düğmesine hızla saldırıp, olabildiğince yükseltti müziğin sesini.  Şarkının ritmi kulaklıklarından bedenine, parmaklarından maun masaya akarken, Jonathan Mitchell, büroda çalışmakta olduğunu unutup kendini bütünüyle müziğe kaptırdı. Aslında bu durum o kadar da önemli sayılmazdı, yani kendini kaptırması, insanların hakkında ne düşündüğü kimin umrundaydı ki? Hem, bir ihbar sayesinde büroda kendini rezil edeceği kimse de kalmamıştı zaten, sakin az zamanından biri olarak Jonathan seve seve bu anı değerlendirecekti. Keyifle sallamaya başladı kafasını, masanın üzerine uzattığı ayakları bir sağa bir sola sallanıyordu müzikle.

Harrow Weald’deki kimliği belirsiz saldırılara dair olan dosya masanın üzerinde ona göz kırptığında, bir an için, kulaklığı çıkarıp işine devam etmesi gerektiğini hatırladı. Aslında herkes ihbara koşarken Jonathan’ın büroda kalmasını sağlayan da bu dosyaydı ama Jonathan daha zamanı olduğunu bililiyordu, hem o aptal dosyaya da ihtiyacı yoktu davayı çözmek için. Kendine biraz daha zaman verdikten sonra zaten olay yerine gider, gerekli ipuçları ilk elden toplardı. Seherbazlığı, işi dosya hazırlamak olan, masasında oturduğu yerde eskimiş insanlardan öğrenecek değildi sonuçta. Jonathan pekala bu işi kolaylıkla çözecekti, bu onun ilk kimliği belirsiz saldırı vakası değildi.

Arkasından gelen güçlü öksürük sesini kulaklarındaki müziğe rağmen duyduğunda, dürtüsel bir panikle ayaklarını indirip dosyayı önüne çekti. Çok sonra, kulaklığı çıkarıp arkasına bakmak geldi aklına. “Sen miydin? Korkuttun.”

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Adalaide O'Connor
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek İsim : Tutku

MesajKonu: Geri: Gıcık   Salı Ocak 21, 2014 1:13 am


Her zamanki günlerden biriydi.  Büroda yine o gereksiz işleri yapıyordu. Dosyalarla uğraşmaktan gına gelmişti genç kadına. Halbuki küçükken ona anlatılan seherbazlar hiç böyle işler yapmıyordu. Onlar kötü adamları yakalayıp onları bir güzel pataklıyordu. Hep onlar gibi olacağını hayal ederek seherbaz olmak istemişti. Ama şimdi bir sürü kağıtla ilgilenmek zorundaydı. Dosya hazırlamak gereksiz belgelerle uğraşmak ona göre değildi. Biraz eğlence istiyordu. Birazcık… Çok fazla değil aslında.
 
Parmaklarını saçlarından geçirirken adımlarını hızlandırdı. Ne kadar hızlı olursa o kadar çabuk biterdi işi. Zaten sabah giydiği kalem eteği ve beyaz gömleği kendini sekreter gibi hissettiriyordu Laide’e. Bir de buranın havası boğuyordu onu.  Masasına sert bir şekilde dosyayı atarken sinirlenmişti. Nefret ediyordu masa başı işinden. Defolup gitmek istiyordu bu yerden. İç geçirirken masasının üstündeki dağınıklığa baktı. Annesi onu görmüş olsa karşısına geçer kafasını iki yana sallardı. Ona bir çift söz söyledikten sonra muhtemelen bir hafta boyunca surat asardı. Yetişkin olmanın en iyi taraflarından biri annesinin azarını çekmemekti.

Her ne kadar azar da yemese bu masayı toplaması gerekiyordu.  Dağınıklığın içinden bir kalem buldu hızlıca. Dalgalı saçlarını rastgele bir topuz yapıp kalemle tutturdu. Dosyaları toparlamaya başladı oflayarak.

Eğer gözünün ucunda bir kıpırdanma olmasaydı dosyalarını toparlayıp düzenli ve uslu bir kız olacaktı. Cidden. Yarın toplayacaktı. Ya da ondan sonraki gün… Gerçekten toplayacaktı. Gözlerini devirdi genç kadın. Neden kendini kandırıyordu ki? Asla o çok düzenli ve uslu tiplerden olmayacaktı. Kıpırdanmaya gözlerini dikip baktığında gördüğü kişiyle dudakları kıvrıldı genç kadının.

Kendini müziğe kaptırmış meslektaşına doğru giderken biraz eğleneceğini mırıldanıyordu kendine. Bu adamla uğraşmak onun için büyük bir zevkti. Aynı zamanda  da güçlü bir rakipti. Laflarına karşılık verebiliyor ve çoğu erkeğin yaptığının aksine inatla karşı gelebiliyordu Laide’e.  Onunla bu sıkıcı ofis daha eğlenceli oluyordu genç kadın için.

Ritimle hareket eden masanın üstündeki ayaklara baktı Adalaide ve yüzüne  çarpık bir gülümseme kondurdu. Yüksek sesli öksürdüğünde masadan hızla indi ayaklar. Önündeki adamın paniklediğini hissettiğinde yüzündeki gülümseme daha yayıldı.  Ah gerçekten eğlenceliydi.

“Sen miydin? Korkuttun.”

Gözlerini kısıp alaylı bir özür ifadesiyle baktı karşısındakine.

“Belli oluyor, Jonathan. Gıcık tuttu da. Kusura bakma. ”

Bakışlarıyla ona sinir olmuş adamın ayaklarını işaret edip sesine sadece Jonathan’ın anlayabileceği bir alay koyduktan sonra “Devam et. Bölmeyeyim ben seni.” dedi Adalaide.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jonathan Mitchell
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek İsim : Tolga1.

MesajKonu: Geri: Gıcık   Çarş. Ocak 22, 2014 6:34 pm



Arkasını dönmesiyle karşısında bulduğu surat var olan bütün olumlu ruh halini hızla süpürürken, genç adam, bıkkınlığının omuzlarını düşürmesine izin vermekten kendini alamadı. Kendini iyi hissettiği her anda böyle bir sahne yaşamak zorundalardı sanki, bu bir evren kanunuydu, bu evrenin Jonathan’ı dengeleme biçimiydi belli ki. Ne zaman işler yolunda gitse, bir şekilde Adalaide dibinde bitiveriyordu ve her şeyi mahvediyordu. Bu cadıyı ne zaman görse Jonathan’ın içini kaplayan rahatsızlık hissi hiç de boşuna değildi.

Sarı, iri dalgaları başının arkasında gelişi güzel toplanmış saçları, biçimli çenesine rağmen, belki de surat ifadesi yüzünden, sevimli görünmekten son derece uzak yüze baktı büyücü. Bazen insanlara istediği duyguyu beslemekte güçlük çekerdi, istediği kadar öfkelenemezdi mesela ya da değer veremezdi tahmin ettiği kadar. Bunun sebebi insanları yeteri kadar ciddiye almaması olabilirdi belki. Duygularını yeterince ciddiye almıyor olabilirdi ya da. Sebebi ya da altında yatan düşünceler her ne olursa olsun, bir şekilde, olmazdı işte. Ama söz konusu bu cadı olduğunda, tanrı aşkına, Jonathan öfkenin bütün düşüncelerine iflah olmaz bir leke gibi yapıştığını, hatta bununla kalmayıp bütünüyle kapladığını hissedebiliyordu. Bu kadın, onun öfkeden çıldırmasını değil, öfkeyle güçlenmesini sağlayacak kadar çıldırtıyordu onu. Bu Jonathan için üst bir duygusal seviye sayılırdı çünkü duygulara da insanlara da yeterince değer vermeyen bir adam için öfkeden kontrolsüz tepkiler vermek kolay bir kaçamak olurdu. Bunun yerine, yeterince öfkelenen bir Jonathan, bundan güç alır ve normalde olduğundan çok daha tehlikeli bir hal alırdı. Şimdi, bu itici kadına karşı, bütün silahlarını çevirmek onun için çok kolay ve olası bir dönüşümdü tam da bu yüzden.

“Belli oluyor, Jonathan. Gıcık tuttu da. Kusura bakma. ” dedi kadın, ses tonunu da en az surat ifadesi kadar itici yansıtmayı olağanüstü bir şekilde başararak. Dudakları belli belirsiz aşağı doğru kıvrıldı ve kaşları alnına doğru kavislendi. Bu Jonathan’ın bugüne kadar gördüğü amacından en uzak masumiyet ifadesiydi.  “Devam et. Bölmeyeyim ben seni.” diye devam etti. Sesindeki her bir ton, her bir hareketlenme büyücü üzerinde ayrı bir ürpermeye sebep olurken, adam, kadının sesinin bile zehirli olduğuna yemin edebilirdi. Kinayesini tamamen görmezden gelmeyi başardı Jonathan. Kadına zafer mutluluğu tattırmak onunla ilgili istedikleri arasında hiç yer tutmazken, beklediği türden bir tepki vererek bu noktaya yaklaşmayacaktı.

“Elbette devam edeceğim.” derken yüzüne en kendinden emin ifadelerinden birini taktı. Koltuğunda arkasına yaslandı, rahat bir pozisyon aldı ama kulaklığını takıp tekrar önüne de dönmedi, böyle yaparsa diyalogdan kaçıyor gibi görünecekti ki bu kadının eline böyle bir koz vermek yapılmaması gereken bir hata olurdu. Bunun yerine gözlerini doğrudan kadının gözlerine dikti. “Sen ne yapıyorsun bu arada, yani…” odanın diğer tarafındaki masasına şöyle bir göz attı. “… o kadar işin varken seni büroda dolaşmaya ve yersiz tavırlarda bulunmaya iten rahatlığın kaynağı nedir acaba.” Yüzüne kocaman, samimiyetsiz bir gülümseme yerleştirdi. Kendi masasında tek bir fazlalığın bile bulunmaması, masasında duran dosyanın da isimsiz olduğundan ve cadının mıntıkasının dışında kaldığı için kadının bu dosyadan haberinin olmadığından emin olması sırtını dayayabileceği büyük bir gerçeklikti. Bundan güç aldı ve kadının gözlerine bakmaya devam etti. Kadın iflah olmaz bir gıcık olabilirdi ama Jonathan da sınıfın sevimli ve uslu çocuğu sayılmazdı.





____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Gıcık   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Gıcık
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Seherbaz Bürosu-
Buraya geçin: