AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 en güzel hikayem

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cosette Favreau
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 18
Gerçek İsim : Kıvılcım.

MesajKonu: en güzel hikayem   Salı Şub. 19, 2013 10:07 pm


nathaniel winter & cosette favreau

____________________________________________________________________________________________________

~ drink up one more time and I'll make you mine.

unhappy cosette is unhappy:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cosette Favreau
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 18
Gerçek İsim : Kıvılcım.

MesajKonu: Geri: en güzel hikayem   Salı Şub. 19, 2013 10:44 pm




slytherin ortak salonu
dört gün önce

Nathaniel Winter.

Cosette bir türlü genç adamın kendi sefil hayatında başına gelen en kötü şey olduğu fikrinden kurtulamıyordu. Yavaşça dağınık kuzguni saçlarla çevrelenmiş uğursuz başını kaldırdı, yorgun gözlerini karşısında oturan Nathaniel’a çevirdi. Elinde tüy kalem vardı. Burnundan alıp verdiği nefeslerle rengi griye çalan kalemin tüyleri hafif bir esintiye kapılıyordu. Doğruyu söylemek gerekirse kalem yakışmamıştı genç adamın eline, üzerindeki okul forması da öyle. Farkında olmadan gülümsedi Cosette. Bir an Nathaniel bakışlarını önündeki parşömenden kaldırınca bu gülümsemeyi yakaladı ve genç kıza karşılık verdi. Cosette ise başını eğdi, dibine kadar yediği şekilsiz tırnaklarına baktı ve kendi düşünceleri tarafından kemirilirken sağ işaret parmağını dudağına yaklaştırıp dişiyle soyulmuş derileri koparmaya başladı. Nathaniel’ın bundan hoşlanmadığını biliyordu ama Cosette’in ona vereceği cevap belliydi; hoşlanmak zorunda değildi ama katlanmak zorundaydı, tıpkı Cosette’in katlandığı, kanıksadığı, rıza ile boyun eğdiği gibi. Ani bir öfke-nefret karışımı ile canının yanması bir oldu. Cosette parmağını ağzından çekti ve kanamak üzere olan yaraya baktı. Büyük bir parça deriyi sıyırmıştı ve kendi kendine bunun için bile Nathaniel’ı suçlayışı ölesiye travmatikti. Genç kız tüm hataları için Nathaniel’i günah keçisi seçmişti. Bir yanı sürekli ondan uzaklaşmak istiyordu bu yüzden. Kaçması gereken akıllı Cosette orada ölü yatıyordu adeta. O gece Nathaniel ellerini ellerinin arasına aldığı an öldürmüştü onu. Şimdiki Cosette belli ki hastaydı, tedavisi olmayan, kendi mide bulandırıcı sıcaklığı ile ısınmış yatağında ölüme terk edilmiş adeta. Muhtemelen o hastalık da Nathaniel Winter’dı. Ağır yakalanmıştı ve zor geçiriyordu. Baş ağrısı hissederek tüy kalemini elinden bıraktı. Ders çalışmıyorlardı, güya ödev yapıyorlardı. Oysa tek yapmaya çalıştıkları birbirleriyle belirli bir yakınlıkta olmaya çalışmaktı. Hem kaçmak, hem de yaklaşmak için bahane uyduruyorlardı. Yorucu olmaya, ikisini de tüketmeye başlamıştı karşılıklı hisleri. Sadece... Düşünmeyi bıraktı, adeta pes etti. Şakaklarını sıvazladı ağır ağır, neredeyse acı vererek. Ardından her zamanki gibi o ses yankılandı aklında bu sefer yumuşacık, acı vermeyen bir perdeden.

Cosette…
Öldür beni.


Sonra Cosette bir an gördüğü şeyi algılamayı bıraktı ve hastalığının çaresi döküldü dudaklarından. “Ben… Gitmek istiyorum. Hiçbir zamana, hiçbir mekana ya da hiçbir insana ait olmamak, asla geri dönmemek için. Sen... Ama sen... Geride kal isterdim, ben sana iyi gelmiyorum.” Gözlerinden kapkara, adeta karşısındaki adamı soluksuz bırakacak kadar tutkulu bir bakış geçti. “Ama sensiz tek bir adım atmaya cesaretim yok.”


ihtiyaç odası
gece yarısı


Hayatı boyunca verdiği en sağlıklı karar buydu, Cosette gurur duyuyordu. Her insan gibi hayatı öğrenmek için dünyaya gelmiş ve hayatı öğrenmişti de. Oysa öğrendiği hayatın içinde yaşamayı becerememişti bir türlü. Hayatta kalması için gereken önsezileri geliştirememiş, kendisi için doğru olan kararları tayin edememişti. Sevmesi gereken insanlardan nefret etmiş, nefret etmesi gereken insanları ise… Gülümsedi. Artık önemli değildi, hayatı boyunca kaçtığı her gerçekle yüz yüze duruyordu o gece. Bu yüzden zihninin gerisinde hapsettiği birkaç düşüncenin öne doğru süzülmesine izin verdi. Cosette burnunun ucunda annesinin o tanıdık parfümünün kokusunu aldı. Sigarasından son bir nefes çekti ve yere attı ardından. Ağır botuyla söndürmeden önce gözleri izmaritin ucunda parlayan o cılız kıvılcıma daldı. Ne gördüğünden emin olduğu söylenemezdi. Gözlerini kapattı. Kızı en düşük beklentilerini bile karşılayamamış, karısı kazandığı tüm parayı poker masalarında ya da erkeklerin altında harcamaktan vazgeçmemiş şanssız bir adam belirdi zihnindeki karanlıkta. Babasının dertlerinden bir tanesini eksilteceği için memnundu Cosette. Artık aile ziyaretine gittiği zaman kızının yokluğunu açıklamak zorunda kalmayacaktı adam. Daha da doğrusu; bir kızı olduğunu unutmaya çabalamayacaktı her gece uyumadan hemen önce. Cosette onu kendi sorumluluğundan azlediyordu. Yine de küçük bir kızın içinde ektiği o öfke tohumlarını gözyaşları ile büyütmesine izin verdiği için Cosette babasına karşı hayal kırıklığı ile doluydu. Sadece daha fazla sevilmek istemişti, daha az yargılanmak. Kendi hatalarını yapmak istemişti ama kendi hatalarına terk edilmişti. Sonra asla istemediği bir yalnızlık takip etmişti çoğu günü. Akrep ve yelkovan değil de... Sanki bazı saatler daha fazla yalnızlıktı.

İhtiyaç odasındaydı. Bir köşeye bıraktığı asasından yükselen ışıkta adeta bir hayaleti andırıyordu. Oturduğu kadife koltuğun karşısında bir kadife koltuk daha vardı boş olan, iki kadife koltuk arasında ise alçak bir masa. Her şeyi hazırlamıştı Cosette. İçi dolu iki şırınga. İki kauçuk boru. İnanılmaz bir arzu duydu Nathaniel’ı beklememek için. Masaya uzanmak, kauçuk boruyu üst koluna sıkıca dolayıp sıkmak ve damarlarının kabarmasını sabırla, işkence çekerek beklemek. Ardından iğnenin soğuk ucunu derisinin altında hissetmek, zerk etmek. Sonrası acı, en sonu huzur… Yine de gitmeden önce Cosette kendisine de Nathaniel’a da acı çektirmek istemişti sebepsiz yere. Şırıngadaki sıvının içine karıştırdığı iksirin bir iki damlası vücutlarını hassaslaştırıp damarlarında akan tek damla kanın acısını bile hissetmelerine sebep olacaktı. Düşündükçe bunun için heyecanlandığını fark etti genç kız. Dudaklarının üzerinde birikmiş teri yaladı, karanlığı küt küt atan kalbinin sesi doldururken gözlerini kapıya çevirdi ve bekledi. İhtiyaç odasının önünde beklerken ‘Sadece benim ve Nathaniel’in açabileceği bir kapı,’ diye düşünmüştü. Gerisini büyü halletmişti zaten. Karanlığa ve odanın nerdeyse bomboş oluşuna minnettardı. Daha da fazla bekledi. Kendi içinde. O koltukta oturabilmek için her dakika daha da fazla ikna etti kendini. Açıp çıkamayacağı bir kapı, o güne kadar bir bir suratına kapatılmış her kapıyı temsil eden. En büyük korkusu, en büyük zayıflığı.

Kapı ufak bir ışık huzmesi ve şekilli bir gölge eşliğinde açıldı ardından. Şekil kapıyı geri kapatıp ışığı dışarı hapsettiğinde Cosette gülümsedi. Zihninde hayatına dair beslediği her korkuyu sildi attı. Sadece bir an karşısındaki adamı nasıl bu denli sevebildiğini düşünerek son bir defa korktu, ölesiye. Hayati organlarını bir bir kendi elleriyle kesip bedenini ölüme terk etmek gibiydi. Tüm güzelliklere göz kapatıp, korkulara ve siyaha boyalı bir geleceği kucak açmaktı. Birliktelikleri dibe vuruşlarını hızlandırmıştı. Oysa o an düştüğünü hissetmiyordu Cosette. Gözleri Nathaniel'ı görüyordu sadece. İlk seferde olduğu gibi. Zamanda kaybolup gitmiş bir gecede, sözleri hala kulaklarında yankılanıp dudaklarında mırıltıya dönüşen o şarkı etraflarını kuşatmışken, o barda... Birbirlerine doğru adım adım...

Cosette onu kalabalığın içinde görmüştü. Kalbi kurşun yuvası, kendisi gibi bir ava kurban gitmiş, gözlerinde aynı ifade... Aynaya bakar gibi, kırık, bin bir parça olmuş bir aynaya. Doğruyu o aynada görmeye çalışmışlardı ikisi de. Tamir etmeye, iyileşmeye çalışmışlardı. Oysa kesin olan bir şey vardı ki bazı şeyler hiç tamir edilmemeli, hiç işlememeliydi. Onları güvende tutmanın tek yoluydu bu belki de.


____________________________________________________________________________________________________

~ drink up one more time and I'll make you mine.

unhappy cosette is unhappy:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
en güzel hikayem
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: