AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Kitap Hırsızı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Raven Orlov
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Karakter Yaşı : On sekiz.
Gerçek İsim : Kıvılcım.

MesajKonu: Kitap Hırsızı   Paz Şub. 10, 2013 4:14 pm



____________________________________________________________________________________________________



    the book thief:
     

    the library:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Raven Orlov
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Karakter Yaşı : On sekiz.
Gerçek İsim : Kıvılcım.

MesajKonu: Geri: Kitap Hırsızı   Paz Şub. 10, 2013 4:22 pm

I

Koyu renk perdeyi araladı ve gözlerinin izin verdiği ölçüde uzağa baktı. Görebildiği her yer bembeyaz bir örtü ile kaplıydı. Yaz ayı neredeyse bitmek üzere olsa da aslında hiç gelmemişti Raven için. Kar yüklü bulutlardan güneşi görmek de iyice zorlaşmıştı. Buna rağmen gün batımında ormanın ardında oluşan kızıllık hoşuna gidiyordu genç kızın. Kırmızı ile beyazı birbirine oldukça yakıştırırdı zaten. Garip bir huzur duygusu ile bakışlarını daha yakına, malikanenin hemen önünde uzanan saf huş ormanına çevirdi. Ön sıradakiler pek boy atmamıştı o sene. Bazıları tohum verip ölmüştü bile. Raven sebebinin o sene çetin geçen kış olduğunu düşündü. Duruma iyi yanından bakmak gerekirse onların ölümünü izlemek için penceresi tam da ormana bakan odasında olamamıştı kış boyunca. Onun yerine neden pek sevemediğini anlamadığı Slytherin zindanlarındaydı. Anlaşılan sadece Raven ve kuruntuları baş roldeydi yine. Muhtemelen yetiştiriliş tarzından kaynaklanan acımasız bir yargılayışı vardı çevreyi. Her ne kadar özgürlükten bahsetse ve özgürlüğü savunsa da bir türlü köklerinden kopup istediği istikamete ilerleyememiş bir insanın acımasız kriterleriydi bunlar. Bir hayli sığ ve bir hayli sağır.

Yemekten önce kütüphaneye uğramış, ardından da odasına dönmüştü Raven. İştahı pek yerinde değildi, üstelik yemekte sevgili amcasını ağırlayacaklardı. Onun suratını görerek harcayacağı her dakikaya sıkıcı bir kitabın sayfalarına gömülerek geçireceği saatleri tercih ederdi. O yüzden omuzlarına ince bir şal atıp pencerenin önüne yerleştirdiği kadife koltuğunda kucağında kalın bir kitapla oturdu. Aslına bakılırsa Raven’dan çok önce yaşamış bir Orlov’un elyazmasını seçmişti o gün için. Kalın kapağı hafif üşümüş parmaklarla kaldırdı ve içine şöyle bir baktı. Tarih olmasa da yazan kişinin on dokuzuncu yüzyılda ya da öncesinde yaşamış olabileceğine dair güçlü bir izlenim edinmişti. Öncelikle Moğolca ile karışmış Rusça bu konuda iyi bir argüman oluşturuyordu. Değindiği ve savaşları barındıran, henüz makineleşmenin izlerinin görülmediği günlük bir hayat söz konusuydu. Ayrıca Orlov Malikanesi’nin oldukça şatafatlı balolarından bahsediliyordu ki işte bu Raven’ın hatırlayamayacağı çünkü asla dahil olamadığı bir geçmişte yaşanıp bitmişti. Okumaya devam ettikçe aslında kendi geçmişini tanımaktan büyük bir zevk aldığını fark etti. Günlük niteliğindeki yazı iki Orlov gelini arasındaki çekişmeyi anlatıyordu genellikle. Pek objektif değildi. “Bayan Orlov, büyükanneniz sizi yemeğe bekliyor.” Raven başını kaldırıp bakmadı. “Kendisine hasta olduğumu söyle.” Geri geri giden adım sesleri duydu genç kız. “Elbette Bayan Orlov.” Saçları zayıf ışıkta koyu renk görünen solgun cadı başını kitaptan kaldırdı ve kapıdan çıkmak üzere olan hizmetçiye baktı. “Kitaplığımı ve kıyafet dolabımı düzelt, fazla ses çıkartmadan. Aşçılara da haber ver, yemeğimi buraya çıkartsınlar.” Hizmetçi çabucak bir baş selamı verip Raven’ın odasından dışarı koştururken genç kız yeniden kitabına döndü ve hizmetçinin yeni olduğunu bir anda fark etti.

Aradan on dakika geçmemişti ki hizmetçi geri döndü. Raven bu sefer başını hafifçe kaldırdı ve kızı iyice inceledi. Beyaz ten, kıpkırmızı yanaklar. Rusya’da görmekten bıkacağınız bir kombinasyondu. Bunun dışında genç hizmetçinin –kendisinden bir iki yaş büyük olduğunu tahmin etmişti- kıvırcık kızıl saçları vardı. Büyükannesinin katı kuralları gereğince sıkı sıkıya toplanmış bu saçlar tutam tutam kızın alnına düşmüş, çikolata renginde iri gözlerini gölgelemişti. O gözler arada Raven’a kaçamak bakışlar atıp yeniden önüne dönüyordu. O an gözlerindeki ifadeyi çözemese de kız Raven’ın dikkatini çekmişti. Garip bir tereddütle elyazmasına döndüyse de kulağı ve aklı koltuğunun arkasında göremediği hizmetçide kaldı. Neyse ki sesini de pek duymuyordu. Tam okuduğu şeye yeniden konsantre olmuştu ki odasının açık kapısında kazan gibi göbeği ile kahyalardan biri belirdi. Raven başını kaldırıp sessiz bir şekilde kahyaya konuşması için izin verdi. “Bayan Orlov, büyükanneniz yemek yemek istiyorsanız aşağı inmeniz gerektiğini-“ “Anladım.” O akşam yemek yoktu. Yine de bu kadar ucuz atlattığına sevinmemiş de değildi. Muhtemelen sebebi masasının üzerinde duran Hogwarts armalı zarf olmalıydı. Öğrenci başkanı olduğunu anlatan mektup kendisinden önce büyükannesi tarafından açılıp okunmuş olsa da büyük bir tatmin duygusu yaratmıştı.

Oturduğu yerden kalktı ve omuzlarına attığı şalı koltuğun koluna bıraktı. Elinde kitabı yatağına ilerledi ve yorganın altına, saten çarşafların arasına kıvrıldı. Uyandığından beri geceliğini değiştirmemişti zaten. Kitabı yastığının üzerine yerleştirdi ve uyumadan hemen önce odasındaki hizmetçiye dışarı çıkmasını söyledi. Sonra da şöminenin aydınlattığı odada rahatsız, rüzgarın uğultusu ile yer yer kesilen bir uykuya daldı. Sadece bir an karanlıkta yatağına doğru yaklaşan beyaz tenli bir siluetin kendisine yaklaştığını görse de rüya sanıp uyumaya kaldığı yerden devam etti.

____________________________________________________________________________________________________



    the book thief:
     

    the library:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Raven Orlov
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Karakter Yaşı : On sekiz.
Gerçek İsim : Kıvılcım.

MesajKonu: Geri: Kitap Hırsızı   Paz Şub. 10, 2013 5:30 pm

II

Herkesin uyuduğundan emin olduğu bir saatte kötü bir rüyadan uyanır ya da nefes almaya çalışır gibi aniden uyandı Raven. Nedense ilk işi yanındaki yastığın üstündeki kitabı yoklamak oldu. Yerinde yoktu. Garip bir merak duygusu ile tavana baktı ve uykusunun açılıp zihnindeki o kalın perdenin kalkmasını bekledi. Gece odasında bir hareketlilik hissetmiş olsa da uykunun ağırlığı ile tam olarak farkına varamamış olmalıydı. Orlov Malikanesindeki herkes Raven uyuduğu zaman odasının yasak bölge olduğunu bilirdi. Ciddi bir kural ihlali vardı ama değersiz bir kitabın çalınışı onun için öyle büyük soru işaretleri doğurmuştu ki büyükannesine haber vermeyecekti. Yorgan ve çarşafları üzerinden atıp çıplak ayaklarını halıya değdirdi. Yataktan kalkarken soğuk hava onu aniden çarptı. Teri üzerinde soğurken genç kız sönmüş şömineye ilerledi ve ellerini kirletmemeye çalışarak belki ateş güçlenir diye odunları olabildiğince birbirine doğru ittirdi. Ufak bir kül bulutu kalkarken reşit olmasına bir ay kaldığını hatırladı. Asasını kullanmak ihtimal dahilinde değildi, o yüzden odası ile bitişik banyoya geçip ellerini ve yüzünü buz gibi su ile yıkadı. Geceliğini başının üzerinden çıkartıp yere bıraktı ve bir an ne giyeceğinden ziyade ne yapacağını düşündü uzun uzun. Yeniden odasına geçtiğinde siyah bir sabahlık giyinip önünü sıkı sıkı bağladı.

Odasından koridora çıktı ve önce sağına ardından soluna baktı. İnce bir ışık çizgisi dışında koridor da karanlıktı. Raven daha fazla üşümemek için olduğu yerde kendi vücuduna sarıldı, ardından en yüksek sesi ile bağırdı. “Ivanna!” Bir patırtı duydu. Ardından kara kuru bir kadın merdivenlerin başında göründü. Kafasında bağlamaya çalıştığı beyaz bir bone vardı. Uzun beyaz geceliğinin üstüne attığı şal yere değiyordu. Beyazlamış saçlarının bir tutamını düzeltmeye çalışırken nefes nefese merdivenleri tırmandı ve kendisinden bir hayli uzun genç kızın önünde durdu. Raven’ın yanında ufacık görünüyordu. “Yeni hizmetçiyi odama yolla. Şu kızıl saçlı olan, kahverengi gözlü.” Yaşlı kadın Raven’ın bu denli detayı hatırlayabilmesine şaşkın iri iri açılmış gözlerle ona baktı. “Sana karşı bir kusuru mu oldu canım?” Raven zamanında kendine dadılık yapmış kadına yukardan baktı. “Gelip şöminemi yaksın.” Ardından arkasını döndü ve odasının kapısını sert bir şekilde açıp kapatma gereği duymadı. Çabucak kitaplığına ilerledi ve önceki gün hizmetçinin düzenlediği rafları alaşağı etti. Hala yerinde birkaç raf duruyordu ki gözlerinde endişeli bakışlarla ışıklara yakalanmış bir tavşanı ya da yürekten onlarca kurşun yemiş bir ceylanı andıran kızıl kofti göründü. Dadısının aksine üstü düzgündü, sanki kıyafetini hiç çıkartmamış, hiç uyumamış gibi. Sürekli aynı yerde oturmaktan dolayı yanları kırışmış üniformasına dikkatle baktı Raven. Ardından gözleri kızın hemen göğsünde kavuşturduğu kollarına kaydı ve ellerini görmek zorunda hissetti bir an kendini. “Ellerini göster.” Aceleyle Raven’ın odasına gönderilmiş kız yere bakarak ellerini yanlarına indirdi ve Raven petrol mavisi mürekkebe bulanmış parmak uçlarını gördü. Ardından gözlerini kendi çalışma masasına çevirdi ve tam da beklediği gibi mürekkep hokkası görünürde değildi.

“Adın ne?” diye sordu neden sonra yatağının ucuna oturup kızı soğuk gözlerle süzerken. “Vera.” Sesinin nasıl da titrediğini duyunca Raven daha da üstüne gitme isteği duydu. “Bir soyadın yok mu, Vera?” İsmini alayla söylemişti. “Yevgeniya, Vera Yevgeniya.” Raven başını salladı ve olayın ilk şokunu atlatıp önünde daha sağlam duran kıza baktı. “Kapıyı kapat.” Vera arkasını dönüp kapıyı kapatırken iç çekti. Dağıttığı kitaplığına dönüp neden böyle bir şey yaptığını düşündü ardından. Muhtemelen eksik olan başka bir şey aramış, daha doğrusu bulmak istemişti. Sonra tek bir kitabın niye böyle bir fark yaratabildiğini anlamaya çalıştı. Altı üstü bir kitap. Büyükannesine söylemesi yeterliydi, Vera’nın suratını yeniden görmek zorunda kalmazdı bile. Daha önce de böyle durumlar yaşanmıştı, tek bir farkla. Böylesine değersiz bir şeyi çalınmamıştı genç kızın hiç. Odasında ufak bir malikane inşa edilmesine yetecek kadar değerli eşya varken sayfaları neredeyse cildinden kopmuş, mürekkebi solmuş o kitap için insan neden işini tehlikeye atardı ki? İşte bunu merak ettiği için bir türlü büyükannesine gidemiyordu. “Kitabı nereye sakladın?” Kız ürkek ama inatçı bir bakış attı kendisine. Raven kaşlarını çattı bir an. “Biliyorsun, bu çatı altında Orlovlar yaşıyor. Yani ben senin kitabını çalmış olsam bile suçlu sen sayılırsın. Benim sesim senin sesini bastırır.” Vera’nın bakışlarındaki inadın biraz da olsa kırıldığını gördü Raven. Yaptığı küçük gözlemler onu bir hayli şaşırtıyordu. İtaat etmekte bu kadar zorlanan, bu kadar dik başlı birisinin hizmetinde ne işi vardı? Üstelik büyükannesi işe alınan kişilerle bizzat tanışmasa da –zaten Sylvia’yı bir problem olmadığı sürece hiçbir hizmetçi görmezdi- bu görevi güvendiği kişilere vermişti. “Merak etme Vera, büyükanneme söylemeyeceğim.” Şimdilik, diye geçirdi içinden ve bunun gözlerinden de okunduğunu biliyordu Raven. Buna rağmen Vera hareketlendi ve üniformasının kuşağına uzanıp çözdü. Ancak o zaman Raven genç kızın kasıklarının biraz üstündeki potluğu fark etti. “Burada.” Sesi bu sefer umutsuzdu. Elini eteğinin altına soktu ve belini hafifçe büküp kitabı hemen yanındaki yüksek masaya bıraktı. Raven’ın gözleri bir an kitaba daldı. Yatakta geriledi ve sırtını yatak başlığına dayadı.

“Şömineyi yak Vera, biraz daha konuşalım.”


____________________________________________________________________________________________________



    the book thief:
     

    the library:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Raven Orlov
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Karakter Yaşı : On sekiz.
Gerçek İsim : Kıvılcım.

MesajKonu: Geri: Kitap Hırsızı   Ptsi Şub. 11, 2013 7:12 pm

III


Vera genç kıza önce şaşkınlıkla baktı, ardından hafifçe kıpırdandı ve şömineye doğru ilerleyip dizlerini yere değdirmeden, eteğinin fırfırlı uçlarını toparlayarak çömeldi. Altın saplı bir maşayla şöminenin tamamen söndüğüne emin olduktan sonra hemen yanındaki çekmeceyi açıp kuru odunları şömineye yerleştirdi. Gaz yağını yeteri kadar döküp şömine kibritleri ile odunların altını tutuşturdu. Alev yeterince güçlenince şöminenin içine birkaç parça kağıt yırtıp attı. Bir süre alevlerin iyice yükselmesini bekledi, ardından da ızgarayı kapattı. Raven odanın aniden değişen atmosferini hissetti. Vera çömeldiği yerden doğrulup ellerini ovuşturarak külleri silkelemeye çalışırken garip bir uyku hali çöktü üstüne. “İçeride ellerini yıkayabilirsin. Bir de küvetimi şöminenin önüne yerleştirsinler. Sıcak su taşıyın.” Vera anladığını belirtir bir şekilde başını eğerek banyoya yöneldiğinde Raven gözlerini dinlendirmek için yatakta iyice rahatladı. Isınmış ellerini başının altına yerleştirdi ve sabahlığın açıkta bıraktığı bacaklarını karnına çekip cenin pozisyonu aldı. Bu sırada odadaki hareketliliği hissediyordu. Orlov malikanesinde sadece koftilerin hizmetçi olarak çalışmasına izin verildiği için her şey iş gücü ile halledilirdi. Halıda yer yer sürüklenen mermer küvetin sesini duyduğunda sadece bir an saçma bir şey istemiş olabileceğini düşündüyse de üstünde durmadı. Daha önce de şöminenin önünde küvete girmişti ve kitap okumak dışındaki tek eğlencesi bu sayılabilirdi.

Uyumuş olacak ki yüksekten düşme hissi ile aniden uyandı. Sabahlığının önünü korumacı bir şekilde düzeltip yataktan kalktı. Odada kendisi dışında sadece Vera vardı. Tam olarak akıbetinin ne olacağını bilemediğinden biraz temkinli görünüyordu. Raven şöminenin tam önüne yerleştirilmiş mermer küvete ilerledi ve kızıl saçlı hizmetçisi su doldurmayı bırakıp geri çekildi. Suyun yüzeyinden yasemin kokulu dumanlar yükseliyordu. Birisi Vera’ya Raven’ın banyo alışkanlıkları ile ilgili tüyo vermiş olmalıydı. Genç kız bir an için ağız ucuyla gülümsedikten sonra sabahlığını üzerinden sıyırdı ve küvetin içine adım attı. Ağır ağır suyun içine çöktü ve teninin adeta suyun altında nefes aldığını hissetti. Banyo suyuna karıştırılmış yasemin biraz tenini yakıyor olsa da iyice gevşeyip omuzlarını mermere dayadı, ayaklarını olabildiğince uzattı. Bu sırada küvetin dışına su taşırmıştı. Raven gözlerini bir an için rahatlama ile kapattı ve sıcak bir anda kendisini bunaltmaya başladı. Buna rağmen hareket etmedi ve yüzünü kapıdan yana çevirmiş, küvetin hemen yanında bekleyen Vera’ya baktı. Utanmıştı, Raven yanaklarına hücum eden kırmızılığa gülümsedi. “Sandalye çekebilirsin.” Kızıl saçlı kız önce etrafına bakındı, ardından Raven’ın çalışma masasının yanında duran kadife yastıklı sandalyeyi küvete yakın bir yere çekti. Raven onun terlediğini görebiliyordu. Yavaşça ellerini sudan çıkarttı ve birini soğuk mermere yerleştirirken diğeri ile suyun yüzeyine daireler çizmeye başladı. Saçlarının alt kısımları ıslanmış, üst kısımları ise nem yüzünden yüzünün etrafına yapışmıştı. Yanaklarının sıcak yüzünden kızardığını, gözlerinin ise duman nedeniyle daha açık bir elaya döndüğünü biliyordu.

Dudaklarının etrafında yasemin kokulu ter damlaları belirmişti. Kirpikleri birbirine yapıştığı için her an ağlayacakmış gibi görünüyordu Raven. Oysa rengi o an taptaze bir pembeye çalan dudaklarında anlamsız bir gülümseme vardı. Onu tanıyan herhangi biri yeni bir av bulduğunu, yine o acımasız oyunlarından birini oynadığını anlayabilirdi. Oysa Vera yabancıydı, genç kızı tanımak konusunda fazla hevesli bir yabancı. “Kitap okumaktan hoşlanıyorsun herhalde?” Raven pürüzsüz sırtını açığa çıkartarak şömineye doğru, küvetten aşağı sarktı ve yerde bir tepsinin içine bırakılmış yumuşak lifi aldı. Geri doğrulduğunda Vera hala sorusuna cevap vermemişti. Sorusunu yinelemese de ısrarcı bakışları vardı Raven'ın, bu sebeple gözlerini Vera’dan çekmeyerek lifi çıplak omuzlarına ve boynuna değdirmeye başladı. Vücudu ağrıyordu ve masaj konusunda kendi sihirli parmakları dışında hiçbir şeye güvenmezdi. “Evet.” En sonunda Vera’dan gelen cılız sesi duydu. Tembellikle kısılmış bakışlarını yeniden ona çevirdi ve bir süre düşündü. Ardından alçak, biraz çatallanmış bir sesle konuştu. “Peki ne yazıyorsun?” Vera bu sefer cevap vermekte gecikmedi. Sadece kısacık bir süre mürekkeple kaplı parmak uçlarına baktı. “Günlük tutuyorum.” Başıyla onayladı Raven. Küvette biraz öne doğru çekildi ve kollarını dizlerinin üstünde kavuşturdu. Elinde tuttuğu lifi Vera’ya uzattı ve öne doğru iyice eğildiğinde çıplak sırtında soğuğu hissetti. “Sırtımı ovala.” Vera ıslak lifi Raven’ın elinden alıp arkasına geçti ve omuzlarından başlayarak genç kızın sırtını ovalamaya başladı. “Buraya geldiğimde kitaplarımı, parşömenlerimi ve mürekkeplerimi içeri almadılar.” Raven prosedürü biliyordu. Başını hafifçe çevirip Vera’yı görmeye çalıştı. Tek görebildiği şömine ışığında kan kırmızısını andıran kabarık, tel tel olmuş kıvırcık saçlar oldu. “Benim kitaplarımdan beğendiklerini seçebilirsin. Ayrıca başucumdaki kitabı yürütmen de pek akıllıca değildi.” Raven hiçbir ses duymasa da Vera’nın bir an gülümsediğinden emindi neredeyse. “Siz uyanmadan getirebilmeyi ummuştum.” Bu sefer Raven gülümsedi. “Peki o kitabı seçmenin özel bir nedeni var mıydı?” “Aslında… Kütüphanenizde çok az Rusça eser var. Bu yüzden sadece okuyabildiklerimi okuyordum.” Raven hafifçe başını salladı ve ıslak saç tutamları terli omuzlarından kayıp suya düştü. Önceki gün odasına getirdiği elyazması kendi kütüphanesinden değildi. Yavaşça küvette arkasına yaslandı ve Vera’nın elini bir an kendi teni üzerinde hissetti. Hizmetçiye dönüp gülümsemekle yetindi. Karşılık olarak Vera da kendisine gülümsedi ve Raven onun omzuna masaj yapmaya başlayan soğuk elini hissetti. Kendi içi de bir anda soğumuştu. Bakışları Vera’nın takip edemeyeceği bir şekilde kitabın olduğu masaya kaydı.

Spoiler:
 


____________________________________________________________________________________________________



    the book thief:
     

    the library:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Raven Orlov
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Karakter Yaşı : On sekiz.
Gerçek İsim : Kıvılcım.

MesajKonu: Geri: Kitap Hırsızı   Salı Şub. 12, 2013 9:33 pm

IV

Normalde su artık dayanamayacağı kadar soğuyana dek küvette kalırdı Raven. Oysa keskin gözleri küvetin kenarlarına doğru dağılan buharı görebiliyordu sudan çıkmaya karar verdiği an. Yavaşça küvetin yakınındaki havlulara uzandı ve suyun içinden doğrulurken tüylü havluları vücuduna sardı. Islak ayakları ile nemlenmiş halıya bastı ve ellerini göğüslerinden düşmesin diye sıkı sıkı vücuduna sardığı havlunun üstünden çekti. Tuvalet masasından iğne bir toka alıp kalın telli, su ile ağırlaşmış saçlarını başının tepesinde serbest bir şekilde topladı. Ardından dönüp Vera’ya baktı. Ne yapması gerektiğinden tam olarak emin olamasa da en azından tam olarak neler olduğunu anlayana kadar Vera’yı bir kol mesafesi uzaklıkta tutması gerektiğini biliyordu. Bu sebeple içten olmasına özen gösterdiği bir gülümseme belirdi dudaklarında. “Şimdi hatırladım. Bu sabah büyükannemi ziyaret edeceğime söz vermiştim.” Raven rahatlık olsun diye en çok giydiği elbiselerini yatağının başucuna yerleştirdiği gül ağacından bir sandıkta tutardı. “Neden doğu kanadına gidip büyükannemin uygun olup olmadığını öğrenmiyorsun?” Vera kızıl buklelerinin dans etmesine sebep olarak başını salladı ve Raven sandığın kapağını kaldırırken kapıyı da arkasından çekerek odadan dışarı çıktı. Gözleri altın sarısına çalan kız bir süre sıkı sıkı kapatılmış kapıya baktı, ardından hiçbir şey hissetmeyerek ve bu boşluğu özlediğini fark ederek ellerini ipek kumaşlar arasında gezdirdi. Aralarından şişe yeşili tek parça bir kıyafet çekip çıkarttı. Havluyu vücudundan çözüp yatağın üstüne bıraktı ve vücudunun nemli kısımlarını ağır ağır kuruladı. Siyah iç çamaşırları seçti incelikle ve onları da giydikten sonra teninden su gibi kayan elbisenin içine girdi. Büyükannesini ziyaret edecek kadar resmi göründüğüne karar verdiğinde uçları hala kurumamış saçlarını açıp parmaklarını aralarında gezdirerek ıslaklıklarını almaya çalıştı.

Aynanın önüne ilerledi ve suyun sıcağı yüzünden hala pembemsi olan suratına uzun uzun baktı. Göz rengi olduğundan daha açık görünüyordu, su ile temizlenmiş gibi. Bakışlarını aynadan ayırmadan yumuşak havluyu çilli yanaklarında gezdirdi ve burun kanatlarında birikmiş su damlacıklarını sildi. Makyaj yapmayacaktı. Ufak el havlusunu çerçeveli aynanın kenarına astı ve arkasını dönüp masanın üzerindeki kitabı eline aldı. O sayfalarda gözden kaçırdığı bir şeyler olduğunu çok iyi biliyordu Raven ve bunu zamanında fark edemediği için artık o sayfalarda herhangi bir sırrın yer almadığını da. Kitabı hafifçe açtı ve sayfalar birbirini kovalayıp kitabın sırtının incindiği yerde, tam ortada durdu. Birkaç sayfa daha çevirdi Raven, çevirdikçe koparılan sayfaların izlerini gördü. Kitabı zarif bir el hareketi ile kapatıp hafifçe masanın üstüne bıraktı. Ne yapması gerektiğine o an karar verdi. Yeniden aynaya döndü ve hiçbir kusur kalmayana dek kendine çeki düzen verdi. Dağınık kuruyan saçları çoğunlukla gözlerinin önüne düştüğünde Raven bir an olduğundan daha küçük gösteriyordu. Bedeni çocukluktan kadınlığa geçişini neredeyse tamamlarken gözlerinde uğursuz, bu yüzden de rahatsız edici bir doğruluk payı vardı. Kimsenin görmesini, duymasını istemediğiniz bir sır gibi. Saklamayı en çok istediğiniz, ortaya çıkmasından deliler gibi korktuğunuz ne varsa Raven’ın gözlerinde gizliydi. İnce parmak uçlarıyla bir tutam saçı kulağının arkasına sıkıştırdı ve kapısı çaldı. “Girin.”

Vera kapıyı açıp gülümsedi. “Büyükanneniz sizi bekliyor.” Raven aynaya son bir bakış attıktan sonra hiçbir yerden destek almadan yatağın başucundaki yüksek ökçeli süet ayakkabılarını giydi. Bir an parfüm sıkmayı düşünse de vazgeçti. Zaten her adımında arkasında yasemin kokan kalın bir hava bırakıyordu. Bu yüzden yeniden arkasına bakmadan odadan çıkıp Vera’nın yanından geçti. Kızıl saçlı hizmetçiden kendisine eşlik etmesini isteyebilecekken istemedi. “Bir saate kalmadan dönerim. Ben gelmeden önce odamın temizlendiğine emin olursan sevinirim.” Ardından arkasını döndü ve merdivenleri ağır ağır indi. Orlov malikanesinin iki kanadı birbirine yer altı koridorları ile bağlı olduğu için zemin kattan da aşağı inip doğu koridoruna girdi. Penceresiz duvarlarda ölmüş aile bireylerinin tabloları asılıydı. Çoğu yerinde değildi zira evin daha aydınlık mekanlarındaki tablolarında bulunmaktan daha çok hoşlanıyorlardı. Her ne kadar malikanenin en üst noktası da en alt noktası kadar kasvetli olsa da Raven onları suçlayamazdı. Muhtemelen tablolarının asılmamasını, fani hayatları ile bağlantılarının tamamen kopmuş olmasını dilemişlerdi içten içe. Hatta belki de vasiyetlerine defalarca yazmış, defalarca silmişlerdi. Silinmeyenler ise muhtemelen hiçe sayılmış, ölü mürekkep damlaları olarak eski raflarda duvarda asılı o tablolar gibi unutulmaya yüz tutmuşlardı. Düşündükçe Raven oldukça etkileniyordu. Vasiyet yazmak. Ölümü ölümden önce kabul etmek ve bir nevi kendisinden sonra yaşayacaklar için imza atmak. Neden öldükten sonrası ilgilendiriyordu insanları? Mal, mülk, dini inanışa göre gömülme, belki organlarını bağışlama... Raven bunların hiçbirine önem vermiyordu. Yine de adet yerini bulsun diye bir vasiyet yazmışlığı vardı. Adımlarını hızlandırırken gülümsedi. Her Orlov’dan kabul edilebilir bir vasiyet yazması beklenirdi, en azından rüştünü ispatlamış bir Orlov’un yerine getirmesi gereken görevlerden biri de buydu. Biricik büyükannesi o vasiyetleri gözden geçirip doğu kanadındaki o kimsenin ayak basmasına izin vermediği kütüphanesine kaldırırdı.

O rutubetli koridora dair daha fazla tahammülü kalmamıştı ki ışık biraz olsun değişince doğu kanadının altında olduğunu anladı genç kız. Baba tarafından büyük büyük dedesi I.Nikolai’ın yanından sağa döndü ve koyu renk halı ile kaplanmış merdivenleri çıktı. Merdivenlerin tepesine ulaştığı zaman ellerini kıyafetinde ve saçlarında gezdirip ilerlemeye devam etti. Doğu kanadına gelmeyeli bir dönem olmuştu. Yaz tatili için Hogwarts’dan döndüğü zaman genç kız büyükannesinin yanına uğramamıştı bile. Bahanesi ise doğu kanadının kendisi için fazla soğuk olduğuydu. Asıl sebep elbette çok daha derindi. Raven her yerde büyükbabasının portrelerini görmeye katlanamıyordu. Çoktan mühürledikleri güney seraları ise büyükbabasının hayaleti yüzünden ziyaret edilmiyordu. Hele ki Raven için o seralar tamamen yasaktı. Büyükannesi Raven’ı oradan uzak tutmak için türlü yollara başvurmuş, Raven hiçbirine kanmamıştı elbette. Yine de oraya gitmek pek adeti değildi. Sadece büyükbabasının ölümünün ardındaki sırrı öğrenmek, eski güzel zamanları hatırlamak istemiyordu. Geçmiş ger zaman yaşadığı hayatı çekilmez hale getirmişti zira, Raven da dersini almıştı. Derin ve keder dolu bir nefes aldı büyükannesinin kendisini ağırlayacağı asıl salonun girişinde. Salon ile sorumlu hizmetçiler kapıyı kendisi için açtılar ve Raven büyükannesinden önce odanın karşı tarafında oturan amcası Vladimir Orlov ile göz göze geldi.

____________________________________________________________________________________________________



    the book thief:
     

    the library:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Raven Orlov
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Karakter Yaşı : On sekiz.
Gerçek İsim : Kıvılcım.

MesajKonu: Geri: Kitap Hırsızı   Paz Şub. 17, 2013 7:32 pm

V

Raven içinde garip bir heyecan hissetti. Dudaklarına zehirli bir gülümseme yerleşirken gözleri de bir o kadar tatlıydı, en az ölümcül bir hastalık kadar. Yavaşça kapının eşiğinden geçti ve şöminenin önünde tekli bir koltukta oturan büyükannesine ilerleyip sağ yanağına ufak bir öpücük bıraktı. Ardından amcasına doğru ilerledi ve yüzüne doğru eğildi. Genç kızın gür saçları suratlarını kapatırken amcasının dudaklarını yanağında, ardından da kulağına yakın bir yerlerde hissetti. “Matteo da gelebilmeyi çok isterdi.” Raven düz bir suratla geri çekildi ve kendisine oturacak bir yer bulduktan sonra da suratını sabit tutmaya devam etti. Matteo’nun adı her geçtiğinde garip bir şekilde sinirlerine hakim olamıyordu. Vladimir’in sesini her duymak zorunda kaldığında Matteo’nun adını kirletişi dayanılır gibi değildi. “Yalnız olmadığını bilseydim rahatsız etmezdim büyükanne.” Kadın zarif bir hareketle boynunu Raven’a çevirip gülümsedi. “Amcan aramızda olmanı çok istedi canım.” Ses tonunda Raven’ın canını yakmaya yönelik bir tını var gibiydi. Adeta büyükannesi Raven’ın kendisini rahatsız edemeyeceğini söylüyordu. Kaşlarını çattı Raven. Sylvia ile arası yaz tatili için döndüğünden beri biraz soğuktu. Sebebinin henüz ne olduğunu bilmese de hemen solunda oturan amcasından kaynaklandığını çok iyi biliyordu. Raven bu yüzden başını ona doğru çevirip sevimsiz bir şekilde gülümsedi. “Eminim istemiştir.” Bu sefer önüne dönüp şöminenin ızgaraları ardında yanan ateşe odaklandı. Hiç kendisi gibi değildi. Büyükannesinin yanında normalde daha dikkatli olurdu genç kız. Kinayeli konuşmazdı, şımarık davranmazdı. Yine de o gün bir şeyleri engelleyemeyeceğini hissediyordu. “Ee, nasılsın amca? Akdeniz’de bir yazlık ev inşa ettiğinizi duymuştum.” Amcası alçakgönüllülükle gülümsedi – Raven’ın midesi bulanmıştı bu başarılı performans karşısında. “Sanırım sadece ‘ev’ demek küçümsemek olur Raven.” Gülümseme sırası Raven’daydı. “Haklısın, özür dilerim. Yeni bir Orlov Malikanesi inşa ediliyor o zaman?” Ardından hemen büyükannesine döndü ki zeki kadının suratında değişik bir ifade belirmişti. “Sence ne zaman davet ediliriz büyükanne? Amcamın aylık cirosuna bakılırsa buradan çok daha görkemli olur.” Raven nerede durması gerektiğini bildiği için kendini hafifçe geri çekip konuşmanın seyrini takip etmeye başladı. Amcasının suratı sabit duruyordu, ifadesi değişmemiş olsa da Raven omuzlarında beliren gerginliği fark etmişti. Büyükannesinin bakışları ise iğneleyiciydi. “Sanırım abartıyorsun Raven, amcan hala yapılan harcamalar konusunda bana danışmak zorunda. Değil mi Vladimir?” Genç kız dudağını ısırdı. “Ama ben malikanenin çoktan tamamlandığını duymuştum, sanırım büyükbabam için bir anıt da yapılacakmış.” İyice arkasına yaslandı Raven bakışlarını şömine alevine çevirirken. Bacak bacak üstüne attı ve amcasının zehirli bakışlarını hissetti. Büyükannesi hiçbir zaman sözlere dökememiş olsa da kocası Nikolai Orlov’dan –ki artık ölüydü- nefret ederdi. Kadının adeta ortamdan soyutlandığını hissetti Raven amcası konuşup kendisini açıklamaya çalışırken. “İnsanlar babamın ölümünü onurlandırmamızı sempatik bulurlar anne. Üstelik babam sevilen bir insand-“ Sylvia oturduğu yerden ağır ama otoriter bir şekilde kalkınca Vladimir Orlov susmak zorunda kaldı. Konuşurken hafifçe öne eğilmiş dirseğini dizine dayamıştı. Yukarı kaldırdığı bakışları adeta annesini delip geçiyordu. “Raven seni batı kanadına geçirsin Vladimir.” “Sen nasıl istersen büyükanne.”

Oturduğu yerden kalktı ve Vladimir Orlov’un koluna girdi çabucak. Adam elini elinin üstüne koyduğu an Raven gerildiğini hissetti. Bir sürüngeni teninizde hareket ederken hissetmek gibiydi. Kalp atışları garip bir sükunete gömülürken yüzündeki o zaferini kutlayan ifadeyi koruyabilmek için büyük çaba sarf etti. Birlikte salonu yürüyerek geçtiler. Onlar kapıdan çıkana dek Raven büyükannesinin bakışlarını üstlerinde hissetti. Çıkar çıkmaz sivri bir şeyler söylemek için ağzını açmıştı ki boş bulunduğu o kısacık an amcası sırtını Raven’ı inletecek kadar sert bir şekilde duvara çarptı. Bedeni duvarla amcası arasında kısılan Raven boynunu kavrayan ele karşı direnmedi. Sadece kendi soğuk ellerini öfkeyle yanan parmakların üzerine yerleştirdi ve altın sarısı gözlerini amcasının, kendininkilerle eş gözlerine dikti. “Babama bu kadar benziyor olman mide bulandırıcı.” Raven amcasının lafı üzerine güldü. Onun sıcak nefesini yüzünde hissetti, ardından adam mengene gibi parmaklarını gevşetti. Raven son bir defa daha sırtının sertçe duvara vurulduğunu hissetti, ardından serbest kaldı. Hemen yanındaki goblenden destek alıp boğazını ovuşturdu. “Sakinleştin mi amca?” Vladimir Orlov elini kirli sarı saçlarının arasından geçirip Raven’a baktı, ardından başını salladı. Genç kız soğukkanlılıkla, az önce zehirli bir sarmaşık gibi boğazına dolanan parmaklar amcasının değilmişçesine ona duygusuz gözlerle baktı. “Güzel.” Ardından kapının önünde bekleyen hizmetçilere –korkmuş görünüyorlardı- döndü. “Az önce olanları kendinize saklayın.” Tehdit etmeye gerek duymamıştı zira sesinde sezilen otorite yeterliydi. Öfkesini ağır ağır atan amcasına döndü. “Batı kanadına kendin gidersin herhalde.” dedi Raven üstünü düzeltirken. Amcasını başını salladı. “Sen?”

“Büyükbabamı ziyaret edeceğim.”


____________________________________________________________________________________________________



    the book thief:
     

    the library:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kitap Hırsızı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Rüzgar Gülü - Atilla İlhan rüzgar gülü - atilla ilhan
» 6300 klasör şifreleme
» TIMETÜRK,Fatih i,Cocuk Katili YAPTI....
» Harry Potter ve Sırlar Odası Özeti

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: