AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 VII. Sınıflar, I. Ders.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Joshua Chauncie
Profesör
 Profesör
avatar

RÜTBE : İKSİR
Gerçek İsim : Tolga1.
Yaş : 23

MesajKonu: VII. Sınıflar, I. Ders.   Salı Ağus. 14, 2012 1:47 pm

Konu: Zeka Bileyici İksir
Malzemeler: Bok böceği, zencefil kökleri, armadillo safrası, aslan sütü, Habeşistan Büzüşmüşinciri, ölçek, havan, kepçe.
Özellikleri: Zekasal yetileri arttırır, düşünmeyi kolaylaştırır. Habeşistan Büzüşmüşincirlerinin bulunmalarının zorluğu sebebiyle yapımı kolay değildir.


Hazırlanışı:
1) Zencefillerin özleri çıkarılır.
2) Kazanın dörtte biri öz ile doldurulur.
3) Kısık derecede ocak açılır.
4) Bir ölçek aslan sütü eklenerek saat yönünde üç tur karıştırılır. Başlangıçta opak açık sarı renkte olan karışım bal rengine yaklaşır.
5) Bok böcekleri havanda dövülür, tuz benzeri bir yapı haline geldiğinde aslan sütü katılmamış zencefil özü ile ayrıca karıştırılıp kazana eklenir.
6) Üç adet Habeşistan Büzüşmüşinciri soyularak kazana eklenir.
7) Kazandan yükselen dumanlar belirgin spiraller çizene kadar karışım orta ateşte kaynamaya bırakılır.
8 ) Karışımın rengi bu noktada vişneçürüğü rengine yaklaşmıştır.
9) Ocak tekrar kısılır, armadillo safrası küçük parçalar halinde doğranır. Parçalar ne kadar küçük olursa, iksir o kadar başarılı olacaktır. Parçalar hafifçe ezilip karışıma eklenir.
10) Karışım saat iki tur saat yönünde, üç tur saat yönünün tersinde olmak üzere on beş tur karıştırılır.
11) İksir önce kan kırmızısına, ardından şeffaf turuncu renkte bir sıvıya dönüşür.




Olası hatalar;
1- Aslan sütü az eklenirse iksir rengi her zaman beklendiğinden koyu olur. İksir etki süresi birkaç saniyeye düşer.
2- Bok böcekleri yeteri kadar iyi dövülmezse zencefil özleri ile karışmaz, bu, daha sonra eklenen malzemelerin de karışıma yeterince dağılmasını engeller. İksir başarısız olur. Yan etki olarak hafif mide bulantısı gözlenir.
3- Aslan sütü eklendikten sonra iksir karıştırılmazsa, zencefil özü dibe çöker, bok böcekleri eklendiğinden itibaren iksir katran karası bir renk alır ve öylece kalır. İksir başarısız olur. Yan etki olarak yüksek baş dönmesi ve mide bulanıklığı gözlenir. Görüş kısıtlanır, sesler olduğundan yüksek algınlanmaya başlanır. Birkaç saat sürer.
4- Karışım yedinci aşamada fazla kaynatılırsa sıvı büyük kaz kütleleri meydana getirmeye başlar, bu da kazana zarar verecek güçte olmasa da güçlü patlamalar meydana getirir. Rengi koyu mor hale gelir. İçen kişinin hayatına mal olabilir.

* İksirde hata yapacaksanız, bunlardan birini yapmalısınız. Yapılan her üç iksirden biri başarısız olacaktır. Bu sebeple diğer oyuncuların rol oyunlarını takip edip, başarı durumunuza buna göre karar veriniz.

Bilgilendirme: Çarşamba günü, öğleden sonraki ilk ders. Hava sıcak ancak zindanlar her zamanki gibi serin sayılabilir. Sınıfta masalar duvarlara paralel, sandalyeler girintili çıkıntılı duvarlarla masalar arasında kalıyor. Profesör ders başlamadan on beş dakika önce masasında yerini almış, kemik gözlüklerinin burnundan düşmesine izin vermemek için arada bir geriye itmek dışında heykelsi bir sabitlikte önündeki iksir tarihçesi kitabını okumakta. Sekiz senedir Hogwarts’taki tek iksir profesörü. Başını kaldırıp gelen öğrencilere bakma tenezzülü göstermiyor. Bıkkınlık her zamanki gibi yüzünden akıyor. Malzemeler masalara yerleştirilmiş vaziyette. Ders başlangıç saatini üç dakika geçe profesör yine bakışlarını kitabından ayırmadan açıklama yapıyor. “İleri İksir Yapımı, sayfa 186, Zeka Bileyici İksir.” Gözlüğünü bir kez daha burnunun ucundan son anda kurtararak bakışlarını sınıf üzerinde gezdiriyor, sesi öncekinden biraz daha gür. “Ders sonunda yaptığınız iksirleri içmek durumunda kalacaksınız. Dikkat ederseniz iyi edersiniz.” Tekrar kitabına dönüyor. Ders boyunca yerinden bir kez kalkıp, ders sonlarına doğru, masaları dolaşıyor. Bazılarında durup kazanı koklayıp iç geçiriyor ancak çoğunda duraksamıyor bile. Ders sonunda gürültülü patlamalar meydana getiren kazan sahiplerine tek tek parmak uzatıyor. “Sen, sen, sen ve sen. O iksirleri içmemenizi salık veririm. Dersimde ölü öğrenci istemem.” Kusursuz iksiri yapmış bir kaç öğrenciye ifadesiz bakışlarla uzunca süre bakıyor. “İksirlerinizi içtikten sonra çıkabilirsiniz.” diye ekliyor, tekrar masasına dönüyor. İçmeden çıkmaya yeltenmiş bir öğrenciyi olduğu yerde kalacak şekilde büyülüyor, başını bile kaldırmadan. “Cezalısın, son dersten sonra, odamda.” Ardından büyüyü kaldırıp okumaya devam ediyor.

____________________________________________________________________________________________________
.

.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lyvia Slvera
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar

RÜTBE : VII. SINIF
Karakter Yaşı : on yedi.
Gerçek İsim : miray.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: VII. Sınıflar, I. Ders.   Çarş. Ağus. 15, 2012 6:17 am

    Hapis.
    Derin, ciğerlerini sızlatacak büyüklükte bir nefes aldı Lyvia. Dört duvar arasına hapsolma duygusu bir kez daha sarmalamıştı bedenini. Kontrolsüzce büyüyüp zihnini kemiren panik, su yüzüne çıkmak için debeleniyordu bütün kan dolaşımında. Taş duvarlar, en soğuk ve ürpertici pelerinini üzerine giymiş, Lyvia'yı bir kere daha alt etmek için fırsat kolluyordu sanki. Diğer bütün düşünceleri yok edip, zihninin en berrak yerine taht kuran paranoya, kaçmasını fısıldıyordu Lyvia'ya. Yoluna örülmüş taş duvarları yıkıp kurtulmalıydı. Koşmalıydı, ardında bıraktığı yorgunluk belirtilerini umursamadan. Uzaklaşmalıydı, nefes almanın haram olduğu bu eğitim hücresinden. Nefes almalıydı. Ciğerleri pür oksijenle dolup, rahatlama duygusuyla kutsanmalıydı. Yedi yılını geçirdiği, varlığına küfürler ettiği, içindeki milyonlarca öğrenciden hiçbirinin Lyvia'yı umursamadığı bu taş yığınından defolup gitmeliydi. Hastalıklı beyni, topluma açılmaya hazır değildi. Git gide büyüyüp gerçekliğin ötesine geçen hayal gücünün baskınlığı onu ele geçirmeden, benliğini tamamen kaybetmeden, her şey için çok geç olmadan gitmeliydi. Yalnız kalabileceği, sessizliği ve hayalleriyle beraber yaşayabileceği bir yerlere ihtiyacı vardı. Meraklı bakışların odağı olmaktan, her an bayılıp kalabilecek kız olarak anılmaktan, uykusunu alt eden hastalığının kontrolsüzlüğünden kurtulmalıydı. Mutlu düşlere ulaşma umuduyla yattığı soğuk yatağında daldığı tatlı uykuların sonlandığı karanlık koridorlardan artık usanmıştı.Uyandığı koridorların yabancılığı, ona her daim gülen tabloların küstahlığı, yaptıklarını hatırlayamamanın neden olduğu zihin kopukluğu artık canına yetmişti. Sorunlarla dolu karanlık bir yolda, mum ışığında çözüm yolu arıyor, her seferinde başarısızlığı omuzlanarak içine kapanıklığına dönüyordu. Doğruldu. Kontrolünü kaybettiren panik atak dalgalanmalarının vücudunu terk edişinin getirdiği sıcaklık kanında pompalanmaya başlamıştı, sık sık yaşanan paniklerin getirdiği tecrübeyle rahatlama hissini anlamlandırabilmişti Lyvia. Yine de paniğin geçmesinin ruh halinde herhangi bir etkisi olmamıştı. Kızıl saçlarının çevrelediği ince suratı sanki umutsuzlukla çizilmiş gibiydi. Bir ressam, en sevdiği tablosunu çizercesine özenmişti Lyvia'nın yüzüne. Bir bir belli oluyordu tenini kaplayan duygular. Umutsuzluk, öfke, yorgunluk, usanmışlık... Balın en tatlı rengine bürünmüş gözlerini çevreleyen kaşları öyle çatılmıştı ki, sonsuza kadar öyle kalacaktı belki de. İçine hiçbir zaman yerleşememiş sevinç, heyecan, mutluluk gibi hissedilmesi gereken duyguların yokluğu gülümsemenin hep eksik olduğu dudaklarının hüzünle burkulmasına neden oluyordu. İç geçirdi Lyvia. Boğazında düğümlenen sesler bütünü çok şey ifade etmişti. Boş koridordaki bütün canlılar uyandı bu istemsiz sesle. Anlamsız varlığına bir nebze anlam püskürten var olmayan canlılar hüzünle iç geçirdiler; Lyvia için, asla mutlu olamayan, kalabalığın içinde tek başına kalmış, dünyadaki umutların son kırıntısına kadar tükendiği kız için.

    Tüyler ürpertici bir gong sesi, çoktan boşalmış taş duvarlarda yankılandı. Küfretti Lyvia. Başka hiçbir kızın ağzının en unutulmuş kısımlarına bile değmeyecek küfürler ardı ardına süzüldü somurtkan dudaklarından. Dakiklik. Psikopatlaşmış ruhundan arda kalan tek pozitif duygu. Ne kadar pozitif denilebilirse tabii. Küfürleri dudaklarından bir an bile eksik etmeden, yaslandığı duvardan iyice doğrularak kalktı yorgunlukla burkulmuş cılız beden. Yorgunluğunun asla izin vermeyeceği bir hızla, en yakınındaki merdivene yöneldi. Hayat en ince alayına bürünmüşcesine, inmesi gereken beş kat uzanıyordu Lyvia'nın önünde. Koştu, koşmayı en son isteyeceği yerde, hızla merdivenleri arşınladı. Kaybettiği dengesini ahşap kollara tutunarak buldu. Ardında bıraktığı milyonlarca tablo sakininin en içten kahkahalarını beraberinde götürüyordu. Düzensizleşen solukları bir kez daha paniği yukarı sürüklüyordu ki, kalbi bir şekilde es geçti her şeyi. Tanıdık bir yol uzanıyordu önünde. Hogwarts sınırları içinde evim demeye zorunlu bırakıldığı, karamsarlaşmış ve kötülüğe bulanmış ruhların rahat edebileceği belki de tek yere, Slytherin öğrencilerinin karanlığa hapsolmuş Ortak Salonunun girişine, taş duvarlara hapsolmuş soğuğa ve rutubete artık somut bir biçimde dokunulabilen zindanlarla çevrelenmiş kavisli yola baktı Lyvia. Öğle yemeği yememenin verdiği dezavantajla bakmayı unuttuğu saatine umutsuz gözlerle baktı. Üç dakika geç kalmıştı. Dakikliğinin tabana vurduğunu hissederek, yedi yıldır gelmenin tanıdıklaştırdığı zindana ilerledi pek emin olmayan adımlarla. Yavaşça ittiği kapı, bütün umutlarını yere sererek kulak tırmalayan bir gıcırtıyla açıldı.

    Kimse dönüp bakmadı. Zindana görünmeyen adımlarla girmeye çalışan kızın varlığı, soğuğun dışarıdaki havayla dalga geçercesine etkisini hissettirdiği zindanda endişelenecek son şeydi demek ki. Yedi yıldır ders aldığı bu sınıfta, geç kalanların azarlanmasının çok nadir olduğu bilinci yabancı bir rahatlama hissiyle içine doluşunca, adımları cesurlaştı. Besbelli açıklamasını yapmış, kitabına geri dönmüş profesörle göz teması kurmaya çalıştı. Kovulmadı, içeri buyur edilmedi. Bu zindanda alışık olduğu gibi, profesör varlığına dair hiçbir belirti göstermeyince, her zaman oturduğu ön masaya geçti, artık üstünde hissedebildiği öğrencilerin bakışlarıyla. Normal sınıflarda olanın aksine, ön masaları hevesli Ravenclaw'lar kaplamıyordu bu zindanda. Herkes en uzak masayı seçebilmek için kargaşa çıkarırdı anlamsızca. Profesöre uzak olma istekleri alınlarında yazarcasına somuttu. Tüm sınıfın aksine, Lyvia'nın profesöre yakın olma isteği ne kadar ironikti. Gerginliğin sis misali yükseldiği sınıfa hakim olan tek ses, öğrencilerin bir takım bitkileri deşme sesleriydi. Saatlerdir hapsolduğu hastalıklı duyguların kayıp gittiğini ilk defa gerçek anlamda hissetti Lyvia. Dudaklarına konan hüzünlü bir tebessümle Profesör Chauncie'ye baktı. Yedi yıldır ders aldığı, ifadesiz suratında bir kere bile gülümseme göremediği adama baktı. Yaşına rağmen fazla dinç vücudu, mimiksiz ve duygusuz çehresi, telaşsız ve anlam barındırmayan sesinin tahrik ediciliği... Bu adam 'mükemmel' kelimesinin sözlük açıklaması olabilecek kadar iyiydi. Lyvia'nın kararmış kalbinde bile duygu silsilesine yol açıyordu. Yedi yıldır bu anlamsız okulda geçirdiği tek güzel anlardı, onun sınıfında olduğu anlar. Sınıftaki herkesten çok çaba gösterdiğinin bilincindeydi, olmayan duyguları bu adama çalışıyordu adeta. Sanılanın aksine suratsız bir adam değildi Chauncie. Çok iyi bir aktördü ya da hayatla bitmek bilmez savaştan sağ çıkabilmiş bir erdi. Ne olduğunu kendine açıklayamasa da, farklıydı bu adam. Sarının en güzel tonuna bürünmüş saçlarından yayılan parfüm kokusu Lyvia'nın burun deliklerinden süzüldüğünde, içini çok karmaşık duygular kaplıyordu. Duygular. Lyvia'nın yıpranmış sözlüğünde yazmayan bir kelime. Etraftaki bıçak sesleri bir kez daha Lyvia'nın kulaklarına dolduğunda, ana odaklandı. Sınıf, hakim olan telaş havası eşliğinde Lyvia'nın ne olduğunu bilmediği bir iksir hazırlıyordu. Bıçağını düşürdü. Tok bir sesle sert zeminde yankılanıp her yeri toz bulutuna yayan bıçağı alma bahanesiyle eğildi, hemen yanında duran ve adının Pavel olduğuna hemen hemen emin olduğu çocuğun kitabın önüne umutsuzca açılmış kitabına baktı. Sayfa 186.

    Yırtarcasına açtığı kitabın her tarafı karalamalarla doluydu.Kendisinden hiç beklenmeyecek güzelliğe sahip el yazısının serpiştirildiği sayfalar, Lyvia'nın cümleleri değildi aslında. Profesör Chauncie'nin her söylediğini not alma alışkanlığı, kitabın kararmasına yol açmıştı. Dudaklarında hala kaybolmayan gülümsemesiyle açması gereken sayfayı açtı. Zeka Bileyici İksir. İksiri ilk defa alıcı gözle okumanın getirdiği yabancılıkla -önceden tüm kitabı okumuştu ve hayır bu sadece iksir dersine özgü bir davranıştı- duraksadı. Bakır kazanının umutla beklediği masasına yaslanarak malzemeleri kontrol etti. Bok böceği, zencefil kökleri, armadillo safrası, aslan sütü, Habeşistan Büzüşmüşinciri, ölçek, havan, kepçe. En kısa zamanda aleve verip yok etmeyi planladığı okulunda yapmayı sevdiği şeyler listesinin -fazlasıyla kısa bir listeydi- başını çeken iksir dersinde olmanın verdiği rahatlığı kaçmasın diye sıkı sıkı tutarak, pelerinin kollarını sıvadı. Dakikalar geride kalmıştı. Geç başlamanın verdiği sinir nidası tıslamaya dönüşerek boğazını gıdıklayınca, talimatların ilk paragrafını okudu sessizce. Zencefillerin özleri çıkarılır. İksir yapım setinde en çok kullandığı yassı bıçağı eline alarak, hiçbir özü boş yere kullanmama özeniyle bıçağın yayvan kısmını zencefillere bastırdı. Gümüş bıçağın gözünü alan parıltısının ardında süzülen özü dikkatle toplayarak, önünde hevesle büyüyen kazanına boşalttı. Hastalıklı vücudunun beraberinde getirdiği simetri takıntısını en ince detayına kadar kullanarak, sarının en opak rengiyle donatılmış öz, kazanın dörtte birine doldu. Dikkatle beslenmiş gözleri talimatın diğer satırına kayarken, asasının küçük bir dokunuşuyla kazanının altında yakılmayı bekleyen ocak alev aldı. Kısık de olsa, her zaman Lyvia'yı büyüleyen ateşe, ateşin kaçınılmaz yakıcılığına karşı koyamayan kazan ısınmaya başladı. Vaktin Galleon olduğu, hatayı kabullenmeyen, mükemmelciliğin ilke edinildiği iksir uğraşında hata yapmama telaşesiyle dördüncü talimata uyarak bir ölçek aslan sütü ekledi iksire. Aslan sütünün temasıyla iyice karışan iksirini saat yönünde üç kere çevirdi sakinliğe bürünerek. Kontrolsüzlüğün getirdiği telaşenin, hayattaki en titiz işe bulaşmasını istemiyordu Lyvia. Belki de bu yüzden bu kadar seviyordu bu dersi. Mikropların doluştuğu vücudunu anormal hissettirmiyordu. Dikkat, dakiklik, düzen, sakinlik. Lyvia'yı tanımlayan kelimeler iksiri işaret ediyordu aynı zamanda. Artık bal rengini alışan iksiri karıştırmayı bıraktı Lyvia. Geç gelmesine rağmen çoğu kişiden önde olduğunu hissettiği sınıfa hakim olan kontrollü olma hissinin en fazlasına sahip olarak, adına gülmeden edemediği zavallı böceği havanda dövmeye başladı. Böcek canlı olsaydı daha bir keyifle döveceğini fark edip, psikopat duygularını itmeye çalışarak zencefil özü ekledi havana, tuzun en kristal haline gelmiş ve çoktan gebermiş böceğe keyifli gözlerle bakarak öz ile iyice karıştırdı. İyice bütünleşmiş karışımı kazana ekledikten sonra özenle soyup soğana çevirdiği üç tane Habeşistan Büzüşmüşincir'i kazana ekleyip, orta ateşte pişmeye bıraktı. Kendini çok katı kuralları olan bir aşçının yanında hayatının yemeğini yapıyormuş gibi hissediyordu. İlginçti ki, doğal olan çoğu şeyden uzak duran bu kız için yemek yapmak güzel bir uğraştı. Büyünün hiçbir rezil dalını araya katmadan, elleriyle pişirmek. Kazanından yükselen, artık belirgin spiraller oluşturup duman altı olmuş zindanı daha da sise bürüyen dumanlarını keyifle koklayarak iksirinin aldığı saf renge baktı, vişne çürüğü. Yanından geçen ve burnunu iştahla açan bir erkeksi koku bozdu konsantrasyonunu. Profesör sınıfı dolanmaya başlamış olmalıydı. Ona en başarılı iksiri sunma aşkının yarattığı keyifli heyecanla kıstı ocağın altını. Adını o an hatırlayamadığı safraları tecrübeli bir şifacı niteliğinde doğrayarak hafifçe ezdi. İşe yarar bir iksire dönmesine ramak kaldığını hissettiği karışıma ekleyerek, talimatların kolay kısımlarını halletmiş oldu. En engin tecrübeye ve dikkate sahip olmayı mecbur kılan karıştırma evresine geçerken, profesörün bir kez daha yakınından geçtiğini hissetti. Dersin bitmesine çok az kaldığını hissederek, karıştırmaya başladı. İki tur saat yönünde, üç tur saatin aksi yönde, iki tur saat yönünde, üç tur saatin aksi yönde, iki tur saat yönünde, üç tur saatin aksi yönünde. Titizliğin elle tutulur hale geldiği çalışmasından birkaç adım geri çekildi Lyvia. Bir saatliğine bile olsa bütün sorunlarını unutturan mucizevi karışımına hayranlıkla baktı. Ölümü durdurmanın bile mümkün olduğu bu ders harika değil de neydi?

    Bir çift göz, sanki bedeni yokmuşcasına Lyvia'nın içinden geçti. Profesör Chauncie, o mükemmel adam, uzun bir süre -belki saatlerce- bakmıştı ona. Ya Lyvia'nın en paranoyak dürtüleri canlanmıştı ya da adamın gözlerinde saklayamadığı bir gurur vardı. Emirleri yerine getirmenin telaşesiyle artık titreyen ellerle -Profesör Chauncie'nin varlığı sağ olsun- kepçeye doldurduğu şeffaf turuncu renkli iksiri dudaklarına götürdü. Aldığı büyük bir yudumun ardından ısınan bedeni, sanki her derde deva bir iksirmiş gibi canlanmıştı. Zekasının önünde hiçbir varlığın dikilemeyeceği gerçeği nabzını arttırırken, iğrenç kokular yükselmesine rağmen profesörün uyarmadığı -yani şans eseri de olsa zehir elde etmemiş- öğrencilerden birine küçümseyen gözlerle baktı. "Afiyet olsun." dedi iksirini tatmak zorunda olduğu gerçeğiyle boğuşan çocuğa, en acımasız ses tonunun ardına sakladığı koyu bir alaycılıkla. Ve boşalan sınıfı yavaş adımlarla terk etti, sanki edindiği geçici mutluluğun etkisi sınıftan çıkınca yok olacakmış tereddütüyle.

____________________________________________________________________________________________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
VII. Sınıflar, I. Ders.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Simli Resim Yapımı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: