AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 VI. & VII. Sınıflar, I. Ders

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nimue Lucija
Profesör
 Profesör
avatar

RÜTBE : SİHİRLİ YARATIKLARIN BAKIMI
Özel Yeteneği : -
Gerçek İsim : zeynep.

MesajKonu: VI. & VII. Sınıflar, I. Ders   Perş. Ağus. 09, 2012 9:48 pm

VI & VII. SINIFLAR, I. BİÇİM DEĞİŞTİRME DERSİ
x.Yağmurun cübbelere çiselediği bir Salı; öğle öncesine rastlayan günün üçüncü dersi.
x.İkinci katın son koridorunda bulunan geniş derslik.


* * *
Akrebin elçiliğini yaptığı vaktin geldiğini fark ederek kalçalarını sandalyesinin üstünde rahatsızca kıpırdattı kadın. Kara Göl'ü tüm esrarengizliğiyle yansıtan devasa pencereden sızan gün ışığı, dersliğin tertemiz olan her bucağını aydınlatmaktaydı. İstemsiz bir ciddiyetle dirseklerini ahşap masasının üstüne koyan profesörün boynundan atmosfere vanilya ve lavanta kokuları yayılıyordu. Sıraların yerinde kocaman bir boşluk sırıtıyordu, pencerenin bitişiğindeki geniş duvarda ise tılsımlanmış bilgi labirentlerine açılan geçitler göze çarpıyordu. Parmaklarının arasındaki çizelgede topladığı ilgisi yitip giderken aklına doluşan düşünceler gülünç nitelikteydi: Neredeyse bir yıl içinde binalarına ait cübbeleri çıkarıp kendi davalarıyla alakadarlığa atılacak olan öğrencileri için zorlayıcı bir parkurdu bu. Profesör bundan memnundu; zira Ravenclaw armasını taşıdığı yıllar boyunca, bir ögeyi değerli kılan şeyi zorlayıcılık seviyesinin belirlediği düşüncesini edinmişti. İçinden, onların sorunu, diye geçirip isteksizce biriktirdiği endişeleri bir kenara bıraktı ve giriş kapısının ardından gelen hevesli ayak seslerine kulak kabarttı. Dersliğin tamamen dolması için gereken birkaç dakika boyunca hiç kaldırmadığı başını zoraki izlenimi verdiği bir havayla öğrencilerine çevirdi ve çizelgeyi masanın üstüne bıraktı. Omzunun üstünde sımsıkı toplanmış saçlarından dökülen bir tutamı başının hafif bir hareketiyle yüzünün önünden çekerken, ''Nimue Lucija.'' diye söze başladı cadı. Kuram temelli bir dersin anekdotlara ve nutuklara alıştırılmış öğrencilerini alelade bir bakışla taradı ve, ''Ders uygulamalı olarak işlenecek.'' diye konuştu, irislerinde gençliğin ukalalık zerreciklerini taşıyan cadı ve büyücülerin geçitlere yöneltilmiş bariz merakına aldırmadan. Derslik girişini terk edip pencerenin karşısında dizilmelerini rica ettikten sonra, fısıltıları noktalayacak bir duruşla, ''Lüzumsuz konuşmalara hacet yok. Aksini düşündüğünüzü belirten eylemler sergilediğiniz takdirde bu derslikten birkaç ağır yarayla ayrılırsınız.'' uyarısını yaptı. Bir dişi için kalın sayılabilecek sesi kibarlık maskesiyle örtülmüşse de, duvarları bir gürleme şeklinde yankılattığı kesindi. Bilgilendirme yapmanın beraberinde getirdiği ılıman ve yalın tavır, sert mizacını bir nebze yumuşatmış olacaktı ki, öğrencilerin ürkekliği, kadın tekrar konuşmaya başladığında azalmış gibi görünüyordu. ''Hepiniz için ayrı olarak hazırlanmış bu geçitler, yedi yıl boyunca öğrendiğiniz değiştirme, kaybetme ve yanılsama sihirleri ile ilgili bilgilerinizi sınamak üzere tasarlandı. Biçim Değiştirme büyülerini kullanarak alt etmeniz gereken yaratık ve nesnelerle dolu olan bu geçitlerin içinden başarıyla çıkıp çıkamayacağınız, derse hazırlıklı gelmenizle ve bilgilerinizi pratik zekanızla birleştirmenizle doğru orantılıdır.'' Gençlerin vücut dilleriyle ve fısıltılarıyla yansıttıkları ürkeklik, Profesör için dersin gidişatını verimli hale getiriyordu. ''Karşılaştığınız engelleri yok etmek için Biçim Değiştirme öğretisinin dışında büyüler -tılsım ve iksir gibi- kullandığınız vakit, geçidin sonuna gelmişseniz bile size verilen komutlara uymadığınız gerekçesiyle diskalifiye edilecek ve Biçim Değiştirme dersinden geçemeyeceksiniz. Hile yapmanın çok zor olmayacağı bu labirentte bilginliğinizin yanında nefsiniz ve dürüstlüğünüz de sınanacak.'' Heyecanlı ve şaşkın topluluğa yaptığı konuşmaya birkaç saniyeliğine ara verdi ve öğrencilerin önünde volta atmaya başlarken, ''Başarılı olup geçidin sonuna kadar giderseniz minik bir masanın üstüne bırakılıp büyülü sıvıyla doldurulmuş bir çay fincanıyla karşılaşacaksınız. Eğer bulunduğunuz noktaya hile yapmayıp alnınızın akıyla gelmişseniz, çay fincanı vücudunuzda parkuru tamamladığınızı işaret eden bir etki bırakacak ve sizi geçidin dışına, dersliğin sıradan ortamına cisimleyecek.'' dedi. Yapılan acımasız açıklamanın ardından öğrencilerden cübbelerini çıkarıp giriş kapısının yanındaki askılığa bırakmaları ve asalarını kapıp geçitlere girmeleri istendi. Öğrenciler bu isteği yerine getirdiğinde Profesör masasına yöneldi, sert sandalyesine yerleşip asasının bir hareketiyle doldurduğu bardaktan Balkabağı suyu yudumladı. Dersin ilerleyen saatlerinde derslik, geçitlerden zamanından önce, yaralanmış, ağlayarak ve başarılı olarak çıkan öğrencilerin nidalarıyla doldu. Profesör yaralı öğrencilerin vücutlarındaki hasarı zorlanmadan yaptığı büyülerle giderirken, dersin sonunda parkurlarından başarıyla çıkan öğrencilerin vücutlarındaki çay fincanı etkisini teker teker kaldırdı ve terden sırılsıklam olan öğrencilerin isimlerini temiz bir parşömen sayfasına not aldı. Kısık bir zil sesinin duyulmasının ardından Profesör, ''Parkuru tamamlayamamış öğrenciler için haftaya aynı gün geleceklerini belirleyecek bir sınav yapılacaktır. Hile yapanların İfrit'in üstünde bir not alma olasılığı yoktur. Hepinize teşekkür ediyorum.'' dedi ve dersliği birbirinden farklı duygularla terk eden öğrencilerin ayrılmasını göz ucuyla izlerken her zamanki ilgisiz tavrıyla saçlarını yüzünün önünden çekti.

I. GEÇİT:
 
II. GEÇİT:
 
III. GEÇİT:
 

~Katılımcılar üstte listelenen geçitlerden birini seçmeli.
~Üç oyuncunun katılımı ardından geçitlere yenileri eklenecek.
~İlk katılımı yapan oyuncu, binasına +10 puan kazandırma şansını elde edecek.
~Başlıkta süre sınırlaması yoktur.

____________________________________________________________________________________________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Valerie Faës
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 16
Gerçek İsim : Selin
Yaş : 23
Nerden : İstanbul
Lakap : Sel.

MesajKonu: Geri: VI. & VII. Sınıflar, I. Ders   Perş. Şub. 07, 2013 8:55 pm

Bahçeden yağmura söylenerek gelen arkadaşına gülümseyerek el salladı cadı, hafif hafif atıştıran yağmur söylenecek değil sevilecek bir şeydi onun için. Sihirli Yaratıkların Bakımı dersi geride kalırken altıncı ve yedinci sınıflar için sırada Biçim Değiştirme’nin büyülü dünyası vardı. Eliza sonunda yağmur konusunda söylenmeyi bıraktığında, ikili ikinci kata ulaşmışlardı bile. Saat dersin başlamasına dakikalar kaldığını gösterirken adımlar hızlandı ve birkaç saniye içinde koridorun sonundaki Biçim Değiştirme dersliğine varmıştı ikili. Valerie profesörün konuşana kadar tatlı bir kadın görüntüsü çizdiğini düşünürdü her zaman. Oysa ağzı açılıp da kelimeler dökülmeye başladığı andan itibaren çekilmez bir profesör oluverdi o zarif ve güzel kadın. Dersliğe neredeyse son girenlerden oldukları için fazla beklemelerine gerek kalmadan profesör derse başlamak üzere konuşmaya başlamıştı. Uygulamalı kelimesini duyduğunda dudakları belirgin bir gülümseme ile kıvrıldı, kendilerini kanıtlayabilecekleri bir fırsat doğduğu zaman derslerde Valerie her zaman önlere atılanlardan olurdu, aslında o kadar göz önünde olmak isteyen birisi de değildi, ders çalışmayı da çok sevmemesine rağmen profesörlerin gözüne girmek gibi bir takıntısı vardı birinci sınıfta ufacık bir cadı olarak buraya geldiği ilk andan beri. Profesörün tüm açıklamalarını dikkatle dinledikten sonra içinde beliren korku zerresini def ederek onun yerine hırs koydu. Biçim Değiştirmede çok iyi sayılmazdı fakat sınıfın ortalamasının üstündeydi. İhtiyacı olan Biçim Değiştirme dersinde yıllardır öğrendiklerinden hatırında kalanları parkura girdiğinde gerektiği gibi kullanabilmekti, buna yapabileceğine de emindi. Tereddüte veya korkuyu gerek yoktu. Cübbesinin üzerinde taşıdığı armanın hakkını vermeliydi, bu kadar korumalı bir yerde profesör tarafından hazırlanmış bir parkura girmeye korkarsa kendine gerçek bir Gryffindor diyebilir miydi?

Profesörün verdiği son talimat ile cübbesini üzerinden çıkardı ve askılığa astı, asasını kavrayarak geçitlerin bulunduğu yere ilerledi gözleri Calvino’yu ararken. Ona iyi şanslar dilemek istiyordu geçitlere girmeden herkes, omzuna dokunan el ile arkasına döndüğünde Calvino’nun gözleri ile karşılaştı içtenlikle gülümseyerek
“Ben de seni arıyordum.” dedi, Calvino’da aynı şekilde gülümsedi ve hızlı bir öpücük kondurdu kızın dudaklarına profesörün görüş alanında olmadıklarını umarak yanıtladı bunu Valerie, “İyi şanslar.” “Sana da Cal.”

Geçidin önünde derin bir nefes aldı ve adımını attı. Artık Biçim Değiştirme dersliği, Hogwarts, az yağmurlu açık hava tamamen gerisinde kalmıştı. Nerede olduğunu anlaması için gözlerini birkaç kere kırptı, gözleri zifiri karanlığa uyum sağlamayı başardığında etrafında birbirine sık sık örülmüş ağaçların göğe yükselmekte olduğunu gördü. Ağaçlar o kadar çok sallanıyorlardı ki sanki orman bir topun içine konulmuş ve o top ordan oraya atılıyormuşçasınaydı. Duyduğu bir gök gürültüsü ile irkildi genç cadı ve ormanın içinde ürkek adımlar atmaya başladı. Rüzgârın şiddeti zayıf bedenini de alıp götürecek gibiydi, yere sağlam basmayı denese de beş adımda iki kere düştü. “Harika! Daha doğru düzgün yürümeyi bile beceremiyorum.” adımlarını minik atıyordu, kollarını göğsünde birleştirmiş bir şekilde hafif eğilerek vücudunu küçültmüştü de. Derin karanlığın içine doğru yol almak her ne kadar cadının ürpermesine neden oluyorsa da aydınlatma büyüsü kullanmayı şiddetle reddediyordu, göremediği bir yere gitmek daha kolaydı. Eğer önündeki ormanda ilerleyeceği yolun üzerinde neler olduğunu görürse ilerlemesi zorlaşırdı.

Duyduğu bir uluma sesi ile olduğu yerde kaskatı kesildi. Emin değildi fakat sanki solundan geliyordu ses. Korkuyla asasını oraya doğrulttu ve karanlığında içinden gelen sesin sahibini aradı gözleri, normalde kaçması mantıklı bir şey olurdu belki ama şu anda sınavının bu olduğunu bildiği için tek yaptığı beklemek oldu. Ses kendisine yaklaşırken gözleri sesin sahibinin bir kurtadam olduğunu ayırt edebildi. Yüreğine çöreklenen korkuyu savmak için hiçbir harekette bulunmadı, kurtadam son hız kendisine yaklaşırken asasını doğrulttu ve işe yaramasını umarak büyülü sözcükleri söyledi, normalde olsa kullanacağı basit bir sersemletme ya da ona benzer bir büyü olurdu fakat bu sefer özenle biçim değiştirme büyülerinden birisini seçmişti,
“Lapifors!” sesi o kadar gür çıkmıştı ki bir an kendisi bile kendisinden korktu. Ağaçların rüzgârla bir beşik gibi sallandığı ormanda şimdi tatlı küçük bir tavşan biraz önce Valerie’ye korku salan yaratığın olduğu yerde zıplayıp duruyordu. Valerie bir an kendisini tutamayarak rüzgâra karışan bir kahkaha saldı dudaklarından. Tavşan Valerie’nin olduğu yere gelip hemen önünde durup küçük gözlerini kıza dikti birkaç saniye öyle durduktan sonra karanlık ormanın içinde zıplayarak gözden kayboldu. Tüm o karanlıkla yeniden baş başa kaldığında rüzgâra direnerek ilerlemesini sürdürdü, bir yaratığı arkasında bırakmış olmasına rağmen kalbi hala çok hızlı atıyordu. Parkurda başka yaratıkların olup olmadığını bilmiyordu ya da tavşana çevirdiği kurtadamın bir şekilde geri dönüp dönmeyeceğini, rüzgârın uğultusu, yaprakların hışırtısı o an her şey kulağına bir tehdit gibi geliyordu. Asasını daha sıkı kavramıştı bu sefer. Yaralanmak istemezdi, sırf başarısız olmamak için.

Birkaç adım sonra gözlerinin ışıl ışıl parlamasına neden olacak olan masayı gördü, parkurun sonuna gelmişti işte! Gözlerinde zaferin getirdiği parlaklık ve dudaklarındaki gülümseme ile masaya ilerledi, küçük üzerinde hiçbir işleme bulunmayan beyaz sade bir fincan duruyordu, fincanın içinde de içmesi gereken bir sıvı. Fincanı eline aldı yavaşça, tereddüt etse de gözlerini kapattı ve tüm sıvıyı bir dikişte içti. Tadı yok denilebilirdi, sadece boğazdan geçen sıvının getirdiği soğukluk hissi. Çok geçmeden sıvı etkisini göstermeye başlamıştı, alnında hissettiği garip hisler elini birden alnına atmasına sebep oldu, göremiyordu ama orada çıkmış olan boynuzu elleri gayet iyi hissediyorlardı. Ufak bir çığlık atmamak için kendini zor tuttu, tüm bunlar olurken etrafındaki her şey yok olmuş ve kendini yeniden Biçim Değiştirme dersliğinde bulmuştu cadı. Etrafı kendinden de kötü durumda olan hatta yaralanmış öğrenciler ile doluydu. En azından yaralanmadığına şükrederek profesörün kendi durumunu da düzeltmesi için sırasına oturdu. Gerçekten de farklı bir ders olmuştu, alnında belirmiş olan boynuza rağmen.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Calvino N. Lachett
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

Yeah, that's my niche. Pathetic and sweet.

RÜTBE :
Karakter Yaşı : 16.
Gerçek İsim : Tuğçe.
Yaş : 23
Nerden : İzmir.
Lakap : Tuşın.

MesajKonu: Geri: VI. & VII. Sınıflar, I. Ders   Cuma Şub. 08, 2013 5:18 pm

“Ve sen, benim küçük dostum, kızların yatakhanesine girmekten vazgeç! Ciddiyim Cattivo. Bu hiç hoş değil.”

Bir politikacı edasıyla çattığı kaşları ve büzülmüş dudaklarıyla gereksiz bir ciddiyet oluşturmuştu büyücü. Zira tüm bu nutuk çekmeler tek yaptığı ortak salonun ortasında tuhaf sesler çıkarmak olan koyu yeşil renginde cılız bir kurbağa içindi. Kaybettiği kurbağasını bir kez daha –dönemin başından beri altıncı kez- ismini bile bilmediği suratsız bir kız öğrencinin sinirden titreyen kolları arasında bulmuştu. “Ben bile oraya giremiyorum. Tüm eğlenceyi kendine saklaman çok bencilce. Bir dahaki sefere dişlerinin arasına bir kamera yerleştirmeliyim.” Bir kurbağayla en yakın arkadaşıymış gibi konuşmasının tuhaflığı yetmiyormuş gibi son sözleriyle iyiden iyiye bakışları üzerinde toplamıştı Calvino. Omuzlarını dikleştirip cüppesini çekiştirdikten sonra artık fazlasıyla alışkın olduğu iğneleyici bakışlara aldırmayıp kurbağasını avuçlarının arasına aldı. Bir sonraki dersin başlamasına sadece dakikalar kalmıştı, yatakhaneye çıkmakla vakit kaybetmek istemediğinden Cattivo’yu merdivenlerin ucuna bırakıp ortak salondan ayrıldı. İkinci kata ulaştığında hala birkaç dakika vardı dersin başlamasına. Neredeyse dolmuş olan dersliğe girdiğinde sıraların olması gereken yerdeki tuhaf boşluk dikkatinden kaçmamıştı. İstemsiz bir şekilde alnı kırışırken bakışlarını dersliğin içinde gezdirmeye başladı. Birbirleriyle fısıldaşan öğrenci kalabalığını geçip bakışlarını uzunca bir süre masasında sükûnetle oturmakta olan genç profesörün üzerinde tuttu. Ardından pencerelerin hemen yanında dikkatleri çeken ve bir tür geçit olduklarına karar verdiği bölmeleri inceledi. Korkulu rüyası olan uygulamalı bir Biçim Değiştirme dersi işleyeceklerini ise profesörün onaylamasıyla kabullenmiş oldu. Saf güzelliğinden beklenmeyecek kadar ciddi bir edayla konuşuyordu kadın. Bu, içinde bulunduğu durumu daha ürkütücü bir hale sokmaktan başka bir işe yaramıyordu Calvino için. Teoride her şey çok daha basitti, pratik söz konusu olduğunda işler çoğu zaman yolunda gitmiyordu. En azından Biçim Değiştirme de durum böyleydi. Örneğin Tılsım büyülerini uygulamak o kadar da zor değildi hatta Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersinde bile daha başarılıydı. Biçim Değiştirme özel bir beceri gerektiriyordu ki bunca yılın sonunda hala uygulama derslerden korktuğu düşünülürse Calvino bu beceriden yoksundu. Tek tesellisi geçitten geçtiğinde tamamen yalnız olacağıydı. En azından kendisine göre kat ve kat daha cesur olan kız arkadaşının önünde küçük düşmeyecekti. Valerie… Bakışları hızlı bir şekilde etrafını taradı, böylesine tehlike dolu bir imtihana girmeden önce kızı görmek istiyordu. Genç cadının çoktan cüppesinden kurtulup geçitlerin bulunduğu kısma doğru ilerlediğini gördüğünde buruk bir gülümseme yayıldı yüzüne. Onun için endişelenmesine gerek olmadığını biliyordu, bu işin altından kalkacak kadar yetenekliydi Valerie. Endişelenmesi gereken tek kişi kendisiydi.

Dersliğin ortasında sırf kendini rahatlatmak için kız arkadaşının dudaklarına kondurduğu arsız öpücüğün etkili olduğunu inkâr edemezdi. Tek eli asasını sıkı sıkıya kavrarken sanki saatlerdir içinde tutuyormuşçasına derin bir soluk bıraktı dersliğin boğucu havasına ve titrek adımını attı. Sıcak hava dalgası yüzüne çarpar çarpmaz bir tür refleks haliyle kollarıyla başını korumaya çalıştı. Yakıcı güneş tarafından tokatlanıyormuş gibi hissetmişti kendini. Gözkapaklarını zar zor aralayabildiğinde sonsuzluğa uzanıyormuş gibi duran bir çölde olduğunu fark etti. Her hareketinde ayakları kuma biraz daha gömülürken etrafında birkaç tur attı.
“Ne yani, kendimi bir kaktüse mi dönüştüreceğim?” Sadece kısa bir anlığına bunu ciddi ciddi düşündü genç büyücü. Sıcak katlanılamaz derecedeydi ve şimdiden susuz hissediyordu kendini. Mümkün olduğu kadar hızlı adımlarla ilerlemeye çalıştı, asası hala karşılaşabileceği her hangi bir tehlikeye karşın tetikte duruyordu. Bir deve olmayı dileyerek geçirdiği birkaç dakika boyunca adımları gittikçe yavaşlamış, görüşü bulanık bir hal almış ve terden su içinde kalmıştı. Artık sırılsıklam bir halde olan gömleğinin koluyla alnını bir kez daha silerken aniden karşısına çıkan siluete yöneltti asasını. Gözleri tanıdık simayla buluştuğunda ise aynı hızla indirmişti kolunu. “Val! Burada ne arıyorsun? Herkes için ayrı bir parkur hazırlandığını sanıyordum.” Anlayamadığı şeyler Calvino’nun en büyük kâbuslarıydı. Bu yerde ne ile karşılaşacağını ve hangi büyüyü kullanması gerekeceğini bilmemek yeterince büyük bir işkenceydi, bir de yalnız olduğunu sandığı parkurda aslında başka öğrencilerin de olabileceğini öğreniyordu şimdi. Kızın cevap vermesini mi bile beklemeden etrafa bakınmaya başladı, görünürde başka kimse yoktu. Yani bu ikişerli gruplara ayrıldıkları anlamına mı geliyordu? Neden yeterince açık konuşmazlardı bu profesörler sanki? “AAAAAH!” Kızın aniden yükselen çığlığı üzerine hemen önüne döndü ve yere yığılmış bir beden ile kumun üzerinde gezinen bir yılanla karşılaştı. “Valerie!” Kızı uyarmak için çok geç kaldığını anlaması sadece saniyelerini aldı. Valerie iki eliyle yılanın zehrini bıraktığı bacağını kavramış acıyla inlemeye başlamıştı. Ne yapacağını şaşırmış bir halde yılana baktı Calvino ama bu sadece birkaç saniye sürdü çünkü yılan geldiği kadar ani bir şekilde ortadan kaybolmuştu. Sevgilisinin çığlıkları kulak zarlarını yırtarken ne yapması gerektiğini düşünmeye çalıştı.

Zehir, zehirli yılanlar. Zehirli çöl yılanları… Şimdiye kadar onlara dair okuduğu ne varsa hatırlamaya çalışıyordu ama hemen ayaklarının dibinde Valerie can çekişirken ve tepede yükselen güneş acımasızca yüzünü tokatlamaya devam ederken bu hiçte kolay değildi.
“Hadi, HADİ!” Dizleri üzerine çöküp kafasını kollarının arasına aldı. Zehri dışarı çıkarmak için büyülü ya da büyüsüz yollar biliyordu ama profesörün Biçim Değiştirme’den başka bir yöntem kullanmayacaklarına dair yaptığı uyarı uyuşmuş zihninde yankılanıp duruyordu. Bulunduğu yeri, sıcağı ve en çok da Valerie’nin varlığını unutmaya çalışıp sadece yılana odaklandı. Ona dair bir şeyler okuduğuna emindi, tek yapması gereken hatırlamaktı. Hareketsiz kaldığı birkaç saniyenin ardından hızla ayağa fırladı ve kendine nefes almak için bile zaman ayırmadan büyülü sözcüğü haykırdı. “SERPENSORTİA!” Yerde alelade bir noktaya doğrulttuğu asasının ucundan fışkıran ışık huzmesi küçük kara bir yılana dönüşmüştü. Büyüyü doğru yapmıştı ama ortaya çıkan yılan işine yarayacak olan değildi. Kendisine küfürler savururken asasının tek hareketiyle yılanı ortadan kaldırdı. Daha fazlasını yapmalıydı, yapabilirdi. Belki mükemmel bir büyücü olmayabilirdi ama kız arkadaşı acı çekerken izlemekten daha fazlasını yapabileceğini biliyordu. Sıcağın zihnini bulandırmasını engellemeye çalışarak bir kez daha kaldırdı asasını. Bu kez daha emin bir sesle “Serpensortia!” dedi boşluğa doğru. Bir ışık huzmesi daha yayıldı kumların üzerinde ve bu kez öncekine oranla daha uzun ve koyu kahverenginde bir yılan çıktı ortaya. Yılan sonrasında ne yapacağını çok iyi biliyormuş gibi hemen yerde uzanan kıza yönelmiş ve sivri dişleriyle açıkta duran bacağa geçirmişti. Valerie ikinci kez ısırılmanın acısıyla titrerken Calvino neredeyse sevinç nidaları atmak üzereydi çünkü bunun önceki zehri temizleyeceğini biliyordu. “Korkma Val, iyi olacaksın. Zehir ikinci kez vücuduna yayıldığında panzehir etkisi gösterecek ve-” Yılan da sevgilisi de yokluğa karıştığında cümlesini tamamlayamamıştı bile. Korkuyla irileşen bakışları kızın az önce uzanmakta olduğu boşluğa takılı kaldı. Yanlış bir şey yapmadığından emindi, o halde sorun neydi? Valerie’ye bir zarar vermiş olabileceği düşüncesi sıcaktan daha rahatsız edici bir hal alırken yaklaşık yirmi metre kadar ilerisinde duran ya da durduğunu sandığı masa çekti dikkatini. Zira o dakikalarda neyin gerçek neyin hayal olduğuna karar veremiyordu. Kalan gücüyle koşar adımlarla bitiş çizgisinin habercisi olan masaya ilerledi. Islak parmaklarıyla çay fincanını kavrayıp ikince kez düşünmeden kafasına dikti.

Başta hiçbir şeyin değişmediğini düşündü, içtiği sıvı her ne ise boğazındaki kuruluğu bile gidermemişti. Ancak birkaç saniye kadar kısa bir süre sonra tırnaklarındaki hareketlilik bakışlarını ellerine çevirmesine neden oldu.
“Olamaz, kurtadama dönüşüyorum!” On santim kadar uzayan tırnaklarındaki koyu kırmızı boyayı gördüğünde “ya da kurtkadına…” diye ekledi şüpheli bir sesle. Ayaklarının altında yumuşak kumu ve yüzünde yoğun sıcağı hissetmediğinin farkına varmasıyla ancak anlayabilmişti dersliğe döndüğünü. Bedenindeki değişimin sadece tırnaklarının uzamasıyla kalması da dikkatinden kaçmamıştı, kurtadam –ya da kurtkadın- tezi hatalıydı demek. Kâbustan uyanmış olmanın verdiği rahatlıkla geniş bir gülümseme yaydı yüzüne.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: VI. & VII. Sınıflar, I. Ders   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
VI. & VII. Sınıflar, I. Ders
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Simli Resim Yapımı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: