AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Kara Bulut

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cajsa Noak
Hufflepuff
Hufflepuff
avatar

RÜTBE : VI. SINIF
Görevi : Okul gazetesi yazarı
Özel Yeteneği : Görücü
Uyruk : ewok
Gerçek İsim : zeynep

MesajKonu: Kara Bulut   Cuma Tem. 20, 2012 8:14 pm



CLOUD C. CAELVIOUS & CAJSA NOAK
kara bulut



____________________________________________________________________________________________________

sunshine, daisies, butter mellow:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cajsa Noak
Hufflepuff
Hufflepuff
avatar

RÜTBE : VI. SINIF
Görevi : Okul gazetesi yazarı
Özel Yeteneği : Görücü
Uyruk : ewok
Gerçek İsim : zeynep

MesajKonu: Geri: Kara Bulut   Cuma Tem. 20, 2012 8:22 pm


Cumartesi günlerinin birbirine benzeyen öğle öncelerinden en sıcak olanıydı. Öğrencilerin çoğu sıcaktan ve stresten kurtulmanın yolunu duvarların arasından bahçeye çıkmakta bulmuştu. Kimi zaman farklı binaların gülünç çatışmalarıyla ve düşüncesizce haykırılan büyülerle, kimi zaman ise ödev parşömenlerine eğilip karmakarışık hale gelen başlarını kaşıyan öğrencilerle boğucu bir sükut içinde geçerdi bu Cumartesi günleri. Hufflepuff binasının kızlar yatakhanesine göz atıldığında ne kavgalara ne de bitirilmeleri gerektiği gerçeğiyle kafaları zonklatan projelere rastlanıyordu; arkadaş gruplarıyla güneşin altında bir yer bulup oturmayı seçmeyen öğrenciler evleri saymak zorunda kaldıkları geniş mekana dağılmışlardı. Üzerinde isimlerinin yaldızlarla yazılı olduğu bavullarından çıkardıkları kıyafet kombinlerini asalarıyla havada tutup fiskos yapanlar, yataklarına uzanıp balkabağı suyu yudumlayanların sinirine dokunurken, duvarlara yapıştırılmış Quidditch takımı posterleri ve pençelerinin arasında okul kupasını tutan porsuk çizimleri yatakhanenin sıradanlığına kurşun yağdırıyordu. Tüm bu görsel karmaşanın içinde, pijamalarını çıkarma gereği duymadan yatağının üstüne çıkıp parlak haki rengindeki bir çerçeve içine yerleştirdiği ölü kelebekleri yatağının başlığına asmak için acınası bir çaba gösteren cadı dikkat çekiyordu. Bunun gibi basit bir işlem için asa kullanmaması, etrafındakilerin kulaktan kulağa hakkında aşağılayıcı sözler sarf etmesine neden oluyorsa da, diline dolanan aptal bir şarkıyla çabasını sürdüren kız, bunu önemsemiyor gibiydi. İrkilmesine sebep veren yegane şey, biraz bitişiğindeki yatakta küçük pijamalarıyla uzanmakta olan arkadaşının, ''Tanrı aşkına, Cajsa. Katlettiğin kelebekleri gözümüze sokmasan olmaz mı?'' deyip rahatsızlığını ürkmüş vurgusuyla belli eden ince sesiydi. İkaz edilen cadı gurur duyduğu koleksiyonunu başlığına asmayı başarması birkaç saniye aldı. Üstünde ayakta durduğu çarşafına zıpladı, bacaklarını genişçe açtı, yüzünde endişeli bir ifadeyle saçlarını toplamakta olan May'e kocaman bir gülümsemeyle baktı ve, ''Bir gün bu şeylerden o kadar çok katletmiş olacağım ki, tüm yatakların başlıkları kelebek çerçeveleriyle dolup taşacak.'' diye şakıdı. Sesini biraz fazla yükselttiğini anlayınca kollarını iki yana açıp daha alçak bir tınıda, ''Belki ileride evimizin her köşesini bunlarla kaplarım, tatlım. Ne olur sanki alışmaya çalışsan?'' diye fısıldadı. Cümlesinin sonuna yerleştirdiği göz kırpması May'i korkutmaya yetmişti. Tıpkı okulun geri kalanı gibi, Cajsa da May adındaki saf yürekli -pekala, saf olan tek şey yüreği değildi- cadıyla uğraşmaya bayılıyordu. Buna rağmen, onun saçının teline dokunan insan evladını doğduğuna pişman etmeye hazırdı. Arkadaşının ''Senin yetişmen gereken yerler yok mu?'' diyen şımarık ve tatlı sesini duyar duymaz, ''Haklısınız, Bayan Caelvious. Bildiğiniz üzere, iş beklemez!'' diye ciddi bir tavırla melodik olarak konuştu. Gece kalkıp kemirdikten sonra komodininin üstüne bıraktığı yarısı yenmiş çöreğini tek ısırışta mideye indirdi ve kendi ördüğü sarı kazağını, yeşil-siyah panda desenli eteğini ve kuzeninin adını anımsayamadığı bir Balkan ülkesinden getirdiği lastik ayakkabıları giydi. Hiçbir işi ve dışarı çıkmak için hevesi olmamasına rağmen, May'in sevimli pijamalarıyla yatakta boylu boyunca uzanan görüntüsünü hınzır aklından silmek için bayat moda defileleriyle lanetlenen yatakhaneyi ardına bile bakmadan terk etti.

Yatakhanenin gıcırdayan tahta merdivenlerini kendi kendine dans ederek indi ve stilistlik mesleğine bürünen kızların tepesini attıracak tuhaf giyimiyle geldiği yerden daha da lanetli olduğunu fark ettiği Ortak Salon'un göz alıcı renklerinin arasına karıştı. Birkaç gün önce birlikte Slytherin öğrencilerinin İksir dersine hazırlandıkları boş dersliğe fırlattıkları koku bombasının ne kadar manyak olduğunu hatırlatıp el çırpan bir çift ergenle uğraşıp çete başına son Quidditch maçından sonra öptüğü kızın bir afet olduğunu söylemek zorunda kaldıktan sonra, tanıdık ve samimi bir şahıs aramaya koyuldu. Görücü ayağına yatıp yaklaşan sınavlarla ilgili kehanetler uyduran çocuğu bulsa iyi olacaktı; son zamanlarda yanında iyi şamata yapabildiği tek kişi oydu çünkü. Herkesin bahçede takıldığı gerçeğini sindirip umudunu yitirmeye başlamışken, hareket edip duran gövdelerin arasında zar zor görülen Caelvious kardeşlerinden diğerini, Cloud'ı fark etti. Duygusal bir yapısı olan genç ile zıpır kelimesinin ayaklı formunu temsil eden Cajsa'nın sıkı dost oldukları söylenemezdi fakat Cajsa, uzunca bir süredir depresif çocuğu oynayan Cloud'ın derdini öğrenip onu yatıştırabilecek sıcakkanlılığı ve iyi niyeti -kız kardeşinin dünyanın en sevimli yaratığı olduğunu düşünse de- taşıdığını biliyordu. Şamarcı Söğüt'ün kuzey rüzgarıyla oradan oraya sallanan dallarına bakan büyük pencerenin pervazına oturmuş, sanki çok ilginç bir şeyler içeriyormuş gibi civardaki en fesat ağacın manzarasını seyrediyordu. Yüzüne yerleştirdiği boş bakışla, pervaz boyunca uzattığı bacaklarıyla ve çenesine dayadığı eliyle kalabalığın içinde görünmez olmayı gayet iyi başarıyordu. Genç cadı, kimsenin duyamayacağı yapmacık ve katı bir sesle, her kim benim Ortak Salon'umda hüzünlü şair havasına girecekse, Cajsa'nın gözünden hiçbir şeyin kaçmayacağını tahmin etmelidir, diye mırıldandı ve dans edercesine şekillendirdiği adımlarının onu pencerenin yanına götürmesine izin verdi. Kendisini fark eden Cloud'ın hafif bir hayretle bacaklarını toplamasını adeta bir çocuk sabırsızlığıyla izledikten sonra, daha önce birkaç kez duyumsadığı parfüm kokusunu görmezden gelmeye çalışarak, lafı dolandırmaya gerek olmadığı kanısına vardı ve her zamanki dingin ve içten sesiyle konuştu: ''Evet, filmin bu kısmında yalnız adam zıpır kıza içini döküyor.''

____________________________________________________________________________________________________

sunshine, daisies, butter mellow:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cloud C. Caelvious
Hufflepuff
Hufflepuff
avatar



RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : Görücü.
Gerçek İsim : Tolga1.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Kara Bulut   Ptsi Tem. 23, 2012 7:43 pm

Pür neşe tarihi okulun arazisine kendilerini gelişigüzel bırakmış onlarca öğrencinin yüzünde dağılmış, gülümsemelerle, kahkahalarla katlanarak büyüyordu sanki. Canlı bir melodinin notaları kuşların kanatları altında dalgalanan rüzgara bulanıyor, öğrencilerin üzerinden kayıyor, mutlulukla salınan ağaçların dallarının arasında kayboluyordu. Sarhoşluk bütün atmosferde somut bir varlık haline gelmişti, kendinden geçmiş ruhlar bilinçsizce mutlu oluyor, gülüyordu. Çimlere uzanmış iki kız, ki Cloud onların Gryffindor öğrencisi olduğunu hatırlıyordu, dirsekleri üzerinde doğrulup birbirlerine dönmüş bir şekilde hararetle bir şeylerden konuşuyorlar, ara ara da kahkahalar atarak kendilerinden geçiyorlardı. Onların ilerisinde binasını bilmediği çocuklardan biri, bir kızı öpmek üzere uzanıyordu. Kızın heyecandan titreyen bedeni Cloud’un durduğu yerden bile net olarak gözlenebiliyordu. Arazinin diğer ucunda bir grup erkek, ortada duranın anlattığını dinlerken hınzırca gülüyor, anlatan çocuğun omzuna şakadan yumruklar atıyorlardı. Ama Cloud bunların hiç birini, göl kenarındaki çift kadar umursamadı. Sırtı ağaca dayalı çocuk ve başını çocuğun uzattığı bacaklarına koyarak yatmış kızın mutlu görüntüleri ani bir migren sancısı etkisi yaratmıştı. Cloud bu mutluluk manzaralarını görmezden gelmek konusunda kendisini hızla geliştiriyor olsa da, onlarla karşılaşmaktan mutlu olduğu anlamına gelmiyordu bu. Yıllar öncesinde kalmış buruk bir anıydı mutluluk onun için. Ne olduğunu hatırlıyordu ancak nasıl olduğunu hatırlaması mümkün olmuyordu.

Hemen hemen boş ortak salonda kendisine yaklaşan ayak seslerini duyması zor olmadı. Gözlerini fazla neşeli manzaradan ayırıp yaklaşan kişiye odaklandı. Cajsa Noak. İnsanlara gereksiz bir samimiyetle yaklaşan, özünde iyi biri olsa da, o an Cloud için huzurunun önündeki fazla konuşan bir engelden başka bir şey değildi. Nezaket icabı bacaklarını boylu boyunca uzattığı pencere pervazında bir insanın oturabileceği kadar boşluk bırakarak toparlandı ve yüzüne bütün rahatsızlığını belli ettiğini umduğu bir ifade yerleştirdi. Bu sırada kız temiz sesiyle hızla ''Evet, filmin bu kısmında yalnız adam zıpır kıza içini döküyor.'' dedi. Cloud önce herhangi bir şey söylemese kızın kendisini rahat bırakma ihtimalini gözden geçirdi ancak her ne kadar onunla uzun uzun sohbet etmişliği yoksa da, gözlemlerine dayanarak söyleyebilirdi ki Cajsa bu olgunluğu gösterecek kişiler listesinde kesinlikle başlarda değildi. Uzun bir sessizliğin ardından Cloud’un bıkkın sesi salonda dağıldı. “Yanlış. Zıpır kız kendisine yapacak daha eğlenceli işler bulmak üzere yalnız çocuğu olması gerektiği gibi yalnız bırakıyor.” Bekleyip gittiğini izleme ihtiyacı duymadı. Başını tekrar çevirip, sahip olmayı kendisine hak gördüğü mutluluğu izlemek için göl kenarındaki çifti aramaya koyuldu.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cajsa Noak
Hufflepuff
Hufflepuff
avatar

RÜTBE : VI. SINIF
Görevi : Okul gazetesi yazarı
Özel Yeteneği : Görücü
Uyruk : ewok
Gerçek İsim : zeynep

MesajKonu: Geri: Kara Bulut   Ptsi Tem. 23, 2012 10:50 pm

Dünyanın en sevimli eteği tarafından örtülen kalçalarını pervazın ona bırakılan küçücük kısmına yerleştirirken, Caelvious'un kabalığının ortaya çıkmasına fırsat vermediği centilmenliği karşısında yüzünü buruşturdu genç cadı. Bozuk bir moralin getirileriyle tam bir hödük olmanın getirileri arasında fark var, diye düşünürken, ahşap saatin tik taklarıyla birlikte boşalmaya yüz tutan Ortak Salon'dan yanında oturmakta olan büyücüye çevirdi bakışlarını ve ne zaman görse tiksindiği bir tavırla karşılaştı; içten bir refakatçiliğe burun kıvıran birinin sinir bozucu tavrı. Kişiliği sebebiyle çok sık alttan almak zorunda kaldığı bu tavrı silip atacak bir şeyler ararken, geçen birkaç dakika içinde sıkkınlığından zerre yitirmeyen Cloud'ın sessiz kalarak kendisini def etmeyi hedeflediğini fark etti. Yüzüne adeta, öyle mi, diyen bir ifade geçirmek üzereydi ki, istemeden hafifçe topladığı bacaklarının ardından görünen yüzünde devasa bir bezginlik taşıyan potansiyel arkadaşının, ''Yanlış.'' diye başlayan cümlesini işitti; bu kelimeyle başlayan cümlelerin yaramaz zihnindeki etkisi hep bunaltıcı, hep pis kokulu olurdu zaten. Gözlerini devirip dinlediği cümlenin devamı, ''Zıpır kız kendisine yapacak daha eğlenceli işler bulmak üzere yalnız çocuğu olması gerektiği gibi yalnız bırakıyor.'' diyordu Cajsa'ya. Cadıya göre bu ruh hali öyle gereksizdi ki, devam edip etmeyeceğine henüz karar verilmemiş sohbetin ilerleyen safhalarında pencere, üstüne basılmaktan harap olmuş geometrik desenleriyle döşeme halısı ve onları dinlemekte olan tüm nesneler yalnızlık kusmaya başlayacaktı. Karşılık olarak bir küfür yerine sakin bir kıkırdama sunduğu Cloud'ın kinayeli ve küçük düşürmeyi hedefleyen oklarından kaçmayı iyi biliyordu Cajsa. Seslendirmeden önce üzerinde çok düşünmediği sözler, yüreklendirici biçimde parlayan gözlerine eşlik eden kıvrımlı dudaklarından, ''Hüzün dolu sırlarını emip onları fettanlıkla kaynattığım dedikodu kazanıma tükürecek değilim, Caelvious.'' şeklinde çıktı. Aklında canlandırdığı kazanının içinde kaynamakta olan iğrenç sıvıyı koklayıp ''Mis gibi!'' diyen buruşuk suratlı, burnunun üstünde klasik bir cadı beni bulunduran kelepir giyimli Cajsa'yı daha sonra irdelemek üzere elinin tersiyle bir kenara fırlattı. Tüm doğallığıyla sarf ettiği bu kelimeler iki gencin suratında da tiksinmiş bir ifade uyandırmıştı. Cloud bu ifadeyi büzüştürdüğü yüz hatlarıyla daha da belirginleştirirken, Cajsa ise dengesiz bir ritmle salladığı bacaklarını durdurup bağdaş kurduktan sonra ellerini ağzına götürerek kendine şaştığını belirten bir ifadeyle kahkaha attı. Dostça söylenen birkaç kelam duyamayacağından emin olduğunda üstüne yapışan gülünçlükten sıyrıldı ve gittikçe ciddileşen gözleriyle, ''Gerçekten. Biz binadaşız.'' dedi sarı kazağının yakasına işlediği porsuğu işaret ederek. Yanaklarını gıdıklayan saçlarını kendisinden beklenmeyecek bir ağırbaşlılıkla sağ omzunun üstünde topladı ve Cloud ile arasındaki bir şeyleri kesinleştirmesini beklediği şekilde, bir çocuğun hınzır utangaçlılığıyla ''Bana anlatabilirsin. Sadece yardım etmek istiyorum.'' diye mırıldandı.

____________________________________________________________________________________________________

sunshine, daisies, butter mellow:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cloud C. Caelvious
Hufflepuff
Hufflepuff
avatar



RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : Görücü.
Gerçek İsim : Tolga1.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Kara Bulut   Çarş. Tem. 25, 2012 10:04 am

Olmasını istediği gibi yavaşça geri çekilip oradan uzaklaşmak yerine, genç kız, pencere pervazına iyiden iyiye yerleşirken Cloud içinden derin bir ‘her neyse’ geçirdi. Hiçbir zaman yeteri kadar inatçı, yeteri kadar dediğim dedik biri olmamıştı. Olaylar karşısında en sonunda pes eden hep olurdu. Dahası hayatında olmasını istediği gibi gelişmeyen tek olay kesinlikle bu değildi. Her neyse.

Genç kızın söylenmek, hakaretler etmek ya da sessizce oradan uzaklaşmak yerine kıkırdamaya başlaması Cloud’un zaten karmakarışık olan iç dünyasını iyice allak bullak ederken, genç adam bakışlarına biraz da merak katarak yüzünü Cajsa’ya döndü. ''Hüzün dolu sırlarını emip onları fettanlıkla kaynattığım dedikodu kazanıma tükürecek değilim, Caelvious. '' derken sesi kesinlikle incinmiş ya da kızmış bir kız sesi gibi çıkmıyordu. Aksine coşkusuna bir de hayali kazanının kokusunu içine çekerek aldığı derin nefesin ardından bir “Mis gibi!” ekleyerek biraz daha coşku katmıştı. Cloud biraz bu garipsediği durumun etkisiyle, biraz da dedikodu kazanı konusunda beyninde canlanan imgeler yüzünden yüzünü buruştururken, zaten bıkkın ifadesinin ne hale geldiğinden emin olamadı. Bir şeyler söylemek istedi, özür dilemeliydi ya da kabalığını maruz görmesi konusunda özürden daha hafif birkaç kelime sarf edebilirdi en azından. Evet, düşünceleri allak bullaktı ve en az kalbi gibi beyni de ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Evet, mantıklı kararlar vermek bir süredir epey zor geliyordu. Ve evet, bu kesinlikle gerçek Cloud değildi. Gerçek Cloud olsa şimdiye kadar yüzlerce kez özür dilemiş olurdu. Kendisindeki bu değişikliği ilk kez bu şekilde fark ediyordu. Yadırgadı. Derin bir nefesi hayatında aldığı son nefes gibi çekti ciğerlerine.

Cajsa’nın ifadesi biraz daha ciddileşti, bu Cloud’un sık gördüğü bir ifade değildi onun yüzünde. ''Gerçekten. Biz binadaşız.'' Evet, farkındayım. Bu tarz bir yaklaşımı hoş bulmamıştı aslında Cloud. Kendisi kesinlikle grup bilincine sahip değildi, başkalarının oluşturduğu grupların kendi içlerinde birbirlerine bağlılık göstermek zorunda olduğuna inanmıyordu. Aynı futbol takımında olduğun biriyle arkadaş olmak zorunda olunmamalıydı ona göre ya da aynı binada olması iki öğrencinin sırdaş olması gerektiği anlamına gelmemeliydi. Şimdi karşısına geçmiş bu genç kızın binadaşız demek yerine biz arkadaşız dese kesinlikle daha büyük bir şansı olurdu Cloud’un sorunlarını dinlemek üzerinde. Yine de Cloud, genç kızın gözlerine bir kez daha baktı ve orada gerçekten samimi bir şeyler gördüğünü düşündü. ''Bana anlatabilirsin. Sadece yardım etmek istiyorum.''diyerek samimi ifadesini pekiştirirken Cloud daha çok ‘yardım etmek’ kısmına takılmıştı. Sahi ya, ne zaman bu şekilde yardıma muhtaç biri haline gelmişti? Gerçekten bu kadar aciz durumda olmasının anlamı neydi? Dünya üzerine sevdiği birinden ayrılan tek kişi değildi nitekim, neden bu kadar etkilenmişti?

“Bana yardım edemezsin Cajsa. Sana güveniyorum, ama kelimeleri taşıyabileceği konusunda kalbime pek güvendiğim söylenemez.” dedi çoktan pes etmiş sesiyle pencerenin ötesindeki manzaraya hızlı bir bakış daha atarak. Ardından gözlerini genç kızın gözlerine dikip, yüzünü biraz daha yaklaştırarak ekledi. “Yardım gemisini kaçıracak kadar dipteyim.”


____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cajsa Noak
Hufflepuff
Hufflepuff
avatar

RÜTBE : VI. SINIF
Görevi : Okul gazetesi yazarı
Özel Yeteneği : Görücü
Uyruk : ewok
Gerçek İsim : zeynep

MesajKonu: Geri: Kara Bulut   Paz Ağus. 05, 2012 9:47 pm

Aynı binada olduklarını söylediği an, kahverengi saçların örttüğü zihninde milliyetçiliğin zerresini taşımadığını gözlerinden okudu Cloud'ın. Bu tutum karşısında hiçbir pişmanlık duyumsamadığı bir gerçekti; zira savaşın doruğa doğru sinsice tırmandığı şu günlerde sahiplenilmesi gereken tek şeyin grup bilincinin koruyuculuğu olduğu kanısındaydı. Yansıttığını umduğu samimiyetin iplerini elinde tutmaya çabalayarak bakışlarını hüzünlü gençten ayırmadı Cajsa; öyle ki, gerçekliği konusunda şüphe uyandırmayan gümüş ile çerçevelenmiş pencereden yansıyan görüntü, Ortak Salon'un en testosteron kokulu köşesine çöreklenen birkaç ergen ile onu ve minik eteğini süzmekte olan Burnell'ın dudaklarına götürdüğü parmağı bile onu kendini görevlendirdiği üs olan pervazdan ayırmaya yetmedi. Yardım etmek istediğinde ve birilerine nedensiz yakınlıklar duyduğunda vurdumduymazlığının yerini muazzam bir iyilik alıyordu genç cadının; nedenini aynada gördüğü şebek yüz de dahil kimsenin çözemediği bir iyilik. ''Bana yardım edemezsin Cajsa.'' diyen boğuk sesi işittiğinde bile ilgisizliğin koynuna girip günlük hayatın sıradanlığına çekilmeyen bir iyilik. Oysa omzunun hemen üstünde topladığı saçlarını dengesiz bir hareketle salıverirken sevimli bir refakatin en kokuşmuş dertlere bile yardımda bulunabileceğini düşünüyordu cadı.

Kasılan bedenin gövdesini manzarada mahvolup gitmek üzere pencereye doğru çevirmeden evvel, alışılmışın dışına çıkmayan bıkkın bir tavırla, ''Sana güveniyorum, ama kelimeleri taşıyabileceği konusunda kalbime pek güvendiğim söylenemez.'' dediğini duydu. Pencereden yansıyan ağız sulandırıcı yansımayı görmezden gelmeye çalışarak parmaklarını kazağının ustalıkla örülmüş ilmekleriyle oynuyordu ki, yüzünü kendisine doğru yaklaştırmasıyla, Cloud'ın sözlerinin bitmediğini sezinledi: ''Yardım gemisini kaçıracak kadar dipteyim.'' diyordu çocuk çatallı bir sesle. Boynundan yayılan parfüm kokusundan rahatsız olduğunu belli etmemeye çalışarak pervazın soğuk mermer zemininde birkaç santim geri çekildi, ellerini iki yanağına koydu, yüzündeki gülümsemeyi silmeye çabalayarak, ''Dünyanın en çetrefilli aşk hikayesi portresini çizdiğini mi sanıyorsun, Caelvious?'' diye sarkastik sorularından birini yöneltti yanında oturmakta olan büyücüye. Aldığı tepkiyi merak etmiyordu, tek istediği, kelebeklerle dolup taşmaya alışan Ortak Salon'a getirdiği bu hoşnutsuzluk baloncuğunu tek hamleyle patlatmaktı. Ellerini bulundukları yerden, kızarmaya başlayan elmacık kemiklerinin üstünden çekme zahmetine girmeyip ciddiyetinin son ve en etkili kırıntılarını kullandığının farkındalığıyla, ''Eğer biraz olsun içini ferahlatmak istiyorsan, anlatmak iyi gelir, 'dip' dediğin her ne cehennemse, seni oradan çıkarabilir.'' dedi. Endişeyle çatılan kaşlarını eski haline getirdi, ''Görüyorsun ya, buradayım.'' diye fısıldadı sade bir tonla ve gülmeyen bir yüzle pencere pervazına yaslandı.




____________________________________________________________________________________________________

sunshine, daisies, butter mellow:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cloud C. Caelvious
Hufflepuff
Hufflepuff
avatar



RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : Görücü.
Gerçek İsim : Tolga1.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Kara Bulut   Çarş. Ağus. 15, 2012 9:14 pm

Genç kız usulca geriledi pervazda bir miktar. Elleri sevimli bir kız çocuğu ifadesiyle yanaklarına yerleşmiş olsa da çevresine olgunluğunu hissettiriyordu. ''Dünyanın en çetrefilli aşk hikayesi portresini çizdiğini mi sanıyorsun, Caelvious?'' Işıltılı gülümseyişinden tamamıyla arındırdığı ifadesini derin bakışlarla destekliyordu. Sanki Gözleri dünyayı görmek için değil, dünyanın onu görmesi için varmış gibi parlıyordu. Samimiyet gözlerinin çok gerisinde parıldamaktaydı ve Cloud tuhaf bir içgüdüyle görüyordu o pırıltıyı. Bir şekilde, kendisini yağmurlu günde, şimşeklerin anlık ışıkları altında annesine sarılıp kâbusunu anlatmak üzere olan küçük bir kız çocuğu gibi hissediyordu. Kelimeler çoktan boğazına yükselmişti. Düşünceleri çoktan dalgalanmaya başlamış, anıları Cloud’un önlerine çektiği duvarı zorlamaya başlamıştı. Her zaman beklediği kopma anının geldiğini hissediyordu. Bu birileri kapıyı tekmelerken, diğer tarafından kapıya sırtını dayamak gibiydi. Var gücüyle direniyor ancak içten içe, o kapının bir zaman sonra kırılacağını hissediyordu.

Düşünmeyi hiç bırakmıyordu son zamanlarda ve aslında belki de yaptığı tek şey düşünmekti artık. Durmadan düşünüyordu. İstese de istemese de düşünüyordu ve düşünceler rahatsız edici hisleri getirse de kendini düşünmekten alamıyordu. Gerçekten en çetrefilli aşk hikâyesi olmadığını biliyordu elbette ancak canının ne kadar yandığını da biliyordu ve bunu anlamlandırmak için düşünüyordu biraz da belki de. Yaşadıklarına dışarıdan baktığında fazlasıyla önemsiz görünüyor olması hissettiklerini kaldırmasını biraz daha zorlaştırıyordu. Bu kadarcık yaşanmışlığı bile kaldıramayacak kadar güçsüz olduğunu fark etmek, sırtlandığı yük yüzünden dizlerinin biraz daha titremesine sebep oluyordu. Bir şekilde fazlasıyla sıradan olaylar yüzünden fazlasıyla acı çekiyordu. Aslında her zaman duyguları abartılı yaşayan biri olmuştu ancak bu her zamanki seviyede gelmiyordu ona o an. Ve o an, gerçekten sorgulamak zorunda kaldı kendini. Ya bunları hissetmiyor, hissetmek zorunda hissediyorsa kendini? Ya bu kadar acıyı sırf hissediyor olması gerektiğini düşündüğünden hissettiğini sanıyorsa bunca zamandır? Dizlerinin bir kez daha, şiddetle titrediğini hissetti. ''Eğer biraz olsun içini ferahlatmak istiyorsan, anlatmak iyi gelir, 'dip' dediğin her ne cehennemse, seni oradan çıkarabilir.'' Dedi. Cloud’un sırtını dayadığı kapı bir kez daha gürültüyle sarsıldı. Genç kızın kaşları usulca eski haline geldi. ''Görüyorsun ya, buradayım.'' Bunu tek bir anlamda söylemiyordu, bu belliydi. Maddi olarak orda olması bir yana, Cloud, onun gerçekten kendisine yakın olmaya çalıştığını düşündü. Bu düşünce uzun zamandır ona olumsuz hisleri de getiriyordu ancak o an Cloud sadece rahatlama hissetti. Kapının önünden çekildi, direnmeyi bıraktı, neyin kendisi için iyi olduğu ayırtına varmakta zorlanan beynini büyük bir yükten kurtardı. Kelimeleri bırakmak tutmaktan her zaman daha kolay gelirdi.

“Onu çok seviyorum. Onun da beni sevdiğini biliyorum, sevmiyor olsa bu şekilde hissetmezdim. Neden bilmiyorum, bir şekilde uzak duruyor ve sebebini bilmeme izin vermiyor. Bilmek hakkım değil mi? Sonuna kadar! Ama hayır, o her şeyi bilen, hayatı yönlendirmek zorunda olan, yükü her zaman taşıyan kişi, değil mi?!” Sesinin bilinçsizce yükseldiğini fark ettiğinde, utançla, doğrulduğu yerde eskisinden daha da ufaldı, iyiden iyiye sindi. “Artık o yok, sanırım ben de yokum.” Kelimeler tek tek döküldü. Huzursuzluğu da yanlarında götürdüler. Cloud arkalarından uzun bir nefes bıraktı, rahatlamış bir insanın huzurlu nefesi. Uzun zamandır tuttuğu nefesi bırakmak gibiydi bunlardan bahsediyor olmak ve oksijenin tekrar hayat vermek için ciğerlerine dolduğunu hissetmek gülümsemesine neden oldu. Öfke doluydu ama gülümsüyordu. Kendine biraz daha yabancı hissetti. “Yok.”

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kara Bulut   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kara Bulut
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Hakkı Bulut - Ah İstanbul - Nerden Bilsinler\ 45 MB
» HALİT KARA OLDİ İŞTE:)
» KADIN KAHRAMANLAR
» Bulut Fm

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: