AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Site Kurgusu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Oyun Kurucu
Oyun Kurucu
Oyun Kurucu
avatar

RÜTBE : AŞK OLSUN?

MesajKonu: Site Kurgusu   Perş. Tem. 28, 2011 12:31 pm




tekerrür


geçmişini geride bırakabildiğini sanan aldanır



Genç kadın elindeki tahta kalemi masaya paralel ve periyodik hareketlerle döndürüyordu. Bu ona muggle dünyasında yaşadığı yıllardan kalmıştı. Muggle öğrencilerinin bir çoğu buna benzer hareketler yapıyorlardı ders esnasında. Rachel da gergin olduğunda, sıkıldığında ya da nereden başlayacağını bilemediğinde yapıyordu bunu. İşte büyülü bir tüy kalem kullanmasına rağmen daima tahta kalem taşıması bundandı. Kalem dönmeye devam ederken konuşmaya başladı; Tarih…

Tarih tekerrür eder, der bir muggle atasözü. Bunu birkaç yıl önce yazsaydım, çok büyük tepkiler alacaktım; ancak bu kez öyle olmayacak, biliyorum. Yazdıklarıma gelen bambaşka tepkiler arasında, safkan takıntılı birkaç büyücünün cılız sesi boğulacak. Çünkü artık daha büyük problemlerimiz var ve bunu kabul etmesenizde, hepiniz içten içe biliyorsunuz.

Evet, döndüler geri geldiler! Ve ne kadar inkâr ederseniz edin, yok olmayacaklar. Yadsınmak yalnızca perileri yok eder çünkü mortecalid'leri değil. Siz inanmadığınızda havaya karışıp yok olmak yerine daha çok ve daha çok yaklaşacak onlar, içinize girecek, bir bir tüm kalelerinizi, kalelerimizi zapt edecekler. Bundan yıllar önce olduğu gibi…

Binlerce yıl öncesinin son baharıydı. Hepiniz bu hikâyeyi duymuşsunuzdur. Onlar karanlık ormanın göbeğinden doğdular. Bize benziyorlardı. Bu yüzden ilk bakışta kimse tanıyamadı düşmanı. Ki zaten tanımaya fırsat da bırakmadılar. Geldiler, görülmedik büyülerle tüm ırkları öldürdüler. Büyücüleri, sihirli yaratıkları… Suçluları ve suçsuzları… İyileri ve kötüleri… Çocukları ve yetişkinleri… Önelerinde kim olduğunun önemi yoktu. Sadece saldırdılar ve yok ettiler. Onlar yalnızca, koşulsuz ve kuralsız avlıyorlardı. Ancak sahip oldukça daha fazlasını istiyorlardı. Günler geçiyor; ancak onlar, dinlenmiyor, yorulmuyor, vazgeçmiyorlardı. Her ölüm onlara güç veriyor gibiydi. Karanlığı yırtıcı bir çığlık bölmeden hiçbir gece geçmiyordu. Bir yakını ölmeyen kimse kalmamıştı. Sonunda tüm ırklar kalan savaşçılarının en iyilerini topladı.

Mortecalid'leri bir bir doğdukları yere, ormana sürdüler. Vampirler ve kurt adamlar kuşattı çevrelerini, büyücüler, ormanı koruyucu büyüleriyle sardı. Ve bir yangını başlattılar, o güne kadar yanan en büyük ateşti belki de… Sihirli kalkan canavarların sesinin sışarıya taşmasını engellemiyordu. Vahşet saatlerce sürdü ve o gece haberi alan hiçbir yaratık uyuyamadı. Yine de huzurluydular, canavar yok olmuştu.

Ardından gelen yıllar boyunca, tek bir canavar bile görülmedi. Hepimiz yok olduklarına öyle çok inanmak istiyorduk ki, belki tam ortamızda dursalar bile görmeyecektik. Öyle de oldu. Bu kez yavaş yavaş ve temkinli ilerlediler, güvenimizi kazandılar, bakanlığın en altından en üstüne kadar yerleştiler. Görmedik.
Şimdi yadsınamaz biçimde oradalar ve hala ısrarla görmüyoruz. İnanmak için sırtlarında, omuzlarının hemen ardında duran ejderhayı mı görmeliyiz? Ejderhanın ateşten doğurduğunu ve onu doğuranın onu öldürmediğini fark edemedik mi?

Geldiler ve yok olmayacaklar! İntikam için döndüler! Açın gözlerinizi!


Son cümleden sonra duraksadı genç kadın, parşömeni eline aldı ve endişeli bakışlarla geçti yazdıklarının üzerinden. Güneş, tavandan tabana kadar uzanan pencerenin ardında batmaktaydı. Adrian içeriye girdi, gülümsedi ve masaya yaklaştı, Rachel’ın elindeki parşömeni aldı. “Bitirdin demek.” dedi okurken. Pencereye doğru yürüdü. Rachel kalktı ve sarıldı ona başını göğsüne gömerken, evet, anlamında salladı başını. Bakışlarını batmakta olan güneşe sabitlemişti, “Gece geliyor ve ben korkuyorum.” Adrian çenesine dokundu ve yüzünü kendisine çevirdi, “Bende korkuyorum. Ancak bunu yapmak zorunda değilsin, biliyorsun. İstiyorsan yayımlamayız.” dedi ciddiyetle. “Biri yapmalı.” Diyerek gülümsedi Rachel yarım yamalak. Adrian onu daha sıkı sardı, “Biri yapmalı ve biz yapacağız.” Ardından elinde parşömenle, masaya yürüdü, tahta kalemi eline aldı ve başlığı attı… 'Tekerrür'

Yazı yayımlandı. Binlerce mektup aynı adrese yollandı ancak hiçbir cevap alınamadı. Rachel, 'Toplumun huzurunu bozmaktan' Azkaban’a sürülürken, karısını çok seven Adrian’dan bir daha haber alınamadı. Rachel Azkaban’dan asla çıkmadı. Bu iki gencin ölümünden sonra inkâra mahal kalmamıştı.
Irklar, kendi gizli gruplarını kurdular ve görülmeyen düşmana karşı savaş başladı!


... ve her şey yeniden başlar...

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Site Kurgusu
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kapaliçarşi Fan Sitesi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Site Genel :: Kurgu :: Site Kurgusu-
Buraya geçin: