AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 secrets.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cashmere Caileigh
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : onyedi.
Gerçek İsim : deniz.

MesajKonu: secrets.   C.tesi Eyl. 03, 2011 12:50 pm

.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cashmere Caileigh
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : onyedi.
Gerçek İsim : deniz.

MesajKonu: Geri: secrets.   C.tesi Eyl. 03, 2011 12:53 pm

“Bak tatlım, söylediklerimi ilk seferinde anlayamayan cadılardan hiç hoşlanmam.” Kızın tekini boş dersliğin bir tanesine apar topar sokup, zorla ön sıraya oturttuktan sonra ağzından çıkan ilk cümle bu olmuştu. Kestane kahverengisi saçlarını omuzlarına dökmüş olan kız, endişelenmesi gerektiğinin farkına henüz varamamıştı. Hala Cashmere ile başa çıkabileceğini, hatta kızın ona bir şey yapamayacağını düşünüyordu. Zaten Cashmere’in taktığı birçok kişi böyle düşünürdü. Alt tarafı kendisini bir şey sanan Slytherinli basit bir kız. Fakat her seferinde yanıldıklarını anladıkları zaman Cashmere yapmak istediğine ulaşmış olurdu. Bu şekilde olması daha eğlenceliydi, kollarındaki yaralar ile ya da yüzlerindeki çıbanlarla şifacıya koştukları zaman gözlerindeki o korku ve şaşkınlık dolu ifade daha tatmin ediciydi. Genelde bu işin Cash’in marifeti olduğunu anlarlardı ancak ne kanıtları, ne de cesaretleri olmadığından kimseye bir şey söyleyemezlerdi. Bunu bildiği için kimseye doğrudan zarar vermezdi, göz göre göre adının çıkmasının gereği yoktu. Aksi takdirde tüm profesörlerin dikkatini boşuna çekerdi, ayrıca öğrenciler Cashmere’in tam olarak ne mal olduğunu anlarlarsa ondan feci şekilde uzak dururlardı. Böyle şeylerle karşılaşmamak içinse Cashmere, arkadan arkadan işlerini halletmekte usta hale gelmişti. Bu kız da hemen hemen aynı sonla karşılaşacaktı. Cashmere’in işlerine burun sokmasının öyle çocuk oyuncağı olmadığını anlaması gerekiyordu.

“Sana benim ne işlerle uğraştığımla ilgilenme demiştim. Gayet açık bir şekilde ifade ettiğimi düşünüyorum.” Sıraya oturttuğu kızın tam tepesinde dikilerek uzun ve bakımlı tırnaklarını cüppesi olmadığı için rahatça kollarını kıvırdığı gömleğinin açıkta kalan kısmına geçirerek kızın gözlerine boş bir ifade ile baktı. Belki bu yanlış bir karardı, boş gözlerin yerine bir yılanınki gibi donuk ancak korkutucu bakışlar daha çok işlevsek olurdu. Çünkü kız Cashmere’in ondan beklemediği bir tonda ve yüreklilikle yüzüne yerleştirdiği asi bakışın ardından dişlerinin arasından konuşmaya başladı. “kendini çok fazla abartıyorsun Cashmere.” Kız aptal cesaretinin acısını çekmeyi o an kolunun acısını geçirmek için edeceği birkaç kelimeye tercih etmişti ancak bunun farkında bile değildi. Gözlerini Cashmere’in gözlerinden ayırıp koluna baktıktan sonra,”Ayrıca, çek şu tırnaklarını kolumdan,” deme küstahlığı ile konuşmasına devam etti. Tam bu cümleden sonra Cashmere için pek fazla şeyin önemi kalmamıştı. Eğer yapabilseydi, kızı oracıkta işkence ile kutsar ve bir daha saçma cümleler kuramayacağına emin olurdu. Birkaç sene önce olsa belki fevri bir karar alıp, az önce düşündüklerini uygulardı. Ancak deneyimleri arttıkça yavaş yavaş da olsa temkinli davranmayı ve kendisine hakim olmayı öğrenmeye başlıyordu.

Kimse ona ne yapacağını söyleyemezdi. Cashmere’in işlerine burnunu sokmaya çalışan cadının, merakı mazur görülebilirdi belki ama az önce sarf ettiği cümle çok yanlış bir hamleydi ve cezasını feci şekilde çekeceği kesindi. Gözlerinin altı gölgelenen Cashmere’in yüzüne o tanıdık gülümseme yayıldı. Tırnaklarını kızın kanayan kolundan çekti. Sakinleşmek için derin bir nefes aldı. Bir şeyler söyleyecekmiş gibi kızın yüzüne baktıktan sonra kafasını çevirip hızlı adımları ile kızı arkasında bırakarak boş derslikten ayrıldı.

Yaptığı ilk iş cüppesinden ve geri kalan okul kıyafetinden kurtulmak oldu. Saat geç olmuştu. Şanslıydı. Yapmak istediği iksirin yer aldığı kitabı yatağının yanında duran sandığın derinlerindeki gizli bölmeden çıkardı ve karıştırmaya başladı. Bu kitabı iki sene önce onun için bir tılsımı çaldığı adamdan ödeme olarak almıştı. Çoğu kişinin aksine iksirlerin büyüden daha fazla işlevsel olduğunu keşfetmişti. Okul dışında büyü yapamadığı zamanlarda, stokladığı iksirler hayatını kurtarırdı. Bu derece iksirlerle içli dışlı olmaya başlamasının etkisi olarak son birkaç aydır üzerinde çalıştığı, bir iksir defteri yapmaya başlamıştı. Kendi üretimi iksirler, başkalarının yaratısı olmadıkları için Cashmere’i en iyi şekilde anlayan ve en çok işine yarayabilecek sıvı tarifleri. Ancak bugün onlardan bir tanesini kullanarak riske giremezdi. Ravenclaw yatakhanesine nasıl girerdi bilmiyordu ancak, yapacağı iksirin kızın sabah kalktığı zaman yanı başında bulunan su bardağına doldurulmuş olduğuna emin olmalıydı. Kızın midesinden başlayarak organlarının zarar görmesine yol açacak şeffaf sıvı sabah uyandığında susaması için yapılan ufak büyünün yardımı ile içten dışa yakacaktı. Bir an için Cashmere içinden, ölmeden hastane kanadına ulaştırılabilir umarım, diye düşündü. Sonra ise yüzüne yayılmasını engelleyemediği gülümseme ile birlikte hafif bir kahkaha koy verdi.

Gerekli malzemeleri bulabilmek için sandığının gizli bölmesini karıştırdığı zaman eksik olan iki malzemeyi fark edince hafif bir hayal kırıklığı yaşamış olsa da, o malzemeleri çalabilmek için zindanların kalbine, iksir dersliğine girmesi gerektiğini fark edince garip bir his yayıldı bünyesine. Yakalanma riski onu pek fazla korkutmuyordu. Çoktan koyulduğu yolda umurunda olan tek şey zindanların o küf kokulu duvarlarının arasında kendisini iyi hissettiğiydi. Üstelik bu malzeme çalma işini çoğu zaman yapardı, iksir hocası eksik malzemeleri fark ediyor olsa da sesini çıkarmazdı. Etrafına dikkat ederek ilerlediği koridordan sonra ulaştığı tahta kapıyı açtı ve dersliğin içine adımını attı. Sessizce kapıyı kapadıktan sonra, orada olmasını beklemediği boş iksir şişelerinin bulunduğu tahta masaya çarpınca çıkan şıngırtı Cashmere’in küfürler saydırmasına neden olsa da asası ile ufak bir büyü mırıldandıktan sonra derslik ve koridor yeniden sessizliğe büründü.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aerys Orchalon
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Karakter Yaşı : 17'ye gün sayıyor.
Gerçek İsim : B.

MesajKonu: Geri: secrets.   C.tesi Eyl. 03, 2011 1:38 pm

"Lanet olsun!" Bu akşam dolaştığı üçüncü derslikti Karanlık Sanatlara Karşı Savunma. Bir kedi gibi hızlı ve sessiz adımlarla, dikkat çekmemek için elinden geleni yaparak ilerliyen bir silüet, adeta bir hayalet gibi bir görünüp bir kayboluyordu koridorlarda. O gün girdiği bütün dersliklere bakmak zorunda kalacakmış gibi hissetse de, artık göz kapaklarını bir an önce kapatıp rahat edebildiği birkaç yerden birine, rüyalarıyla buluşabileceği uykusuna ulaşmak için elinden geldiğince acele de ediyordu. Okul yılları boyunca bu ve benzeri gece turları atmaya alışık olduğu için adımlarının hızlı ve sessiz, hareketlerininse dikkatli ve fark edilmeyecek kadar küçük olması gerektiğini biliyordu. Geceleri attığı turlar sırasında fark ettiği birkaç küçük numarayla rahatça ilerleyebilmesine rağmen yine de bu gece içinde birinin onu fark edeceğine dair bir hissin varlığını da inkar edemiyordu. Derslikler arasında değil de onların içindeyken bir profesörün ortaya çıkmasıydı asıl endişelendiği. Bu saatlerde ortalıklarda dolaşanlara pek iyi gözle bakılmazdı çünkü. Ayrıca dersliklerde aradığı şeyi bulması için asasının ucundan çıkarmak zorunda olduğu o beyaz, parlak ve gecenin karanlığında fazlasıyla göze batan ışıl da bu ihtimali artırıyordu.

Yine de usta bir hırsız gibi etrafta dolanırken artık adımlarının onu otomatik olarak sıradaki dersliğe götürdüğünü fark etti. Merdivenler bile uyuyormuşlar gibi hareketsiz kalmış, gün boyunca zaman zaman öğrencileri sinir eden değişimlerine ara vermişlerdi adeta. Aslında Slytherin Ortak Salonu'na en yakın derslik olmasına rağmen uğramayı unuttuğu İksir Dersliği'ne gidiyordu şu anda. Daha birkaç saat önce düello alıştırmaları ya da uygulamalı eğitimler yüzünden buram buram büyü kokan derslikten çıktıktan sonra zindanların küflü kokusu pek de güzel gelmiyordu. Zaten zindanlarda Ortak Salon'a gitmek dışında bulunmayı bile pek sevmiyordu. İksir becerebilmesine rağmen bir türlü sevemediği bir dersti zaten. Henüz reşit olmaması nedeniyle okul dışında büyü yapamasa bile Aerys için bir asa, her zaman bir şişeden daha kullanışlı görünürdü. Ailesinin kara büyülere olan düşkünlüğünü miras almış biri olarak arasıra herkesten kaçarak bazı denemeler bile yapar olmuştu okulun içinde. Neyse ki henüz bunun fark edilmesine sebep olacak pek birşey yapmamıştı. Şimdi bunları düşününce sanki bir suç işlemiş de hesabını verirmiş gibi öne inmişti yüzü. Buna rağmen yaptığı yaramazlıktan öylesine hoşlanmış olmalıydı ki yüzündeki gülümseme silinmemiş, aksine daha da artmıştı. Yine de yere inmiş olan bakışları birkaç damla kana benzer bir karaltı görmüştü hızlı adımları ne olduğunu anlamasına izin veremese bile. Fazla üzerinde durmaya değmeyeceğini düşünerek en ufak bir merak belirtisi bile göstermeden dersliğe doğru ilerlemeye devam etti. Ancak adımlarını bir anlığına durduran ve daha dikkatli bir şekilde hareket etmesine sebep olan bir ses çarpmıştı kulaklarına.

Bir şey mi kırılmıştı az önce? Büyük olasılıkla toprak ya da cam gibi bir şeyin kırılma sesiydi bu. Her şekilde yakınlardan bir yerden gelmişti. Normalde daha tedbirli davranıp kimsenin olmadığından emin olmadan dersliğe girmezdi ama düşürdüğü yüzüğün kendisi için önemi bu seferlik dersliğe dalmasına yetecek kadar fazlaydı. Yine de girdiği yeri görmek istiyordu. Bu nedenle asasının ucunu bir kez daha aydınlatmaktan çekinmedi Aerys. "Lumos." Beyaz parlak ışığın odaya dolmasıyla sıralar, dolaplar ve birçok iksir malzemesinin silüetleri belirginleşmişti. Gözlerine çarpan bir parıldama ise tam da aradığı şeyden, Orchalon Ailesi'nin liderlik sembolü olan yüzüğünden geliyordu. Kendi kuyruğunu ısıran yılanın oluşturduğu halkayı bulmuştu bulmasına ama orada yalnız olmadığı gerçeğini fark etmesi onu içindeki sese kulak vermeye biraz daha itmişti. Bugün birile karşılaşacağını söylemişti çünkü o ses. Keşke kim olduğunu da söyleseydi de Aerys arkası dönük, sarı uzun saçlı kızın kim olduğuna dair bir soru yöneltmek zorunda kalmasaydı. Yerde gördüğü kan damlasının elinden damladığını anlaması ise onu gördüğü an fark ettiği bir diğer şeydi. Uzun tırnaklarında henüz temizlemeye fırsat bulamadığı kan lekesi sadece asasının ucundan çıkan ışıkta bile belli oluyordu. Hem onun yüzünü görebilmek hem de yüzüğünü almak için en öndeki sıraya doğru birkaç adım atarken bir yandan da şu anki en büyük merakını giderecek soruyu sormuştu. "Sen de kimsin?"

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cashmere Caileigh
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : onyedi.
Gerçek İsim : deniz.

MesajKonu: Geri: secrets.   C.tesi Eyl. 03, 2011 3:20 pm

“İlginç bir soru,” dedi lumos büyüsünün etkisi ile beyaz ışık saçan asanın önüne geçip kendisini görünür hala getirmeden önce. “Altı yıldır aynı okulun içerisinde olmasak, soruna yaptığın vurgu nedeniyle cidden beni tanımadığını sanabilirdim.” Soğukkanlı duruşu ile konuşmaya başlamış olsa da, içeriye birisinin girmesi onu hafifçe ürkütmüştü. Okul görevlisinin onu burada yakalaması, bina başkanının yanına gitmesine neden olurdu. Zaten yeterince başında bela vardı, bir kez daha geceleri dışarıda dolandığı için yakalanıp ceza almak istemiyordu. Okulunu bitirmesine çok az kalmıştı ve bu kadar az bir süre kalmışken her şeyi çöpe atarmış gibi okulda atılmak istemiyordu. Yine de karşısında gördüğü dönem arkadaşı olunca rahatlamıştı, yakalanmadığı için. İksir yapma işi yatmış gibiydi. Çocuğun gözü önünde bir şeyler alıp buradan çıkması, her ne yalanı söylerse söylesin kuşku yaratacak bir duruma yol açardı. Lanet olsun. Eğer malzemelerinin eksildiğinin farkına zamanında varabilseydi, şu an bu durumla karşı karşıya gelmek zorunda kalmayacaktı. Durumu kabullenip, yapmak istediği iksiri birkaç gün ertelemeliydi. Enselenme riskini göze almasını gerektirecek bir durum değildi. Evet, kız cezasını çekmeliydi ancak bugün çekmesine gerek yoktu, Cashmere’in yakalanmasına değecek birisi değildi. Tüm bu şüpheleri Aerys’e güvenmemesinden kaynaklanıyordu. Belki Hysteria ile falan karşılaşmış olsa, onu da planına dahil eder ve birilerine acı çektirmenin verdiği eğlencenin yanında biraz da başka şeylerinin eğlencesini yaşarlardı. Ancak karşında duran çocuk son yıllarda biraz değişmişti.

Birçok kişi ile şu koridorlarda karşılaşabilirdi ancak Aerys ile karşılaşmak Cashmere’i şaşırtmıştı. Gryffindor’lu şu kızla çıkmaya başladığından beri düzenli ve sıkıcı bir hayat yaşamaya başladığını duymuştu. Gece gece buralarda dolanması pek bu düşünceyle uyuşmuyordu. Hatta Cashmere ile karşılaşmış olması, onun bu düzene sokulmaya zorlanmış hayatı konusunda kötü bir dönemeç olabilirdi. Oldukça hoş bir çocuktu, ama o kızla çıkarak kendini feci şekilde harcıyordu. Slytherin binası bile saçma sapan insanları barındırabilirken, bir de gidip bir Gryffindor’lu ile çıkmak pek akıl karı değildi Cashmere’e göre. Bu demek değildi ki yakışıklı çocuk potansiyellerini sırf başka binalar diye es geçmek gibi bir aptallığın kurbanı olacak. Sadece fiziksel çıkarları nedeni ile istediği çocukları elde etmesi söz konusu olunca, onların kişiliklerinin ya da düşüncelerinin ne olduğunun önemi ortadan kalkıyordu. Onları elde etmek konusunda ise sıkıntı çekmeyeceği bir dış görünüşünün olması hayatın ona geçtiği kıyaklardan bir tanesiydi. Hatta pek istemese de okula yayılan hafif kötü kız imajı ile binası ile eşleştirilince erkeklerin ister istemez hoşuna giderdi. Kimi zaman fazlaca prensip sahibi çocuklar çıkmaz değildi, ancak onların bu düşüncelerinden dolayı ya onlardan soğur ya da bir şekilde onları elde etmenin yolunu bulurdu. Çünkü söz konusu belirli şeyler olunca erkekler akılları ile düşünemeyecek kadar erkekliklerine düşkün olurlardı. Sevgili olayı zaten ona saçma gelirken, bir de tutup o aslan cesaretine takmış binadan birisine sevgili sıfatını yakıştırmak, bir Slytherinli’ye ancak utanç duygusunu hissettirebilirdi, hissettirmeliydi. Aerys için ise böyle bir durum söz konusu değilmiş gibi duruyordu.

Az önce çarptığı masadan devrilip kırılan bir şişeyi eli ile toplamak aptallığını gösterdiği sırada kesilen parmağından bir damla kan daha yere düşerken, Aerys’in uzanmakta olduğu cismi fark edip hızlı bir hamleyle yüzüğün eline geçmesini sağlamak için fısıldadı. “Accio yüzük.” Kanayan parmağının ait olduğu elinde tuttuğu asası nedeniyle, sol eli ile yakaladığı yüzüğü incelemeye başladı. Kendi kuyruğunu ısıran bir yılan sembolü ile yuvarlaklığı sağlanmış ve ince işlemelere sahip olan yüzün, çocuğun tuttuğu ışıkta hafifçe eskimiş olmasına rağmen göz alıcı şekilde parlıyordu. Genelde bu sembol sonsuzluk için kullanılırdı, safkanın sonsuzluğu.

“Güzel yüzük, aile yadigarı mı?” Büyük ihtimalle öyle olmalıydı. Dayısının da ailelerinden kalma yılanlı bir zarf açacağına sahip olduğunu hatırladı. Safkana sonunda kadar değer veren ve Slytherin binasına takıntılı bir şekilde önem gösteren ailelerin genelde bu şekilde yadigârları olurdu. Ancak şu durumu düşündüğü zaman, böyle bir yüzüğü o çocuğun hak etmediğini düşündü, Aerys eğer kendi ailesinden olsaydı onun ailesine ihanet ettiğini ve bu yüzden cezalandırılması gerektiğini dile getirirdi. Binasına ait sınırı çizmesi gerekirdi ancak Muggle’lara bile şevkat gösterebilen bir binaya ait bir sevgili edinmesi, taşıdığı yüzüğün dahi önemini kavrayamadığını gösteriyordu. “Söylesene hem böyle bir yüzüğü üzerinde taşıma hakkını hala kendinde nasıl buluyorsun? Üstelik anladığım kadarı bir yerlerde onu unutabilecek kadar önemsemiyorsun. Bunlar bir yana, daha iyi seçeneklerin varken neden bir Gryffindor’lu ile kendini harcayıp, daha iyisi olabilecekken olduğunla yetiniyorsun?” Tüm bunları söylerken yüzük hala Cashmere'in elindeydi. Hatta yüzüğü fazlaca beğenmişti, tatmin edici cevaplar ya da ikna edici başka etkenler devreye girmediği sürece yüzüğü çocuğa geri vermeyi de planlamıyordu.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aerys Orchalon
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Karakter Yaşı : 17'ye gün sayıyor.
Gerçek İsim : B.

MesajKonu: Geri: secrets.   C.tesi Eyl. 03, 2011 4:29 pm

Arkasını hızla dönen beden nihyet ona taşıdığı yüzü gösterdiğinde biraz rahatladığı bile söylenebilirdi Aerys'in. Aslına bakılırsa Cashmere Caileigh normal bir zamanda gördüğünüzde sizi pek rahatlatacak bir insan imajına sahip olmasa bile bir yasağı delmişken başka bir suçluyu yakalamak insanı rahatlatırdı. Sanki yüzünü görmeden onu tanımasını beklermiş bir edayla konuştuktan sonraelinde zaten bir miktar bulunduğunu düşündüğü kana kendininkini de eklenmiş olduğunu fark etti Aerys. Elindeki cam kırıkları biraz önce duyduğu sesin nedenini açıklamaya fazlasıyla yeterliyken ona garip gelen şey neden basit bir asa hareketiyle onarmak yerine bir muggle gibi cam parçalarını toplamayla uğraştığıydı. Slytherin'in kendisi de dahil olmak üzere büyük bir kısmı safkan birer büyücü olmakla övünürken bu kızın yaptığı şey buna uyar mıydı ki?

Daha da önemlisi onun burada ne işi vardı? Okul üniformasından kurtulmuş bir cadı neden bu saatte bir derslikte olurdu ki? Kıvrak zekası bu problemle oyalanadursun karşısındaki kız almak için hamle yaptığı yüzüğü basitçe çağırarak eline geçirmiş, sanki pahalı bir oyuncağa bakan fakir bir çocukmuş gibi hafifçe büyümüş gözlerle onu inceliyordu. Bir Slytherin olarak onun ne anlama gelebileceğini bilmesi ya da tahmin edebilecek kadar zeki olması gerekirdi zaten. Kendi kuyruğunu ısıran yılan, Ouroboros. Geçmişte aynı isimle örgütler kurulduğu bile söylenen sonsuzluğun sembolü. Tabii Orchaln gibi safkan aileler için bu sonsuzluk safkanın korunmasıyla ilgili bir meseleydi tamamen. Sırf bir bulanıkkla beraber oldu diye babasının kararıyla ölen ablasının öllüne sebep olan ilke, safkanın sonsuzluğu. Uğruna birçok hayatın solduğunu hangi büyücü bilmezdi ki? Bu seöbol bir safkanın elinde olsa bile rahatsız olmuştu Aerys. Bu sembol doğrudan Salazar Slytherin'in kanını taşıyan bir aileye aitti ne de olsa. Yılanlarla konuşma yeteneği kazandıran, onu diğer safkanlardan bile ayıran tamamen farklı bir kandı taşımakta olduğu. Yine de bunu herkesin bilmesini tercih etmezdi. Dışlanma korkusundan falan da değildi bunu saklama isteği, sadece ataları yerine kendi adıyla anılacak kadar kişilik sahibi biriydi Aerys. Black ya da Malfoy gibi ailelerin üyelerinin geçmişte yaptıkları burnubüyüklükleri fazlasıyla haksız buluyordu bu yüzden de.

Yüzüğü inceledikten sonra ufak bir nutuk çektikten, onun ilişkisinden ve birkaç farklı özelliğinden bahsettikten sonra nihayet onu geri vereceğini düşünse bile bütün bunlar gerçekleştikten sonra pek de umduğu olayla karşılaşmayacağını anlaması için çok geçmesi gerekmemişti. Kendini beğenmiş tarzıyla Cashmere her zaman için birçok binadan birçok erkeğin hoşuna giden bir kız olmasına rağmen şu an Aerys'in gözüyle bakıldığında sadece bir baş belası gibi görünüyordu. Asasının ucundan çıkan beyaz ışık demetlerinin aydınlatmasıyla iyice beyazlamış teni ve sarı saçlarıyla ona bakan bu iki gözün sahibi işte böyle birisiydi. ancak farkında olmadığı bir şey vardı ki sevgi yerine farklı sebeplerle ailesine bağlı hale getirilerek büyümüş birisi için elinde tuttuğu şey tahmininden daha önemliydi. "Bakıyorm da ağzı olan da konuşur olmuş." Karşısındaki kıza kendisinin diğer insanlara yaptığı gibi tepeden bakar bir havaya bürünmüş bir şekilde başlamıştı konuşmasına. Rahatça dersliğin ön yakınlarında bulunan masasına oturduktan sonra sözlerine devam edecekti. "Sandığının aksine onu iksir hazırlarken zarar görmesine izin vermeyecek kadar önemsiyor olmayayım Cailiegh. İlişkilerime gelirsek, o konu seni hiç ilgilendirmez."

Sesinin en derin köşelerine kadar karşısındakinin ifadesinin aynısını yerleştirebilmek... İşte Orchalon Ailesi'nde tiyatro dersleriyle büyümenin meyvesi buydu. Çocukluk yıllarının geçmesini sağlayan şeyie bir kez daha seviyordu böyle zamanlarda. Yine de bu kadarı sözlerini bitirmesi için yeterli değildi onun için. Birkaç saniye gerginlikle dolu sessizliğin hüküm sürmesine izin verdikten sonra tekrar kelimelerin ağzından birer ok gibi karşısındaki kızı hedef alabilmesine izin verdi. "Hem Lavira bir Gryffindor olmasna rağmen hem bir safkan, hem de diğerlerine benzemeyen birisi. zaten Salazar Slytherin'in kanını taşıyan bir ailem varken safkan olmayan biri ile ilişkim olmasını mı bekliyordun? Olabileceğim en iyisi olduğumu senin gibi birinin bile görebileceğini sanırdım." Artık sözlerini bitirmiş, konuşurken elinde çevirerek ışık dalgalanmalarına sebep olan asasını ise kıza doğru doğrultmuştu. Aile yadigarı yüzüğün bir yabancıda bulunması onu iyice rahatsız etmeye başlamıştı. Hafifçe kısılmış gözleri yüzüne hem biraz korkutucu hem de birçok kızın reddedemeyeceği bir çekicilik katarken ortamın biraz daha gerginleşmesinde çıkabilecek bir düello için bile hazırdı. Yine de kendi binasından biriyle, hem de böyle bir zamanda düello yapma konusunda endişeleri vardı. Eğer bu iki serseri ceza alırsa puanı düşen de Slyherin binası olacaktı ne de olsa. Yine de rahat durmayacağını belli eder bir şekilde son birkaç kelimeetmekten alamamıştı kendini. "Hem bunları kırdığı camı bir muggledan farksız bir şekilde elleriyle toplayan bir kız söylüyor ha?"

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cashmere Caileigh
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : onyedi.
Gerçek İsim : deniz.

MesajKonu: Geri: secrets.   C.tesi Eyl. 03, 2011 7:31 pm

Çocuğun sarf ettiği cümlenin etkisi ile hala kanayan eline baktı. Yerden eli ile almaya çalıştığı kırık cam parçasının üzerinde Cashmere’in ihtiyacı olan bir şey olmasa yere eğilmeye dahi tenezzül etmezdi. Ancak tam bu sırada içeri giren çocuğun yarattığı ufak gerginlik, elini kesmesine neden olmuştu. Şimdi de buna vurgu yapılarak kurulan cümle Cashmere’e göre komikti, ancak komik olduğunu belirtmesine gerek yoktu. Kesilmiş elinde tuttuğu asasını diğer eline geçirerek “corpus medicor,” diye fısıldadı. Kan lekeleri hala elini kaplamayı sürdürse de o lekelere neden olan yara, büyünün yardımı ile hızlı bir şekilde kapanmıştı. Çocuğun değerli yüzüğünü kurumaya ve kabuklaşmaya yüz tutmuş kan kaplı parmağına geçirdi ve elini kaldırıp hem yarayı hem yüzüğü gösterdi.Muggledan farksız. Benimle konuşurken cümlelerine dikkat etmelisin tatlım. Bir yere kadar hakaretleri kaldırabilirim, ancak her şeyin bir sınırı olduğunu bilmelisin.” Bazı büyücü ve cadıların çok rahat bir aile ortamında büyüyüp, şımartılmalarını kaldıramıyordu zaman zaman. Kendisi de şımarık sayılabilirdi ancak bunu kendi kendisine yapmıştı. Başkaları tarafından poh pohlanma ile bir şeyler kazanmış tipler çoktan kaybetmişlerdi.

Cashmere çocuğun beklediği cümleleri kurmak yerine ona ters gitmeye başlayınca da, gözlerinden yükselen sinir dalgası neredeyse görülebilir bir hal almıştı. Karşısındakinin sinirlenmesine bayılırdı, çünkü sinir mantıksızca hareketlere ve karşılamaktan rahatsızlık duyulacak sonuçlara neden olurdu. Bunu çok iyi biliyordu, gözlemleri değil kendi deneyimlerinden öğrenmişti bunu. Fevri kararlarının sonuçları çok çekmiş, bir adım ileri gitmek isterken yerinde bile sayamayacak duruma geldiği zamanlar olmuştu. Geri adım atmak ise karakterine çok ters bir durum olsa dahi, fevri kararlarının sonuçları bunu yapmasını bile gerektirecek kadar canına okur olmuştu. Bu nedenle son yıllarda kasıtlı olarak karşındakini sinir etmeye yönelik çalışırdı. Çünkü sinirin etkisi ile vereceği en ufak bir açık, ya Cashmere’in kaçışına olanak sağlardı ya da karşındakinin yara almasına.

“İlişkinin beni ilgilendirmediği konusunda çok haklısın aslında. Bu nedenle merak etmediğim gereksiz ayrıntıları dinlemek istemiyorum.” Cidden kız hakkındaki herhangi bir yargı Cashmere’in umurunda değildi. Kendisi hakkında bile başkalarının ne düşündüğünü önemsemezdi. Bu nedenle başkalarının başkaları hakkında ne düşündüğünü dinlemeye ise hiç ihtiyacı yoktu. “Söylediklerimi yanlış anlıyorsun Aerys, bana Lavinia’yı savunmana ihtiyacım yok. Bir Gryffindor her zaman aynıdır. O binaya seçilmişse kanında o binanın özelliklerini taşır. Şapka asla yanılmaz ama tatlım, sen yanılmışsın. Salazar Slytherin gibi bir soydan gelen ailenin olması çok daha iyi aslında. Bu onları daha acımasız yapar. Düz mantık kurarsak onlar Lavinia ile çıktığını öğrenince sana ne yaparlar dersin.” Yüzüne oldukça masum bir bakış yerleştirmişti. Sanki cidden Aerys’i düşünürmüş ona öğüt verirmiş gibi duruyordu. “Ov, zavallı aşık, bu durumu onlara söylemeyi denedin mi?” Fakat asıl yaptığı alttan altta onu tehdit etmekti. Böyle soylu bir aileden geliyorsa dayısı ile mutlaka bağlantıları olmalıydı. Onları bulmak zor olmazdı, ya da onlara bir mektup uçurmak.

Aerys’i şöyle bir süzdü. Ciddi anlamda hoş bir çocuktu. Anlaşıldığı üzere de yönlendirilmeye oldukça açıktı. Ancak yanlış ellerde yönlendirilmiş gibi duruyordu. Böyle yönlendirilebilecek birisi eline geçse nasıl olurdu diye düşünmeden kendisini alamadı. Slytherin binasından değil soyundan gelen birisi ile ortak işler yapmak, üstelik çatalağız olma olasılığı olan birisi ile... Bu durumun ona açabileceği kapıları düşünmekle bitirebileceğini sanmıyordu. Ancak bu fırsayı çoktan kaçırmıştı. Böyle düşüncelere sahip birisi artık kurtarılabilir gibi durmuyordu. Bu şekilde giderse ailesinin de ona karşı bakış açısının nasıl sonuçlanacağı belliydi. Kaşlarını kaldırdı ve gözlerini devirdi. “Söylesene, bana büyüler savurmak dışında, bu yüzüğü alabilmek için neler yapabilirsin? Sana söylemiştim beni ikna etmen gerek, düello riskine girmek isteyeceğini sanmıyorum. Dolayısı ile bana bu yüzüğü bulduğum kadar değerli bir şeyler vermelisin ki, elimdeki aile yadigarını geri alabilesin.”

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aerys Orchalon
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Karakter Yaşı : 17'ye gün sayıyor.
Gerçek İsim : B.

MesajKonu: Geri: secrets.   Paz Eyl. 04, 2011 12:33 pm

İçinde uyuyan canavarımsı öfkeyi yavaş yavaş uyandırmaya başıyordu bu sinir bozmaktan zevk alıyormuş gibi görünen kız. Dahası, eğer Aerys hayatı boyunca öfkesiyle başa çıkmakla uğraşan birisi olmasaydı çoktan bir düelloya başlamış olacaklarının farkında değilmiş gibi davranıyordu. Bunların arkasında birçok olası amaç olabilirdi ancak şu an için onlarca seçenek arasında boğulmak yerine en olası gelen birkaç tanesini düşünmeyi seçmişti Aerys. Karşısındaki kız ya insanların canını sıkmaktan fazlasıyla zevk alıyordu, ya da tamamen farklı bir amacını yerine getirmek için bir fırsat bulduğunu düşünüyordu. Damarına basarak, ailesi ile ilgili tahminlerden ola çıkarak ve en önemlisi de Lavira ile ilişkisini kullanarak düşünmeden ona saldırmasını ya da benzeri bir şekilde hareket etmesini umuyor olmalıydı. Aslına bakılırsa bu zaman zaman kendisinin de kullandığı, en az bir yılan kadar sinsi ve soğukkanlı olunması gereken bir oyundu. Birkaç sinir bozucu şekilde hedefini iyi seçmiş sözle bunu başarabileceğini düşünüyor gibi görünen kıza istediğini vermeye ise hiç niyeti yoktu. Aslına bakılırsa her ne kadar yasak olsa bile bir eşyasını aramaya çıkan bir öğrenci affedilebilirdi, bu nedenle birilerinin onları bulmasından daha az zarar görecek olan kişiydi Aerys. Düello değil de farklı bir yolla birinin kendilerini fark etmesini sağlamak gibi bir kozu vardı elinde. Oysa Cashmere'in burada olmak içi geçerli bir nedeni olduğunu hiç sanmıyordu, büyük ihtimalle sadece birkaç malzemenin peşinde bile olabilirdi. Yoksa neden durduk yere iksir dersliğine gelirdi ki bu saatte?

Her ne kadar işine fazlasıyla yarayacağını tahmin ettiği bir şey bulduysa da bunu son ana kadar kullanmayacaktı Aerys. Fazla ayrıntısını düşünmediği bu planın geri tepmesi durumunda çok farklı sonuçlar da getirebileceğinin farkındaydı çünkü. Acele etmeye niyeti yoktu bu konuda, ne de olsa bütün gece onlara aitti ve eninde sonunda yüzüğünü geri alabileceğini düşünüyordu. Hem durum ne kadar sinir bozucu görünse bile kendi binasından biriyle ters düşmeye niyeti yoktu. Yine de sessizce bekleyerek bir şey elde edemeyeceğinin farkındaydı. Karşısındaki kıza kendi yöntemiyle tepeden bakarak, sinirlerini bozmaaya çalışarak karşılık vermeye devam ederse de eline pek bir şey geçecekmiş gibi gelmiyordu. En azından şimdilik onun tarafındaymış gibi davranıp, onun hakkkında biraz bilgi edinmeliydi. Davranışlar bir insanı tanıtmaya yeterdi ancak doğrudan ağızdan alınan bilgiye de ihtiyacı vardı şu anda. Ve ancak bir dostmuş gibi davranarak hareket etmek ona istediği cevapları sağlayabilirdi şu an.

"Gerçekten sen de onlardan nefret ediiyorsun değil mi? Muggle ve bulanıklardan. Yalnızca bir davranışının bile onlara benzetilmesinden rahatsız olmak... İşte Slytherin ruhu budur." Açıkçası zerre kadar etkilenmediği, tahmin ettiği türden bir konuşma hakkında böylesine inandırıcı bir şekilde etkilenmiş gibi davranabildiğine kendisi bile inanmıyordu. Tamam, o da onlardan hoşlanmayan biriydi ancak sorun çıkarmadıkları sürece yaşayabileceklerini düşünüyordu. Ne de olsa bütün dünya safkan olursa hizmet edecek kimse kalmazdı, değil mi? Aslına bakılırsa Cashmere'i anlama konusunda en başarılı olabilecek kişilerden biriydi o. Ne de olsa ikisinin de Hogwarts duvarları arasında sayısız kural yıkmışlığı vardı. 'Kötü çocuk' olarak anılma konusunda ise dönemlerindeki kimse onlarla kolay kolay yarışa giremezdi. Yine de hayata farklı açılardan bakmaları yüzünden şu an pek de dost canlısı bir şekilde bakamıyorlardı birbirlerine. Paralel bir evrende çok yakın arkadaşlar bile olabilirlerdi belki de, okulun tarihindeki onlarca sorun çıkaran öğrenci gibi. Ancak şu an, burada pek de yakın olmayan bir ikiliydiler. "Bana ne verebileceğimi sormak yerine neden istediğin şeyi söylemiyorsun. Belki o zaman işler çok daha kolaylaşabilir, ha Cashmere?" Oturduğu masadan kalkmış, yavaş bir adımla ona doğru yaklaşmıştı. Az önce iyileştirdiği yaradan iz bile kalmamış elini tutmuş, cam kırığının sebep olduğu kanla bir oyuncak gibi oynamaya başlamıştı. Onu siliyor, bir noktada topluyor ve ardından rasgele çizgiler çekiyordu kızın beyaz ellerine.

Gözleri her zamanki gibi hafifçe kısık, doğrudan hedefine dönmüş birer ok gibi kızın gözelerinde, aklı ise asıl hedefi olan yüzükteydi. Kanla oynadığı eli şartlar tam istediği hale geldiğinde onu almak için tetikte bekliyordu. Ancak ne gözlerindeki ifade, ne de vücut dilinin en ufak bir parçası bu asıl amacı belli emiyordu. Kız onu istediği gibi kontrol edebileceğini düşündüğü anda oyununa gelecekti zaten. Silverio Orchalon'un oğlu da en az babası kadar sinsice hareket edebiliyor, gerçek hislerini saklayabiliyordu. Yüzündeki hafif gülümsemeyi bozmadan birkaç kelime daha söyleyip kızın tepkisini görmek için bekleyecekti. Büyük ihtimalle her şeyin planına göre gittiğini düşünecek olan Cashmere'in nasıl bir tepki vereceğini beklemeden önce son bir kez daha açmıştı ağzını. "Gerçekten ne isterdin, yılan kız?" Her ne kadar ilk kelimesine baskı yapmak istemesine rağmen kızın asıl dikkatini çekecek sözler 'yılan kız' olacaktı büyük ihtimalle. Çatalağız'ın tıslamayı andıran kelimeleriyle söylemişti çünkü bunları.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: secrets.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
secrets.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: