AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Touches

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Arya Lavanis
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 16
Gerçek İsim : Duyg

MesajKonu: Touches   Çarş. Ağus. 10, 2011 10:45 am

Borislaw Borisenko & Arya Lavanis

    Merdivenlerde, herkesin ortasındaki gösterileri bitmişti. Hem o kadarda yadırganacak bir şey yoktu. Biraz öpüşmüşlerdi ya da çok azcık daha ileri gitmişlerdi. Tamam, öyle ulu orta yapılmayacak kadar ileri gitmişlerdi. Ayrılmadan önce, en kalıcı olarak hatırlayacağı şey Boris'in, iç çamaşırını keşfe çıkışıydı. Ne yapması gerektiğini iyi biliyordu, hatta biraz fazla iyi. İnce bir ses inledi. Bunu yapmayı bile özlemişti. Aslında sanırım biraz mazoşistliğe giriyordu bu karşısındakinin erkekliğini içinde hissetme olayı. Çünkü bir yandan canın yanarken bir yandan da mutlu oluyordun. Gerçekten mazoşistlik miydi bu ya? Arya bu konuya ilk defa bu yönden bakıyordu. Bir an duraksadığını hissetti ancak daha sonra dudaklarıyla bir kez daha karşılık verdi. Artık toparlanmaları gerekiyordu, yoksa iş işten geçecek ne olacaksa herkesin ortasında olacaktı. Sahi, resmen toplu gösteri gibi olurdu ki bu da iğrenç olurdu. Düşünmesi bile hataydı. Haftalar sonra bunu tekrar yaşıyor olunca ne düşüneceğini bile şaşırmıştı. Gerzek Arya işte!

    Boris tek hamlede Arya'yı kendisine çekmişti ve ayaklanmışlardı. Boris'in bir eli hala kalçasındaydı. Bütün merdivenleri bu şekilde iniyorlardı. Arya sarhoş gibi bir o yana bir bu yana savrulurken gülmeden edemiyordu. Bir şey içmeden sarhoş olunuyor muydu ya? Yok, zannetmiyordu sadece birazcık sersemlemişti herhalde. Ayrıca şuan basit, orasını burasını elletip, ona buna verme meraklısı cadılar gibi hissediyordu kendini. Belki de onun kollarından sıyrılıp gitmesi gerektiğini filan söylemeliydi. Çevredekilerin, bunca yıldır görmedikleri bir Arya ile karşılaştıklarını biliyordu ki bu pek de hoş değildi. Kim bilir belki bu günden sonra, örnek öğrenci, sevimli, sıcakkanlı cadı portresinden çıkacaktı. Aaaaah, kimin umurunda be dedi kendi kendine ve kahkahalarıyla devam etti onun kolları arasında ilerlemeye. Gittikleri yöne bakılırsa, Boris revirde bu işi halletmeyi planlıyordu. Daha önce revire gittiğinde dördüncü sınıftaydı ve başında, tam alnın ortasında kanayan bir yara vardı. Revirin kokusundan da hoşlanmazdı. Yatakları da rahat değildi. Gerçi Boris daha iyi biliyordu büyük ihtimalle. Maisie daha önce bahsetmişti o ve tayfasından. İnanılmaz olduklarından filan falan. Henüz başlamamışlardı ancak gerçekten Maisie'nin haklı olabileceğini düşünmeye başlamıştı bile. Kendi kendine gülümsedi yine. Sabah sümüklü küçük çocuklar gibi ağlarken, şimdi de ağzını bir türlü kapatamıyordu. Yüzündeki şapşal ifadeyi silemiyordu bir türlü. Revirin kapısına geldiklerinde, dudaklarını büzüştürerek, Boris'i bir hamlede duvara yasladı. Sol bacağıyla, onun kalçasını sardı ve kulağına doğru eğildi. 'Ben de farklı olan şeyi sormuştun ya, sanırım buldum. Birazdan göreceksin.' Ardından canını acıtmayacak şekilde kulağını ısırıp, küçük bir öpücük kondurdu. Bedenini onunkine yasladı sertçe ve boştaki eliyle revirin kapısını ittirdi. Her şey esas şimdi başlıyordu. Küçük oyunları geride bıraktıklarını biliyordu. Dokunuşlarıyla, günü birlikte aydınlatacaklardı.

____________________________________________________________________________________________________

c o r y m o n t e i t h

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Borislaw Borisenko
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -

MesajKonu: Geri: Touches   Perş. Ağus. 11, 2011 12:32 am

Ah, işte böyle ateşli kızlara bayılıyordum. Gerçekten, bazıları öyle olabilmek için kendilerini bayağı durumlara düşürüp rezil ederlerken bir kısmının da doğuştan gelen bir takım yeteneklere sahip olması aslında biraz haksızlıktı. Kızın bacakları vücudumu sarıp beni duvara yapıştırırken aslında ters durduğumuzu düşünüyordum, yine de ona benimle oynaması ve kendisini kanıtlaması için biraz zaman tanımak istedim. Sesimi çıkarmadan oyununa ortak olup elimle göğüslerinin arasından aşağılara doğru inip kızın iniltileriyle kendimden geçtim, bu kadar yeterdi. Bu sefer de Arya’yı duvarla kendi aramda sıkıştırarak ayaklarını kendime dolamasını sağladım ve ellerimi poposuna dayayarak yukarı kaldırdım. Şimdi resmen her yerindeydim, dudaklarım bir dakika bile duraksamadan hareket ediyor, kızın terden ıslanan vücudunda oradan oraya geziniyordu. Benim ufaklık da resmen gözyaşlarına boğulmak üzereydi içeride, pantolonumun üzerindeki şişkinlik artık öyle bir boyuta ulaşmıştı ki, ellerimle kızı duvardan biraz daha aşağı kaydırıp biraz sonra benimkinin içine gireceği organına denk getirdim. Artık ben de inliyor, zamanın geldiğini hissediyordum. Kızın çığlıklarına son vermesi, sesini biraz daha azaltması gerekiyordu aslında yoksa ben patlamadan önce içeri görevlilerden biri dalacak ve bu rezaletle yaşamak zorunda kalacaktım. “Artık y-yeter” diyebildim kesik kesik çıkan nefesimin son kırıntılarıyla ve Arya’yı neredeyse benimle tek bir vücut olacak kadar bedenime yapıştırıp hasta odalarından birinin kapısını kalçamla iterek açtım.

İçeri girdiğimizde etrafta hiç kimse yoktu, hoş artık olsa bile birazdan izleyeceği pornomsu görüntülerle o da kendi işini görebilirdi. Kızın inlemeleri alçalır nefes alıp verişi de yavaşlarken onu sertçe beyaz örtülü yataklardan birine atıverdim ve aynı anda da üzerindeki yerimi aldım. Benimki artık çıldırmış gibiydi, zonkluyor ve bir an önce evine gitmek için çırpınıyordu resmen. Zevkten dört köşe olmuş hâlde kızı altıma alıp dudaklarımı köprücük kemiklerinden dudaklarına dek vücudunun her yerinden gezdirmeye devam etti, Arya’nın ise eli penisimi bulup beni doğru noktaya bir an önce götürmek için hızla hareket ediyordu. Artık çıkardığımız seslerden de anlaşılacağı kadarıyla ben yıldızları görmüş, küçük Basil de çılgına dönmüştü. Yaklaşık yarım saat öncesinde ağlayarak teselli arayan bu kızla vücutlarımız ritmik bir şekilde gidip geliyor, yaylı yatağın gıcırtılarına inlemelerimizle birlikte eşlik ediyorduk. Hâlâ o noktaya gelememiştik, tanrım erken boşalan erkeklerden biri olmadığım için sana ne denli teşekkür etsem az kalırdı herhalde. Bu zevki uzatıyor, uzattıkça da artık gözlerimden yaşlar akacak hâle geliyordum. “Ohhh” diye yığılıverdim en sonunda Arya’nın yanındaki küçücük alana. Bir elim kızın vajinasında geziniyor diğeri ise saçlarıyla ilgileniyordu. Vereceği tepkiyi merak ediyordum doğrusu, bugüne dek memnun kalmayan biriyle karşılaşmamıştım. İyice kalkan götüm bir gün yere yapışacaktı elbet ancak bu yeni yetme kızın söyleyebileceği bir şeyle olmayacaktı.

Kızın yanında dirseklerimden birinin üzerinde doğrularak gülümsedim, Arya'ya baktıkça çıplak vücudunun ve süt beyazı teninin bende uyandırdığı hisler hiç de normal değildi. En azından tekrar içine girebilmem için biraz soluklanmam gerekecekti.


____________________________________________________________________________________________________
    darja tşköpt aşkit


    uubeyb:
     


    sizi çok özledim aşkitler :
     


En son Borislaw Borisenko tarafından Cuma Ağus. 12, 2011 1:34 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Arya Lavanis
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 16
Gerçek İsim : Duyg

MesajKonu: Geri: Touches   Perş. Ağus. 11, 2011 8:58 am

    Yaptıkları şeyleri, şuan biri izliyor olsa kesinlikle o bile etkisinde kalmaktan kurtulamazdı. Arya kendi olmaktan çıkmış, seksiliğini ortaya koymaya çalışan bir sürtük gibi davranmaya başlamıştı. Okulun revirinde, hem de sabah sabah bunu yapabileceğini aklına bile getirmezken işe şuan burada, beyaz çarşafların üzerinde inleyen kişinin tam kendisiydi. Kolay kızlar daima geçici olurdu bunu biliyordu. Büyük ihtimalle kendini bu şekilde kolay ortaya koyduğu için bir daha yüzüne bile bakmayacaktı Boris. Ah, ya da yine aynı şeyi yapmak için gelecekti. İki ihtimali de kafasında tartıyordu, Boris hala üstündeyken. Bu şekilde bağırmaya devam ederse birilerinin duyup geleceğini de biliyordu. Bağırmamak için dişlerini sıkıyordu. Gözleri ise, yaşadığı şeyden ötürü kapalıydı, kendinden geçmiş gibi. Hafifçe aralayıp üstündekinin ifadelerini inceledi. Kesinlikle mükemmel görünüyordu. Arya hiçbir çaba göstermiyor denemezdi. Boris, bedenini ele geçirirken, o da dokunuşlarıyla renklendiriyordu o anı. En sonunda, üstündeki ağırlığın hafiflediğini ve yanına uzandığını gördü Boris'in. Yan dönüp gülümsedi. Gözleri, onunkinden çok kendi çıplaklığına takılmıştı. Teninin beyaz olduğunu biliyordu da, gerçekten süt gibi olduğunu fark etmemişti. Ayrıca pürüzsüz gözüküyordu, kısacası daha önce kendini ayna karşısında böyle incelememiş biri olarak, ilk defa kendi bedeniyle tanışıyormuş gibi hissediyordu. Parmaklarını, onun göğsünde gezdiriyordu. Nefesini hissedebiliyordu, dudakları birbirlerine çok yakındı. Dudaklarını aralayıp yaptıkları şey için bir yorumda bulunup bulunmaması gerektiğini bilmiyordu. Az önceki hırçın sürtük bir anda kaybolmuş, yerine karşısındakini masum bakışlarıyla incelen Arya gelmişti. Yaptığından pişman değil, hatta baya baya mutluydu. Bunu dile getirmesinin, yalnızca onun böbürlenmesini sağlayacağını biliyordu ancak iyi olduğunu söyleyecek ilk kız olmadığını da biliyordu. Sağ eliyle yanağını kavradı ve kendisine biraz çekerek ufak bir öpücük kondurdu. İlk başladıklarındaki gibi yalnızca üst dudağını kavramıştı ve orası nemlendirmişti dudaklarının ıslaklığıyla. Sonra hafifçe gülümseyerek kelimelerin dudaklarından dışarıya çıkmasına izin verdi. 'Bunu söyleyen ilk ya da tek kişi olmadığımı biliyorum; ama gerçekten iyiydi. Mükemmeldi. Ama bütün bu zevki kendi çaban olarak göremezsin biliyorsun di mi?' Tekrar gülümsedi. Ondan da iyi olduğuna dair bir şeyler duymayı bekliyordu.

    Beyaz çarşafa öyle uzanmış, cevabını beklerken aklında olmadık şeyler canlanıveriyordu. Mesela yalnızca bir kaç gün sonraki balo konusunda endişeleri vardı. Baloya gitmek için lanet olası bir partner gerekiyordu ve daha birini bulabildiğini söyleyemezdi. Aynı yatağı ve bedenleri paylaştıkları için Boris'in kendisini götürmeyeceğini de biliyordu. Az önce kendine itiraf ettiği gibi, bu denli kolay lokma olduğu için bir paçavra gibi kenara bile atılabilirdi. Gerçi ne bekliyordu ki? Bunun gerçekten daha ileriye gidebileceğini mi? Ah, tabii ki hayır. Arya kesinlikle o kadar gerizekalı olmamıştı hiçbir zaman. Düşünceleri zihninden tekmeledi ve yalnızca o ana odaklamaya çalıştı. Bu kadarla yetinecekler mi yoksa biraz soluklanıp geri devam edecekler miydi bilmiyordu; ancak gitmesi gereken veya yapması şart bir işi yoktu. Muhtemelen, Boris kendisini bulmamış olsaydı, hala aynı köşede salya sümük ağlıyor olurdu. Ki burada olmayı kesinlikle tercih ederdi. Bu iş sona erdiğinde, tek düşünmesi gereken şey saçlarıydı. Çünkü onu tanıyan kimse, yataktan kalkmış gibi olan saçlarıyla gezmeyeceğini bilirdi ve saçları kesinlikle berbat gözüküyordu. Kimse bir şeyler olduğunu fark etmeden kendisine çeki düzen vermesi gerekiyordu. Gerçi merdivenlerde olan biteni gören çoktan görmüştü. Kim bilir, belki koridora çıktıklarında, kimsenin umurunda olmadığını gösterecek bir biçimde Hufflepuff'lı büyücüye bir öpücük daha verebilirdi; tutkulu olanından. Ve bundan şikayet edeceğini de sanmıyordu, en azından şimdilik.

____________________________________________________________________________________________________

c o r y m o n t e i t h

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Borislaw Borisenko
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -

MesajKonu: Geri: Touches   Cuma Ağus. 12, 2011 1:33 pm

Ah, biliyordum zaten bebeğim. Sadece bu okuldaki her kız bunu itiraf etmeden önce rahat bir nefes almayacaktım, o kadar. Bu yüzden de bana gönderdiğin beklenti dolu gülümsemeye cevap olarak istediğini vermek için doğru kelimelerle kendimi ifade etmeye çalıştım. “Haklısın, ama zaten bildiğin gibi bunların hepsini küçük Basil’e borçluyuz. Kendisi patlıcan kadar değil de cidden “bamya” kadar olsaydı mükemmel olduğunu söyleyemezdin.” Haklıydım, burada kızın yaptıkları cidden pek bir değer taşımıyordu, elbette ki put gibi durması yardımcı olmayacaktı ama yine de kadın kısmının bu konuda böbürlenebileceği bir şeyi yoktu. Biraz ses çıkartıp ileri geri hareket etmeleri yeterliydi, tabii bir de bacaklarını aralamaları. “Yine çabalarını takdir ediyorum ve sana da teşekkür ederim tabii. Sabah sabah iyi geldi doğrusu.” Dedim kızın suratında oluşan ekşimeye bakarak. Kahkaha atmanın eşiğindeydim, biraz daha bana böyle bakmaya devam ederse koyuverecektim o olacaktı. Ve bir de bunların seksten sonra ağlayan modelleri olurdu, geçen seneki olayı düşünüyordum da cidden onlardan birine bir daha denk gelmek en son istediğim şeydi.

Kızla sabah tanışmış, akşam da vücutlarımızı tanıştırmıştık. Ne hızlı ne de yavaş gidiyorduk, tam işimizi bitirdiğimiz sırada ben de yerimden kalkıp pantolonuma uzanmıştım ki arkamdan yükselen inlemelere şaşkınlıkla bakakalmıştım. Önce birkaç dakika evvelden kalma şeyler olduğunu düşünmüş sonrasında kızın gözlerinden sicim gibi akmakta olan gözyaşlarıyla şoka girmiştim. Aslında oradan o saniye kaçmam gerekirdi fakat resmen içim el vermemiş ve uğradığım dumurun etkisinden dolayı da ne yapacağımı bilememiştim. Yanına gidip ne olduğunu sorduğumdaysa nefret dolu gözlerini bana çevirmiş ve onu kullandığımı hatta ona eşya gibi davrandığımı falan söyleyerek hakaretler yağdırmıştı. Bir an için kahkahalara boğulmuş sonrasında ise bir manik depresifmişim gibi birden bire ciddileşip kızın da aslında beni kullandığını, yalnızca birkaç dakikalık zevk için üzerime çıktığını söylemiştim. Haklıydım, herkes birbirini kullanıyordu tabii ki. Tek başıma ancak elimi kullanırdım lan, bu kızlar bazen gereğinden fazla beyinsiz oluyorlardı.

Arya’nın sahip olduğu güzel vücuda bakarak içimden kısa boyu yüzünden onun adına üzülmek geliyordu, tanrım. Gerçekten, bu derece kıvrak ve incecik vücut kesinlikle biraz daha uzun olabilmeli ve partnerinin üzerine yattığında doğru noktaları bir araya getirebilmeliydi. Yine de idare etmiştim işte, elimdekinin kıymetini bilmekte üstüme yoktu doğrusu. Kısa bir iç geçirişle doğrulup genelde ilaç ya da su falan konulan küçük sehpaya uzandım, pantolonumu ve boxerımı elime alırken arkama dönme gereği duymadan hepsini üzerime geçirip ayaklandım. Ellerimi kızların genellikle hasta olduğu bir tavırla saçlarıma götürerek karıştırıp her zamanki hâline getirdim, çünkü biraz önce sarf ettiğim efor sayesinde alnım ve ensem terden ıslanmış, Arya’nın saç fantezileriyle de tüm saç tellerim birbirleriyle sevişmiş gibi gözükmeye başlamıştı. “Tekrar ediyorum, teşekkür ederim. Harika bir kahvaltıydı, umarım kısa zamanda birlikte öğle yemeğine çıkar sonrasında da akşam yemeği ile günümüzü sonlandırırız.


____________________________________________________________________________________________________
    darja tşköpt aşkit


    uubeyb:
     


    sizi çok özledim aşkitler :
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Arya Lavanis
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 16
Gerçek İsim : Duyg

MesajKonu: Geri: Touches   C.tesi Ağus. 13, 2011 8:01 am

    Söyledikleri resmen şok etkisi yaratmıştı. Biri, istese bile bu kadar odun olamazdı herhalde. Elbette bir beklentisi yoktu. Onu bir peçete gib kullanıp attığını filan falan da söylemeyecekti. Tek isteği vardı ki, Arya onun egosunu tavan yaptırmışken, onun da ağzından güzel bir şeyler duyabilmekti. Dişlerini gıcırdatıp odun bamyası tarzında bir şeyler geveledi ağzının içinde. Duyduğunu sanmıyordu. Bundan sonraki tavırlarını merak ediyordu. Arya'nın yarım saat kadar önce elleriyle çıkardığı kıyafetlerini geri giyip basıp gidecek miydi, yoksa oturup en azından bir şey söylemesini bekleyecek miydi bilmiyordu. Aslında bu yaptığından pişman değilse de, doğru olmadığına dair bir şeyler söylüyordu kendi kendine. Yarım saat önceye kadar zevkten dört köşe olup, pişkin pişkin gülümserken, şimdi de bir saat önce ağladığı yere dönüp, onunla hiç karşılaşmamış olsa yine ağlıyor olup olmayacağını düşünüyordu. Kafası o kadar karışmıştı ki. Bir kadın, bir cadı, karşısındaki için bu kadar değersiz miydi? Arya, ona bedenini kullanması için izin vermişti. Olabildiğince çok şeyini ortaya koymuştu. Ve Boris, övgüleri toplayıp, tek bir iltifat etmeden çekip gidiyor muydu? Ah, bu bamyaların hepsi böyleyse, yemin ediyordu ki bir daha bunlara bulaşmayacaktı. Nazik davranma ve kibarlıktan sınıfta kaldıkları kesindi. O sırada onun gözlerini bedeninde dolaşırken yakalayınca bir anda rahatsız olduğunu hissetti. Yatakta hala iki seksen yatıyordu, tüm çıplaklığıyla. Boris ise giyinmenin derdindeyken gözlerini hala üzerinde tutuyordu. Tanrıça aşkına, ergenlik hormonlarının bu kadar patlamasını yaşattığı şu porsuklara, en azından bir parça kibarlık verse ne olurdu ki? Ne yapacağını şaşırmıştı resmen. Beyaz çarşafla neredeyse bire bir renk uyumu sağlayacak tenine bakındı. Yine kendi çıplaklığını izlerken bulmuştu kendisini.

    Boris'in saçlarını karıştırdığını gördüğünde kesinlikle içinde aynısını yapma isteği uyanmıştı deli gibi. Ellerini, onun saçlarına daldırıp karıştırmak, sertçe kendisine çekmek istiyordu. Ama yapmazdı. Yapmasına imkan yoktu. Derin bir nefes alıp sakinleşti. Yine konuşmaya başladığını duyunca ellerini kulaklarına bastırıp duymamayı tercih ederdi fakat kafasını bir başka yöne çevirerek dinledi ne dediyse. Bu onun için bir kahvaltıydı ve bu tavırlarından sonra öğlen, hele bir de ondan sonra akşam yemeği yemelerini söylüyordu. Ah tabii, Arya da seni tatmin etmek için vardı zaten Bir süre ne diyeceğini bilemediğinden, odanın bir kenarına fırlattığı eteğini almak için yöneldi. Bluzu ise eteğiyle aynı yerde değildi. Odanın içinde dört dönerken, topladıklarını yatağın üzerine fırlattı. İç çamaşırlarını da bulmasıyla birlikte yavaş yavaş üzerine geçirmeye başladı. Boris gibi, bir an önce buradan kurtulmak istermiş gibi bir tavrı olmadığı belliydi. Dudaklarını araladı; ama ne söylemesi gerektiğini dahi bilmiyordu ya da ne söyleyeceğini. 'Sanırım o öğle ve akşam yemeklerini, egosunu tatmin etmekten başka bir şeyle meşgul olmayan biriyle almayı düşünmüyorum. Sahi, siz bütün bamyalar böyle misiniz? Hayır, ona göre öğle yemeğimi onlarla almayı deneyebilirim de.' Konuşurken bir yandan sütyeninin kopçalarını bağlamaya çalışıyordu. Lanet olası şu şeyleri hiçbir zaman bağlamayı beceremezdi zaten. Bir şey söylemeye gerek duymadan sırtını ona döndü ve ellerindeki kopçayı onun eline tutuşturmaya çalıştı. Şuan kendisine dokunmasını hem istiyordu hem istemiyordu. Sırtının ona dönük olduğundan faydalanarak, kendi kendine söyleniyordu. Öğle yemeğiymiş, seninle kahvaltı eden de suç zaten ya.

____________________________________________________________________________________________________

c o r y m o n t e i t h

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Touches   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Touches
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: