AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Kiss

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Arya Lavanis
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 16
Gerçek İsim : Duyg

MesajKonu: Kiss   Salı Ağus. 09, 2011 9:00 am

xX
Borislaw Borisenko & Arya Lavanis

    Kompartımandan indiğinden beri kendini toparlamaya çalışıyordu. Okulda bulabildiği en sakin yere gelmiş, kapıyı kapatmış, kimsenin görmeyeceğinden emin bir şekilde ağlamaya başlamıştı. Bu okulda ruh hastaları olduğunu biliyordu, birden çok daha fazla; ancak şu ana kadar hiçbirisine denk gelmemişti, hele de böylesine. Bu kadar sinir olmasının nedeni, herkesin içinde onu küçük düşürmüş olmasıydı. Kulaklarında hala o gülüşmeler duruyordu ve her seferinde dişlerini gıcırdatıyordu. Ağlamak ne kadar iyi bir çözümdü bilinmez; ama rahatlamasını sağlıyordu. Birinin gelebileceğini düşünerek göz yaşlarını sildi yine eliyle. Saçlarına elleriyle çeki düzen verdi ve boş dersliği terk etti. Kendini toplumdan soyutlamak da neyin nesiydi? Arya her zaman gülümseyen, çevresi cadı ve büyücülerle sarılı, kendisine güvenen biri olmuştu, yetiştiriliş tarzından dolayı olmaya da devam edecekti. Her zaman başı dik yürürdü, omuzları geride, göğsü kabarık. Elbette bir tavus kuşu gibi değil, narin ve kibar adımlarla. Merdivenleri de öyle iniyordu işte. Yanından, sağından, solundan geçen tanıdıklarına gülümsüyor, kimisiyle durup sarılıyordu. Yaz tatilinde hiç görüşmeyip, o kadar özledikleri vardı ki. Normalde üç kat merdiveni inmesi yalnızca on dakikasını alacakken, sürekli durup birileriyle görüşüyor olmasından dolayı neredeyse yarım saattir üçüncü katta takılı kalmıştı. Kendisini resmen rehin almıştı yaz tatili hakkındaki konuşmalarıyla Laura. Bu kızı severdi, tatlı hatta erkekler için iyi bir lokmaydı, kızlar içinse fazla ilgili bir arkadaş. Yazın gittiği muggle kampını öyle iştahla anlatıyordu ki bir türlü dur diyemiyordu, Arya'nın konuşmasına fırsat vermeden bütün kelimeleri ağzına tıkıp kendi anlatmaya devam ediyordu. 'O kadar güzeldi ki sana anlatamam! Caleb adında bir çocukla bile tanıştım. İnanılmazdı Arya, i-na-nıl-maz-dı! Bana benden hoşlandığını defalarca söyledi. Kampta kaldığım iki hafta boyunca peşimde koştu. Yüce Tanrıça, tek kelimeyle harikaydı!' Arya duraksadığını hissederek gitmesi gerektiğine dair bir şeyler zırvalayacakken yine konuşmaya başladı. En son kibar bir hareketle omzuna dokunup 'Benim gitmem gerekiyor Laura ama kaldığın yeri unutma, akşam seni bulurum.' diyerek oradan uzaklaşmaya başladı. Omzunda duran eliyle sözlerini destekleyecek şekilde omzunu sıvazlamıştı Laura'nın.

    Sonunda yarım saatin ardından giriş katına geldiğinde yüzündeki ışık saçan gülümseme belirdi. Koridorun sonunda bir silüet gibi gördüğü Jessy'nin kollarına atlamak için koşuyordu. Yazın birilerinin ne yaptığını merak ediyorsa, işte o birilerinden biri Jessy'di. Her yaz muhteşem tatil anılarını anlatırdı. Heyecan, tutku, şehvet, aşk ya da korku dolu. Böyle ayak üstü olmazdı elbette, yalnızca onu sıcaklıkla kucakladı ve iki yanağına öpücük kondurup gülümsedi. 'Bu yaz neler yaptın deli gibi merak ediyorum Jess! Anlatılacak çok şey olduğundan şüphe bile duymuyorum!' Bir terslik vardı. Arya ne kadar içten davranıyorsa Jessy de o kadar soğuk davranıyordu. Sorunun ne olduğunu sormaya kalkmadan, Arya'nın kollarından sıyrılıp, uzun kahve tonlarındaki saçlarını savurarak uzaklaştı. Arkasından bakakalmıştı. İstemeden kalbini mi kırmıştı acaba? Bugün neden hiçbir şey yolunda gitmiyordu? Omzunda asılı çantayı yere fırlattı, altında etek olduğunu umursamadan, başını duvara yaslayıp bacaklarını karnına doğru çekti. Sanki burada hiç olmaması gerekiyormuş gibi hissediyordu. Herkes yabacı, her yer soğuk geliyordu onun için. Belki de henüz kendisini neşelendirecek birileri olmadığı için böyle düşünüyordu. Bu duygulardan sıyrılmasını sağlayacaksa o neşeli kişi, hemen şuradan bir yerden çıkmalıydı.

____________________________________________________________________________________________________

c o r y m o n t e i t h

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Borislaw Borisenko
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -

MesajKonu: Geri: Kiss   Salı Ağus. 09, 2011 8:03 pm

Kompartıman denen o küçük, rezil hücreden kendimi dışarı attıktan sonra bizimkilerden kurtulup kendimi yatakhaneye kapatmak ve ertesi günkü kahvaltıya kadar da uyumaktan başka bir şey istemiyordum. Öyle yorgundum ki, karşıma çıkıp soyunacak bir kızın bile üstüne atlamadan önce birkaç kez düşünür daha sonra atlardım. O derece. İçimdeki enerjinin kırıntılarına parmak uçlarımla dokunarak giriş katına yönelmiştim, bahçedeki karanlık ve soğuk ortamdansa içerideki meşalelerin ışığıyla aydınlatılmış taş duvarlar ve samimi hava beni biraz da olsa kendime getirebilmişti. Tam yukarı çıkmak için köşeyi dönüp ilk basamağa adımımı atacaktım ki karşımdaki manzarayla irkildim, titredim ve kendime geldim. Oyy. Resmen yeniden doğmuş gibi hissetmiş, içimdeki arzunun fitilini ateşlemiştim. Gözlerime inanamıyordum, şu an yalnızca saçlarını ve içindeki minicik iç çamaşırını görebildiğim kız orada öylece oturmuş, sahip olduğu kayde değer belki de tek “şey”ini sergiliyordu. Tanrım, bu okulda ne cevherler vardı böyle, genç cadının rengârenk iç çamaşırı teninin çok ama çok küçük bir kısmını örtüyor, geri kalan her yeri ise tüm ateşiyle çığlıklar eşliğinde benim ufaklığı çağırıyordu sanki.

Derin bir nefes alıp kendime çeki düzen vererek küçük Basil’i yatıştıracak şeyleri kafamda bir bir sıralamaya başladım, tanrıdan kızı yatağa atıp içine girene kadar kendime hakim olabilmeyi dilerken. İçten içe merdivenlerin aslında oldukça tenha olduğunu, bu Gryffindorlu kızın da benimki gibi bir cazibeye karşı koyamayacağını hissediyordum. Yalnız bir sorun vardı, karşımda durup gelen geçene oldukça davetkâr bir şekilde bacaklarını aralayan bu kız kimdi ki? Onu tanıyor muydum? Ah, bir de suratını görebilseydim iyi olacaktı. Duruşumu ayarlayıp o en çekici gülümsememi suratıma oturtarak kızın birkaç basamak altındaki mermer zemine oturdum, görüş açımı da genişleterek uzun parmaklarımla kızın çenesini kavrayıp yavaşça bana bakmasını sağladım. En nihayetinde de dudaklarımı aralayıp “Hey, sen iyi misin?” diye sordum en sevimli ses tonumla, gözlerimi de profesyonelce kırpıştırarak doğrudan bana çevrilen o okyanus mavisi gözlere baktım. İşte, bu kadar basitti üzgün bir kızı teselli et, önce arkadaşça sarıl sonra da ellerini kalçalarından aşağı indirip inlemesini sağlayacak birkaç sihirli noktaya dokun. Gerisi her zaman gelirdi zaten, ister senden hoşlasın ister hoşlanmasın. “Arya’ydı değil mi? Hakkında edinebildiğim tek bilgi bu olmalı, üzgünüm. Daha önce direkt olarak tanıştığımızı hatırlamıyorum, oysa genelde okuldaki tüm kızlarla kısa süreli de olsa bir tanışıklığımız vardır. Senin bir özelliğin olmalı, tanışmadığımıza göre. Diğerlerinden farklı bir yanın var herhalde.


____________________________________________________________________________________________________
    darja tşköpt aşkit


    uubeyb:
     


    sizi çok özledim aşkitler :
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Arya Lavanis
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 16
Gerçek İsim : Duyg

MesajKonu: Geri: Kiss   Salı Ağus. 09, 2011 8:33 pm

    Ne durumda nasıl oturduğu umurunda değildi. Çevreden geçenleri göremeyecek kadar yaşla doluydu iri, mavi gözleri. Eliyle damlaları siliyorsa da işe yaramıyordu, bir kaç dakika içinde yine eski halini alıyordu yaşlar. Yanaklarından süzülürken gıdıklandığını hissedip gülmek istiyorsa da yapmıyordu. Büyük ihtimalle iç çamaşırını gören tuhaf insanların bakışlarına bir de deliymiş gibi gülümsemesi eklenirse, okulun ilk gününden tuhaf damgası yiyebilirdi. Beş yıldır çizmediği bu imajı, bu yılda çizmemeliydi, hatta gelecek sene de. Her şey normal kalmalıydı; çünkü böyle gayet iyiydi, memnundu hayatından. Başını bacaklarının arasına almış, kendi kendine sakinleşmesi gerektiğini mırıldanıyordu ta ki bir elin çenesini kavradığını hissedene kadar. İrkilerek, gözlerini üzerine dikti, çenesini kavramış elin sahibine. Karşısındakinin, Arya'nın aksine gözlerinin içi bile gülüyordu sanki. Neşe dolu sesiyse, Arya'nın da enerji dolu hissetmesine sebep olmuştu bir anda. Evden ayrıldığından beri ilk defa biri iyi olup olmadığını soruyordu. Kompartımanda olanlardan sonra, o kibarlıktan milyonlarca kilometre uzaktaki yabanilerden sonra, hatrının sorulduğunu bilmek çok güzel hissettirmişti.

    Bir kaç saniye aralıkla kurmaya devam ettiği cümlelerini dinledi ve küçük bir kahkaha attı. Hayır, hiçbir farkı yoktu diğerlerinden. Yani ne açıdan sorduğundan emin değildi fakat genel olarak normal bir kızdı. Hatta fazla normal. Tamam aşırı normaldi, en azından çoğu zaman. Yalnızca kendini iyi hissetmediğinde veya birine sinirlendiği zaman saçma sapan şeyler yapardı ki o gün her ikisini birden zirvede hissediyordu. Yaptığı saçma sapan şeyse bacaklarının arasındaki şeyi herkese göstermeye meraklı biri gibi herkese sergiliyor olmasıydı. Aslına bakılırsa amacı o değildi, yalnızca kendini yalnız hissettiğinde hep yaptığı gibi bacaklarını karnına çekmişti; sorun o gün etek giymiş olmasıydı. Hatta haddinden fazla kısa bir etek. Düşüncelerine dalıp karşısındakinin bir cevap beklediğini unutmuştu. Ayrıca kendisiyle konuşurken de ona karşısındaki demekten hoşlanmıyordu. İsmini biliyordu; Borislaw. Aslında Boris olsa kulağa daha hoş geliyordu, belki de ona Boris diye seslenebilirdi. O yanına gelip çenesini avuçlarının içine alabiliyorsa, Arya da ona daha samimi bir şekilde Boris diyebilirdi. 'Mmm sanırım hiçbir farkım yok. Sıradanım. Hatta fazla sıradanım sanırım. Bu arada, hıhı, Arya. Sen de Borislaw, ama ben sana Boris demeyi tercih edeceğim sanırım.' Yeniden gülümsemişti, hatta eliyle yanına oturabileceğini de işaret etti. Böyle kendini Güliver'in Gezilerindeki cüceler gibi hissediyordu. Ayrıca birileriyle konuşmak iyi gelmişti, henüz iki kelime etmelerine rağmen. Tamamen yalnız hissetmekten kurtulmuştu. Jessy de tam bir pislikti zaten. Bir daha gelip de Arya ile konuşmak istese de konuşmayacaktı. Onun büyük ihtimalle kafasından uydurduğu saçma sapan yaz hikayelerine ihtiyacı yoktu. Suratının düştüğünü fark edince yeniden gülümsemeye çalıştı. Ve de bu çocukla ilgili duyduğu çok şey vardı. O ve ekibi hakkında. Resmen Hufflepuff fuhuş çetesini kurmuşlardı. Ortak salonda dolaşan dedikoduların iki ya da üçüncü maddesiydiler. Daha önce hiçbiriyle tanışma fırsatı olmadıysa da, görülen o ki tanışmaları gerektiğini ortaya konmuştu. Ortamın fzla sessizleştiğini hissettiğinde dudaklarını tekrar araladı, yalnızca konuşmak olmak için konuşuyordu. 'Çok rezil gözüküyorum sanırım. Gözlerim de şişmiştir. Ay, hatta saçlarım bile dağılmış olabilir. Aynamı bulmam gereeeeek!' Yanına fırlattığı çantasının içinden çıkartıp bir süre kendine baktı. Gözleri o kadar da şişmemişti, ağlamaya yeni başladığında gelmişti Boris, bir nevi kurtarıcısıydı. Bu yüzden Arya'dan kocaman bir gülümseme daha kazanmıştı.

____________________________________________________________________________________________________

c o r y m o n t e i t h

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Borislaw Borisenko
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -

MesajKonu: Geri: Kiss   Salı Ağus. 09, 2011 9:55 pm

İşareti almıştım, kız yanındaki basamağa çıkmamı istiyordu. Yani bu da onu her an kucağıma çekebileceğim ve küçük Basil’le tanıştırabileceğim bir pozisyon demekti, heyecanla aslında görüş açımın içine sıçıldığını bilerek biraz da üzüntüyle yerimden kalkıp Arya’nın dibine girebileceğim kadar yanaşmıştım. Umarım kız hakkımdaki, ya da Basil hakkındaki tüm dedikoduları duymuştur zira biraz sonra görecekleri yüzünden korkabilirdi. Ha ha ha. Bu esprilerimi kızları etkilemek için kullanmaya kalkarak dışa vursaydım bizim bambikler dışında yanında insan kalmazdı herhalde. Gittikçe abazalaşıyor, ağzımı bozuyordum. Buna bir dur demek gerektiğinin bilincinde olmakla birlikte yaptığım her şeyden keyif alma olayını yaşam felsefem haline getirmiş, üstün bir başarıyla da uyguluyordum. Hem de hiç çaba harcamadan. Dikkatim tekrar Arya’nın diliyle arada bir hafifçe nemlendirerek daha da yenilesi bir hâle soktuğu dudaklarına kaymıştı, konuşuyor ve bir de çantasına uzanıyordu. Ben de malın önde gideni olmadığım için fırsattın istifade olarak kızın üzerimden benim bacağımın arkasına doğru uzandığı sırada belini kavrayarak onu kendime doğru çevirdim. Takındığım ses tonu öyle etkileyiciydi ki Bly’ın burada olup benim nasıl romantikleşebileceğimi görmesini isterdim. Tanrım hepsi bana azgın piç muamelesi yaparken şu anki hâlim gerçekten de görülmeye değerdi. Aynayı kızın elinden alarak biraz önce yaptığım gibi çenesinden yakalayıp bana doğru bakmaya zorladım, ağzımdan çıkanlara cidden inanamıyordum. Sanki başka biri konuşuyor ben de uzaktan “ne sümüklü ibneler var lan” diye söyleniyordum. “Aynaya bakmana gerek yoktu aslında, ben sana neler gördüğümü anlatabilirim güzelim.” Ve hiç durmadan, tam gaz devam ettim, kızın gözlerinin altındaki birkaç dakika öncesinden kalma gözyaşlarını işaret parmağımın ucuyla silerek diğer elimi yuvarlak poposuna doğru doğru kaydırdım.

Evet, kızın iç çekişini duymuştum. Biz erkekler, cidden aptal değiliz. Herhangi bir kızın neyi isteyip istemediğini bilebilecek kadar beynimiz ya da en azından çükümüz çalışıyor. Bu yüzden hissettiğim titreşimlere bakılırsa artık harekete geçmemin zamanı gelmişti. “Umarım beni duyduklarınla yargılamazsın,” derken kızın dudaklarını kendiminkilerle örterek Arya’nın poposundaki elimi onu kendi üzerime doğru çekmek için kullandım. Yavaşça hareket etsem de sabah sabah düşürdüğüm bu kız için heyecandan ölmek üzereydim. Kız biraz önce gelene geçene açtığı bacaklarını benimkine doğru aralayarak dizlerini mermer merdivenlere dayamış, ellerinden biriyle saçlarımın içinde keşfe çıkmıştı. Durumu buradan da öteye taşımak isterken Arya’yı korkutup kaçırmamak için elimden geldiğince kibar davranışlar sergilereyerek şu an için yalnızca dilimi kullanıyor, genç cadının dudaklarını dişleyip köprücük kemiklerinde geziniyordum. “Oh, daha tenha bir yere geçsek? Oh oh.


____________________________________________________________________________________________________
    darja tşköpt aşkit


    uubeyb:
     


    sizi çok özledim aşkitler :
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Arya Lavanis
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 16
Gerçek İsim : Duyg

MesajKonu: Geri: Kiss   Salı Ağus. 09, 2011 10:21 pm

    Çantasından aynasını almak için Boris'in üzerine eğilmek zorunda kalmıştı. Bedeninin, onun bedenine sürtüşmesiyle ürperdiğini hissetti fakat kendi kendine hafifçe, gizleyerek gülümsemekle yetindi; ancak Boris, Arya kadar hakim olamamıştı kendisine galiba. Önce dudaklarından dökülen sözler, ardından elinin ulaştığı noktalar bunu gösteriyordu. Aslında şuan neşelenmek için bir sebep arıyor olmasa, eline hakim olmasını söyleyip kalkıp gidebilirdi. Yani herhalde. Ya da gidemez miydi ki? Gidemeyedebilirdi. Öyle tatlı gülüyordu ki, gamzesinin çıkmasıyla birlikte tatlılıktan seksiliğe adım atıyordu resmen. Silmesine rağmen bir kaç damla kalan göz yaşlarını silmek üzere, parmağını gözlerinin altında hissetti. Diğer elini de kalçasında. Dokunuşları hoşuna gitmişti. Yaz tatili boyunca böyle bir şeye teşebbüs etmemişti. Aslında etmemiş olmasında dolayı gayet memnundu. Hindistan'ı seviyor olabilirdi ama erkekleri kesinlikle yakışıklı değildi. Arya için erkek kavramı, açık tenli, renkli gözlü ve saçları gür demekti. Ellerini saçlarının arasına daldırabilmeliydi öpüşürken. Ah, bir de dudaklar çok önemliydi. Alt ve üst dudağı orantısız olanlarla işi olmazdı. Genelde yani. İstisnalar yok değildi. Mesela Boris'in üst dudağı daha ince gelmişti ona. Hatta üst dudağıyla ilgili görüşlerinin ardından zihninde canlananlar hoş görüntüler değildi, en azından anlatmak için doğru değildi.

    Ne söylediğini o anda pek de umursamıyordu. Kelimeler hiçbir zaman o kadar da önemli olmamıştı zaten. Hızlı ilerliyordu ancak Arya kendinde dur diyecek gücü bulamıyordu. Bundan hoşlanmıştı, hoşlanmadığını iddia etse kendi kendine yalan söylemiş olurdu yalnızca. Elinin, kalçası ve beli arasında gezindiğini hissederken, nemli dudaklarını da dudaklarına bastırılmış şekilde buluvermişti. Tam tahmin ettiği gibiydi işte. Üst dudağı daha inceydi! O yüzden iki dudağıyla yalnızca üst dudağını kavradı ve hafif aralıkla nemlendirdi üst dudağını. Buna aslında emmek deniliyordu ancak Arya hoşlanmıyordu bu terimden. Emmek? Çok saçmaydı, kulağa itici geliyordu. Kelimelere takılıp kalmamak adına elini, yapmayı en çok sevdiği şeyi yapmak üzere saçlarına daldırdı. İpeksi, olağanüstü yumuşaktı. İşte bu hoşuna gitmişti. Merdivenlerdeydiler, yani ortalık yerde ve neredeyse oracıkta yapıyorlardı. Çevredekilerin tuhaf bakışlarından rahatsız olsa da umursamamaya çalışıyordu. Yalnızca anın tadını çıkartıyor, sabahtan beri başına gelenlerin üstüne güzel bir şey yaşıyordu. Boris de rahatsız olmuş olacak ki -gerçi sanmıyordu alışık olmalıydı- tenha bir yerlere gitmeyi öneriyordu. Cevap verebilmek adına istemeye istemeye dudaklarını ayırdı, kollarını boynuna doladı ve alt dudağını ısırıp gülümsedi. Eteği baldırlarının daha da üstüne çıkmıştı çünkü az önce kendisi Boris'in üstüne çıkmıştı! Çıplaklığını örtmek için bir şeye gerek duymuyordu da. 'Bildiğin bir yer olduğuna eminim.' Ardından boynuna öpücükler kondurmaya başladı. Yaramaz bir kız çocuğu gibi davranıyordu. Evet doğruydu, yaramazdı fakat kesinlikle sürekli başına bela açıp, orasını burasını kanatan küçük veletler için kullanılan türden değildi. Sakin ve sıradan kişiliğinin altındaki Arya'yı çıkarmıştı ortaya. Boynuna kondurduğu her öpücükle daha aşağıya iniyordu; fakat gözüne tam karşısında durup film izliyormuş gibi duran kızı kestirince duraksadı. Toz olmasını gösteren bir hareket yaptı ve kızın arkasını dönüp ilerlediğini görünce gülümsedi. 'Nerde kalmıştık?' Yine sırıtıyordu, yüzündeki tüm kasları kullanarak.

____________________________________________________________________________________________________

c o r y m o n t e i t h

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Borislaw Borisenko
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -

MesajKonu: Geri: Kiss   Salı Ağus. 09, 2011 11:33 pm

Kızdan gelen onayı memnuniyetle kabullenerek merdiven tepesinden ayrılmak için hazırlandım fakat dudaklarımız birbirine yapışmış ve ellerim de Arya’nın eteğinin altına girmişken canım hiç de başka bir yere gitmeyi ya da kızdan ayrılmayı istemiyordu. Yine de basamakların üzerinde onun üzerine yatamayacağıma göre ben patlamadan önce insanların her an her yerden çıkabilecekleri bu koridorlardan uzaklaşmamız gerekiyordu. Aklıma gelen tek yer ise, revirdi. Oradaki bekleme odasındaki kanepeler ve hatta genellikle –aslında her zaman- boş olan hasta odasındaki yataklar işimizi görürdü. Dilimle kızın dudaklarının üzerinden son bir kez geçerken, Arya’yı daha da heyecanlandırmak için elimi eteğinin altındaki iç çamaşırına doğru kaydırdım. Sadece kızın çıkardığı bu sesler bile herhangi bir erkeği tahrik etmeye yetecek nitelikteydi. Bu ilkellik hoşma gidiyor, sinsi bir gülümse her zamanki gibi gamzelerimin arasında kayboluyup gidiyordu.

Haydi öyleyse, kalk bakalım” diyerek ellerimi kaldırmadan Arya’yı duvara bitişik hâlde ayaklandırdım, üzerine iyice yapışarak kızı duvarla erkekliğim arasında sıkıştırdım, beklentilerinin artmasını sağlamak istemiştim sadece. Zaten Maisie ile aynı binadaydılar, eğer araları da iyise kızın benimle geçirdiği bir geceden sonra tüm gün çektiği ağrıları anlatmış olmasını umuyordum. Gülmemek için kendimi zor tutarak güçlü kollarımla kızı iyice kendime çekip hızlı adımlarla revire doğru yürümeye başladım.


-SON. Revirde devam edecek.


____________________________________________________________________________________________________
    darja tşköpt aşkit


    uubeyb:
     


    sizi çok özledim aşkitler :
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kiss   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kiss
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: