AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Vagon 3, Kompartıman 1

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Oyun Kurucu
Oyun Kurucu
Oyun Kurucu
avatar

RÜTBE : AŞK OLSUN?

MesajKonu: Vagon 3, Kompartıman 1   Salı Ağus. 02, 2011 5:22 pm

Anechka Novikova, Nikolai Devyn Dratshev, Cashmere Caileigh, Noa van den Vondel, Euterpe Châtillon ve Audreanna Sacrél bu kompartımandadır. İlk turda sıralama gözetilmeden rol oyunu yazılabilir, ardından gelecek turlarda ise bu ilk turdaki sıra devam edilmelidir.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cashmere Caileigh
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : onyedi.
Gerçek İsim : deniz.

MesajKonu: Geri: Vagon 3, Kompartıman 1   Salı Ağus. 02, 2011 11:12 pm

Sahip olduğu büyükçe odadan çıkmak için dakikaları sayıyordu. Kendi zevkine göre döşemesine asla izin verilmemiş odada kalan son dakikalarını, odasında sevdiği tek obje olan bordo berjer koltukta oturmuş, duvar saatinin tik taklarını dinleyerek geçiriyordu. Zaman garip bir kavramdı, istenmediği zaman hızlı geçen, ama aksi durumlarda iste bir türlü geçmek bilmeyen bir kavram, sadece yanılsamaydı ve şu an Cashmere ile oyun oynuyordu. On yedi yıldır sadece beyaz ve kahve tonlarında döşenen odadan artık neredeyse tiksiniyordu. Kendisinin seçmesine izin verilen tek şey üzerinde oturmaktan neredeyse eskittiği bordo koltuğuydu. Beyaz, dinginliğin rengi. Ancak nedense odanın sahibi olan kızda bir dinginlik yaratmıyordu. Cashmere’in hayatında idare koltuğuna oturmayı sevmiş bir adam olan dayısının Cash üzerinde kurduğu saçma ve neredeyse elle tutulur bir baskı vardı. Okulda birçok kişiye dişini geçirebilen Cashmere ise, bir türlü bu baskıyı kaldıramıyordu. Tek çaresi dayısının istediği kişi olmaktı. Gerçek kişiliğini gizlemek zorunda kalması onu deli ediyordu. Fakat ondan istenilen şekilde davranmayı bir an için bile kesip dayısının sağlıksızlığın belirtileri olarak nitelendirdiği davranışları sergilerse ciddi bir şekilde kendisini bir akıl hastanesinde bulabilirdi. Çünkü dayısı zaten bunu için fırsat kolluyordu. Dayısının küçük yeğeni olarak kalmalıydı, yaşlı ve zengin adamın gözünde. Sevimli bir kız çocuğu olması isteniyordu ondan. On yedi yıl boyunca tetikteydi adam. Nedense kendisini, kız kardeşi ve kocasının ölümünden sonra bir bakıma bakmak zorunda kaldığı ancak diğer yandan da bakmaya istekli olduğu kızın sorunlu bir birey olacağına inandırmıştı.

Cashmere ve dayısının ilişkilerini gören herkes onlara gıpta ile bakıp Cashmere’e ne kadar şanslı olduğunu, ne kadar iyi ve sevgi dolu bir dayısı olduğunu söylerdi. Ancak bunun yalan olduğunu çok açıktı. Dayısının onu bir az bile sevmediğine emindi. Yıllardır tek cevaplayamadığı soru ise neden Cashmere’e baktığıydı. Her ne kadar iyi bir oyuncu olup dayısının istediği şekilde davransa dahi, onu bu evde istemeyen birisi rahatça bahaneler bulabilirdi ama bulmuyordu. Bir şeyleri kaçırıyordu ana hikâyede, ancak ne olduğunu bir türlü bulamıyordu. Yaklaşık beş, on dakika sonra dayısı odaya gelecekti ve belki de ödül alabileceği bir performans sergileyeceği bir oyun sahnesi kurulacaktı odasının ortasında. Tam altı yıldır aynı şekilde oynamak zorunda olduğu oyunun sahnesi. Monotonluk bir şeyi değiştirmeyecekti ve Cashmere’in artık oynamakta ustalaştığı bu sahne aynı şekilde sergilenecekti. Dayısı dakikalar sonra kapıyı çalacak ve hazır olup olmadığını soracaktı. Yüzünde her şeyin mükemmel olmasını istediğini açıkça belli eden bir gülümseme eşliğinde. Ardından Cashmere yan oturduğu koltuktan ayaklarını indirip, yüzüne de oldukça içten bir gülümseme konduracaktı. Işıldayan gözler eşliğinde, “elbette,” cevabını verecekti. Tam altı yıl boyunca yapıldığı gibi, neredeyse geleneksel olan bir şekilde dayısı ile birlikte istasyona gideceklerdi ve dayısı Cashmere’in trene yerleştiğine emin olduktan sonra el sallayarak trenin yola çıkışını seyredecekti.

Elbette ki olaylar aynen bu şekilde seyretti. Ancak trene adımını attıktan sonra arkadaşları ile muhabbete daldığını düşünen dayısı Cashmere’in sevgi ve özleme işaret eden bakışlarını görememe ihtimaline sıcak bakmaktaydı. Nitekim de böyle olmuştu. Trene adımını atan Cashmere daha sessiz olacağına inandığı son vagona ilerledi ve ilk kompartımandan içeriye girdi. Boş koltuklardan istediğine seçmenin lüksüne sahip bir şekilde gidiş yönündeki koltuğa oturdu. Ancak genelde yapılanın aksine cam kenarına değil, artık kendi sahasındaydı ve dayısını görmek istememesi oldukça kabul edilebilir bir davranıştı. Aslında o biraz daha fazlasını yapmayı planlıyordu, son okul senesine gelmeyi bekliyordu sadece. Dayısı ile düşüncelerini bir kenara bırakıp çevresine bakındı, daha yeni yeni dolmaya başlayan kırmızı trenin sesini dinlemeye başlamadan önce kendi kimliğine bürünebilmenin rahatlığı ile bağdaş kurarak koltuğuna yerleşti ve yüzüne şeytani sayılabilecek bir gülümseme yerleştirdi. Kendisini iyi hissediyordu ve yaşadığı hayatın hıncını alabileceği öğrencilerle dolu bir okul onu beklemekteydi. Daha ne isteyebilirdi ki, tabi ki şimdilik.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Audreanna Sacrél
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 35

MesajKonu: Geri: Vagon 3, Kompartıman 1   Çarş. Ağus. 03, 2011 11:26 am

Yüzünde hissettiği soğuk rüzgar bedeninin her bir köşesini kendine çekiyordu. Nedeni belli olmayan bir arzuyla olduğu yerde kalmak için çaba veriyor gibiydi. Yüzü buruşmuş ve gözlerini sıkı sıkı kapatmıştı. Elinde tuttuğu asası boşluğa kayıt giderken ciddi anlamda insanların nefes alıp verdiği, acıyı hissettikleri ve ölümü tattıkları yere ayak bastı. Yüzünü büyük bir sevgiyle yalayan adını Punk adını verdiği küçük kahverengi köpeği onu uykusundan uyandırma görevini üstlenmişti. Adının Punk olmasının tek sebebi kafasındaki tüylerin Punk modasındaki insanların saçlarını diktiği gibi dikili olmasıydı. Köpeği sokakta diğer büyük köpeklerin saldırısından kurtarmış olan babası Audreanna'nın doğum gününde ona hediye etmişti. Köpeğin bir kulak kepçesinin yarısı yoktu. Kız, köpeği severken ilk önce kulağını okşamayla başlardı ve nedeni bilinmeyen bir şekilde köpeğin hoşuna giderdi. Audreanna geniş yatağında köpeği bir çırpıda kucağına aldı ve onu sevmesine izin verdi. Birkaç dakikalık sevgi gösterisinden kahkalarla ayrıldıklarını duyan annesi, acele etmesini söyledi. Bu sefer Audreanna'nın yüzündeki gülümsemenin sebebi ne köpekti ne de annesinin özenle hazırladığı kahvaltı. Bugün o muhteşem trenin onları Hogwarts'a götürme konusunda heyecanlıydı. Bir çırpıda yatağından inerken kucağındaki Punk nere uğradığını şaşırdı ve kendini tahta parkelerin üzerine attı. Audreanna saçlarını arkadan salaş bir at kuyruğu yaparken bir yandan da giyeceği kıyafetleri dolabının içinde arıyordu. Her nasıl olduysa hazırlanıp merdivenlerden kayarcasına indiğinde karşılaştığı kahvaltı masası, iştahını arttırmak yerine olabildiğince kapatmıştı. Masanın üzerinde hayır diyemiyeceği her şey vardı. Salamlar, çeşit çeşit peynirler, ekmekler... Onun iştahını kaçıran krem rengi masa örtüsünün üzerinde desen gibi duran ve dikkatli bakıldığında onun çay tanesi olduğunu farkedebileceğiniz bir leke de değildi. Onun iştahını kaçıran masanın köşesinde duran siyah kare saatti. Akrebi onun üzerinde olmasına rağmen yelkovan dokuzu gösteriyordu. Ayaklarının birbiriyle uyumuyla kendini holde spor ayakkabısını giyerken bulan Audreanna'yı rahatlatan şey, istasyona cisimlenerek gideceklerini söyleyen annesi olmuştu. Cisimlenmek mi? En son cisimlendiklerini hatırlıyordu da, saçlarının yarısını tekrar yapmak zorunda kalmışlardı. Hızlıca bunu reddeden kahverengi saçlı kız babasının süpürgesinde havalanırken...
Kendini bulduğu tren istasyonu, her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı. Kolondan hızlıca geçti ve kendini ahşap döşemeli kırmızı trenin içine attığında geriye kalan tek şeyin kendine uygun bir yer bulmak olduğunu düşündü. Birkaç vagon atladıktan sonra içerisinde sadece Slytherin binasından gözüne aşina olan sarı saçlı bir kızın bulunduğu kompartımanın kapısını yavaşça açtı, tabi elindekilerle açması ne kadar yavaş olduysa. Yüzündeki gülümseme garip gelmişti, fakat ona karşılık kendi gülümsemesiyle karşılık verdi. Kendisini tanıdığını varsayarak dediği ilk şey “—Umarım boştur, bu trenin bu kadar kalabalık olmasındaki sebebi anlamıyorum” olmuştu koltuk üzerinde bağdaş kuran kıza.

____________________________________________________________________________________________________

I put my hands up,
I'll do everything different.

Spoiler:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morana Lepoutre
Slytherin
Slytherin
avatar

RÜTBE : VI. SINIF
Patronus : Smilodon
Gerçek İsim : Rachel.
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Vagon 3, Kompartıman 1   Çarş. Ağus. 03, 2011 9:32 pm

    Teyzesine baktı bir anlığına… Yine özleyecekti onu her zaman ki gibi. Ancak okula gitmek zorunda olduğunun da farkındaydı. Kadının siyah saçları, kapkara bir duman misali evi kaplıyordu. Normalde insanı boğan bir karaltı olurdu ancak genç cadıya mutluluk veriyordu. Belki de siyah rengi sevdiği içindi. Düşüncelerine dudak kıvırarak gülümsedi ve bavulunu taşıması için yanındaki kıza seslendi. Bu evde asla bir işi kendileri yapmazlardı. Yanlarında bulunan ‘muggle’ hizmetçiler onlar için her zaman daha iyiydi. Ev cinlerine pek alışamadığı için teyzesi yeğenine muggle çalışanlar seçmişti. Kız bundan fazlasıyla hoşnuttu. Çalışan bavulunu kapıya taşırken heyecanla gözlerini derin sulara çevirdi. Derin sular dediğime bakmayınız, teyzesinin gözleri adeta bir deniz misali dalgalanıyordu. Gözlerine baktığınız anda bir masal dünyasına hapsolurdunuz. Açık mavi gözleri, sanki dalgalar halindeydi. Her an bir fırtına kopacak gibi… Normalde bir muggle baksa direk etkilenirdi ancak Euterpe buna alışmış gibiydi. ‘‘Son bir kez odama bakacağım.’’ Bir yandan da şeytani gülümsemesini engelliyordu. Siyah saçlı bayan yavaşça kafasını sallayarak kapıya doğru ilerlerken Euterpe özüne dönüştü ve kıkırdadı. Normalde kıkırdamazdı ancak Hogwarts’a döndüğü için durum farklıydı. Hızla odasına girip kapısını kapattı. Büyük bir sinsilik ile etrafa bakarken geçen gün eskici de bulduğu büyüler defterini dolabından çıkardı. Teyzesine bile söylememişti genç kız… Aslında söylemesine gerek yoktu çünkü kadın her şeyi hissediyordu. Büyük bir heyecanla kitabın üzerini temizleyip yanındaki el çantasına atıverdi. Odasından çıkarken etrafa baktı ve odasını hiç özlememek üzere bir yılını geçireceği okulunu hayal etti.

    Neyse ki trenin yanına varmışlardı. Geç kalmayı hiç sevmezdi teyzesi… Kesinlikle tam zamanında varırlardı ve Euterpe herkese inat olsun diye assolist gibi en son adım atardı trene… Vagonları teker teker dolaşmak ve birkaç dost görmek sevindirirdi onu ancak yinede minik zaman dilimini teyzesine ayıracaktı. Hızla kafasını çevirip kuzguni saçlara sahip kadına baktı. Onu gururlandıracak ve Hogwarts’ın başarılı öğrencilerinden biri olacaktı. Onun yolunu izlemeliydi ve ileri de ona benzeyecekti. Ne zaman kendini teyzesi gibi hayal etse dudaklarını sinsi bir gülümseme kaplardı. Küçüklüğünden beri böyleydi. Onu gören çoğu kişi aynı şeyi diyordu. ‘Ne kadarda teyzene benziyorsun öyle…’ Bu alışılmadık bir şey değildi elbette. Beş yaşından beri genç kadının yanındaydı ve artık onun kızı gibiydi. Onun gibi mükemmel görünmek içinde her şeyini verirdi ancak bu pek de mümkün değildi. Kadın kendisine bakan yeğeninin farkına varınca ciddiyet ile saatinin camına tıklattı. ‘Haydi küçük cadı, Hogwarts vakti!’ der gibi bir ifadesi vardı. Euterpe gözlerini devirip teyzesine sarıldı. İtiraf edemeyecek şekilde fısıldadı genç kadının kulağına…
    ‘‘Seni özleyeceğim teyze…’’ Euterpe asla hüzünlü bir kız olmamıştı. Ancak yapmacık tavırlarından da vazgeçmezdi. Nasılsa o bir bakanlık çalışanıydı ve teyzesi olsa bile yaranmalıydı. Bu onların doğasında vardı. Bavulunu eline alıp ilerlerken arkasına bakmadan trene bindi. Her zaman ki gibi en son binen de o’ydu. Trenin hareket etmesine rağmen ayakları yere sağlam basıyordu. Bu sayede diğer aklı havada olan öğrenciler gibi bir oraya bir buraya düşmüyordu. Dudaklarını birbirinden ayıramayan iğrenç bir şekilde öpüşen gençlerin yanında geçerken iğrenmişçesine bir ses çıkarmıştı ancak bu onların pek de umurunda değildi. Lanet olası sevgililer… Akılları fikirleri buydu. Fazla yürümesine gerek olmadığını anladı, ilk kompartımana göz attı ve sıkıntıyla kapıyı açtı. Oturan iki kızı görünce içeriye adım attı. Sarı saçlı kızı tanısa da diğerini tanıyamamıştı. Sarı buğday tarlasını andıran saçlara sahip kızı görünce sinsice gülümsedi. Kendi döneminden olan bu kızı çok iyi biliyordu. Diğer kızı tanımasa bile melodiye benzer bir ses ile konuştu. ‘‘Selam, anlaşılan iyi zaman geçireceğiz.’’ Dudaklarını yukarıya doğru kıvrarken sinsi fikirler doluşuyordu aklında… Anlaşılan can alıcı planlarına şimdiden başlayacaktı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nikolai Devyn Dratshev
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 18
Lakap : dew

MesajKonu: Geri: Vagon 3, Kompartıman 1   Cuma Ağus. 05, 2011 10:02 pm

    Elindeki basit seyahat çantasının ağırlığını dengelemek istercesine diğer avucunu dolduran narin eli sıkarken güven verici bir şekilde gülümsemeyi denedi büyücü. İşin aslı zihnini dolduran problemler silsilesinden uzakta olmak onun için muazzam bir histi, keza Anechka'dan bir gün olsun uzak kalmayacağı yeni bir dönemin başlangıcını yapacaklardı bugün. Her şeyden uzaktı; sorumluluklardan, onca yükten, insanlara bir şeyler açıklayıp durma zorunluluğundan ve özlemden. Hogwarts'ı bir nevi evi yerine koyduğundan olsa gerek cadı ile birleştireceği hayatın ve köklü aşkın orada filizlenmesi farklı bir histi Devyn için. Noel tatiline dek Moskova'ya ve o koca şehirle beraber gelen yığınla soruna elveda diyebilmek için adımlarını daha da hızlı atarken birinci sınıfların ebeveynleri ile dolmuş peron girişinin fazlasıyla kalabalıklaştığını fark etti. Öyle ki attığı her adımın ardından omzunun üzerinden bakıp hâlâ Anechka'nın elini tuttuğundan emin olma ihtiyacı hissediyordu. Peronun başlarında tek tek izin isteyerek geçmeye çalışsa dahi bir yerden sonra dil dökmenin faydasız olacağını düşünerek insanları ite kaka ilerlemeye başlamışlardı. Anechka'nın sesi kulaklarını doldurduğunda gürültüden ötürü yalnızca birkaç kelimesini seçebildiğinden eliyle `sonra´ anlamına gelen bir işaret yapıp biraz daha hızlandı. Cadının bavulunu dün geceden almış ve sabah onun gelmesini beklemeye başlamadan dakikalar önce trene yerleştirmişti, elindeki küçük çantayı ayırmamasının sebebi ise fazla özel eşyayı doldurmuş olmasıydı. Birkaç tanıdık simayla alelade bir şekilde selamlaşarak tamamladıkları yolun ardından boş yer aramaya başlayan Devyn, cadının arka taraftaki arkadaşları ile ayak üstü bir sohbete dalmasına göz yumdu. İlk kompartımanda birkaç kişilik yer kalmıştı, zira Devyn bu kalabalıkta daha uygun bir yer bulabileceklerini zannetmiyordu.

    “Hanımlar, sanırım artık sevgilimi alabilirim?” Elini sevgilisinin beline sararken, arkadaşlarına pek de ciddiye almadığını gösterircesine gülümsediyse de karşılığı kabulleniş dolu baş sallayışlarıyla aldığına sevinmişti. Kompartımanın kapısını açıp cadının yerlerini seçmesi için beklerken onun tipik ve saçma kıskançlık krizlerinden bir diğerine sürüklenmemek adına onun oturmasına izin vermenin akıllıca olduğunu düşündü. Kompartımandaki kızlardan ikisinin yüzlerine aşinaydı, aynı binada olduklarını biliyorlardı ve hatta Cashmere'i tanıdığını bile söyleyebilirdi. Hangi binada olduğunu kestiremediği bir diğer kızla ise az sonra tanışacağını umarak Anechka'nın yanına otururken sevgilisinin sohbetlerine dahil olup olmayacağını merak ettiği söylenemezdi. Sağ avucunu elleri arasına alan cadıya gülümseyerek baktığında omzunun üzerinden eğilip kulağına doğru fısıldadı. “Daha sakin bir yer bulmalıydım, üzgünüm.” Yüzündeki gülümseme yavaş yavaş solarken gözlerini pencereden dışarıya sabitledi. Tren hızlanmaya başladıkça tüm sıkıntılarını ve yaşanmış, hatırlanmaması gereken çirkin detayları bu şehirde bıraktığı için duyduğu minnet artıyordu. Yepyeni bir yıl yüzünün gülümsemesine sebebiyet verse de geçtiğimiz senelerde yaşanmış dünya kadar entrikanın tekrar hayat bulmayacağının garantisi olmadığından, bir nevi çekiniyordu. Anechka'nın sıcaklığını hissettiğine şükrederek yatıştırdı zihnini.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anechka Novikova
Rütbe Almamış Üye
Rütbe Almamış Üye
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Gerçek İsim : Zeeynep.

MesajKonu: Geri: Vagon 3, Kompartıman 1   C.tesi Ağus. 06, 2011 12:41 am

Sabahki heyecanı neredeyse iki katına çıkmış, bir yandan sevgilisinin sıcaklığını teninde hissediyor diğer yandan da kol çantasını taşımak için çaba harcıyordu genç kız. Bu koşuşturmacanın arasında bu denli hızlı adımlarla yürümek ise hem canını yakıyor hem de dengesini bozuyordu, elbette ki Anechka eline yapışıp kaldığı çocuğun hızına yetişebilmek için ayak bileklerinden birini kırmadan evvel konuşmayı denemişti, Devyn ise her zamanki umursamaz tavırlarıyla birlikte ufak bir el hareketiyle duyamadığını belirtmekle yetinmişti. Trene ulaşmak için böyle devam edeceklerse, birkaç dakika içerisinde ya topuklarından biri ya da ayağı kırılacak ve her iki ihtimalde de beyefendinin kolları arasında kompartımana dek taşınmak durumunda kalacaktı. Onun için hava hoştu, bu durumu Devyn’in düşünmesi gerekecekti. Gözlerini devirmemek için çaba harcarken kendisini kontrol etmek için muhteşem bir tebessümle arkasını dönüp bakan genç adama yapay bir gülümsemeyle yanıt vermekten de geri kalmadı.

Trene doğru ilerlerken etrafındaki insanlara dikkat etmeye çalışıyor, tanıdık simalara kısaca selam vererek sevgilisinin peşi sıra yürüyordu. Okulun açılması, iki-üç sene öncesinde oldukça sıkıcı bir durum iken Devyn ile olan ilişkisi başladığından beri “yuvaya dönüş” tadında gerçekleşiyordu. Orada yalnızca ikisi oluyordu çünkü, ne genç adamın işleri ne de Anechka’nın ailesi girebiliyordu aralarına. Baş başa kalıyor, kütüphanede bile birlikte ders çalışırken eğlenebiliyorlardı. Geçen yılki hatırları aklında canlanırken hafifçe gülümsemekten alamadı Anechka kendini, her şeyin başladığı ortak salon, insanların ikisine doğru çevirdikleri o meraklı bakışlar… Her şey normale dönüyordu sanki Hogwarts’dayken, derken omzunda hissettiği ısrarcı parmaklar yüzünden irkildi. Tam geçip gidecekti ki göz ucuyla yakaladığı tanıdık sarı saçların sahibine doğru dönüp selam verdi, Ravenclawlu Ivoury ile okuldaki ilk yıllarından beri tanışıyorlardı. Birçoklarına göre de binasına karşı neredeyse önyargısız sayılabilecek olup, Anechka’ya pozitif bir şekilde yaklaşan ender insanlardandı o. Sohbetlerini “Neyse, okulda görüşürüz öyleyse” diyerek sonlandırırken sevgilisinin sabırsız bakışları altında kızlara el sallayıp ilerlemeye devam etti, Devyn’in peşinden girdiği kompartımana bakınca da içerideki kızlardan özellikle birini gördüğüne sevinerek oturacağı yere karar vermek için birkaç saniye boyunca kapıda dikilmek zorunda kaldı. Eğer Cash’in yanına geçerse Devyn diğer kızlardan birinin bir hayli yakınında olacaktı ancak bu durumda yolculuk boyunca gelişebilecek olası temaslar Anechka tarafından göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşabilirdi. Bu yüzden çocuğu kompartımanın kapısına doğru yönlendirip sağ tarafına oturarak içeridekilerden uzak tutmayı umdu, gerçi Devyn’e sonuna kadar güveniyordu genç cadı ama yine de ihtimaller onu korkutmaya yetiyordu, çocuğun dudaklarından dökülenlere gülümseyerek “Burası gayet iyi hayatım, biz birlikte olduktan sonra…” Diye cevap verdi.


____________________________________________________________________________________________________

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Vagon 3, Kompartıman 1   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Vagon 3, Kompartıman 1
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: