AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 No: 666

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
R. Cydrian Illumuse
Mürit
Mürit
avatar

Karakter Yaşı : 34
Gerçek İsim : tolga2
Yaş : 21

MesajKonu: No: 666   Salı Ağus. 02, 2011 5:15 pm



En son R. Cydrian Illumuse tarafından Salı Ağus. 02, 2011 5:17 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
R. Cydrian Illumuse
Mürit
Mürit
avatar

Karakter Yaşı : 34
Gerçek İsim : tolga2
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: No: 666   Salı Ağus. 02, 2011 5:16 pm

Otelin en üst katı ve altı yüz altmış altı numaralı oda. Madrid'e bu kadar tepeden bakmak, insanın ruhunu okşuyordu. Lüksün en uç noktasında dizayn edilmiş süitte adeta dokunulan her yer altın ya da onun gibi değerli madenlerle oluşturulmuştu. Bar masasına gömülü mini buzdolabı, masanın üzerindeki kristal bardaklar, altın suyuna batırılmış şamdanlar, Endonezya malı ahşap biblolar ve daha birçok kıymetli ayrıntı. Üzeri değerli taşlarla titizce işlenmiş yatağın kenarından oturan kardeşi, dirsekleri dizinde ve ellerini başının altında yumruk gibi birleştirmiş bir halde dışarıyı izliyordu. Genç adamın da bakışları cam duvardan dışarıya, ayaklarının altına serilmiş altın dünyaya kaydı. Batmakta olan güneşin ardında bıraktığı parlament mavisinin altında ışıl ışıl parıldayan şehre bakarken, manzaraya kendini o kadar hakim gördü ki, hükmünü sürdüğü bu zenginlik lüks odanın yarattığı hazla yarışır nitelikteydi. Sonra bakışları kendi altın ışıltılarına, tepelerindeki devasa avizeye kaydı. Yüzlerce kristal parçası, dallanmış gümüş kollara itina ile dizilmiş, sanki lambanın ışığını tüm odaya dağıtmak için özel açılarla biçimlendirilmişti. Sonuç, zenginliğe zenginlik katacak, lüks süiti bar masasının üzerindeki şamdanlar gibi altın suyuna batırılmış kılacak bir şölendi.

Cydrian adımlarını bar masasına doğru yönlendirdi ve masanın altındaki mini buzdolabından ufak bir şişe özel yapılmış bal likörü çıkardı. Masanın üzerine itinayla dizilmiş olan kristal bardaklardan bir tanesini aldı ve ufak şişeyi açıp, likörü yavaşça bardağa doldurdu. Likör, odanın her tarafa yayılmış altınımsı rengin yanında soluk kalıyordu. Şişeyi hızlı bir el hareketiyle kapadı ve hafifçe eğilerek, buzdolabına geri yerleştirdi. Doğrulduktan sonra kolunu bar masasına dayadı ve ayağını diğer ayağının üzerine attı. Likörden bir yudum alırken, kardeşine döndü ve sesine güzel bir tını vermeye çalışarak konuşmaya başladı. “Bunu gerçekten denemelisin, bu harika!” Kardeşi arada sırada ona bakıyor ve sonrasında camın ardındaki muhteşem manzarayı izlemeye devam ediyordu. Genç adam, likörün gırtlağında ve sinirlerinde bıraktığı rahatlatıcı hisse hayran kalarak, likörü yudumlamaya devam etti. Bir an sonra gözleri yerdeki işlemeli döşemeye takıldı. sarmal gümüş iplikten desenler, altın rengi yer döşemesinin üzerinde gelişi güzel gibi görünen oyunlarla odayı bir baştan bir başa kapatıyordu.

Bal liköründen tekrar bir yudum aldıktan sonra hafifçe öksürdü ve sesini yükseltmeye çalışarak konuşmaya başladı. “Bu sefer ki planımız ne olacak, Cydrian?” Sırtını dikleştirdi ve elindeki bardağı sallayarak kalan likörü tek seferde içti. Kardeşinden gelecek olan cevabı beklerken, suratındaki muzip gülümseme yerini ciddi bir bakışa çevirmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
L. Cydrian Illumuse
Mürit
Mürit
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 24
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: No: 666   Çarş. Ağus. 03, 2011 2:01 pm

İkilikte birlik, ikiyken bir olmak, tek olmak… Başlamış oldukları karmaşık oyun artan bir karmaşıkla ilerlerken, bulundukları noktada başlangıçlarına göre çok daha fazla disipline ihtiyaç duyduklarının farkındaydı. Bu uzun, upuzun bir yoldu ve bu yolda attıkları her adımda planlı, düzenli olmak zorundalardı. Bu sürekli daha fazla, çok daha fazla düşünme gerektiriyordu. Eylemlerinin hedefleri büyüdükçe sonuçlar da büyüyordu, altına girdikleri riskler büyüyor, detaylar artıyordu. Elbette bunlar genç adam için henüz bir sorun teşkil etmiyordu, detayları görmek, plan yapmak onun için hep kolay olmuştu ve içinden çıkılamayacak bir durumda değillerdi, henüz. Her şey plana uygun ve fevkalade gidiyordu.

Gökyüzü ışıklarından soyunup, ışıktan elbisesini kalabalık sokaklara giydiriyordu usulca. Karanlık ve aydınlık aynı ipte oynamayı sürdürürdü her zaman, karanlığın olduğu yerde aydınlık, aydınlığın olduğu yerde karanlık vardır her zaman. Yine oluyordu, gökyüzü ve sokaklar aynı ipte oynuyordu.

Oturduğu yataktan usulca kalkıp kardeşine doğru yürüdü yavaşça “Planı konuşmadan önce şu övdüğün şeyin tadına baksam güzel olacak.” Yorgun bir gülümsemeyle kardeşine baktı, ardından herhangi bir tepki beklemeden uzanıp kardeşinin yanında duran likör şişesini kavradı. Kristal bardaklardan birini yarısına kadar doldurdu ardından şırıngasını koluna yaklaştırmakta olan bir eroinmanın taşıdığı bozulmuş heyecan duygusuyla iki eliyle gevşekçe kavradığı bardağı dudaklarına götürdü. Aldığı yudum dilinin arkasına kayarken gözlerini kapattı ve gerçekten tadını almaya odaklandı. “Denediklerimizin içinde en iyilerinden olduğuna bahse girerim.” Bardağını masaya bıraktı, açık bıraktığı likör şişesinin kapağını özenle kapatıp bardağını tekrar aldı. Odanın, şehir manzarasını ayaklar altına seren cam duvarına doğru ilerlerken muggle içkilerinin büyücülerinkine göre ne kadar çeşitli ve güzel olduğunu düşünüyordu. Bir süredir kardeşiyle dünyayı geziyor, değişik tatlar, değişik hazlar arıyorlardı. Aksi takdirde yapmış oldukları şeyin ağırlığının altında ezilebilirlerdi. Geceleri karanlık sokaklarda maskelerin arkasında gezinirken, gündüzlerini keyif için harcıyorlardı.

Cam duvardan Madrid’in kuru kalabalığını izledi. Yirmi küsür katlı bir otelin üst katından elbette insanları göremiyordu ama yine de arabaları, insan topluluklarını, yaşamı görmek mümkündü. Kısa, çok kısa zamanda insanlık, aciz muggle topluluğu ve aptal büyücüler de bu manzara gibi ayaklarının altında olacaktı. Kardeşiyle birlikte önüne çıkan her engeli bir basamak gibi kullanıp daha ileriye, daha yükseğe ilerleyecek, sonunda zirveyi bulacaktı. Bu düşünce, zirvede olacak olmanın düşüncesi tarihsiz bir haz veriyordu ona ve evet o bu hazzı bir süredir duyuyordu. Bir süredir zirveye gerçekten yaklaştıklarının farkındaydı.

Bakışlarını manzaradan ayırıp camı arkasına alarak kardeşine döndü. Elindeli likörden koca bir yudum daha aldı. “Her zamanki gibi. Mekanı zaten önceden seçmiştik. Bu gece, karanlık Madrid’i sardığında, geceden daha karanlık şeylerin olabildiğini görecek aptal mugglelar.” Sinsi, zehirli belki biraz da ürkütücü bir gülümseme ile dudakları kıvrılırken, kristal bardak bir kez daha dudaklarına ulaştı. “Yalnız, kardeşim, sıkılmadın mı sen de biraz?” Kelimeler dudaklarından, bir türlü kurtulamadığı alman aksanı ile dökülüyordu. Ağır ağır, telaşsız ve sessiz konuşuyordu. Öyle ki bundan biraz daha sessiz konuşması fısıldamak olacaktı. “Diyorum ki, ufak değişiklikler işimize biraz daha eğlence katamaz mı? Rehine kaçırmak gibi?” Son cümlesi lüks otel odasında bir tehlike çanı gibi yankılandı. Ardından ise kuru bir sessizlik çöktü üzerlerine.

Fırtına öncesi sessizlik gibi…

____________________________________________________________________________________________________
.



.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
R. Cydrian Illumuse
Mürit
Mürit
avatar

Karakter Yaşı : 34
Gerçek İsim : tolga2
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: No: 666   Perş. Ağus. 04, 2011 8:52 pm

Cydrian Orta Çağ’da yaygın olan bir likörün burada neden olabileceğini düşünürken, bir yandan kardeşini dinlemeye çalışıyordu. Siyah saçları alnının üstüne düştüğünde hızlı bir hareketle sağ tarafına doğru attırdı ve dinlemeye devam etti. Kardeşinin son sözü hoşuna gitmişe benziyordu, dudakları şeytani bir gülümsemeyle kavis aldı. Rehine kaçırmak iyi bir fikir olabilirdi, fakat bunu gizli yapabileceklerinden gerçekten şüpheliydi. Biraz düşünmesi gerektiğini anlatmak istermiş gibi gözlerini döndürdü ve bar masasından kolunu çekerek, yatağa doğru ilerledi. Yatağa hızlı bir iniş yaptığında, gerçekten bu kadar rahat ve yumuşak olacağını düşünmemişti. Sırtını dikleştirdi, ellerini yana koydu ve özenle işlenmiş taşlara dokunmaya başladı. Burası onlar için bile lüksdü, üstelik böle şeylere hiç mi hiç alışık değildiler. Buranın keyfini çıkartmak istediği bariz olarak belliydi, ellerini kaldırarak karışmış saçlarının arasında birleştirdi ve yatağa uzandı. Avizenin büyüsüne karşı kendini tutamıyordu. Uzun bir süre gösterişli avizeye baktıktan sonra dudaklarını büzdü ve kardeşinin dediklerini düşünmeye başladı. Evet, geceden karanlık daha şeyler vardı bunları öğrenmeliydi mugglelar. Birden aklına bir şey gelmiş gibi konuşmaya başladı, gözünü avizeden ayırmıyordu. “Mugglelara aptal demenin gereksiz olduğunu daha önce de söylediğimi sanıyorum.” Bir kahkaha fırlattıktan sonra düşünmeye devam etti. Bir rehine. Hayır, bu ufak bir değişiklik değildi. Rehin alacakları kişiye bağlı olarak değişiyordu aslında. Rehin alacakları bütün gün sokaklarda dilenen üstsüz biri olsaydı kimsenin umurunda olmazdı fakat rehin alacakları kişi bir bakan veya bir yönetici olduğunda, durumun ciddiyeti değişiyordu. Bal likörünün ağzında bıraktığı tadı tekrar hissettiğinde bir bardak daha içse fena olmayacağını düşündü. Hızlıca yataktan kalktı ve kardeşine doğru dönerek “Bir rehine iyi olabilir gerçekten de.” dedi. Dans edermiş gibi bir edayla buzdolabına doğru yürüdü ve geldiğinde bir yere çarpmış gibi durarak arkasına döndü, işaret parmağını büyü yaparmış gibi kardeşine doğru yöneltti ve konuşmaya devam etti. “Eğer kaçıracağımız kişi biri üstsüz bir dilenci değilse.” Bunu az önce yatarken düşünmüştü ve gerçekten komik bulmuştu. Bir dilenciyi kaçırmak tam bir delilik olurdu, üst düzey bir yönetici dururken. Evet, bir yöneticiyi kaçırma fikri kesinlikle daha eğlenceli olurdu. İşaret parmağını uyarı gibi salladı ve alaycı bir ifadeyle göz kırptı.

Buzdolabına doğru eğildi ve likörden biraz daha kalmış olması umuduyla hızlı bir şekilde kapağı açtı. Aşina olduğu likör şişesini gözüne kestirdi ve sol elini uzatıp, şişeyi aldı. Şişenin üstündeki yazılara baktığında, likörün bir Fransız likörü olduğunu fark etti. Bunu daha önceden neden fark etmediğini düşünerek kapağı kapattı ve durduğu yerden yavaşça kalktı. Masanın üzerindeki kristal bardaklardan birinin desenin farklı olduğunu gördüğünde sanki o bardağı kendisi için koyulmuş gibi hissetti. O her zaman farklı olurdu, bunu okul yıllarında da kanıtlamıştı ki o zamanlar gerçekten küçük sümüklü bir çocuktu. Kardeşi dışında herkesten farklıydı, onlar tam anlamıyla bir bütündüler. Ve oynadıkları oyunu kötü oynama şansları yoktu, çünkü bu oyun içten içe bir gerçeği yansıtıyordu. Bütün olma oyunu, aynı olmak. Gülümsemesini gizleyemeden deseni farklı olan bardağı aldı ve şişeyi açtıktan sonra kalan likörün tamamını bardağa doldurdu. Bir beş dakika önce kardeşinin aç bir kutrun avına saldırdığı gibi liköre saldırdığını gördüğünde gülmeden edememişti. Çünkü kardeşi ve o hiçbir zaman içkiye hayır diyemezlerdi, tabii bir de kaliteli olunca iş başka boyutlara taşınıyordu. İkisinin zevkleri bir olduğundan yedikleri, içtikleri, giydikleri her şey aynıydı neredeyse.

Likörden bir yudum aldıktan sonra bütün algıları karışmış, uçuyormuş gibi hissetmişti. Yüzündeki nahoş ifade yavaşça kaybolduğunda şişenin üstüne ufak bir uyarı yazılması gerektiğini düşünerek kendine güldü. İçerseniz uçarsınız, dikkatli olun. Şişeyi kapatıp yerine bırakırken odanın en uç tarafına hiç bakmadığını fark ederek adımlarını oraya doğrulttu ve likörünü yudumlamaya devam etti. Kapının arkasında kalan bu yer odanın diğer köşelerine nazaran biraz fazla sönük kalıyordu. Çekmece olduğunu düşündüğü ahşap dolabın üzerindeki şamdanları yaksa belki burası biraz daha aydınlanabilirdi. Ve asasını yavaşça çıkarttı ve kısa sözcükler mırıldanarak bütün şamdanları yaktı. Karanlık yerini loş bir ışığa bırakırken Cydrian bunun çok hoş olduğunu düşündü. Şamdanlar yanınca arkada büyük bir ayna olduğunu fark etti ve bu ayna ışıkların yansımasıyla insanı daha bir güzel gösteriyordu. Liköründen yudum alırken kendisine uzunca baktı ve ancak bir şizofrenin gülebileceği şekilde gülmeye başladı. Bunu neden yaptığını gerçekten bilmiyordu ama aynaları küçüklüğünden beri seviyordu. Yaptığından biraz utanır gibi olduğunda elleriyle şamdanları söndürdü ve arkasına dönüp kardeşinin bulunduğu yere doğru yürüdü. Ateşle oynamanın en büyük hobilerinden olduğunu bilmeyen neredeyse yoktu, işkencelerinin büyük kısmını ateş büyüleriyle tamamlardı ve bu konuda ustalaşmaya başlıyordu. “Umarım bu güzel likörün son damlalarını içtiğim için bana kızmıyorsundur.” Yanına iyice yaklaştığında konuşmaya devam etti. “Kimi rehin alacağımız hakkında bir fikrin var mı?"

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
L. Cydrian Illumuse
Mürit
Mürit
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 24
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: No: 666   Cuma Ağus. 05, 2011 11:29 pm

Yaptıkları her iş temelde derin planlara dayanıyor olsa da, attıkları adımlar çılgınlık, eğlence ve sadece arzularla atıldığından, deliliğin son raddesinde olan bu fikrin kardeşine ne kadar cazip geldiğini görmüyor, biliyordu. Bir rehin kaçırmak, olay yerine bir işaret bırakmaktan daha cesur, daha heyecanlı bir adım olacaktı. Ne olduğundan haberi olmayan zavallı biri, tek hatası o an orada bulunmak olan bir muggle, onların oraya bırakacakları herhangi bir sembolden çok daha etkili, çok daha unutulmaz bir hamleye alet olacaktı. Zaten yeterince kirlenmiş düşüncelerinin arasında bu ani kararları da yerini alınca, yüzü iyiden iyiye gelecekteki kaçınılmaz zaferlerinin habercisi bir gülümseme ile aydınlandı. Bu bir zaferdi, gecenin daha ötesinde bir karanlığın gündüzle savaşının, büyücü toplumunun ve Cydrian Illumuse’un zaferiydi. Kaçınılmaz ve gösterişli.

Odanın camdan duvarının normal beton duvarla kesiştiği köşelerde psikiyatrların terapi koltuklarını andıran, insana oturmak ve yatmak arasında bir pozisyon sağlayan divanlardan yerleştirilmişti. Odanın genel dizaynına uygun olarak gümüş rengi kadifeden döşenmiş bu divanlar dekoratif olduğu kadar da rahat duruyordu. Genç adam, cam duvarın önünde bir süre dikilip, kardeşinin mugglelar hakkındaki iğneleyici sözlerini dinledikten sonra kendine yakın olan, sağ tarafındaki divana usulca ilişti. İlk önce bir bacağını, ardından diğerini divana yerleştirerek rahat bir pozisyon aldı. Bu esnada da kardeşi kaçırılacak rehinenin kimliğini soruyordu.

“Emin değilim, ilk tecrübemiz olacağından fazla ciddi bir adım atmak, arzularımıza yenik düşmemizden çok, gelecek zaferimizi sekteye uğratma olasılığı katlanılmaz olacaktır.” Duraksadı, parmaklarının arasındaki kristal bardağı dudaklarına götürdü, ilk yudumdaki heyecanın aynısını duyarak, gözlerini yumarak aldı yudumunu, ardından hemen yanındaki ufak sehpaya bıraktı bardağını. Ellerini başının arkasında birleştirip arkasına yaslanırken konuşmasını sürdürdü. “Gelirken belirlediğimiz mekân, şu gece kulübü. Kafe ya da market olayından daha fazla sansasyon yaratmak istiyorsak bu kulüp kusursuz bir adımdır kardeşim. Diğerlerinde olduğu gibi girip, olay çıkaracak, ardından herhangi bir müşteriyi kolundan tuttuğumuz gibi ortadan kaybolacağız.” Planın bu kısmında bir eksiklik bulunuyordu. Kaçırdıkları rehineyi götürecekleri yer problem olacaktı. Sihirle bir yere götürecek olsalar gereğinden fazla açığa vurmuş sayılırlardı kendilerini. Diğer türlü, unutturma büyüsü ile hafızası temizlenecek olsa, bu de en zevkli kısımların kaçırılması demekti. Ama… “ Kaçıracağımız kişiye ilk fırsatta bir hap içirecek, ardından sabit aralıklarla şaşırtma büyüsü yapacağız. Bunu ilacın etkisine yorarken, yaptığımız büyüleri de yine ilaca bağlı halüsinasyonlar sanabilecek. Biz istediğimiz gibi davranacağız, kaçırdığımız kişi tüm yapacaklarımıza katlanmak zorunda kalacak ve en güzel kısmı, unutturmak zorunda kalmayacağız. Zaten bütün hepsinin kendi aklının bir oyunu olduğuna inanacak.” Gülümsemesini tanımlamak için biri şeytanca tabirini kullanacak olsa, büyük yanılgıya düşerdi. Şeytanca bir gülümseme o an onun dudaklarına hâkim olan kıvrımlar için bile fazla masum dururdu. Cydrian, acının, eziyetin, işkencenin kol gezdiği hayallere dalarken, surat ifadesi de ister istemez, onun için hazların en büyüklerinden olan zulmün beklentisine bürünmüştü.

Bu oyun, yani kardeşiyle başlattıkları bu düşünce, bu eylemler, sonuçta büyük, çok büyük bir amaca hizmet ediyordu. Zekâ seviyesi ile övünecek kadar aptal olan biri onların planlarına gülüp geçebilirdi, zira birçoklarının hayalini kurmaktan bile sakınacağı şeyler yapıyorlardı. Aslında, yapıyordu. Bütün eylemlerinin arkasında Cydrian Illumuse vardı. Tek bir kişi… Elbette bu, insanların gördüğü kısmıydı.

Kendilerini bir kişi olarak tanıtmışlardı. Asla birbirlerinin bulunduğu ortamlarda bulunmuyor, aynı anda bir şeyler yapmıyorlardı. Biri geride kalan müritlerin kendi aralarında düzenlediği sefil toplantılara katılırken, diğeri maskesini takıp muggle dünyasında kötü süper kahraman rolünü üstleniyordu. Kimse Cydrian Illumuse’dan şüphelenemezdi zira muggle dünyasında olaylar olurken Cydrian hep birilerinin yanında oluyordu. Biri diğerlerinin yanında boy göstererek adlarını olaylardan uzaklaştırırken diğeri dünyayı daha yaşanılması zor bir hale getirmeye uğraşıyordu. Evet, yaptıkları tam olarak buydu. Maske takıyorlar, basit büyülerle profesyonel bir illuzyonist izlenimi veriyor, muggle mekânlarında olaylar çıkarıyorlardı. Hedefleri ise… Hedefleri büyücedünyayı muggle soyluların bilgisine sunmak, birbirinden duvarlarla ayrılmış iki toplumu bir araya getirmekti. Bu kaos ortamındaysa, çoktan muggle toplumu gözünde bir imaj sahibi olmuş Cydrian, kötü süper kahramanları dünyanın yönetiminde deyimi yerindeyse taht sahibi olacaktı. Her parçası kusursuzca işlenmiş bu plan, bir çöp tenekesinin yanında, leş kokularının sindiği dar sokakta başlayan hikâyeleri, keskin zekaları ve yetenekleri sayesinde bir tahtta son bulacaktı.

“Bu gece sıra sende kardeşim.”


____________________________________________________________________________________________________
.



.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
R. Cydrian Illumuse
Mürit
Mürit
avatar

Karakter Yaşı : 34
Gerçek İsim : tolga2
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: No: 666   Cuma Ağus. 12, 2011 12:16 pm

Sıra sende. Ne yapacağını bile kestiremiyordu şu an Cydrian. Planları her zaman beraber yapmışlardı ama bu sefer her şeyi tek başına yapacağı için, kardeşinin önerisini almasına gerek yoktu. En azından öyle düşünmüştü, kendi planıyla daha çok eğleneceği barizdi. Cydrian’a sıra sende demek, her şeyin yanacağını çoktan kabullenmekti. İçki, seks ve daha fazlasından alamayacağı zevki insanlara acı çektirerek alıyordu. Acı. Katıksız acı. Yıllar sonunda hedefine ulaştığında ona itaat etmeyen insanların çekeceği acıydı bu, belki de sadece bir kıvılcımı. Dünya geceden daha karanlık ve cehennemden daha sıcak olacaktı. Tüm istediği buydu çünkü böyle eğleniyordu. Hızlıca bulunduğu yerden kalktı ve Madrid’in neredeyse tüm hatlarını gösteren cama doğru yürüdü. İnsanlara ve caddelere bu kadar yüksekten bakmak gerçekten apayrı bir histi. Şimdi onların minik karıncalardan farkı yoktu. Gülümsedi tekrar, şeytanda bile göremeyeceğiniz bir gülümsemeydi bu. Sonra biraz oturup plan yapmaya karar verdi ve kendini camın yakınlarında bulunan bir koltuğa attı. Bedeni koltuğun rahatlığıyla gevşemişti, burada bulunduğu her dakika bir şeylere şaşırıyordu Cydrian. Likör, yatak, avize ve çok daha fazlasıydı bu. Öyle ki Madrid’in caddeleri sarmış ve muhteşem bir uyuma sahip ışıklardan daha parlaktı burası.

Sonra gözleri düşüncelerinin etkisiyle tüm ışıklara kapanırken yavaşça arkasına yaslanmıştı. Kendini biraz daha gevşettikten sonra muggleların iliklerine işleyecek bir plan yapmaya hazır gibi duruyordu. Gözlerini biraz daha kapadıktan sonra düşünmeye başladı. Küçüklüğünden beri gözlerini kapatarak düşünürdü, bu onun hızlı kararlar almasını sağlıyordu. Tüm yapacaklarını gözlerinde canlandırır ve sonra kusursuz bir şekilde gerekleştirirdi. Kusursuz. Gerçekten kusursuz. Sorun çıkartabilecek her ihtimali tek tek düşünüp, uygun kararı verdiğinden hiçbir şey planını bozmak için yeterli olamazdı. İşte eğlence buydu. Zekice kurgulanmış, tüm insanların çığlığını yakından duyabileceği muhteşem bir plan. Düşünmeye başladı, her ihtimali, her ayrıntıyı tek tek çözerek geçiyordu. Sonra parçaları birleştiriyor ve yapmak istediklerini de içine katıyordu. ‘Rehine’ sözcüğü beyninde hızlıca yazıldıktan sonra gözünde olayları canlandırmaya çalıştı. Kimi kaçıracağını düşündü uzun bir süre. Herkesin etkileneceği biri olmalıydı sonuçta, yoksa kaçırmanın bir anlamı olmayacaktı. Rehin olarak kimi alacağına karar verdiğinde yüzüne büyük bir gülümseme yayıldı ve kafasında barı canlandırmaya çalıştı. Madrid’in o muhteşem barına daha öncede gittiği için mekân kolaylıkla gözünde belirebiliyordu. Tek bir sorun vardı, içerisi ne kadar kalabalık olacaktı? Şüphesiz kalabalıkta sorun çıkartmak daha eğlenceli ve daha kolay olacaktı ama kalabalığı buradan kestiremezdi. Ve buna göre plan ikiye bölünebilirdi. Bar bu saatlerde boş duruyorsa varlığı çok çabuk fark edilirdi ve mugglelar çoktan tüymeye başlamış olurlardı. Tek bir ayrıntıyı bile atlaması onun için kötü olabilirdi, kaçabilirdi aslında planları ters gittiğinde ama o içkinin son damlasını bile bırakamayan biriydi. Bu durum içkide olduğu gibi tıpkı diğer yaptığı şeylerde de geçerliydi. Planı neredeyse tamamlanmıştı, tekrar tekrar düşünüp hata yapabilme olasılığını düşünüyordu. Tüm olasılıkları düşünmesi neredeyse imkânsız gibi duruyordu ama şu an olabilecek her şeye karşı alternatif planları vardı. Tanrı’nın ikizlere bahşetmiş olduğu bu yetenek ve zekâ belli olduğu gibi herkesin kıskanacağı türdendi. Gözlerini yavaşça aralarken elleri koltuğun eşsiz desenlerinde geziniyordu. Haddinden fazla insan öldürmüş bu eller, sanki ilk defa narin davranmaya çalışıyordu. Ellerini hızlıca koltuktan çekti ve iyice kararmaya başlayan gökyüzüne baktı. Kardeşinin onu duyacağı bir şekilde sesini yükseltti ve “Tamam,” dedi. “Ben hazırım.”

Bacağını diğer bacağının üstüne attı ve gözlerini dışarıdan ayırıp kardeşine bakma gereksinimi duymadan konuşmaya başladı. “Söylemek istediğin bir şey var mı?” Bulutlar yavaşça dönmeye devam ederken, bugün kimileri için muhteşem bir gün, kimileri için ise hatırlamak istemeyecekleri bir gün olarak anılara kaydolacaktı.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
L. Cydrian Illumuse
Mürit
Mürit
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 24
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: No: 666   C.tesi Ağus. 13, 2011 9:20 pm



Londra’nın yaşamsız kalmış, yerleşimin seyrek olduğu bölgelerinde, çoğu gece sokaklara amansız bir sis tabakası çöküyorsa, bunların sebebi çoğunlukla Üç Ok Müritleri olurdu. Her akşam, daha önce kullanmamış oldukları bir mekânda toplanır, sürdürdükleri eylemler için tartışır, gelecek eylemler için plan yaparlardı. Zehir Muştası adı ile kendini tanıtan bir liderleri vardı ve Londra’daki en kalabalık mürit topluluğu Üç Ok olduğundan Zehir Muştasının karanlık tarafta sözü çok geçerdi. Çok az mürit ya da karanlık büyücü onun elinin ulaşamayacağı bir noktadaydı ve o zaman da, kullanılabilecek başka eller mutlaka vardı.

Kendini bıraktığı divanda hiç kalkmak istemeyecek kadar rahattı bunları düşünürken. Otel odasının göz kamaştıran konforundan çıkıp, izbe, terk edilmiş bir yerde toplanacak olması sinir bozucu geliyordu ona. Yine de en ufak bir hayıflanma göstermeden gidecek ve uyduruk kötü adam toplantısına katılacaktı. Ulvi görevlerinin katlanılması gereken basit bir olumsuzluğuydu bu durum, zira kardeşi barda olay çıkarıyorken, kendisi ölüm yiyenlerin arasında olmalı ve bütün bu basılan muggle mekanları ile ilgili olayları Cydrian ismininden uzak tutmalıydı. Üzücüydü ki, böylesine popüler bir grupta, onlarca mürit arasından kimse planlarının en ufak detayını bilmiyordu ve öğrenmesi de mümkün değildi. Zehir Muştası kudretli bir zihinfendardı ve toplantıya katılan her üyeyi mutlaka incelerdi, gerçek anlamda bir bakışla. Güçlüydü ancak zeki, hayır. Girdiği bir beyinde sadece kendi kafasında kurduğu teorilerin kıstaslarını arıyor oluşu da zeki olmamasının bir göstergesiydi. Hiçbir zaman aslında Cydrian’ın iki kişi olduğunu düşünmemişti, düşünmeyecekti de. Planlarını birileri anlayana kadar, onlar amaçlarına ulaşmış, yeni dünya düzenlerini kurmuş olacaklardı.

“Ah, hayır.” diye mırıldandı kardeşine, yapay olduğunu gizlemekten hiç çekinmediği bir nezaketle. Aslında onların tarzının bu olduğunu söylemek doğru olurdu, korkutucu düşüncelerini nazik kelimelerin arkasına alıyorlardı, elbette gizlemek için değildi bu. Zira yapay nezaketlerinin düşüncelerini olduğundan daha ürkütücü gösterdiği düşünüyordu genç adam. Ve ürkütücü görünmekten rahatsızlık duymazdı, bu durumda nezaket çizgisinde ilerleyen kelimeleri için endişe duymuyordu. “Yabancısı olduğumuz bir iş değil, ikimiz de ne yapacağımızı biliyoruz.” Gülümsedi ve baştan sonra küçümseme dolu bu ifade kesinlikle kardeşine değildi, aslında herhangi birinde değil, ortalığa yapılmış gibiydi, yine de genç adam bu surat ifadesine geldiğinde aklında olay çıkarttıkları yerlerdeki zavallı muggle soylular vardı. “Aslına bakarsan…” kolunu göz hizasına getirip saatine baktı “… artık çıkabiliriz.” Yerinden basit bir hamleyle fırladı ve alkolün verdiği tatlılıkla büyük birkaç adım atarak kapıya ulaştı. “Seninle sonra buluşuruz, fazla oyalanma.” Dedikten sonra arkasından cevap veren kardeşinin tam olarak ne dediğini dinlemedi bile. Otelin çoktan sessizlik altında kalmış boş koridorlarında birbirini aynı doğrultuda takip edemeyen adımlarla yürüdü. Kaderine, geleceğine de bu adımlarla gidiyordu. Birbirinden farklı, anlaşılmaz, tahmin edilmez ama aynı amaca hizmet eden…


____________________________________________________________________________________________________
.



.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
R. Cydrian Illumuse
Mürit
Mürit
avatar

Karakter Yaşı : 34
Gerçek İsim : tolga2
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: No: 666   Salı Ağus. 23, 2011 1:00 pm


“İşim bittiği-” Sözü kapının sertçe kapanmasıyla yarıda kesilmişti. Evet, çoktan gitmişti. Kardeşi nereye gideceğinden bahsetmese bile onun nereye gideceğini çok iyi biliyordu. Ölüm yiyenlerin küçük bir toplantısına katılacaktı. Küçük diye düşünmüştü, evet çünkü yaptıkları soygunlar, cinayetler ve diğer ıvır zıvırlar hiçbir halta yaramıyordu. Yaptıkları işte bir zeka parıltısı görebilseydi Cydrian, tamamen onlara katılabilirdi ama göremeyecekti, çünkü neredeyse tamamı egolarına hapsolmuş kişilerden oluşuyordu. Cydiran’ın en çok şaşırdığı şey ise safkan olmanın her şey için yeterli olacağını düşünen beyin yoksunu insanlar olduğuydu. Soyunun safkan kalabilmesi için akraba evliliği yapan bir sürü kişinin olduğunu düşünürsek, şaşırdığı şey aslında çok normaldi. En azından onlar için normal. Elinin desteğiyle koltuktan yavaşça kalkarken, önündeki manzarayı biraz daha izleyemeyecek olması onu gerçekten üzmüştü. Ayağa kalktığında etrafa tekrar baktı ve odada iki kişi olduğu anlaşılabilecek tüm delilleri ortadan kaldırdı. Aslında buna gerek yoktu, büyük bir ihtimalle akıllarından bile geçmezdi insanların ama bir gram bile şüphelenmeleri kardeşlerin hayatlarını koyduğu planı riske sokabilirdi.

İşini bitirdiğinde kapıya doğru yöneldi ve kardeşinin otelde sorun çıkarmış olabileceğini düşündü. Bunu yapması düşük bir ihtimal de olsa, buradan hemen gitmesi iyi olacaktı. Cisimleneceği yeri düşünerek konsantre olmaya çalıştı ve tam olarak odaklandığını hissettiğinde cisimlendi. Madrid’in tüm ışıklarına ve büyüleyici havasına şimdi çok yakınken, bir o kadar da uzaktı. İki bina arasında yalnız kalmış oldukça dar bir yerdi burası. Ve görünen örümcek ağlarına bakılırsa, burada bir evsiz bile bulunmuyordu. Ki bulunmak istemezdi, burası gerçekten dar ve berbattı. Cydrian kendini bu karanlık yerden atıp, Madrid’in rüzgârına katılmak için can atıyordu. Oldukça hızlı bir şekilde adımlarını ileriye doğru attı. Bir üç adım sonrasında sağa doğru döndü ve adımlarını yavaşlatmaya başladığında çoktan dışarıdaydı. Az önce yukarıdan izlediği bu sokağın şimdi tam ortasındaydı. Barın nerede olduğunu görebilmek için etrafa hızlıca bakmaya başladı. Otelden görülen her şey şimdi çok daha güzel görünüyordu. Böyle bir manzaranın içinde bulunabilmesi onu heyecanlandırmıştı.

Kendini belli etmemek için diğerleri gibi yürümeye çalışıyordu. Kaplumbağa hızı ya da onun gibi bir şey. Neyse ki bar cisimlendiği yerden uzakta değildi, planın gerçekleşmeye başlaması için beş dakikalık yolu kalmıştı. Mugglelar bugün haddinden fazla sakinlerdi. Bu Cydrian’ı iyice heyecanlandırmıştı çünkü planı için aradığı şey tam da buydu. Bir anda Madrid’in ışıklarının nasıl söndüğünü ve ardından çıkan ateşin bedenlerine sarıldığını göreceklerdi. Çığlıklar duyacaklardı, hiç unutamayacakları ve Cydrian onlar yanarlarken gülecekti. Kahkahalar ve çığlıklar. Her iki taraf için de unutulamayacak bir gece. Bar kapısının önüne geldiğinde yüzüne şeytani bir gülümseme yayıldı ve derin bir nefes alarak kapıyı ittirdi. Her şey asıl şimdi başlıyordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
L. Cydrian Illumuse
Mürit
Mürit
avatar

RÜTBE :
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 24
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: No: 666   Salı Ağus. 23, 2011 2:50 pm

- RP SONU -

____________________________________________________________________________________________________
.



.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: No: 666   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
No: 666
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Rol Oyunları-
Buraya geçin: