AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Sırlar ve Sorular.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lucian Langeais
Sihir Bakanlığı
Sihir Bakanlığı
avatar

RÜTBE : ULUSLARARASI SİHİRSEL İŞBİRLİĞİ BÖLÜMÜ BAŞKANI
Karakter Yaşı : 33.
Uyruk : Fransız.
Gerçek İsim : Ece.

MesajKonu: Sırlar ve Sorular.   Salı Eyl. 02, 2014 9:16 pm

Lucian Langeais & Frøydis V. Solskjær

____________________________________________________________________________________________________
You came to me:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucian Langeais
Sihir Bakanlığı
Sihir Bakanlığı
avatar

RÜTBE : ULUSLARARASI SİHİRSEL İŞBİRLİĞİ BÖLÜMÜ BAŞKANI
Karakter Yaşı : 33.
Uyruk : Fransız.
Gerçek İsim : Ece.

MesajKonu: Geri: Sırlar ve Sorular.   Salı Eyl. 02, 2014 9:18 pm


"Langeais'nin odasına gelip duran sarışınla ilişkisi mi var?" 'Ah, bilmiyorum. İçeride olanları duyamadığımı biliyorsun.' "Sadece duyabilseydik her şeyin çok daha iyi olacağına inanıyorum. Fazlasıyla eğlenceli olurdu." 'Seviştiklerini düşünmüyorum.' "Yapma, onun sekreterisin diye onu korumana gerek yok. O kız başka niye gelsin ki? Ben de onun öylesi genç bir kıza ilgi duymasından memnun değilim ama, yine de, o kızın yerinde olduğunu düşünsene." 'Yakında gelecek, Mary. Bence artık gitmen gerekiyor.'

Konuşmayı o sabah, normalden biraz daha geç geldiğinde duymuştu adam. Sekreteri ve dairesindeki çalışanlardan birinin konuşması normalde kendisini bu kadar rahatsız etmeyecekken, konuşmanın içeriğinin Froydis Solskjaer ve kendisinin bir ilişkileri olduğunu ima etmesi adamı sinirlendirmişti. Eğer iki kadın bunu adamın kapısının önünde fazlasıyla rahatlıkla konuşabiliyorsa konunun başka yerlere, bunu bir yalnızca bir dedikodu olarak değerlendirmeyecek yerlere  ulaşmasına ramak kaldığını anlayabiliyordu adam. Odasına girdiğinden beri bu ihtimal aklından çıkmıyordu. Bu yalnızca genç kadının on sekizini doldurmuş olup olmadığını dahi bilmemesinden değildi, kendisine babasını bulmak için güvenmiş bir kızla sevişiyor olabileceği düşüncesi içten içe rahatsız etmişti onu. Kadının tanıdığı adamların çoğunu etkileyeceğine emin olduğu bir güzelliği vardı ve bunu her görüşmelerinde, her buluşmalarında -daha yalnızca üç kez olsa da- çok daha net görebiliyor ve genç kadını daha fazla görmek istiyordu. Kendisine bunun yalnızca kadının adamı büyülemiş güzelliği olmadığını, Ivor'un kaçırılışına duymaya başladığı ve takıntılı da denebilecek tavrın da onu görme isteğindeki artışın sebebi olduğunu söylüyordu kendisine lakin bu koşullandırma çabasının işe yaradığı söylenemezdi. Kadını bekliyordu o koltukta oturmuş bir şekilde, yeniden, ilk seferkinin aksine bu kez masasına yaslı olmayarak. Bu sefer, yine ilk seferkinin aksine, onu içinde yanan bir öfkeyle değil, merakla bekliyordu. Son görüşmelerinde kızın o kaçak mahkumlarla ilgili daha çok araştırma yapmasını söylemişti, hepsinin yakalanıp yakalanmadığı ve adamların ailelerinin nerede olduğu gibi, ancak bunlardan bir sonuç çıkacağına dair çok yüksek umutları da yoktu. Kıza söylediği aramalar ve daha fazlasını kendisi de yapmıştı çoktan ve dikkate değer bir sonuç alamamıştı, ama yine de bu kız tüm dedektiflerin önemsememeyi seçtiği bir izi bulmuş ve adamı ikna etmiş bir kızdı, onun adamın önemsemediği ipuçlarından ya da kişilerden bir şeyler çıkarmış olduğunu umuyordu.

Kapı çalındığında, daha saate bile göz atmadan gelenin genç kadın olduğunu biliyordu adam. Küçüklüğünden beri insanların adımlarının çıkarttığı sesi, zili ne kadar uzun çaldıklarını ya da kapıya nasıl bir ritimle vurduklarını öğrenmeye her zaman dikkat etmişti, insanları görmeden tanıyabilmenin en kolay yolu olarak da bunu düşünmüştü hep. Genç kadının kapıya üç kez, ne çekingen ne de çok sert vuruşunu tanıyordu örneğin. "Dakikliğin yaşıtlarında çok bulunan bir özellik olduğunu düşünmüyorum." Dedi adam hafifçe gülümseyerek ve genç kadın içeri girdiği sırada yerinden kalkarak. Kadının üzerindekilerde gezindi sonra gözleri bir an, "Bugün dışarı çıkalım. Ofisimde buluşmamız bazı meraklı kişiler için fazlasıyla uygun bir dedikodu malzemesi oluyor çünkü. Yakınlarda bildiğim oldukça güzel bir cafe var. Gerçi aklınıza başka bir yer geliyorsa, oraya da gidebiliriz. Meraklı gözler ve kulaklardan uzakta olalım yeter." Diyip gülümsedi, fazlasıyla yumuşak ve sıcak bir gülümseme vardı yüzünde. Sarışın kadına duymaya başladığı yakınlığı fazla mı gösterdiğini neredeyse ilk kez umursamadı adam, umursaması gerektiğini bildiği halde.

____________________________________________________________________________________________________
You came to me:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Frøydis V. Solskjær
Serbest Meslek
Serbest Meslek
avatar

RÜTBE : HVOR DE VİLLE ROSER VOKSE | SAHİP
Gerçek İsim : Ege.

MesajKonu: Geri: Sırlar ve Sorular.   Çarş. Eyl. 03, 2014 10:17 am

The Buddhists say if you meet somebody and your heart pounds, your hands shake, your knees go weak, that’s not the one. When you meet your ‘soul mate’ you’ll feel calm. No anxiety, no agitation*



İyi bildiği ve çok sık gittiği bir yolu yürüyen birinin edasıyla koridorlardan yürüyüp sağa ve sola sapıyordu, ilk geldiğinde kaybolduğu devasa binada gideceği yolu ezberlemişti artık. Zihinsel varlığı ile fiziksel bedeninin bütünlüğü kopmuştu yine, yaz akşamının meltemi gibi kayıyordu ayakları zeminin üzerinde. Garip bir şeydi aslında, insana bağımsızlığını ve özgürlüğünü veren hareketli ayaklar aslında oldukça bağımlı, gerekli her donanıma sahip fakat bunu kullanamayan şeylerdi; zihinse o iki ayağın birden sığamayacağı küçüklükte tamamen kapalı bir deforme küreye hapsedilmiş, elektrikle kabarıp sönen gri-pembe bir bulamacın içinde, lakin o hapsinin içinde sınırsız ve özgür. İnsanlara özgü kavramların yetersizliği ve eksikliği, belki de tamamen yanlışlığının ortaya döküldüğü alanlardan birisiydi bu da. Zihninin kopukluğu içinde dönüp duran, kafasını meşgul eden konu hep aynıydı uzun bir süredir: babası. Lucian'la haberleşip -adamla kendi kafasında senli benli konuşuyordu çünkü ona ismen nasıl hitap edeceğini bulamamıştı, başkasıyla konuşurken de onun hakkında, ki sadece Suvi'yle konuşuyordu, ne demesi gerektiği konusunda çok tereddütte kalmıştı. Bay Langeais diyemezdi, resmi mektup yazmıyordu ve Bay kelimesi başlı başına itici bir kelimeydi onun için; Bay Lucian da aynı derece de saçmaydı ve geriye ne kalıyordu, Lucian Amca mı diyecekti adama? Daha nelerdi artık, adam o kadar büyük değildi ki. Yani evet büyüktü ama, amca denilecek yaşta değildi. Kırkını geçmiş bir adama amca diyebileceğini düşünüyordu ve adamın kırkını geçmemiş olduğunu düşünüyordu, bunu biraz da umuyordu, neden umduğunu da bilmiyordu. İnsanların yaşlarını tahmin etme oyunuyla alakalı bir şeydi herhalde, doğru tahmin etmek istiyordu. Herhalde.- dallanan bir inceleme yapıyorlardı, adama gazeteden kestiği haberi göndermiş ve adam kendisinden o dönemin gazetelerini bulup tekrar incelemesini, aynı kişilerle ve olayla alakalı başka bir şeyler olup olmadığına bakmasını istemişti. O da Bakanlık'ta alakalı arşivlere girecek ve dosyalara bakacaktı. Günler ve o günleri dolduran saatlerle geçen aramanın sonucunda bulduğu tek şey bir sandalyede siniri bozulmuş ve nemrut bir şekilde oturan kendisi olmuştu. Arn'ın ne yaptığını bilmiyor oluşu ise duygusal ve psikolojik yükünü artırıyordu.Kardeşinden bir şeyler saklamayı sevmiyordu. Doğruyu söylememenin yalan söylemek ile aynı olduğu sözüne ise inanmıyordu, ona göre yaptığı şey aynı derecede aşağılıktı fakat yapabileceği bir şey yoktu. O da en az kendisi kadar yara almıştı babalarının kayboluşundan ve bunu kabullenerek, üstünü örterek atlatmıştı; atlatmasının ise ne kadar uzun zaman aldığını ve içten nasıl darbeler aldığını biliyordu. Bu konuyu tekrar onun önüne getiremezdi. Yaptığı şeyi delice bulur ve hiçbir şekilde onaylamaz, bunun üstüne bir de sona erdirmesini isterdi ondan. Bütün bunlar ne yaptığını ondan saklamasına sebep oluyordu ve öteki yarısından bir şey saklamak hoş hissettirmiyordu. Bunu yaptığı için içi yapışkan siyah-yeşil bir sıvıyla dolmuş ve kocaman eller onun içine girip çıkıyormuş gibi bir histi. Kapıyı açtığında ve ayağa kalkan adamın sıcak gülümsemesiyle karşılaştığında bu hissin yavaşça dağıldığını hissetti. Uzun yolunda sıcak güneşle kavrulan, bacaklarına dikenler batan, ayaklarının altı kesilen ve susuzluktan kendinden geçmek üzere olan bir eski zaman hac yolcusu yolda ona amacını hatırlatan bir şey gördüğünde içi nasıl aydınlanır, ve tekrar dirençle dolarsa adamı gördüğünde kendisi de öyle hissediyordu. Bütün içi nasıl huzur ve sakinlikle dolarsai öyle. Ay ışığı ve güneş ığı aynı anda dolarmış gibi içine. Adamın sözleri karşısında ise içi tekrar huzursuzlukla dolar gibi oldu. O sekreteri zaten hiç sevmemişti. "Benim iznim Londra içinde sadece Bakanlık'ı kapsıyor, başka bir yere gitmem yasak. Müdürümüzden aldığım izin böyle." Bir an için durdu. "Ama Hogsmeade'e gidebiliriz." Adama gülümsedi, "Yıllardır oraya gitmediğinize eminim."

____________________________________________________________________________________________________

kiss your heart:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucian Langeais
Sihir Bakanlığı
Sihir Bakanlığı
avatar

RÜTBE : ULUSLARARASI SİHİRSEL İŞBİRLİĞİ BÖLÜMÜ BAŞKANI
Karakter Yaşı : 33.
Uyruk : Fransız.
Gerçek İsim : Ece.

MesajKonu: Geri: Sırlar ve Sorular.   Çarş. Eyl. 03, 2014 6:39 pm


Bazen insanların bahsettiği çoğu histen arınmış olduğunu düşünürdü adam. Güzel bir çiçeğe, ya da bir resme ve müziğe hayran kalabilirdi örneğin ancak bugüne dek güzel bir kadına hayran kaldığını hiç hatırlamıyordu. Tek bir kez hayran kalmıştı, altı yaşlarındayken, amcasının misafir evinin bodrumunda gördüğü kadının mavi gözlerine, ancak ona da kadının gözlerinden değil, içindekilerden dolayı hayran kaldığını biliyordu. Kendisini ölmek üzereyken görmüş küçük bir çocuğa umutla ve cesaretle, gözlerini kırpmadan, neredeyse ona iyi olacağını söylemek istercesine bakmış ve bir silahın açılan emniyetiyle masmavi gözlerini kapayıp bir daha açmamıştı. O güne dek kabuslarında ve rüyalarında gördüğü bu bir çift göz, adamın ilk kez bir insanda hayran olduğu şeydi ve yıllarca aynı hayranlığı kimseye duymamıştı. O an karşısında duran, üzerindeki mavi paltosuyla neredeyse olduğundan daha da genç görünen bu sarışın kız. Onun güzelliğinden önce, gözlerindeki ve sesindeki umuda, inada ve kararlılığa hayran olmuştu, kendi yaşamında pek yeri olmayan umudu içinde yeniden doğurabilmesine hayran kalmıştı, ve gittikçe de güzelliğine, deniz ve okyanusun buluştuğu noktadaki kadar mavi gözlerine, gülümsediğinde neredeyse tüm yüzünün aydınlanmasına ve belki hepsinden daha da çok, sesine. En küçük duygu değişimiyle birlikte yalnızca gözlerindeki maviler değil, sesinin tonu da değişiyordu kızın, ve her ne kadar çok sertleşip öfkeyle de dolabileceğine inanıyor olsa da, adamın içine yaydığı güven ve onu kendisine çekişi adamın onun yanında değilken bile aklından çıkmamasının temel sebeplerinden biri oluvermişti çok kısa bir zamanda. Karşısında dururken düşündüklerimi anlasaydı bana ne cevap verirdi diye düşündü kısacık bir an için. İlişkilerinin profesyonel ve kayıp bir adamı, genç kadının babasını aramak için olduğunu hatırlattı ama kendisine ve belki de o karanlık yılların en büyük getirisi olan, hiçbir şey okunamayan, adamı neredeyse başka biri yapabilen maskesini taktı yeniden yüzüne.

"Aslına bakarsan, evet, gitmedim. Sanırım en son gidişim de bir arkadaşımı ziyaret etmek içindi." gülümsedi, kızın kendisine siz diyişini, ve ondan önce kendisinin ona siz diyişini geri alabilmek istedi ancak konuşmayı aynı resmilikte sürdürebilmekte de fazlasıyla zorlanacağını bildiğinden daha sıcak ve ikisinin paylaşmaya başlamış oldukları sırra da yaraşacağını düşündüğü sen'li konuşmaya geçti yeniden. Uzanıp paltosunu aldı, masanın iç kısmında kalan çantaya kaydı gözleri kısacık bir an için ancak almasına gerek olmadığına bir kez daha karar verdiğinde genç kadına dönüp gülümsedi. "İzinlerinin sadece bakanlıkla sınırlı olmasına gerçekten üzüldüm. Sana ateş viskisinden başka bir şey içirebilmek isterdim." hafifçe güldü, yaratmaya çalıştığı sırdaşlığın ve bununla gelen yakınlığın kadını rahatsız etmeyeceğini umarak. Uzanıp Froydis'e kapıyı açtı ve sekreterinin meraklı gözlerini önemsemeden genç kadının çıkmasına izin verdi. Sekreterinin ikisi hakkında ne düşündüğü gerçekten umurunda olmazdı, eğer yanındaki Norveçli kadın gerçekten de sevgilisi olsaydı. Ancak bu düşüncenin ikisi arasında var olup olamayacağı üzerinde bile daha hiç düşünmemişken başkalarının böylesine rahatça ve adamın duyup duymamasını neredeyse umursamazca konuşabilmesi rahatsız etmişti onu. "Bakanlığa bu konuyla ilgili geldiğinizi bilen başkaları var mı?" diye sordu adam bir an merakla, daha önce kimsenin bilip bilmediği konusunu düşünmemişti ancak içten içe kızın terk sırdaşı olduğunu umuyordu ve bunu kabullenmek istemediği için, her zaman yaptığı gibi, göz ardı etti.  

____________________________________________________________________________________________________
You came to me:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Sırlar ve Sorular.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sırlar ve Sorular.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Sık Sorulan Sorular
» Harry Potter ve Sırlar Odası Özeti
» Siyaset Felsefesinin Temel Kavramları
» ÖZÜRLÜ SAKAT ENGELLİ

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Üç Süpürge-
Buraya geçin: