AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 beklenmedik düşüş

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mirja Partanen
Gryffindor
Gryffindor
avatar



RÜTBE : V. SINIF
Görevi : okul gazetesi editörü.
Patronus : uçan sincap.
Gerçek İsim : miray.
Yaş : 23

MesajKonu: beklenmedik düşüş   Ptsi Tem. 28, 2014 4:10 pm




BEKLENMEDİK DÜŞÜŞ

Jadyn Blythe & Mirja Partanen

____________________________________________________________________________________________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mirja Partanen
Gryffindor
Gryffindor
avatar



RÜTBE : V. SINIF
Görevi : okul gazetesi editörü.
Patronus : uçan sincap.
Gerçek İsim : miray.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: beklenmedik düşüş   Ptsi Tem. 28, 2014 4:23 pm


İştah kabartan bir akşam yemeğinin ardından yemeğin ağırlığıyla sessizleşmiş Hogwarts, ortak salonlarına çekilen öğrencilerin yokluğuyla ıssızlaşmış, Hufflepuff Ortak Salonunun bulunduğu koridorda işi olmaması gereken iki öğrencinin varlığını sorgularcasına dikkat kesilmişti. Yanlarından geçtikleri tablolar onlara bakıyor, yanlış koridorda olduklarını defalarca umarsızca dile getiriyorlardı. Tuhaf bir şekilde sevgi kokan, Hufflepuff'un sarılığına sımsıkı sarılmış titrek mumlarla aydınlatan koridorda yürüyen Mirja ve Jadyn, en lezzetli meyvelerle resmedilmiş bir tablonun önünde durdu. Hogwarts'ın benzersiz yemeklerinin hazırlandığı mutfağa açılan bu tablo, meraklısı olmayan pek çok öğrenci için önemsiz, Mirja ve Jadyn gibi başka şeyler peşinde koşarken yemek saatini kaçırıverenler için hayat teşkil edecek şekilde önemliydi. Mutfakla tanışması ikinci sınıfa dayanıyordu. Yapısından gelen tez canlılığı ve giderek artan merakı, on iki yaşındaki Mirja'yı geceleri Hogwarts'ta tura çıkarmış, dolaşırken yakalandığı hademeden kaçarken kendini bu koridorda bulmuştu. Kapana kısılmış gibi hissederken alacağı cezanın boyutuyla evhamlanıyor, bir yerlerden başka bir evrene açılan kapı bulmayı umuyordu. Derken tablo kendini geriye itmiş, tablonun ardında onu içeri almak için tabloyu iten küçük bir ev cini ile göz göze gelmişti. Kocaman gözleri bir öğrenciyi görme sevinciyle sulanmış, minicik bedeni paçavra kıyafetlerinin ardında mutlulukla zıplıyordu. Hogwarts'ta ev cinlerinin olduğundan bihaber Mirja, yaşadığı şaşkınlıkla olduğu yerde kalıvermiş, hademenin sesi koridorda yankılanırken ev cini onu mutfağa itivermişti. Kapıyı açan ve ömründe ilk gördüğü ev cini olan Sindy, onu geri kalan ev cinleriyle tanıştırmış, mutfakta kaldığı süre boyunca çeşit çeşit yemeğe ve muhabbete takılıp zamanın ucunu kaçırmıştı. O günden beri sık sık mutfağı ziyaret ediyor, en özlediği yemekleri yapmayı kendine görev edinmiş Sindy ile lak lak ediyordu. Fakat bu sefer Jadyn ile birlikte geldiği mutfağa gelmedeki amacı yemek yemek değil, Jadyn'in aklına gelmiş henüz denemedikleri bir şeyi denemek için biraz çiğ ete ihtiyaçları olmasıydı. Meyve tablosundaki armuda uzanıp gıdıkladığında tablo geri çekilerek geçmelerine izin verdi. Başlarını çarpmamak için eğilip geçtikleri küçük delik, akşam yemeğinin bulaşıklarının ardında kaybolmuş ev cinlerini göz önüne sermişti. Tatlı bir telaşın hakim olduğu mutfakta herkes içeri giren iki öğrenciyi umursamayacak kadar meşgul, fakat yanlarından geçerken selam verecek kadar sevimliydi. Dağ gibi kadehleri büyüyle yıkıyan Sindy'i gördüklerinde kocaman açılan gözlerle yanlarına geldi ve Mirja'nın uzattığı eli sıktı. "Selam Sindy, naber? Bize çiğ et lazım bol miktarda, biraz ayarlaman mümkün mü?" Kendini ara bir sokakta uyuşturucu satın alan bir serseri gibi hissetmiş, anın utancıyla yanaklarını bir pembelik esir almıştı. İnsanlardan bir şeyler istemede hiçbir zaman iyi olamamıştı. Sindy hiçbir şey söylemeyip büyükçe bir torbaya büyük parçalarla çiğ et atarken mutlu mutlu gülümsüyordu. Ev cinleri hep unutulmaya terk edilmiş, ihmalkarlıkla köşeye fırlatılmış sihirli yaratıklardı. Onların büyüleyiciliğini, bağlı olmak zorunda oldukları sihirleri, sadakati, sözleri ve büyülerinin gücünü herkesin anlaması mümkün değildi. Mirja onlara derinden bir saygı besliyordu. Sindy eline torbayı sokuşturup önünde reverans yaparken teşekkür eden Jadyn'in ardından gülümsedi Mirja. İhtiyacı olanı almanın mutluluğuyla mutfaktan ayrılırken işlerini bir kenara bırakmış ev cinleri onlara çeşit çeşit tatlılar ikram ediyor, açlığı hiç dinmeyecek Mirja uzatılan her şeyden bir parça alarak teşekkür ediyordu.

Gecenin karanlığını kabul eden Hogwarts arkalarında bütün ihtişamıyla uzanırken, okulu çevreleyen sık ağaçarla biçimlenmiş ormana doğru yürüyorlardı. Bir yandan mutfaktan aldığı kupkeklerden birini yiyor, bir yandan da mutlu bir şarkı mırıldanıyordu. Jadyn ile kaçıncı kez yasak ormana geldiklerinin muhasebesini yapmak mümkün değildi. Neden yasak olduğunu anlayamadığı, birbirinden eşsiz sihirli yaratıklara yuva olan, ağaçlarının sıklığıyla dillere destan orman tehlikeli olamayacak kadar güzeldi. Hogwarts'ın griliğinin can sıkıcı olduğu zamanlarda oksijenin kalbine gitmek bir tılsım kadar değerliydi. Bunu her seferinde Jadyn ile yapmak ise, kelimelere dökülemeyecek kadar anlamlıydı. Yeşilin bin bir tonunu barındıran ağaçları geçerken, hava gittikçe kararmaya başlamıştı. Tepeye yükselen dolunayın ışınlarının geçmesine imkan vermeyen ağaçlar önlerine derin bir hiçlik sarmış, bir köke takılıp düşme tehlikesi yaşayan Mirja küçük bir küfürün dudaklarının arasından fışkırmasına engel olamamış, sonunda pes edip asasını aydınlatmıştı. İki asanın titrek ışığıyla yarım saat kadar yürüdüler. Orman gittikçe daha kara, havadaki koku gittikçe daha ferah olurken, attığı her adım Mirja'nın yüreğine heyecan dolu bir korku serpiştiriyordu. Dolunayın tepede olması kurt adamları çağrıştırsa da, her an bir ağacın ardından bir at adamın çıkma olasılığı vardı ki Mirja bu olasılığın gerçekleşmesini çok istiyordu. At adamların kehanetteki başarısı hep kulaklarını doldurmuş, onlardan biriyle tanışmamış olmak hiç dinmeyen merakını körüklüyordu. Geçtikleri her ağacın arkasına at adam görme umuduyla bakarken, varış noktalarına ulaştılar.

Sık ağaçların arasında mucizevi bir açıklıkla aydınlanmış ufak bir daire, dolunayın ışınlarına izin veren nadir yerlerdendi. Ağaçlar birbirinde uzaklaşmış, önlerinde birkaç metrelik açık bir alan uzanıyordu. "Sence bu onları çekmeye yeter mi?" dedi Mirja, çantasına tıkıştırdığı torbayı çözüp çiğ etlerden birini eline alırken. Testraller. Sihirli yaratıkların arasında Mirja'nın merakını en çok kurcalayanı buydu. Belki ölüm görmekle lanetlenmiş insanlara görüldüğü için, belki de görmüş olanlar tarafından hayli çirkin resmedildiği için, göremediği bir canlı çok ilgisini çekiyordu. Zeki hayvanlar olduklarını duymuştu, uçmak için bulunabilecek en etkili ulaşım canlısıydı. Ölümle lanetlenmiş bir ünleri vardı fakat Mirja onların çok tatlı olduklarına hemen hemen emindi. Bu yüzden çıkardığı torbadan birkaç parça et alıp, kalanını Jadyn'e verirken bu kadar korkusuzdu. Çiğ et onları çekmeli, Mirja görmediği bir canlıyı severken mutlu olmalıydı. Çiğ etlerden birini birkaç metre uzağa fırlatıp, bir diğerini daha yakına attı.


____________________________________________________________________________________________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jadyn Blythe
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar






RÜTBE : V. SINIF
Patronus : Kuzgun
Karakter Yaşı : 16

MesajKonu: Geri: beklenmedik düşüş   Perş. Ağus. 28, 2014 8:32 pm

Gece, karanlığını ormana doğru ilerleyen iki öğrenciyi gizlemek için kullanıyordu sanki. Hızlı adımlarla ilerlerken Mirja’nın az önce mutfaktan aşırmış olduğu keklerden ikincisini ağzına götürmek üzereydi ki Jadyn ona fırsat vermeden keki elinden aldı ve daha Mirja ne olduğunu anlamamışken ortalıkta kek namına bir şey kalmamıştı. Kız sinirli sinirli bakınca Jadyn bir şeyler demeye çalıştı ama ağzı tıka basa dolu olduğu için tek kelime bile anlaşılmamıştı. Jadyn bir ton yemek yemiş bile olsa, genel olarak aç oluyordu. Kendi binasının masasındaki yemekleri yedikten sonra Mirja’nın yanına gidip, oradaki yemeklerden de yediği günler oluyordu. Çocuğun bazen katlanılmaz zamanları olabiliyordu ama kız buna çoktan alışmıştı.

Sonunda sık ağaçların arasından kurtulup, dolunayla aydınlanan boş bölgeye geldiklerinde Jadyn mutlulukla etrafına baktı, gelmeleri gereken yere gelmişlerdi. "Sence bu onları çekmeye yeter mi?" dedi Mirja eline aldığı çiğ ete tereddütle bakarken. “Emin ol bu bir devi bile çekmeye yeter.” dedi Jadyn sırıtarak. “Hadi bir an önce atalım da gelsinler, yoksa birilerine yakalanabiliriz.” Aceleyle kızın uzattığı paketten kendi de büyük bir parça et aldı ve onun attığı yönün biraz sağına doğru fırlattı. Geçen sene işlenen dersten beri, testralleri oldukça merak ediyordu ve sonunda onları tanıma, hatta binebilme ihtimalleri vardı. Onları görebilmeyi diliyordu, gerçekten kitaplarda çizilen kadar çirkin bir hayvan mıydı yoksa insanlar ölümle bağdaştırdığı için mi o kadar kötü çiziliyordu bilmiyordu. Neredeyse birinin ölümünü görmediği için üzülecekti, bu bahtsız yaratıkları her şeyden çok merak ediyordu.  

**

Uzun bir bekleyişin ardından atmış oldukları etler hareket ediyormuş gibi yavaşça geriye çekildiler, testraller belli ki gelmiş etleri yemeye çalışıyorlardı ama Jadyn ve Mirja’nın gördüğü tek şey havada bir kaybolup bir gözüken etlerden başka bir şey değildi. Etler bitmeden yaklaşmaya karar verdiler ve testralleri ürkütmemek için yavaş adımlarla ilerleyip yaratıklara doğru yaklaştılar. Jadyn biraz ürkerek elini ileriye doğru uzatmaya çalıştı ama eli yapış yapış bir salyayla dolunca iğrenerek geri çekmek zorunda kaldı. “Mirja sanırım az önce elimi testralin eline soktum ıyyy bu iğrenç şey elimden gitmiyor, sen dokunabildin-” Sözlerini bitirmeye çalışırken kafasını döndürdüğünde kızın çoktan testrale binmiş olduğunu gördü. Tabi testrali göremiyordu, Mirja’yı bacaklarını iki yana doğru açmış boşlukta otururmuş gibi görüyordu. Mirja’nın ondan önce binmiş olmasının şaşkınlığını atlatamamışken az önce onu salyaya bulayan yaratık kafasını Jadyn’in göğsüne yaslayıp kendini sevdirmeye başlamıştı. Tüyleri attan farklı değil gibiydi, testrali biraz sevdikten sonra Mirja’nın bir şey demeden havalanmış olduğunu gördü ve fazla vakit kaybetmemesi gerektiğini fark edip testrale bindi. Çok da zor bir şey değildi boynuna elini doladıktan sonra tek bacağını sırtına doğru atmış ve gerisini testral halletmişti. Bir şey yapıp yapmaması gerektiğini düşünmeye gerek kalmadan testral çoktan toprağı tozu dumana katarak havalanmıştı. Boşlukta havalanıp, belirli bir yüksekliğe geldiklerinde testral ağaçların üzerinden uçmaya başladı. Jadyn ellerini testralin boynuna sıkı sıkıya bağlamıştı, düşmeye hiç niyeti yoktu. Beklenmedik şeyler sürekli onların başına gelirdi ama bu sefer bunun tadını sonuna kadar çıkarmak istiyordu. Testral hızını artırarak Mirja’nın bindiği testrale doğru yaklaşmış, hatta dönermiş gibi yapıp, hareketini yarıda kesmiş sonrasında önlerine geçmişti. “BUNU DAHA ÖNCE NEDEN YAPMADIK NEREDEYSE SÜPÜRGE BİNMEKTEN DAHA EĞLENCELİ!” diye bağırdı Jadyn, Mirja sevincinden garip sesler çıkarırken. Uçuş süpürgeye binmekten oldukça farklıydı, bir kere kontrolsüzdü ve tüm eğlenceyi bu sağlıyordu. Bir de aşağıya bakınca direk ağaçları görmek mükemmel bir şeydi. “MİRJA ŞU AN BANA BAK HEMEN.” Testral hızını sabitlediğinde ellerini yaratığın boynundan çekmiş ve iki yana doğru uzatmıştı. “Umarım halinden memnunsundur Mirja, çünkü sabaha kadar uçabilirmişiz gibi geliyor, çünkü nasıl inebileceğimiz hakkında bir fikrim yok.”

____________________________________________________________________________________________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: beklenmedik düşüş   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
beklenmedik düşüş
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Yasak Orman-
Buraya geçin: