AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 hayallerin ucunda.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Barbara Elvfsie
Slytherin
Slytherin
avatar

RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : Görücü
Karakter Yaşı : 18
Gerçek İsim : Başak of korz. :')

MesajKonu: hayallerin ucunda.   Cuma Tem. 25, 2014 1:09 pm




kelvin & barbara





i'm gonna make you bend and break ıt sends you to me without wait say a prayer but let the good times roll ın case god doesn't show let the good times roll, let the good times roll and ı want these words to make things right but it's the wrongs that make the words come to life who does he think he is?




   
   
   


ıf that's the worst you got better put your fingers back to the keys one night and one more time thanks for the memories even though they weren't so great he tastes like you only sweeter one night, yeah, and one more time thanks for the memories, thanks for the memories he, he tastes like you only sweeter






____________________________________________________________________________________________________
.
.




   
   
   

*sizce de kendis her haliyle mük değil mi*


bitch please:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kelvin Creighton
Slytherin
Slytherin
avatar

RÜTBE : VII. SINIF
Karakter Yaşı : 18.
Gerçek İsim : rıza.

MesajKonu: Geri: hayallerin ucunda.   Cuma Tem. 25, 2014 1:16 pm


LİSTEN TO MY HEARTBEAT



Sessizlik. Yalnız kaldığı her anda olduğu gibi yine derin bir sessizliğin içine gömülmüş durumdaydı büyücü. Kendi halinde olmaya alışkındı; bir klasik haline gelen iç çekişlerinden birini daha gerçekleştirirken, donuk, ifadesiz yüz hatlarından dolayı ne düşündüğü hiç anlaşılmayan ifadesiyle, Muggle icadı sigarasının tadını çıkarıyordu. Bulanık, içini acıtan geçmiş anıları düşünülürse, böyle olmaya alışmaması çok şaşırtıcı olurdu. Sigarasından oluşan dumanı yavaşça havaya bırakırken bir zamanlar tamamen yalnız ve tek başına yaşam süreceğine uzun süre boyunca inandığı, şimdi ürkütücü gelen günlerini anımsadı. Yüzüne ufak bir tebessüm gelmişti istemsizce, ne zamanlardı ama diye düşünmeden edemedi. Hayatındaki ani değişime şaşkındı aslında, çok da uzak olmayan o günler şu an sanki hiç yaşanmamış kadar puslu ve kesik canlanıyordu gözünde. O günler adeta ruhu başka birinin bedenindeymişçesine yabancı, manasızdı. Şimdi ise yaşamını anlamlandıran varlığın etkisiyle, bambaşka biri halindeydi. Düşüncelerinin etkisinden sıyrılıp, günün sonu yaklaşırken cılız bir çabayla ışık saçmaya çabalayan güneşe doğru cesurca baktıktan sonra, kuledeki manzara keyfinin sonlanması gerektiğinin farkına varmıştı. Kaldır kıçını Kelvin. Oldukça seviyeli(!) tarza sahip olan iç sesi yine devreye girmişti, artık hazırlanma vaktiydi.

bir-iki saat kadar sonra, göl kenarı.

Güneş artık gökyüzünden kendini çekmiş ve yerini karanlığa bırakmıştı. Genç büyücü, bu karanlığın içinde ince gövdeli bir ağacın dibinde otururken, zihninde yankı bulan tek düşünce, tek isim, tek varlık vardı: Barbara… O, uzun süre kendi yalnızlığına mahkûm olduğu dünyasını aydınlatan ışığıydı ve emindi ki, yaşamını anlamlandıran yegâne kişiydi. Onunla anlam bulup, onunla gerçek benliğini, kimliğini yakalamıştı ve böylesine sessiz, karanlık bir ortamda, tek başına hiç kuşku yok ki onun için bekliyordu. Öğle saatlerinde, akşam onu göl kenarında bekleyeceğine dair bir not göndermişti; böyle sürprizlerle beraber vakit geçirmeleri hoşuna gidiyordu. Zaten cadının olmadığı zaman dilimi, olaylar ne denli iyi olabilirdi ki? Elinde yeterli gücü olabilseydi, her anını onun yanında, birlikte geçirebileceğinden zerre kadar kuşkusu yoktu, hatta bunun için can atıyordu. Toprak zeminden gelen ayak sesleriyle aniden irkildiğinde, düşünceleri duman gibi hızla havaya karışıp kaybolmuştu. Işığın hayli az olduğu anlarda, yalnızca bir siluet görebiliyordu önünde kendine yaklaşan. Lakin ne kadar karanlık olursa olsun, bir siluetten dahi onu tanıyabilecek kadar net biçimde yer etmişti görüntüsü hafızasında. İçini kaplayan sıcaklık, bunca zaman birlikte olmalarına karşın sanki ilk kez görüşüyorlarmış gibi heyecanla yükselen kalp atışları, içindeki sıcaklıkla tezat oluşturan buz gibi soğumuş teni ve yüz hatlarına yerleşen doğal, büyük bir gülümseme… İçinde bulunduğu vaziyet en iyi bu şekilde tarif edilebilirdi. Heyecanına rağmen soğukkanlı ve tok çıkan, Barb’ı etkilediğini bildiği ses tonuyla konuşmaya çabalamıştı hemen. “İyi akşamlar, güzel bayan.” Karanlıkta seçmekte zorlanabileceğini düşünse de, öyle olmadan cadının sağ eline yavaşça uzandı ve zarif bir öpücük kondurdu. “Bu büyücünün gecesini anlamlandıracaksınız.” Anlamlı biçimde gülümsedi ve ışıksız ortamdan faydalanarak ağacın arkasına çevirdi gözlerini, gece için hazırladıkları oradaydı ve ışığa kavuştuklarında her birini kullanacaktı.



____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Barbara Elvfsie
Slytherin
Slytherin
avatar

RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : Görücü
Karakter Yaşı : 18
Gerçek İsim : Başak of korz. :')

MesajKonu: Geri: hayallerin ucunda.   Cuma Tem. 25, 2014 3:50 pm




   
   
   
LİSTEN TO MY HEARTBEAT



ilahi bakış açısıyla.
Elinde kavradığı notu hiç bir şekilde kırıştırmamaya özen göstererek, gözlerini ondan ayırmamış saatlerce aynı cümleleri tekrar tekrar okumuştu. Her bir kelimeyi içine sindiriyor benliğiyle bütünleştiriyordu. Sanki o ilk günden beri duyduğu heyecanını alevlendiriyor, sadece düşüncelerini değil bedenini de yakmasını sağlıyordu. Bu sefer bir karadul gibi erkeği ile işi bittiğinde onu öldürmeyi değil, genç büyücüyle yaşamını sürdürmek istiyordu. Gözleri kafasında dönüp duran düşünceleriyle birlikte havanın kararmakta olduğu pencereye doğru çevrildi. Güneşin batımını yavaş yavaş izledikten sonra, aklında bulunan bütün düşünceleri de çekip alıyordu. Yavaşça oturduğu yataktan kalktı, iç cebinde her zaman olduğu yerde olması gereken asasını kontrol etti ve derin bir nefes aldı. Üzerindeki salaş ceketi ve içindeki ince bluzunu düzelttikten sonra kendini akşamın serinliğine ve genç adamın kollarındaki sıcaklığa bırakmanın isteğiyle eskimiş olan kapıya yöneldi.

yaklaşık on beş dakika sonra.
göl kenarı.

tekil şahıs ağzından.
İçimdeki heyecanı bastıramayacağımı anlayınca tek çarem olarak derin derin nefesler almaya başlayıp, sadece bu akşam geçecek muhteşem dakikalarımıza odaklanmaya çalıştım. Ama yapabilecek bir şeyim yoktu. Kelvin'i ne zaman aklıma getirirsem getireyim, *yada bir dakika. onun aklımda olmadığı zamanları çıkarırsak her şey daha net açığa çıkabilir.* içimdeki kıpırtıya engel olamayıp, hem bedenimin hemde ruhumun arzuladığı genç büyücüyle olmak için can atar bir durumda oluyorum. Uzun zamandan sonra, uzun ve karanlık yıllardan sonra, hayatıma giren ve hayatımı aydınlığa kavuşturan, beni yeniden ben yapan sevgilime, ne kadar teşekkür edebilirim ona daha fazla nasıl sevgimi gösterebilirim onu daha ne kadar içime sindirebilirim bilmiyordum. Her adımımla oda yaklaştıkça, akşamın ılık ve serin rüzgarı onun kokusunu bana getiriyor, sanki ellerim saçlarında geziniyormuş gibi kendimi ona o kadar yakın hissettiriyordu. Ayaklarımın altında gıcırdayan kurumuş yaprak sesleriyle birlikte genç adamın siluetini ancak seçme fırsatı bulmuştum. O da hışırdayan yaprakların sesini duymuş olmalıydı ki, olduğu yerden kalkıp, sigarasını diğer bir yana bırakıp kendine çeki düzen vermeye çalışmıştı. Aramızda çok az bir mesafe kala durmuş, birbirimizin yüz hatlarını ezberlercesine bir süre bakıştıktan sonra genç büyücünün sesi kulaklarımda yankılanmış ve hafif bir irkilme yaşamama sebep olmuştu. Yavaşça uzanıp sağ elime zarif bir öpücük kondurduktan sonra nezaket sözleri içeren cümlelerle ruhumu okşamayı başarmıştı. Etrafın loş ve karanlık olmasını özellikle tercih etmiş olmalıydı ki, Kelvin benim sevdiğim şeyleri yapmaktan her zaman hoşlanırdı. Olduğum yerde öylece kalakalmış olsam da, yavaşça genç büyücüye doğru bir adım attım ve yüzüne doğru uzanırken dudaklarına hafif, kısa süreli bir öpücük kondurmuştum. Aramızdaki mesafeyi koruyarak dudaklarına doğru fısıldadım. "Genç cadı sizinle böyle güzel bir akşam geçireceğine onur duyacaktır, Bay Creighton." dedikten sonra hafifçe bir tebessüm attıktan sonra ellerini tutarak onun beni nereye doğru çekeceğini beklemeye başlamıştım.

____________________________________________________________________________________________________
.
.




   
   
   

*sizce de kendis her haliyle mük değil mi*


bitch please:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kelvin Creighton
Slytherin
Slytherin
avatar

RÜTBE : VII. SINIF
Karakter Yaşı : 18.
Gerçek İsim : rıza.

MesajKonu: Geri: hayallerin ucunda.   Salı Tem. 29, 2014 5:11 pm


LİSTEN TO MY HEARTBEAT



Cadının varlığı gecesine anlam katmaya başladığı andan beri kendini iyi hissetmeye başlamıştı genç adam. Bir insanı sadece görmek ile nasıl bu denli etki altına girebilmiş olabilirdi, bunu hiçbir zaman açıklayamamıştı; bu hisleri ortaya dökebilecek bir dil henüz keşfedilmemiş olmalıydı. Karanlık, loş ortamda seçebilmesi kısmen zor olsa dahi kızın ellerini kendi ellerinde hissettiği andan itibaren doğrudan gözlerine odaklanmaya çabalamıştı. Kendisini cadının bakışlarında kaybolup gidebilecekmiş kadar ona ait, dünyanın en güzel yerindeymiş kadar huzurlu ve istediği her şeye ulaşabilmiş kadar mutlu hissediyordu. Öylece kalmanın anlamsızlığını fark etmesinin hemen ardından sağ elini Barbara’nın hafif esen rüzgârın harekete geçirdiği saçlarına uzatmıştı. En ufak yanlış hareketinde zarar görecekmiş kadar dikkatli ve kibar biçimde okşuyordu. Kızı biraz daha kendine yaklaştırdıktan sonra saçlarının kokusunu içine doldururken yavaşça öpmüştü; bu hareketi hem kendisi seviyordu, hem de onun hoşlandığını biliyordu. Hayranlık dolu bakışları ise hâlâ üzerindeydi esasında çok sürmeyen ama saatler geçmiş kadar uzun ve iyi hissettiği anlarda. “Seni çok özledim.” Kelimeler dudaklarından usulca dökülmüş, sesi özlemini apaçık belli edebilecek tonlamada çıkmıştı. Koca yazı görüşemeden geçirmek zorunda kalmışlardı ve bu yüzden, her anlamda berbat bir yaz geçirdiğini düşünüyordu. Kelvin, Barbara’nın olmadığı süreci iyi olarak görebilir miydi ki?

Cebinden asasını çıkarıp, fısıldadığı büyü ile asasında beliren beyaz ışık ile ortalığı biraz daha aydınlattığında göl kenarına ilk geldiği anda ağacın arkasında bıraktığı kırmızı güle uzanmak için eğildi aniden. Vücudu tekrar dik vaziyete geldiğinde, bir kez daha kendini öylece cadıya bakarken bulmuştu. Acaba bir masalda veya rüyada olabilir miydi? Aradan geçen zamana karşın göz göze geldikleri her anda aynı tepkiyi veriyor, değişen süre zarfları boyunca sessiz, hareketsiz biçimde yalnızca karşısındaki güzelliği izliyordu. “Beni bu kadar etkilemek hoşuna gidiyor, değil mi?” Hafifçe çattığı kaşları, şaşkın ve sevimli olması için çabaladığı çehresi ve kızın sevdiğini bildiği kirli sakallı hali ile mümkün kılabildiği en sempatik şeklini almaya çabalamıştı. Hâlen elinde tutmakta olduğu kırmızı gülü yavaşça kıza uzatırken, dudakları yeniden aralanmıştı sesini ona ulaştırabilmek için. “Biliyorum, bu gülü ve anlamını çok seviyorsun.” Gül romantik ortamlarda akla gelebilecek klasik çiçek olsa da, sesindeki imanın yanında yüzüne yerleşmiş olan gülümseme hiç kuşkusuz Barbara’nın cümlenin altında gizli olan asıl anlamı anlamasını sağlayacaktı. Zaten çoğu anda hiç çaba harcamadan aynı şeyleri düşünebiliyor olmaları işini kolaylaştıracaktı. Kıza gülü verdiği anda elleri tekrar buluşmuştu ve açıkçası, bırakmaya hiç niyeti yoktu. Ellerini alıp, adeta buzlaşmış tenine, göğsüne doğru götürmüştü; kalp atışlarındaki hızı onun da fark etmesini istemişti. “Hâlâ ilk görüşmemizdeki gibi.” Dünyadan soyutlanmışa benziyordu ve uzun süre hasretini çektiği kokuyu doyasıya almak, büyüleyici sesi her tonlamasına kadar kulaklarında hissetmek, hangi durumda nasıl olduğunu bildiği gülümsemeyi görmek istiyordu. Gözleri dikkatle kızın üzerindeyken, tutmakta olduğu ellerini bırakmış ve iki elini de beline doğru götürerek sarılmış, hafif baskı uygulayarak kendine doğru çekmişti. Yüz hatlarına, gözlerine bu denli yakın olmak öyle harikaydı ki, fazla süre geçmeden dudaklarını, dudakları ile buluşturmuştu. Göz kapakları görebileceği en muazzam suretin karşısında olduğunun bilinciyle kapanmıştı ve elleri kızın vücudunu her an daha sıkı kavramaya başlamıştı. Bir an için dudaklarını uzaklaştırmıştı, nefesinin sıcaklığını yüzünde hissetmeye devam ediyordu. Gözlerini ağırca aralayıp, Barbara’nın gözleri ile buluşturdu. “Seni seviyorum.” Bir fısıltıdan farksız çıkan sesi, aralarındaki neredeyse tamamen kaybolmuş mesafeden dolayı rahatça ulaşmış olmalıydı. Ve cümlesini tamamlamasıyla birlikte, bir kez daha dudaklarını kızın dudaklarına götürmüş, ancak bu kez daha şiddetli ve uzun süreli baskı uygulamaya başlamıştı. Kızı daha fazla kendine çekerken, sırtının az önce yaslandığı ağaca yeniden denk geldiğini hissetmişti.



____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Barbara Elvfsie
Slytherin
Slytherin
avatar

RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : Görücü
Karakter Yaşı : 18
Gerçek İsim : Başak of korz. :')

MesajKonu: Geri: hayallerin ucunda.   Çarş. Tem. 30, 2014 8:20 pm




   
   
   
LİSTEN TO MY HEARTBEAT



Dudaklarını her defasında dudaklarımla buluşturduğunda bedenim daha fazla titriyor ve istemsiz olarak dudaklarının bastırmak istediği hafif ve küçük inlemeleri hissetmesini sağlıyordum. Elimi yanağına koyup yavaşça okşamaya başladım. Baskılı ve hafif sert öpüşleri adeta bedenimi deliyor, beni başka bir boyuta sürüklüyordu. Ellerim istemsizce saçlarına doğru kayarken genç adamı da kendime çekmeyi başarmıştım. Uzun süredir hissedemediğim o dayanılmaz parfümü tekrar içime çekmek, benim için adeta cennetten bir yer vaat ediyordu. Kalp atışlarını hissedebiliyordum ki, oda bedenimle her defasında buluştuğunda benimkini hissediyordu. Elleri yavaşça kalçalarıma ve belime kayarken kendimi ona yaklaştırmaktan başka çare bulamamıştım. Sanki dünya şuan bizim etrafımızda dönüyor, hiç bir güç bizi bu tutku dolu sahneden koparamayacakmış gibi geliyordu. Zamanın durmasını diliyordum.
Hayatımı adadığım erkekle geçirdiğim dakikaları kaybetmemek, onların her saniyesini dolu dolu yaşamak..

Yeniden yavaşça ellerini genç büyücünün boynuna doğru kaydırırken, dudaklarını hafif bir şekilde geriye doğru çekti. Gözleri, gözleriyle buluştuğu anda boynuna doğru nefes nefese kalmış, fısıldarcasına genç adamın dudaklarından dökülen o cümle genç cadının kalbini fethetmeyi gerekecek iki kelimeyi içeriyordu. "Seni seviyorum." Dudakları yeniden birbirleriyle buluşurken genç kız, genç adamın kollarına hapsolmuş, hissettiği derin huzurla birlikte kendini tamamen ona bırakmıştı. Böyle durumlarda kontrol edilmeyi severdi Barb. Çünkü kendisinin azda olsa pasif kalabileceğini tahmin edebiliyordu. Genç büyücünün sırtı arkasında bulunan ağaçla çarpışınca hafifçe irkilen genç cadı, ellerini boynundan, geniş omuzlarına doğru kaydırmıştı. Hiç bir zaman etkileyiciliğini yitirmeyecek olan yegane şey, genç büyücünün vücut hatları ve omuzları olsa gerekti. Kelvin'in vücuduyla tamamen tanışmasa da, gözleri iyi bir izleyiciydi. Erkeğini her ne olursa olsun seveceğini biliyordu ama, genç büyücünün vücudu onu baştan çıkarmakta gerçekten çok başarılıydı. Genç cadı, şuanda birbirlerini delicesine öperken genç büyücünün dudaklarını hesaba katmamıştı ama şuan onu umursayacak durumda değildi. Kontrolünü tamamen kaybetmişti. Kendini onun bedeninde kaybetmek istiyor, tamamen ona ait olmak istiyordu. Her ne kadar yanıp tutuşan bir arzuyla her seferinde küllerinden yeniden doğsa da, bu ihtimalin şuan gerçekleşme olasılığının ne kadar düşük olduğunu biliyordu. Sadece beklemekten başka yapabileceği bir şey yoktu. Ama biraz ileriye gitseler ne olurdu ki? Hayatının en muhteşem gecesini geçirmiş olurlardı sadece. Genç cadı ellerini genç büyücünün omuzlarından çekerek gömleğinin ilk üç düğmesini açmaya doğru koyulmuştu. Kelvin'in hızla artan nefesleri eşliğinde kısa bir süreliğine dudakları birbirinden ayrılıp, gözleri gözleriyle buluşmuştu. Genç büyücü biraz şaşkın olsa da, yüzünde tatmin olmuş gibi bir gülümsemeyle genç kızın saçlarını okşamaya devam ediyor, vücuduyla kendisine baskı yapmayı sürdürüyordu. O da arzularını açıkça belli etmişti ki, Barbara bunun nereye doğru gideceğini tam kestirememişti. Dudakları yavaşça genç büyücünün boynuna doğru indi ve yavaş bir şekilde öpmeye başladı. Genç adam bundan gayet memnuniyet duyduğunu fısıldamalarıyla belli ediyor, bu gece burada o da kendisini genç cadıya teslim etmeye hazır olarak görüyordu. Barbara, yavaşça Kelvin'i ağaçtan çekerek kendi bedenini, soğuk gövdesiyle buluşturdu. Dudaklarını yeniden dudaklarıyla buluştururken, saçlarını hızlı bir şekilde geriye doğru attı. Bu sırada aniden tek bacağını genç büyücünün belinde sabitledi ve vereceği tepkiyi ölçmeye başladı. "Sana aşığım Kelvin." diye genç büyücünün dudaklarına dökülen bu sözcüklerle birlikte artık durabileceklerini sanmıyordu. "Sadece senin olmak istiyorum aşkım." art arda ve istemsizce çıkan cümlelerinin daha devamı gelebilecekmiş gibi arada dudaklarını azat ediyor ve genç büyücünün sanki kalemle özen gösterilerek çizilmiş yüz hatlarında gezdiriyordu. "Bu gece benimle birlikte kaybolur musun sevgilim?" dedikten sonra yavaşça kendini çekip, başını ağaca doğru yaslamıştı genç cadı. Yüzünde, içinde hakim olamadığı şehvetin verdiği gülümsemeyi takınarak genç büyücüden gelecek tepkiyi beklemeye başlamış, bu sırada boş durmayarak elleri, onun bedeninde uçsuz bucaksız bir keşfe çıkmaya koyulmuştu.

____________________________________________________________________________________________________
.
.




   
   
   

*sizce de kendis her haliyle mük değil mi*


bitch please:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kelvin Creighton
Slytherin
Slytherin
avatar

RÜTBE : VII. SINIF
Karakter Yaşı : 18.
Gerçek İsim : rıza.

MesajKonu: Geri: hayallerin ucunda.   Paz Ağus. 03, 2014 2:27 pm


LİSTEN TO MY HEARTBEAT



Dudaklarını, cadının dudaklarına götürdüğü ilk anlarda bu kadar kontrolünü yitireceğini ve sevgilisinin onu bu denli baştan çıkarabileceğini hiç hesaba katmamıştı. Ancak âşık olduğu ve zaten arzuladığı genç kız Kelvin’i etkilemekte öyle başarılıydı ki, onu istediği şekilde kontrol edebiliyordu. Genç büyücü bunun bilincinde olsa dahi engel olmayı başarabilmiş değildi, dahası engel olmayı istiyor gibi de durmuyordu. İşleri kontrolü altında tutmayı sevse de -ki Barbara’nın da böylesini sevdiğini biliyordu- o anlarda bilincini biraz yitirmiş olabilirdi. Cadının dudaklarını boynunda hissettiği anlarda, aldığı hazzın etkisiyle fısıltı halinde çıkan seslerinin farkında değildi. Nereye varacaklarını kestiremiyordu, lakin durmak istediğini hiç sanmıyordu. Zaten her durumda Barbara ile birlikte olma arzusu ortaya çıkabiliyor, bazı anlarda kendini birlikte olduklarını düşünürken bulabiliyordu. Şu an ise bu arzu cadının hareketleriyle doruk noktasına ulaşmış, beyninde dolanan tek düşünce, tüm hücrelerine egemen olan, içini yakıp kavuran tek şey genç cadı ile tek vücut olmaları olmuştu. Ve sevgilisinin tavırlarından aynı isteği ve arzuyu onun da hissettiğini rahatlıkla anlayabiliyordu. Her öpüşünde daha fazla haz aldığı dudaklarında kendini adeta kaybediyor, dünyanın en güzel kokusu olduğuna yemin edebileceği kadar hoş olan saçlarında ellerini gezdiriyordu. O esnada genç kızın tek bacağını kendi belinde hissettiği an, tarif edemeyeceği bir haz hissetmişti. Cadının özenle yaratılmış olan vücudunu ilk kez kendine bu kadar yakın, kendi vücuduyla bu kadar temas halinde görüyordu. Güzel dudaklarından dökülen her kelime ise Kelvin’i daha fazla baştan çıkarıyordu. Ağaca yaslanan cadıya bakarken, şehvet genç büyücüyü tamamen esir almıştı sanki. “Seni istiyorum sevgilim.” Sesi kısıktı, fakat bir o kadar etkiliydi ve arzusunu belli ediyordu.

Artık daha fazla kelimeye, cümleye ihtiyaç durmuyordu büyücü. Barbara’nın bakışlarına, hareketlerine, güzelliğine kendini kaptırmış, delicesine bir istekle bedenini, ruhunu arzulamaya başlamıştı. Aralarında fazla olmayan mesafeyi çabuk kapatırken, dudaklarını yeniden uzun süreli bir baskı eşliğinde kızın dudaklarıyla buluşturmuş, onu baştan çıkarabilmek için yapabileceği en etkili öpücüğü gerçekleştirmeye çabalamıştı. Biraz önce belinde hissettiği bacağına uzanan eli, dizinin hemen arka kısmından daha yukarıya doğru yavaşça uzanmış ve tekrar beline doğru çekmişti. Bu esnada kendi vücuduyla da cadıya baskı uyguluyor, onu daha fazla hissetmesini sağlıyordu. Artan kalp atışları ve hızlanan soluğunu kontrol edemiyorken ellerini, elleriyle buluşturmuştu. Onları kendisi kontrol ederek, geniş ve etkileyici olduğunu bildiği omuzlarına ve ardından boynuna götürmüş, kızın kendisinden destek almasını sağlamak istemişti. Dudaklarından boynuna doğru ilerlerken, cadının sesini ve saçlarına uzanan ellerini hissedebiliyordu. Hâlen boynuna yavaş ve etkili öpücükler konduruyor, Barbara’yı etkilemek için elinden geleni yapıyordu; sanki o an dünyada anlamlı olan tek hareket, yapabileceği tek şey cadıyı etkilemek, onun haz almasını sağlamakmış gibi bunu yapıyor, kendisi zevk almasının yanında onun da zevk almasını delicesine istiyordu. Boynundan tekrar dudaklarına yöneldiğinde, cadının diğer bacağını da kendine doğru çekip, ellerini bu kez kalçalarına doğru götürmüş ve iyice kavramıştı. Arkadaki ağaca yaslanmış ve elleri Kelvin’in boynu ile saçları arasında gidip gelen kızı, kalçalarından tutarak kendi kucağına almıştı dudaklarını ayırmadan. Çok geçmeden toprak zemine doğru inmiş ve sırt üstü biçimde tamamen uzanmıştı cadı kucağındayken. Kalçalarından ayırmadığı elleri yavaşça hareket ediyor, o an için hafif dokunuşlar gerçekleştiriyordu. Ancak etkileneceğini iyi bildiği için aniden kendisine doğru baskı uygulamasıyla birlikte, vücudunu çok daha iyi hissetmesiyle verdiği tepkiyi işitmişti cadının. Her an daha fazla kendi vücuduna doğru bastırıyor ve cinsel organını da daha fazla hissetmesini sağlıyordu. “Beni tamamen hissetmeni istiyorum aşkım.” Zaten üç düğmesi açılmış olan gömleğinin kalan düğmelerini de kendi elleriyle açıyorken, yaprakla dolmuş olan toprak zeminden hiç rahatsızlık duymayacak kadar soyutlanmıştı o an. Elleri bu kez onu baştan çıkaran kalçalarına değil, aynı etkiye sahip olabilen beline doğru yönelmiş, kızın vereceği tepkiyi ölçmek için beklemeye geçmişti. Artık durmak istemediği ele veren bakışlarından bir haber, cadının isteğine göre hareket etmeye karar vermişti.



____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: hayallerin ucunda.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
hayallerin ucunda.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Göl Kenarı-
Buraya geçin: