AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
ACCIO WIDGET!        
Yönetim
Puanlar
Enler
Pano

Paylaş | 
 

 Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Wilhelm Bachmann
Slytherin
Slytherin
avatar

It is absurd to divide people into good and bad.
People are either charming or tedious.



RÜTBE : VII. SINIF
Gerçek İsim : nelif

MesajKonu: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Paz Tem. 13, 2014 10:29 pm


çok kalite parti kuralları;
300 kelimeyi geçmeyek iyi olur. Yoksa Leilah katılır partiye.
Sırayı takip etmek mühim değil biraz high olabilirsiniz ok.
Her şey serbest ama Will'in üstüne kusmayın.
İnsanları izinsiz öpmeyin- Şaka şaka yumulun.
Lütfen ertesi gün yüzünüzü kızartıcak şeyler yapın.
Bu kadar, bb.

____________________________________________________________________________________________________
::
 


::
 


En son Wilhelm Bachmann tarafından Paz Tem. 13, 2014 10:50 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wilhelm Bachmann
Slytherin
Slytherin
avatar

It is absurd to divide people into good and bad.
People are either charming or tedious.



RÜTBE : VII. SINIF
Gerçek İsim : nelif

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Paz Tem. 13, 2014 10:46 pm


Bu dönem, partinin düzeni Mr. 3 no’lu Bachmann’a verilmişti. Wilma’nın ondan büyük olduğu bir dünyada parti dizaynı baya can sıkıcı bir durumdu çünkü Ms. 2 no’lu Bachmann devamlı her halta karışmayı kendisine hak görüyordu. Neden acele edip de annesinin karnından önce çıkmamıştı? Oh, durun, bu keyfine ve rahatına düşkün Wilhelm’di. Tabii ki partiye divalar en son teşrif ederdi.
Toplantı salonu baya bir zengin ve ihtişamlı zevkleri olan Wilhelm’in asasıyla şekillenecekti bu dönem. Hiçbir lüksten kaçamazdı çünkü asası olan insanlar böyle yapardı. Salon’u olduğundan daha geniş tutan bir büyü, partiyi de olduğundan daha sessiz kılacak ikinci bir büyü. Eşyaları oradan buradan toplamak zor olmamıştı ve eğlenmek isteyen diğer öğrenciler de zulalarında ne varsa getirir, ya da oo bunun üstünde güzel sızılır dedikleri koltukları şöminenin karşısına yığmaktan çekinmezlerdi.
Kollarını gövdesinde bağdaştırıp yarattığı manzaraya memnun memnun baktı. Şık, bordo perdeler, yanan bir şömine, nerden bulduklarını bilemeyiz belki The Dude’un evinden yürütülmüş bir halı ve tertemiz içki bardakları; ağırdan eşlik eden bir müzik. Ortadaki potu kim getir- Buraya sansür atıyoruz şimdilik.
Her şey fazlasıyla şık ve uslu bir aile toplantısı gibi duruyordu. Odanın en güzel yerine asılı Bayan Kuzguncuk’un portresi kendilerini dalgalı kızıl saçlarıyla koruyacak ve onlara %15 votka resistance buff’ıyla kutsayacak ve salona yaklaşan herhangi biri varsa haber verecekti.
Artık bir Britney Spears klibi çekmeye hazırlardı. If u seek me- Demezdi Mr. Bachmann çünkü o harika ve asil genlere sahip bilinçli bir çocuktu. Ve eminim kafası orada ne denmek istediğine de basmazdı. Akşamın ilk sigarasını yaktı ve odaya doluşmaya başlayan öğrencileri yavşak bir sırıtmayla karşıladı.
“Yeşil periyi kim getiriyordu bu akşam?”
“Eöh. Daha yeni başladık Will, geri bas.”


____________________________________________________________________________________________________
::
 


::
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Kohlver
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar

It's a beautiful day to give me money

RÜTBE : VII. Sınıf
Karakter Yaşı : 17
Uyruk : İsveç/İngiltere
Gerçek İsim : gazanfer
Lakap : mattie

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Çarş. Tem. 16, 2014 7:16 pm

İtiraf etmek istemese de parti akşamı biraz ders çalışmıştı Mattie, çünkü kuul çocuk takılması onun içten içe inek bir Ravenclaw olduğu gerçeğini değiştirmiyordu, Muggle anne babasnın tırt fakir evine geri dönmemek için mezun olunca tşklı bir bakanlık işine kapak atmalıydı ve guess what bu da ders çalıştırmayı gerektiriyordu. Zor olmuyordu tabi, zeki çocuktu Mattie (: depresif depresif felsefe yapmaktan ve çılgınca enstrümanlara abanmaktan kalan zamanda ders çalışabilirdi, ne olacaktı yani. Herkes zengin Slytherin piçleri gibi mezun olunca da all day all night partiye devam edecek, ya da ne bileyim damarlarındaki asil kan eşliğinde intik am peşine düşecek kadar raad yaşamıyordu.
Yırtık pırtık dar pantolonu ve kapşonunu başına geçirdiği siyah üstüyle tüm punklığıyla girdi partinin olacağı alana. Daha çok asosyal ve bir kaç gündür duşunu ihmal etmiş gibi bi havası vardı ama -saçları azcık yağlı olabilirdi tmm mı, temizdi ama .s- o punk olduğuna inanıyordu, evet. Daha pek kimsenin gelmediğini görünce zaten dandik olan hayatında hiçbir şeyin yolunda gitmediğini düşündü ve ergenlik bunalımında daha derinlere daldı. Stalkerı zengin Bachmann ordaydı ama, evet güzel. Ya da değil. Mattienin gelecek planları iki yola ayrılıyordu, kendi başına bakanlıkta gzl bi işe kapak atmak -ki bu işlek yerde büfe açmanın büyücü versiyonuydu- ya da zengin bir slytherin bulup hayatının geri kalanını malikanelerde şampanya falan içerek geçirmek. Bütün gün zarifçe çay içerek elitliğe elit katmak. toprak yolda stilettoyla yürümek. İngilizlerin ne yaptığı konusunda pek bir fikri yoktu, Mattie kısmen İngilizdi ve hiç asil değildi. Chav olduğunu reddettiği, ama biraz chavı andıran bir aksanı ve fazla düzgün olmayan bir İsveççesi vardı [slm jorgenler ((:] bu haliyle kendi başına zengin ortamına giremezdi, bu yüzden bir Çin prensesiymişçesine kaleyi içten fethedecekti. Bu da Bachmannlardan biriyle evlenmeye tekabül ediyordu ki, açıkçası pek farketmiyordu ona. Wilmanın manyak bir karı olduğunu yüz metre öteden anlaması dışında, nope.
''Hey Will.'' dedi ergenliğini doruklarında yaşamasına rağmen bir şekilde qarizma olabilen sesiyle, elini çocuğun cebine sokup kaliteli sigarasından bir dal aldı ve ağzına yerleştirdi. ''Bye Will.'' dedi kenardaki rahat görünen yerlere doğru meyillenerek, yürürken bir yandan sigarasını yaktı ve tüm kuulluğuyla dvm etti.

____________________________________________________________________________________________________

a day in the life of mattie: ortak parti special:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Frida Jørgen
Gryffindor
Gryffindor
avatar

I don't need alcohol to make bad decisions

RÜTBE : VI. SINIF
Karakter Yaşı : 16
Uyruk : swede
Gerçek İsim : gazanfer

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Çarş. Tem. 16, 2014 7:59 pm

Partiye cübbeyle gelen loserlardan olmak istemiyordu. Normal bir okul gününde bile cübbe giymek gayet yararsız bir şeyken, partiye? Kamoon. Frida güzel bacaklı bir liseli qızdı ve her güzel bacaklı liseli qız gibi bunu göstermekten çekinmiyordu. Malum, ergenliğin birincil amacı dikkat çekmekti ve Frida da gereğinden fazla marji bir ergen değildi. Kısmen. Baktığınız açıya bağlı. Ana prensipler tutuyordu.
Uzun bir kazak mı, kısa bir elbise mi olduğunu anlayamadığı, salaş durması garanti yün kumaş topağına bir bakış attı ve elbise olabileceğine karar verdi. Sonuçta önemli olan nasıl kullandığıydı değil mi. Sırt dekolteli kokteyl elbisesi giyecek kadar elit olamaması onu her ne kadar üzse de sdkfjaldsf loljk kazak/elbisede tşk yayması kolaydı ve Frida için mühim olan buydu. Aynada kendisine bir bakış ayıp omuz silkti, görünmemesi gereken bir şey [y.n.: bir Jorgen için bu alan yok gibi bişeydi ama olsun] görünmüyordu ve bu yeterliydi.
Kazağımsı bir elbiselikteki elbisemsi kazağının cebine birkaç şeker ve lolipop atıp -alkolün tadı çirkindi ve bunu kabul etmeyenler numara yapıyordu, fin- gölgelerden sürterek parti alanına indi. Bu saatte etrafta kimse yoktu zaten ama kim kleptoman tadında yaşadığı hayatında biraz daha aksiyon istemezdi ki?
Büyüyle genişletilmiş odaya botlarını yere vura vura girip, parti düzenleyicisi zengin Slytherinin yanına attı kendi. Aşağı yukarı aynı boyda olmalarından sadistçe bir zevk aldı, botlarının ergegsi kalın topukları sağolsun birkaç santim fark atmış bile olabilirdi hatta (insert liseli gülüşü here) testosteron parayla satın alınmıyordu tabi.
Dirseğini çocuğun omzuna yaslayıp -kişisel alan mı, o da ne- yavşakça vücudunu ona göre meyillendirdi. Seksi, kıvrımlı seductive kadın yavşaklığıyla alakasız bir şeydi bu, daha çok ahıhaı cuara var mı knk benim paket yanımda değil yavşaklığıydı. Zira sonrasında olan da aynen buydu; ''Heey Will.'' dedi az önceki soğuk nevale Ravenclawın aksine özlediği bir arkadaşını görmüş gibi sesini şenlendirerek, o tarz bir tınıya içtenliği kazadıran özlem duygusu eksikti ama, olsun. ''Aldım bunu sağol, ikizin nerde?'' dedi işkillendirici bir eli hafiflikle aldığı sigarasını elinde çevirerek. Gerçekten, kaşla göz arasında işini halletmişti ve şüphelendirici olup olmamasıyla ilgilenmiyordu, en kolay yol buydu ok. Kibar kibar istemeye kim uğraşacaktı. Başını çocuğa çevirip göz teması kurdu ve sırıttı, ikizi kadar güzel bir çocuktu ve anne babalarına tebrik mektubu yazası gelmişti, hlldi gerçekten.

____________________________________________________________________________________________________
''Your dress is too short'':
 


karakter özeti:
 

quidditch oynarken saçını nabıyon frida:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wilma Bachmann
Slytherin
Slytherin
avatar

i believe in hate at first sight

RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : -
Gerçek İsim : nelif

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Çarş. Tem. 16, 2014 8:22 pm


Köşede tekli bir koltuk vardı ve Wilma tüm yorgunluğunu orada çıkarmaya istekli gibiydi. Sakince oturmuş, bacak bacak üstüne atmış ve sağ elini de şakağına dayamıştı. Wilhelm için bu tanıdık porte annelerini hatırlatmıştı.
Sarı, dalgalı saçlarını sol yanına savururken bile hala tasvip etmediği şeyler vardı Wilma’nın. Fakat ‘alt tarafı bir parti Wilma, kafa ütüleme.’ Gibi baştan savma lafları işitince elbetteki karışmamaya ve rezil olacaksa da kendi başına olmaya bırakmıştı Will’i. Erkek kardeşine güvenmediğinden değildi. Wilma daha çok kendisine güvenirdi. Fazla partilerde ömür bitiren insanlar değillerdi; abileri keraneci ve son zamanlarda haber alınaman Lloyd –Netzach- Bachmann gibi. Fakat iyi bir şey gördüklerinde anlarlardı. Zenginlik böyle bir şey arkadaşlar. Ne kadar betimlesek de anlayamazsınız. (: O şampanyanın çıkardığı köpük köpük- nys
Hah işte tam da mevzunun üstüne Matthew gelmişti. Will’in kafa ütüleyecek derecede adını spamladığı ve görmeden de şıp diye tanıyabileceği şu çılgın Matt. İsveçli olup fakir kalmayı başarabilen ve Hogwarts’da su kıtlığı varmışcasına idareten yaşayan Matthew. Dış görünüşünün güzel olduğunu Wilma bile reddedemezdi. Hayatın anlamını çözmüş ve bundan pek memnun kalmamış ifadesine bakınca Wilma şanslı hayatında daha da şanslı hissediyordu. Matt’in üzerinde bu kadar düşünmeye değer miydi bilmiyordu ama zehirli aurası olan insanların tadını hiçbirimiz reddedemeyiz öyle değil mi? Viktor?
Hah- bu gün kimin eli kimin cebindeydi gerçekten bilemiyordu ama daha parti başlamadan Will’in etrafındaki pervane sayısının artması… Ugh- erkek kardeşini onlardan korumak Wilma’nın birincil göreviydi. Çünkü Will salak olmamasına karşın kandırılması da zor biri değildi. Tabii ki kardeşinin sıkılganlık lvlını en iyi Wilma bilirdi ama olur ya aşk opsiyonel bir şey değildi.
“Buradayım Frida. Asıl sen neredesin?” Parti saatine henüz on dakika olmasına karşın- Koltuktan kalkarken bile asildi ve seksiydi. Catwalk yürüyüşüyle Frida’nın öbür yanında dikilip kazağı şöyle bir kaldırdı. Sadece işaret ve baş parmağıyla. “Tanrım. Bunu nereden buldun?” Kaşlarını kaldırıp kıza baktı ve çemçük sırıtışını bastıramadan birkaç saniye süzdü ve Frida'nın bundan duyacağı rahatsızlığı düşünüp gözlerini de uzun süre üzerinde dolandırmaya özen gösterdi. “Elbiseyi güzel göstermişsin. Ya da kazak. Ya da her neyse.” Çuval giyse de yine güzel olur lafı- ugh gerçekten insanlar bunu ciddiye almamalıydı.

____________________________________________________________________________________________________
Your silver skin that crawls in rhythm, sweats like spring returns me to the deathwish:
 

::
It's cute in a way, till you cannot speak And you leave to have a cigarette, knees get weak:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Freyja Jørgen
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar

RÜTBE : VII.SINIF
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 17
Uyruk : İsveç
Gerçek İsim : nelif
Yaş : 26
Lakap : Alien Doll

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Perş. Tem. 17, 2014 12:36 am


Aaa parti. Freyja partilere bayılırdı çünkü lunatic davranışları en çok sarhoşlar içerisinde kabul görürdü, tüh. Yani Freyja aykırı ve epik skilleri olan asosyal bi arkadaş değildi. Sadece sosyal değildi. Sosyal olmamak seçimlere bağlıydı, lütfen kararlarına saygı duyalım. Freyja geçen seneye kıyasla biraz daha büyümüştü ama hala aynı sınıftaydı ki bu da benim Hogwarts kurgusu kasma özürlüsü olmamdan ibaretti. Dorian, ah Dorian. Şimdi kim bilir nerelerde hangi güzellere çakıyordun? Tabii ki Freyja böyle düşünmüyor. Düşünemez de zaten, kafası basmaz. Az da olsa sevebildiği adamın çirkin olmasına karşın sekste ve öldürmekte başarılı olması Freyja’yı tabii ki rahatsız etmiyordu. Ona ne? Dorian kendisini sevmeyecekti ve öldürmeyecekti de. Öldürürse üstüne Ayıboğan Freyr’i salardı. Salmamış değildi. Dorian, Jorgen ailesinin koyuşlarına doyamasın, Freyja zulasını tek pakette toplamaya çalışıyordu. “Ağzını skeyim Will” dedi- içinden. Galiba biri duymuştu. “İçkileri sen getir diyen ağzını sksinler Will.” Şişeleri taşımak narin ve stoya beyazı elleri için zor değildi; bilirsiniz Jorgen gücü + Deli gücünü kurt gücüyle çarpıyoruz. Ve Will’in fazla konuşan ağzını da kimin skeceği belli ama olsun.
Şişelerin çıkardığı sesleri kesmek için büyü yapmak yolun yarısında aklına gelmişti. Peşinde devamlı çirkin biri varmış gibi tetikte ve ayak uçlarında yürüyordu. Son koridoru da dönerken karşıdan gelen diğer Jorgen’i gördü. O kendisini görmemişti. Freyja stalkerlıkta en iyi Nelif karakteriydi, liseliler bilmez. Parolayı söyleyip içeri girdi ve ıslak çalarak etrafa bakındı. Vay Jorgen anasını be…
Yanlarına giderken Frida’nın mevzu olan elbisesine- Kazağına baktı? Sonra Wilma’nın giysisine. Kısacık bi kot giymekle hata mı etmişti? Freyja kottan başka bişey giyer miydi? Elbise severdi ama günlük giyinmişti ve davetiye formal suit yazmıyordu. “Yeşil Periyi ben getiriyordum Will.” Sayko kedi suratından anlarsınız, “Geri kalanını da ben getiriyorum Will.” Gözlerini kısmış Will üstünde oluşan target yazısıyla üstüne gidiyordu. Neyseki Wilma araya girmişti ve şişelere yardım etti. Sonra Freyja da sayko kedi halinden kurtulmak için şişelerden en sevdiğini alırken bir sigara yaktı. Sigara ağzındayken pis bir korsan gibi konuştu. “Yakalanicam diye ödüm koptu- Bu sene disipline gidersem Gher beni...“ Koltuğun birine geçip ayağını koldan aşağı sarkıttı. “Bacaklarım ağrıdı ne kadar yürüdüm öyle.” Biç biç sırıtıp Frida’ya baktı şöyle bir. Yorulmuştu. Bu yüzden şarabın ve kadının kalitelisini Kuzeyli Freyja hak ederdi. “Niye kimse yok. Neyse. İçkilerin yanında bişeyler daha getirdim Will- hazır kimse yokken söyleyeyim.” Will bilirdi ama Wilma kaşlarını çatardı çünkü getirme demişti ama sigarası bile afyonlu olan birine vız gelir. “Kızma Wilma önce sen tadıcan.” Epik Jorgen seksapeliyle göz kırptı. Wilma baya tahrik olmuştu. BB.

____________________________________________________________________________________________________
The world is changed because you are made of ivory and gold. The curves of your lips rewrite history.:
 


You will always be fond of me. I represent to you all the sins you never had the courage to commit:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Frida Jørgen
Gryffindor
Gryffindor
avatar

I don't need alcohol to make bad decisions

RÜTBE : VI. SINIF
Karakter Yaşı : 16
Uyruk : swede
Gerçek İsim : gazanfer

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   C.tesi Tem. 19, 2014 12:14 am


Yanlış anlamayın, Frida güzel insanları severdi. Hayatının hiçbir döneminde eziq gibi fangirllük yapacak kadar abartmayacağını umsa da, bakıp takdir ederdi yani, o kadar dünyadan habersiz değildi. Şanslı olduğu konu güzel insanlara aşırı toleranslı ya da normalden farklı davranmamasıydı. Wilma Bachmannın catwalkla yanına gelip creep zengin davranışları sergilemeye başlaması da buna örnek olacaktı zira Frida havadaki samimiyetsizliği koklayabiliyordu. İşte bunlar hep kurtluk. Kızın gözlerini üstünde hissederek başını eğip nereden çıktığı belli olmayan bir çakmakla sigarasını yaktı. Fazla sevmiyordu bile şunu, sporcu kızdı yani lütfen, ugh. Dumanı pek deneyimli olmayan birinin awkwardlığıyla üfledikten sonra başını arkaya atıp fazla dişli elle gülüşüyle güldü. ''Sosyetik arkadaşlarınla karıştırılacak bir halim de yok ama..'' dedi elleriyle yumuşak kumaşı gösterircesine tutarak. Gereksiz iltifatlara gerek var mıydı, really now. ''Gerçekçi olalım, bunu arada pijama olarak kullanıyorum.'' Omuz silkip tekrar kapıya döndü, tırt bir hogwarts partisi için kim güzel giyinmeye uğraşırdı ki. Fridanın öncelikleri farklıydı ve evet, kuzen Jorgen gelmişti.
Ailesi, tuhaf bir şekilde, fil dişi ve gül yapraklarından yapılma, her türlü drug ve lunaticliğe tağmen ortalaması hogwarts tarihini skib bırakan bir stalker olmamasına rağmen onu Freyjayla karşılaştırıp bir şekilde Fridayı daha iyi görebiliyordu. Anlamadığı bir mantıktı bu, belki derslerinin overall fena olmamasından ve Quidditch oynamasından falandı? who knows. Kendini üniversite bursu için uslu davranan jocklar gibi hissediyordu, mühim fark ise uslu olmaması, sadece yaptığını saklayacak kadar masum bir suratı olmasıydı tabii. Ailesinin yanılgısını düzeltecek hali yoktu ama. İşler yolunda gidiyordu, kısmen.
Freyjanın bakışına bunu formal suitle karşılaştıran beynini seviyim dercesine bir ifadeyle karşılık verdi, her an göz devirebilecek gibi bir şeydi. ''Umarım gitmezsin,'' dedi sarcasm olup olmadığı asla anlaşılamayacak bir şekilde. Torbanın yanına gidip içinden, büyücü dünyasına bin şükür, soğuk bir bira alıp kendini Matthewe biraz yakın bir yere attı. ''Tekila mı? İyiymiş. Bana da versene.'' Bu gece alkoller karışacaktı, dürüst olalım.

____________________________________________________________________________________________________
''Your dress is too short'':
 


karakter özeti:
 

quidditch oynarken saçını nabıyon frida:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Kohlver
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar

It's a beautiful day to give me money

RÜTBE : VII. Sınıf
Karakter Yaşı : 17
Uyruk : İsveç/İngiltere
Gerçek İsim : gazanfer
Lakap : mattie

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   C.tesi Tem. 19, 2014 12:19 am


Matthew fazla sosyal değildi. Yani evet, iflah olmaz loserlığına karşın bir şekilde birilerini düşürüp sap kalmıyordu çok şükür ama, bu arkadaş gruplarının aranan adamı olduğu anlamına falan gelmiyordu. Kim bilir, bir gün birbirlerini tamamlayan bir kaç özel kişiyle arkadaş olup(?) yalnızlığını biraz azaltabilirdi ama o zamana dek sosyalleşeceğine yatakhanede post rock dinleyip halının ona ne anlatmaya çalıştığını çözümlemek daha iyi bir fikir mi diye düşünecekti.
Üflemeye üşenircesine ağzını hafifçe açık bırakıp kendi halinde, yavaş yavaş çıkmasına izin verdiği dumanın arkasından odadaki insanlara baktı. Zengin ikizler ve tuhaf kuzenler, dışta kalan Matthewdi. Tabii ki. Hiçbirinden hoşlandığına emin değildi çünkü kamoon- normal insan gibi iletişim kurabileceklerine güvenmediği kuzenlerin cidden çözemediği bir tuhaflığı vardı, Bachmannlarsa, eh... Hayatında hiç bir zorluk çekmemiş bir insanın kafasını yaşayamıyordu Mattie, gerçekten.
En azından içkileri Ravenclaw olan getirmişti, zira diğerinin sevimli yüzünün ardında partiye bir litrelik Glen's getirerek herkes kollarını ve bacaklarını hissetmemeye başlayana kadar bekleyip bütün kaliteli içkileri alıp kaçacak gibi bir şeyler saklıydı. Mattie'nin içgüdüleri daha haklı olamazdı. Herkes Frida böyle işlere bulaşmadığı için şanslıydı.
Aralarındaki etkileşimleri izleyip, yerinden kalkması gereken zamanı hesaplayarak kalktı. İçkiler mühimdi, içkiler bu posh slytherinler ve saçma kuzenlerle geçme ihtimali büyük gözüken geceye gelme sebebiydi.
Wilmanın random düz zemine bıraktığı torbanın yanına gidip hiçbir insana karşı hissetmediği bir sevgiyle shot bardaklarını çıkardı. Gerekli malzemeler içindeydi, çok şükür. Siklemez bencil bir piç oluşundan ötürü sadece tek bardağı tekilayla doldurdu, bir yandan hala insanları izlerken, sakince kendi elini yalayıp tuz döktü ve bu işi daha önce bol bol yapmış bir insanın rahatlığıyla ilk shotını attı. Yuvasını kurduğu koltukta biraz yayılıp limonunu emiklerken kenardan creep gibi insanları izlemenin bir partide yapılacak en iyi şey olmadığının farkına vardı ama umursayamadı. Kadrajdan çıkan sarı Jorgenin yanına geldiğini koltuktaki nahoş bir hareketle hissetti. Whoa. Huysuzca emiklemekten yenecek bir yanı kalmayan ufak dilimi boş bir torbaya attı. ''Tabii ki.'' Tekila daha fazla himayesi altında kalamayacaktı herhalde ama wat can u do.

____________________________________________________________________________________________________

a day in the life of mattie: ortak parti special:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cloud C. Caelvious
Hufflepuff
Hufflepuff
avatar



RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : Görücü.
Gerçek İsim : Tolga1.
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   C.tesi Tem. 19, 2014 2:15 am

Sosyalleşmek üzere olan bir Cloud ne kadar gergin olabilirse o kadar gergindi o akşam da genç büyücü, attığı her adım kayarak boşa gidiyordu sanki. Bir partiye katılmayı istemek bir yana, parti denen oluşumlardan korkuyordu bile. Hiçbir zaman böyle ortamların insanı olmamıştı hatta olmanın yakınından bile geçmemişti ama bu da Raven’dan itikamını almanın, geçmişinden intikamını almanın ve yeni biri olmanın yolunda atılması gereken bir adım, gösterilmesi gereken bir fedakarlıktı. Bunun farkındaydı ve kendini partinin yapılacağı yere resmen sürüklerken bundan destek aldı.

Bu parti okulun sosyal bir grubunun düzenli olarak hazırladığı, katılımcılarının seçilerek davet edildiği, daha doğrusu katılımcıların katılmayı hak kazandığı bir partiydi. Okulun sosyal ortamının kalbine sızmak istiyorsa bu partilere katılma hakkı elde etmesi gerektiğini biliyordu Cloud, bu yüzden Wilhelm denen çocuğa yaklaşmış ve ne yapması gerektiğini zor da olsa öğrenmişti. Bunu yaptığına hala inanamıyordu yürürken. Yaptığı şeyi hatırladığında yüzünün kızardığından neredeyse emindi.

Partinin yapıldığı salona çıktığında girişte gerçekten birkaç saniye kadar duraksadı, sanki kapıda görünmez bir bariyer onu engelleyecekmiş ya da daha ileri gidip gerisingeri püskürtecekmiş gibi bir çekince duydu temkinli bir adım atarken. Sonra o sınırı geçti ve bir anda her şey daha kolay bir hal aldı. Rahat adımlarla yürümeye başladı, ceketinin yakasını düzeltti, tıpkı daha önceden çalıştığı gibi ellerini saçlarından geçirdi ve belli belirsiz bir gülümseme ile doğruca şöminenin önündeki koltuklara yöneldi. Geçerken Wilhelm’e başı ile ufak bir selam verip göz kırpmayı da ihmal etmedi.

Birkaç dakika sonra, davetlisi olmak için şifacı Bayan Bernard’ın sütyenini çalmak zorunda kaldığı partinin tadını çıkarmaya başlamıştı bile.

____________________________________________________________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Burnell Brianth
Hufflepuff
Hufflepuff
avatar

I kissed a girl and i liked it, the taste of her cherry chapstick.

RÜTBE : VI. SINIF
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : on altı ama bazı konularda çok tecrübeliyim.
Gerçek İsim : burn.
Yaş : 25
Lakap : bambiş.

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   C.tesi Tem. 19, 2014 8:20 pm


İnsan her gün yeni bir şey öğreniyordu. Muggle bir playboy dergisinde g noktasını birbirinden farklı betimlemelerle anlatan bir köşeyazısı bulmuş, çoktan bildiği inceliklerin yanında birkaç şey öğrenmişti. Kotunun üstüne siyah bir tişört geçirirken bu gece birilerinin g noktasını bulmayı umuyordu. Freyja'nın ayak üstü anlattığı partinin nasıl olacağına dair hiçbir fikri yoktu çünkü kız ardı ardına konuşurken kontrol küçük Burn'deydi ve kızın kalçalarına bakmak dışında bir şey yapamamıştı. Birbirinden istekli kızlarla dolu olduğunu umuyordu çünkü Küçük Burn muradına ermeyeli epey uzun süre olmuştu. Bambişleri ayrıldığından beri kendini yalnız hissediyordu ve Küçük burn ün performansında düşüş olmuştu. Bu gece yeniden şahlanmasını planlıyordu. Alkolün verdiği yetkiyle kendini pilot ilan edip kızlara uçmalıydı. Burn'ün güzel yanı buydu, yaptığı hiçbir şeyden pişmanlık duymazdı. Özellikle küçük burn ü içeren durumlar her geçen gün daha küçük düşürücü olsa da, oh men, küçük burn o anı güzel yaşadıktan sonra neyin önemi olabilirdi ki? Stoğundan çıkardığı tekilaları ve otu sırt çantasına atıp partiye doğru yola koyuldu. Kızları düşürmek için milyon şişe alkol taşımaya razıydı.

Erken geldiği partide tanıdık bir çok yüz görüyordu fakat alkolden götü başı dağıtmış hiçbir kız yoktu daha. Ama zaman vardı. Alkol vardı. Her şey tıkırındaydı. Nereye geldiğini anlamamış gibi dikilen bir Cloud hariç. "Bérnard'ın sütyeni çalmışsın... İyi iş dostum. Senden beklenmezdi." dedi çocuğun poposunun biraz üstüne şaplak atıp yanından geçerken. Burn'ün her yerde kulağı vardı ve çok uçuk şeyler duyuyordu. Cloud'un böyle bir şey yapacak kadar erkek olduğunu düşünmemişti ama burada olduğuna göre gerçekten yapmış olmalıydı. Keşke Adalicia'nın göğüslerini sütyensiz görebilseydi. Ne güzel olurdu...

Kalabalıklaşan partide gözleri top ten kızlarından birini arıyordu ki, Ravenclaw bir oğlanın yanında oturan sarı kız Frida'yı gördü. Masumlukla şekillenmiş poposunu kıyafetsiz görmeyi çok istiyordu ama kız bir Jorgendi. Bu Jorgenlar hakkında hiçbir fikri olmasa da Burn'ün spermleri kadar çok sayıdalardı. Çoğunluğu erkekti. Her yerden çıkıyorlardı. Dedikodulara göre hepsi birbirinden kaslıydı. Bir dolu abisi olan kızlara bulaşmamayı yıllar önce öğrenmişti ama Frida için hafif pataklanmayı göze alabilirdi. Koltukta oturan kızın önüne çöküp oğlanı komple görmezden gelerek en sevimli bakışlarını kıza attı ve çantasından tekila ve tuz çıkardı. "Tekilanın en güzel göğüslerden içildiğini söylerler." dedi birazdan tekmeyle uzaklaştırılacağını bile bile, bir elinde tekilayı bir elinde tuzu sallarken eş zamanlı olarak kaşlarını kaldırarak.


____________________________________________________________________________________________________



naber:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wilhelm Bachmann
Slytherin
Slytherin
avatar

It is absurd to divide people into good and bad.
People are either charming or tedious.



RÜTBE : VII. SINIF
Gerçek İsim : nelif

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Perş. Tem. 24, 2014 2:21 pm


Parti hazırlığı bitmişti ve açıkçası yolunu gözlediği tek biri vardı. Şu an ne Wilma’yı dikkate alacaktı ne de burnundan bir an için boğa gibi soluyan Freyja’yı. Ve Freyja’nın şu yılışık kuzenini. İsimleri o kadar benziyordu ki Will güzel beynini daha iyi şeylere yorabilirdi.
Oh, beklediği insan. Mattie’nin kendisine dönüp bakması bile Will’i mutlu ediyordu. Nedenini idrak edemese de. İlk onu gördüğü gün, nasıl yanına oturup ilgisini çekmişti ama. Will yarım saat boyunca gözlerini üstünden alamayıp, konuştuğu her lafı birbirine dolaştırmıştı ve arkadaş grubundaki sohbetin katili olmuştu. Mattie’ye kendisini farkettirmek için hem baya uğraşmıştı hem de bundan delice korkmuştu. O halıdaki desenlere bakıp şarkısını dinlerken bir çift meraklı göz nedensizce Mattie’nin harika göründüğünü düşünürdü. Hala öyleydi. Mantığını devreye koyduğunda ona kızasa da eh, crushlarınız böyledir. Hiçbir şey yapmadan hayatınıza girer ve sizi yamultup bırakırlardı.
“Hey Mattie.” Bu hey’leşme bitmeyecekti. Mattie’nin aksine yanında Frida’yı görünce azıcık siniri bozulmuştu ve birkaç adımla kızdan uzaklaşıp şöyle bir süzdü; çünkü görmek istediği Frida değil Mattie’ydi. Sigaralarını kaptırdığına üzülemiyordu.
Mattie uzaklaşıp bir köşeye oturduğunda ne yapacağını bilemedi. Direkt peşinden gidip yanına oturacak kadar cesur değildi. Bir süre etrafla ilgiliymiş gibi davranıp sonra yanaşabilirdi… Belki-
“Hey Cloud.” Bir daha hey diyeni partiden atıyoruz. Yanına gidip ortama alışsın diye omzuna sırıtarak patpatladı. Bu sırıtış dostluktan çok pezevenkçe bir sırıtıştı. Çünkü hem cici bir insanı ortama kazandıracaktı hem de Mattie’nin yanına gitmek için sebebi vardı; ki Cloud’u bu gece bir başka sevesi gelmişti, cidden vesile oldun. Pat patladığı omzu bırakmadı ve kendiyle beraber tekila masasına çekti. Tabii ki shot yarışı atmadan kimse partiye gittim demezdi. “Ekip toplandığına göre ufaktan yarışa başlayalım diyorum.” İki tane bardağı kapıp Cloud’la kendisinin önüne koydu. Gözlerini süzerek Mattie’e baktı. “Doldur bakalım Mattie.” Burn’e sırıtıp bir bardak da onun önüne itti. “Burn daha yeni başladık- lütfeeen. Yarışı kazanırsan o zaman ödülü hak edersin. Değil mi Frida?” Koltukların arasından geçip Mattie’nin çaprazına oturdu. Ne yapması gerektiğini biliyordu ama Wilhelm bu akşam çok yorulmuştu çalışarak. Azıcık hizmet edilse fena olmazdı. xd



____________________________________________________________________________________________________
::
 


::
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wilma Bachmann
Slytherin
Slytherin
avatar

i believe in hate at first sight

RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : -
Gerçek İsim : nelif

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Perş. Tem. 24, 2014 2:48 pm


Elini kumaştan çekip parmaklarını ovaladı korkunç bir şeye dokunmuş gibi. Yanlış duymamıştı değil mi- Gece yatarken de. Oh God. Sonrasında da bir süre bir şey demeden sırıttı ve kızı inceledi. Jorgenlerin genel özelliği güzel görünüp biraz salak olmaktı herhalde. Neyse. Salak insanlara katlanabilirdi ve tercihe göre onları severdi de. Birbirine bastırdığı dudaklarını aralayıp yeni gelenlere çevirdi başını. İki tane pek cici Hufflepuff’ı görmüştü ve memnundu. Yeni yüzleri severiz.
Cloud’un cesaretini takdir ediyordu. O sütyeni getirdiğindeki halini asla unutamayacaktı ve eğer tablosu yapılsa hiç çekinmeden Bachmann malikhanesinin en güzel kısmına astırırdı.
Tekila etrafına üşüşenlerin peşlerine takıldı. Uzanıp bardak alamayacaktı tamam, bu yüzden masada en sessiz kimse onun bardağına ortak çıkacaktı. Frida’nın yanına Burn çöktüğüne ve bardaklara alternatif çözüm getirmekte usta olduğuna göre- yoo hemen olmazdı. En azından ayıkken. Mattie’nin yanına çöktü. Kardeşinin pahalı sigaralarını yürüttüğünü görmüştü. Geri ödeme vakti Mattie. Zengin de olsanız etraftaki imkanlar ne kadar genişse o kadar zengin olmaya devam ederdiniz. Yani, Mattie lütfen Wilma’ya kızma veya suçlama. Çaktırmadan tuza abanırken sıradaki shotını kapmış olabilirdi çünkü. Çocuk suratına pek hayra alamet  olmayan bir ifadeyle bakarken Wilma buruşmuş yüzüne oturan acıklı sırıtışla Mattie’nin yüzüne baktı. Saf numarası yapmayacaktı, gerçekten oyalanırsan kaparlar bardağını.
Will’in uzattığı limonu sakince emiklerken hafiften dönen başı yüzünden koltuğa yaslandı. “Bence tuzu Frida’nın göbeğinden yalayabilirsin Burn. Ben olsam öyle yapardım. Ama yerimi kaptın-“ Eliyle ağzını kapatıp güldü. Sonra Frida’nın tepkisine baktı. Mattie’nin ikinci shot’ını da kaptı ve yumuşak yastıkların arasına döndü. “Üzgünüm.” Limonu emmeye devam ederken sakince çekirdeği çıkardı ve bardağını bekleyen Mattie’nin eline koydu.
“Yarışalım mı Mattie? İddiaya girmeyi severim. 2-1’iz şu an.” Ailece Mattie’nin özel alanını daha fazla ne kadar işgal edebilirlerdi acaba. Hmm, bu huy Freyja’dan mı geçmişti bilmiyordu. Fakat asık yüzlü, hayatından pek memnun olmayan insanları azıcık rahatsız etmek gerçekten zevkliydi. Suratlarının aldığı ifade delice mutlu ediyordu insanı.


____________________________________________________________________________________________________
Your silver skin that crawls in rhythm, sweats like spring returns me to the deathwish:
 

::
It's cute in a way, till you cannot speak And you leave to have a cigarette, knees get weak:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Kohlver
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar

It's a beautiful day to give me money

RÜTBE : VII. Sınıf
Karakter Yaşı : 17
Uyruk : İsveç/İngiltere
Gerçek İsim : gazanfer
Lakap : mattie

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Paz Tem. 27, 2014 3:38 pm


İkili gruplara bir de iki Hufflepuff katılmıştı, ne güzel. Her ne kadar birbirlerinden oldukça farklı dursalar da... Mattie gözlerini kısıp abaza olanın davranışlarını izledi bir süre. Hala kızların sorunlu, tall, dark & handsome çocuklara olan sevgisinden habersize benziyordu. Yavşaklık da bazen işe yarardı ama çoğunlukla sadece dalga konusu olurdu. Mattie dişi erkek farketmeden bazı tuhaf insanları çeken depresif aurasıyla böyle şeylere gerek duymuyordu çok sağolsun.
Diğer Hufflepuff ile yanına gelen Will'e anlamsızca bakıp tekila şişesini aldı. Cevap vermemişti ama dediğini yapacaktı, ortalama bir tepkiydi bu değil mi?? Henüz zengin birini düşürmekle başlayan gelecek planlarını hayata geçirmek için yeterince sarhoş değildi Mattie ve asosyalliği her zamanki gibi kontrolü ele geçirmiş haldeydi, ne yapsaydı yani. Acaba sapık Hufflepuff zengin miydi? Onu düşürmek çok daha kolay olurdu şüphesiz, nefes alan herşeye saldırabilecek gibi bir tipi vardı ve Matthew bazı kızlardan güzeldi. Okay çoğu kızdan. Belki Will dışında. Bikbik konuşan ama en azından bardakları düzgün dizen Frida'ya ölümcül bir bakış atıp şişeyi kaldırmadan dip dibe duran bardakların hepsini doldurdu.
Bardakları milletin önüne teker teker koyduktan sonra -yazları garsonluk yapan eziq bir bulanığın alışkanlıkları- herkes shota abanacakken kendisininkinin eksik olduğunu farketti. Oh tabii, diğer Bachmann yeni gelmişti ve her kapitalist gibi Mattie'nin hakkını almaktan çekinmemişti. Harika. Kıza Will'le olduğundan bile daha boş bir ifadeyle, mutlu musun şimdi, komik mi, hayır değil, on yedi yaşında adamlarız amk diyen bir bakış attı. Zavallı Wilma, daha ilk shottan çarpılacaktı neredeyse. Herkes Matthew gibi fakirlikten kolonyadan yeterince farklı olmayan alkolleri tüketip tuhaf bir alkol toleransı kazanmamıştı tabii.
Yaşlarının getirdiği lened hormonlara uygun bir pick up line daha bu sefer Wilma'dan Frida'ya giderken kızın tepkisine baktı. Yazık mıydı değil miydi karar veremiyordu, malum bir yandan o gözle bakılmayacak kadar salaktı masum bir tipi vardı, bir yandan da Mattie bütün insanlara karşı derin bir antipati besliyordu ve kime ne olacağı umrunda değildi. Önüne dönüp çok da şaşırtmayan bir şekilde ikinci shotının da gittiğini görünce iç çekip kıza döndü. Bu Bachmann'ların sorunu neydi acaba. Bu her-istediğimi-alırım-call-me-ur-catwalking-queen tavırları Matthew'ü üyesini düşürecek başka bir zengin aile bulmaya, ya da tırmalaya tırmalaya bir şekilde bakanlıkta iyi bir işe girmeye itiyordu. Artık bardağını bir kere de kendi kullanmak isteyerek elini uzatıp yerine çekirdek alınca hayattan ve her şeyden biraz daha soğudu. Matthew zeki çocuktu, iyi bir büyücü işi bulurdu artık. Elini sakince ters çevirip çekirdeği zengin koca bulma hayalleriyle beraber yere düşürdü. ''Frida, kendine bardak almaya uğraşmayacak kadar asil bayan Bachmann'a bir bardak ver.'' Oh ya da boşver dercesine kızın uzattığı bardağı kendisi aldı- bir kez daha kendi bardağını almak için çocuksu oyunlara girişmek istemiyordu ve gerçekten, ne farkederdi ki.
Bir tur daha doldurduktan sonra bardağını alıp. tuzu hazırlayıp arkasına geri yaslanmışken kişisel alanına giren birini hissedip etkilenmemiş halde yüzünü dişi Bachmann'a çevirdi. Muhtemelen birbirlerini bir daha bu kadar yakından göremeyeceklerdi. Sormak istediği bir çok şey vardı, düzenli bir halde içmezsek kim shotları sayacak, shot yarışı nasıl olur bir fikriniz var mı yoksa bütün gün evde stilettolarınızla şampanya içip şuh kahkahalar mı atıyorsunuz gibisinden, bunun yerine sade bir sesle ''Hayır.'' dedi, önüne dönüp tuzunu yaladı ve shotını attı.

____________________________________________________________________________________________________

a day in the life of mattie: ortak parti special:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Frida Jørgen
Gryffindor
Gryffindor
avatar

I don't need alcohol to make bad decisions

RÜTBE : VI. SINIF
Karakter Yaşı : 16
Uyruk : swede
Gerçek İsim : gazanfer

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Paz Tem. 27, 2014 3:57 pm


Birkaç yeni insan daha gelene kadar Frida tekilayla muhattap olmuş, ardından birasını açmıştı. Tamam, alkolleri karıştırmak hoş değildi ama bütün partiyi shotlarla geçirip alkol komasına girmekten daha iyiydi. Lütfen. Kafasına diktiği şişeyi indirdiğinde karşısında Hufflepufflı, kısmen feym Burn'u görünce ağzındaki biranın bir kısmını şimdi awkward bir şey olacağını sezen bir insan yavaşlığıyla yuttu. Bir grup hormonlu ergeni aynı okula koyarsanız ne olacağı az çok belliydi tabi, straight white boylar da yaygın bir fenomendi ama bu Burn'un harika kız kaldırma cümlerini duyunca biranın yutmadığı kısmının boğazına kaçmasına engel olmamıştı. Küçük, ağzı kapalı bir öksürükten sonra kısa bir süre çocuğa ne diyeceğini bilemez bir ifadeyle baktı. Kocaman mavi gözleriyle köpek yavrusuna baya bir benziyordu, özellikle çiftleşme dönemine girmiş ve ilk fırsatta bacağınıza dayayacak olanlara ama- nys. ''Evet ama-'' daha açıklayıcı olması için elleriyle bol durup pek bir şeyi belli etmeyen elbisesini göğsünün vaziyetini göstercek şekilde düzeltti, durumun vehametini Burn de anlasın diye. Frida tahtalığıyla barışıktı ama bir an geçen seneki, kuzeniyle arasındaki ilişkiyi belirleyen anı hatırlamadan edememişti. ''Yazacak düz bir yere ihtiyacım var.'' demişti Frida, ödevine eklemesi gereken bir şeyi son anda hatırlayınca telaşa kapılarak. ''Göğsünü denesene.'' demişti Freyja. Orspu Freyja.
''Kendi göğsünden içmeyi denesen bile daha kolay olabilir. Sorry Burn.'' dedi omuz silkip elbisesini tekrar kendi haline bırakarak. Kıvrımlı olmaması Frida'nın suçu değildi ok, çocuk da pick up lineı kullanacak adamı bulmuştu yani. Jorgenler dışında her kıza yapılabilirdi bu.
Daha efendi tipli bir Hufflepuffa benzeyen Cloud ve Will shot bardaklarıyla gelince işi yapan kendi olmamasına rağmen heyecanlanıp doğruldu, mutluluğunu el hareketlerinden anlayabiliyordunuz. ''Nasıl yapıyoruz şimdi? Şişe çevirmece gibi mi, yoksa, I have never gibi mi, yoksa-'' Hevesli hevesli bardakları dizerken Matthew'den dünyanın en bariz shut-the-fuck-up bakışını yiyip sustu. ''Normal yarış o zaman. Peki. O da eğlenceli.'' dedi utanmasa da biraz sönerek.
Will'in dediğini duyunca ilk klasik bir oh kamoon tepkisi verecekken birden aklına bir sinsilik geldi ve kulak diken kedilere benzer bir şekilde kaldı. Şimdi... Zekasıyla ünlü bina Hufflepuff değildi değil mi? Acaba olumlu bir yanıt vererek olmayı hayal ettiği manipülatif tşklı kadın kariyerine başlasa, Burn de bunu ciddiye alıp tekilaya abanıp amı götü dağıtır mıydı? Oldukça eğlenceli bir ihtimaldi, sonuçta ortamda Freyja, Frida ve Mattie olmak üzere two and a half kuzeyli varken Burn kazanacak değildi. ''Neden olmasın. Yarışı kazanırsan.'' deyip Wilma kadar olmasa da kısmen bir çemçük gülümseyişle omuz silkti, buna ihtimal vermiyormuş gibi. Zira vermiyordu. İhtimal.
Wilma da gelip ilk shotını atmıştı ve Bachmann piçliğine katkısını yapıyordu. okay. Burn'ün cidden yarışı kazanma şansı olmadığına göre buna devam edebilirdi, çünkü bir bamyadan daha eğlenceli bir şey varsa o da sarhoş bir bamyaydı. ''Yazık oldu Wilma.'' dedi üzgün üzgün, her ne kadar numara yapmak hoşuna gitse de bu kadar dikkati üstüne çekince biraz kızardığını hissetmişti ve wow, içindeki bi-curious cidden üzgündü bu konuda. Başını öne eğip saçlarını yüzüne düşürdü ve tuza uzandı.

____________________________________________________________________________________________________
''Your dress is too short'':
 


karakter özeti:
 

quidditch oynarken saçını nabıyon frida:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Freyja Jørgen
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar

RÜTBE : VII.SINIF
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : 17
Uyruk : İsveç
Gerçek İsim : nelif
Yaş : 26
Lakap : Alien Doll

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Cuma Ağus. 01, 2014 3:42 pm


Ayağını müziğin ritmine uydurarak koltuğun tepesinden sarkıtıp sallıyordu. Kendi kendine sözleri mırıldanıyordu ve tepesine diktiği şarap şişesiyle evlenecek kadar mutluydu. Yarım yüz yılda uzatabildiği kaküllerini geriye taradı parmaklarıyla.
Freyja mutluydu. David Bowie harika bir adamdı. Starman hem mutlu ediyordu hem de üzüyordu. İçinde birine karşı hissettiği büyük özlemi hatırladı ve iç çekti. İç çekmek için doğru bir an değildi. Ona geçmişini ve geleceğini unutturan damla soluk borusuna kaçtı. Geberene kadar öksürdü ve en sonunda toparlandı. Müzik yüzünden pek fazla dikkat çekmemişti; çekse de kimin umrunda. Suratı kıpkırmızı olmuştu ve eliyle burnunu, kirpiklerinin arasında kalan yaşları sildi. Ağlamaya en yakın olduğu zamanları bilirsiniz.
Şişeyi yarılamamıştı bile. Nerde o mide. Ama çoktan çişi gelmişti ve patlayıncaya kadar işememeye kararlıydı. Tekila yarışı diyen Wilma’nın kedi gibi sesini duymuştu ve kulakları hemen dikildi, yüzüne şeytanca bir gülümseme çöktü. Wilma’nın yamıştığı shot bardağına, Mattie’nin tepkisine güldü ve yanlarına gitti. Şekilden şekile girip sıkışıp koltukların arasından geçti. Poposu Will’in kafasına çarpmıştı arkadan ve çocuk sinirle kendisine bakmıştı. Eğilip burnunu öptü ve saçlarını karıştırdı. Bu sefer de Wilma kıçını hızlı bir şaplak indirmişti. Bachmann’lar bu gece çok yaramazdı.
Yere oturabilirdi aslında ama daha çabuk çişi gelirdi. Bu yüzden güçsüzü ezen ve mallarına el koyan kötü kraliçe Wilma’yı cezalandırmaya karar verdi. Bacağını uzatıp Wilma’nın bacaklarının arasına attı. Sonra diğer ayağını da yanına çekti. Kucağına oturup kolunu kızın boynuna dolarken kışkışlanmadığına seviniyordu. Wilma’nın reddedilişini izleyip keyiflenirken Mattie’i dikizliyordu pür dikkat. Frida’ya baktı. “Bence de şişe çevirmece oynayalım.” Biraz daha kıpırdanıp iyice Wilma’nın kucağına yerleşti ve ayağını kızın bacağına doladı. “Will, şurdan bi bardak versene.” Şarap şişesini çevirmek için kullanabilirlerdi ama içi doluydu. Görev bilinciyle şişeyi Wilma’nın ağzına soktu ve sırıttı. “İç güzelim, iç. Biticek bu. Hepsini yut.” Wilma hem gülmeye hem de boğulmamaya çalışıyordu. Limitine ulaşıp alabildiği kadarını yuttuktan sonra şişeyi çekti ve başına pat patladı. İnsan kız arkadaşının sınırlarını bilmeliydi. Büyük bir yudum alıp eliyle ağzını silerken şişeyi Mattie’e uzattı. “O güzel dudaklar buna değmezse baya üzülürüm Mattie.” Gönül almak ve iltifat etmek mühimdi ama Mattie bundan bile memnun olur muydu bilmiyordu. Yani aynı bina da olsalar da Mattie’den tırsardı. Yanına gidince IQ düşüşü yaratıyordu insana. Dorian’dan bu kadar tırssa adam sirtaki oynardı.
“Şişeyi dolaştırsanıza bitsin. Şişe çevirme için bunu kullanırız.” Ağzını çarpıtıp, dilini alt dudağında gezdirdi. “İddiaya giren var mı? En çok shot yapana bi kıyak geçelim ayıp olmasın.” Parmağını Wilma’nın buklesine takmış ağır ağır çevirirken düşünüyordu. Bir şey bulamadı çünkü o kadar kafası dumanlanmamıştı. Neyse deli cesareti moduna geçince herkes ortaya çamaşırını falan bırakacak raadlığa gelirdi sssh acelesi yok.
Önüne dolu gelen shot bardaklarını, tuzu yaladıktan sonra ardı ardına iki kez tepesine dikti ve burnunu kırıştırdı. Başı kısa bir an için dönmüştü ve kendini Wilma ile burun buruna buldu. Uzanıp alamayacak kadar üşendiği için dudaklarına uzanıp limonu onun dudaklarından aldı. Emiklemekten sıkılınca köşesini ısırıp yemeye başladı. “Daha limon var mı? Yollayın keseyim.”


____________________________________________________________________________________________________
The world is changed because you are made of ivory and gold. The curves of your lips rewrite history.:
 


You will always be fond of me. I represent to you all the sins you never had the courage to commit:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wilma Bachmann
Slytherin
Slytherin
avatar

i believe in hate at first sight

RÜTBE : VII. SINIF
Özel Yeteneği : -
Karakter Yaşı : -
Gerçek İsim : nelif

MesajKonu: #A25D5D   Paz Ağus. 03, 2014 6:48 pm


Şişeyi ağzından çektiğinde kısa bir öksürük krizine girdi. İçkileri bu derece karıştırmak iyi bir fikir değildi Freyja. Herkes siz çılgın Kuzeyliler kadar geniş olamıyordu ok? Gözünden gelen yaşı sakince sildi. Başını oynatıp Freyja’nın elinden kurtardı saçını. Saçıyla oynanmasını severdi tmm mı- Ama partide mayışıp kediye dönmek için erken bi saatti. Ve daha Frida’ya sırnaşamamıştı. Limon gittiğinde bir süre omuzlarını düşürdü ama sonra bir bahaneyle fırtabileceği geldi aklına. Freyja’yı yarı taciz, yarı iletlemeyle kenara iteleyip altından sıyrıldı. Kestirmeden dönerek Frida’nın tepesine dikildi ve beni özledin mi temasıyla kollarını arkadan boynuna dolayıp yanağına kadar eğildi. “Hey Frida.” Kamoon, Burn çok sevimliydin ama Frida’yı bu partiye davet eden Wilma’ydı. Sıranı beklemeliydin. “Kaçıncı shottasın Frida?” Derin, hüzünlü bir nefes aldı. Mattie tarafından reddedilmiş olabilirdi ama Frida’yı elinden kaçırmayacaktı. “Orada bana da yer var mı?” Kollarını çekmeden yana kaydı. Dizini koltuğa attı ve zorla kendine yer açtı. Wilma bazen durup düşünüyordu. İnsanları sömürmek acaba hangi aile bireyinden geçmişti kendisine hmm. Nobody cares.
Frida profilden o kadar güzel ve pontik görünüyordu ki. Tüm gün izleyebilirdi. Ama izlemekten fazlasını da yapabilirdi. Neden olmasın. Kafayı henüz bulmamıştı ama bulmuş gibi hissediyordu ve rahattı. Rahat ortamları severdi. Saçlarının kokusunu da merak etmişti ve sarhoş olup hatırlayamayacak bir evrede yanaşmanın bir manası olmayacaktı. Ufak ufak ilerleyerek omzuna yaslandı ve sakince kokladı. Biraz creep göründüğünü fark edip güldü. Bardak için Mattie’e teşekkür etmeyi unutmuştu tüh. Tuzdan bir kez daha yalayıp içkiyi dikti. Ortaya kesilen limonlardan birini alıp yüzü buruşa buruşa emikledi. “Shot yarışında iddialı mısın Frida? Yeşil Periyi kaçırıp banyoda da içebiliriz…” Kulağına yaklaşıp fısıldadı. Kusacaksak ortamımız hazır olsun. (: Kusmak. Yea sure-
“Will’den yürüttüğün sigaraları nereye sakladın bakalım?” Elini kızın belinde dolaştırıp aradı ama hmm- asıl amacı gerçekten sigaraları bulmak mıydı kendisi de bilmiyordu. Saçını kulağının arkasına attı ve biraz doğrulup çemçük sırıtmasıyla Frida’yı kesti şöyle bir. Partide bir Valti’si olmadığına göre sarışın-pontik sevdicek ihtiyacını Frida üstünden giderebileceğine karar verdi. Frida henüz bu kararın ne kadarından haberdardı, bilemiyordu. Gerçi banyoya geçmeseler bile shot yarışında hırs yapıp Frida'yı yense- ona ceza kendisine ödül bir handjo-
RP'yi kestik tmm.


____________________________________________________________________________________________________
Your silver skin that crawls in rhythm, sweats like spring returns me to the deathwish:
 

::
It's cute in a way, till you cannot speak And you leave to have a cigarette, knees get weak:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wilhelm Bachmann
Slytherin
Slytherin
avatar

It is absurd to divide people into good and bad.
People are either charming or tedious.



RÜTBE : VII. SINIF
Gerçek İsim : nelif

MesajKonu: #33663   Ptsi Ağus. 04, 2014 8:56 pm


Mattie, Wilma’yı sakince reddederken Will köşeden bir yerden sakince sırıtıyordu. Wilma olması gereken yerde değildi. Orada Will bulunmalı ve özel alanını işgal eden Bachmann kendisi olmalıydı. Bilirsiniz, içki kötülüklerin anasıdır. O kötülüğü Wilma ve Mattie kendisinden önce keşfetmemeliydi. Ergenliğin lened hormonları diğer yarısı gibi sevdiği kardeşini bile kıskanacak konuma sokabiliyordu onu. Bu gazla Cloud’u bir başına bıraktı ve atarlı, sikici, kimseyi sevmezsin, yüzüne gülmezsin, bencilsin sevemessiiiiin- tagleriyle nam salan Kuzeylilerin yanına ilişti. Freyja’dan alacakları vardı açıkçası. Bachmann olmak demek korku filmlerindeki creep ikizler gibi etrafta dolaşmak demekti ve bunu öyle bir şekilde yaparlardı ki hem korkardınız, hem de çekici olduklarını inkar edemezdiniz. Kamoon. Will vampir olsaydı kesin bir Burcu karakteri kadar seksi olurdu ama sadece crush’ından ufak bir öpücük dilenen zengin bir piçti. O kadar, baya üzücü.
Göz süzdü ve Freyja’nın ilgisini çekti. “Freyja, hani bizim için ekstra sürprizlerin vardı?” Mattie’nin dikkatini çekerse ne güzel. Freyja’yı atlatmak zor olmazdı ama belki atlatmak istemeyebilirdi de. Bir süredir hormonlarını sadece partilere saklıyordu. Hehe.
Sonra sarı kafasını sakince Mattie’e çevirdi. Fazla fuck meeeeh bakışlı durmuyordu. Lütfen. Mesafeli ve sakin. Fazla soğuk da değil çünkü Mattie yeterince buz kalıbıydı ve bu alanda yeterince kuzeyin buz gibi suları teması işleniyordu. Genç büyücünün dolgun ve kırmızı dudakları kıvrıl- Hayır. Sakince yüz kasları gerindi ve kendine özgü gülümsemesini sundu. Betimleyemicem: tumblr  > dane dehaan, kill your darlings yazın anlarsınız. Her şeyi ben mi yapıcam?
“İlgini çeker mi Mattie?” Ses tonu soru sormuyordu aslında. Meraklı herhangi bir ergenin weed&drugs temasını reddedebileceğini sanmıyordu. Ama açıkçası Mattie’e uyarıcı hap verip tüm partinin sevişme ihtiyacını gidermesini de istemiyordu. Napsak- Acaba başka banyo var mıdırfsdhjfs
Şaka şaka Mattie sikmicez raad ol. Sadece ot içicez. Aslında hemen şimdi de yapabilirlerdi. Ama neden herkesle paylaşsınlar, Freyja’nın zulası fazla olmayabilirdi. “Önce shot yarışını bitirelim. Freyja bardakları dizer misin?” Poposunu kafasında hissedip atarlanmış olabilirdi ona fakat Freyja’yı severdi ve işlerini gördürdüğünde daha da sevecekti. Kız ahşap zemine inip sehpanın üstüne shot bardaklarını dizip büyük bir hızla doldurduğunda bu işte ne kadar tecrübeli olduğunu farkedip hayret etmişti. “Wow, baya tecrübelisin Freyja. Diğer skill’lerini de merak ettim. Elin bu kadar çabuk mudursdjkffds” Dizine yediği sakin bir dürtüşle sustu ama piç piç gülüyordu. “Mattie ve Freyja iddiaya girelim mi hadi. Kazanan kaybedenlere istediği her şeyi yaptırabilir.” Freyja aşşadan aşşadan bakıyordu ve bakışında elimi şeyine süreceğimi sanıyosan yanılıyosun yazısı geçiyodu. Görürüz xdd
“Kamoon Freyja hemen pis anlama. Sana ev alırım. İstersen tatile götürürüm.”
Tuzu eline döktü ve yalarken Mattie’ye baktı yan yan. Umarız fazla erotik bir sahne olmamıştır- Sonra ardı ardına shotları Freyjayla götürmeye başladılar. “Hadi Mattie, senin bardakların hala duruyor. Ne oldu korktun mu?” Kendi bardak line’ından bir bardak daha kapıp Mattie’nin şerefine kaldırdı. “Merak etme tüm sene ödevlerimi sana yaptırmam. Son ödev dosyan baya özensizdi.” Alçaktan başlayan bir sesle gülüştüler. Mattie’e ödev yaptırmak yea sure.  



____________________________________________________________________________________________________
::
 


::
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Matthew Kohlver
Ravenclaw
Ravenclaw
avatar

It's a beautiful day to give me money

RÜTBE : VII. Sınıf
Karakter Yaşı : 17
Uyruk : İsveç/İngiltere
Gerçek İsim : gazanfer
Lakap : mattie

MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   Ptsi Ağus. 11, 2014 9:51 am


Herkes birbirinin üstüne çıkmaya meyilli duruyordu ama Mattie, cinsel hayatı yaşıtlarına göre gayet ortalama, belki ortalamadan biraz daha fazla bir insan olarak hormonlarını fazlasıyla iyi kontrol altında tutuyordu. Ağzına yerleştirdiği limonu emiklerken güzel mavi gözleriyle sakin sakin onları izliyordu. Bi Will olmasa da göz vardı yani. Yarı isveçli falandı ok üstüne gitmeyin. Freyja'nın ttlı cümlesine cevap vermeye gerek duymadan uzanıp şişeyi aldı ve dikti. İltifatın gerekli olduğu zamanlar asla iltifat almamıştı ve şimdi iplemeyecek kadar hayattan soğuyunca iltifat alıyordu anca. Hayatındaki her şey gibi bu da çok acı bir durumdu. Sonra Mattie neden kaşar oldu. İnsanlarla sevişince iyi davranıyorlardı ok :// Mattie çaktırmasa da iyi davranılmasını severdi, samimiyetsiz gelmediği sürece. Kim sevmezdi ki. Onun da hoşuna giden şeyler vardı evet baya tuhaf dimi biz de şaşırdık. Her neyse, çekinmeden şaraptan kocaman birkaç yudum aldı. Tekiladan daha az yakıcı bir tadı vardı, hoştu.
Wilmayla Fridanın çiftleşme öncesi ritüeline bir süre boş boş baktı. Sonra bir kaç shot daha attı. Evet, bir kaç. Eğlenmeye başlamak için ne kadar sarhoş olması gerektiğini bilmiyordu ve parti boyu sik gibi kalma riskine girmeyecekti. Başını arkaya yaslayıp gözlerini kapattı ve bir süre öyle durdu. Will'in sesini duyunca gözlerini açtı ve başını kaldırmaya gerek duymadan hafifçe çevirip çocukla göz göze geldi. Oh tanrım sonunda ilgisini çeken bir şey. Sanatçının yakıtı. ''Will.'' dedi sakince, başına neredeyse erotik bir ah ekleyecekti ama ice queenliğini bir anda o derece kadar bozmak sağlıklı olmazdı. Aralarında kalan boşluğu kapatıp kolunu omzuna attı. Hala sakindi. Mattie zamanının yüzde doksanını sakin geçirirdi, yüzde onluk dilim de mental breakdown, niko kıstırışı ve seviştiği zamandı. İlk ikisi aynı kategoride sayılabilirdi, son ikisi  muhtemelen sayılamazdı, muhtemelen (:
''Ne kadar iyisin.'' dedi başının hafifçe döndüğünü hissederek, okay finally. Sesi daha çok sonunda bir işe yaradın dercesine çıkmıştı ama Mattie'nin ses tonunun sadece belirtilen yüzde onluk zamanda ve şarkı söylerken değiştiğini düşünürsek, bu da bir ilerlemeydi.
Başını tekrar koltuğun arkasına yaslayıp boynunu rahatlatmak için yuvarladı. Will'in Freyja'yla olan salak diyaloğunu dinlerken biraz daha az zeki ve hayattan soğumamış olsa böyle şeylerle şaka maka eğlenebileceğini düşündü. Farklı bir dünya olurdu tabii, şimdi tek yaptığı facepalmlama isteğini zar zor bastırmaktı.
İsmini duyunca doğrulup başını kaldırdı. Will'e kanında alkol olmadığı zamanki kadar buz gibi olmayan ama yine de oldukça anlamsız bir bakış attı. Tuzu güzel yalamıştı hll. Düşürmek için bulduğu zengin çocuğunun güzel olduğuna şükretti bir an.
''Sizin yapmanızı istediğim bir şey yok ki.'' Cümlenin kısmi masumiyetine rağmen az düşününce sizi napim amk anlamı çıkıyordu. Mattie'nin amacı da tam olarak buydu. Bu odada ona hayat boyu zengin zengin yaşamaya yetecek kadar para bağışlayacak biri var mıydı? Bachmann'ların ikisine de kısa bir bakış attı. Henüz değil. Psikiyatrist var mıydı? Hayır. O halde Mattie'nin problemlerine derman olamayacaklardı ve cinsel ihtiyaçlarını da iddiaya girmeden karşılayabiliyordu tşk.
''Şarabı bitirdim.'' dedi neden açıkladığını bilmeyerek. Şuan kanında en çok alkol olan o olabilirdi ve Will ona laf atıyordu, hah. ''Otu ver, saracağım.'' Belki de bu kadar sosyalleşmesi yeterdi, belki burada da yazın, kendi şehrinde olduğu gibi kendine bir joint  uzaklaşarak pencere kenarında triplere girebilirdi? Kim bilir.

____________________________________________________________________________________________________

a day in the life of mattie: ortak parti special:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wilhelm Bachmann
Slytherin
Slytherin
avatar

It is absurd to divide people into good and bad.
People are either charming or tedious.



RÜTBE : VII. SINIF
Gerçek İsim : nelif

MesajKonu: #336633   Ptsi Ağus. 11, 2014 8:58 pm


İyi miyim? Ne yaptım da iyi oldum- Bir an düşünüp sırıttı ve bu daha çok aileye özgü çarpık bir smirkti. Neyse yapmışımdır bir şey dedi ve sorgulamadı. Çünkü Mattie karnı tok kedi yavşaklığına erişiyordu. Wow, Will için harika bir andı. Sıkılmadan onu azar azar içirip cozutmasına sebep olur ve crush’ının tüm iğrenç özelliklerine şahit olsa da sıkılmadan izler ve sonunda ondan soğuyacağını bilse bile pişman olamazdı. Şişeyi elinden alıp sehpanın üzerine koydu. Ve yavaşça Mattie’e kayarak aradaki boşluğu kapattı. “Şu hayatta gerçekten mi istediğin bir şey yok Mattie. Çok yazık…” Yüzünü biraz ekşitti ve dudak büktü. Başını iki yana sallarken biraz yana eğip Mattie’in yüzünü ilk kez bu kadar yakından görmüş olduğunu farketmişti de wow. Güzel bir insandı, eğer nedeni olsa takdir ederdi.
Sihirli lamba cini gibi görünmek istemiyordu ve açıkçası sonucu hiçbir yere varmayacak zorlama işlere de hevesi yoktu. Arkasını dönünce unutacağı ve parasıyla enerjisini cebinde tutacak işlerden yanaydı: Hiçbir şey tabii ki. Bu yüzden fazla sallamadı ve sadece shotlarını teker teker yuvarlamaya devam etti ta ki midesi infilak edene dek.  Göz ucuyla Freyja’yı izledi ve henüz durmaya niyeti yok gibiydi- Hmm daha ne dans etmişti ne kıçını koltuktan kaldırmıştı ne de başka bir şey. Tekila ile akşamı başlamadan bitirmek istemiyordu, kalsın. “Benden bu kadar daha fazla içemeyeceğim. Galiba 12’yi buldum.” Başını salladı, hiç yoktan iyidir dercesine.
Freyja’ zulayı açıp malzemeleri çıkarırken kendisi sadece izliyordu. Şu an kimse farketmediği için saldıran olmamıştı. Aslında o kadar da umrunda değildi, Mattie’nin vücut sıcaklığı bile kafayı bulmasına yetebilirdi yani… Koltuğa biraz daha yayılıp başını geriye yasladı ve tavandaki ilgisini çekmeyen detayları inceledi. Sonra başını çevirip Mattie’i izlemeye devam etti. Çocuk, bir renk paletindeki taze boyalar kadar güzel duruyordu ve Will keşfettiği her bir detayla büyülenmesine karşın henüz ona karşı cinsel bir açlık duymuyordu. Sadece fazla güzel bir insan gördüğünüzde hissettiğiniz o hayran olma halindeydi. Gerçi Will’in cinsel herhangi bir dürtüsü var mıydı bilemeyiz, muhtemelen konuşması yapmasından daha az uğraş gerektirdiği için sonsuza dek virgin de kalabilirdi. “Niye sarmakla uğraşıyorsun ki, büyü yapın.” Baygın gözlerini ağır ağır kırpıp başını iyice omzuna yasladı ve esnedi. Uykusu falan yoktu ama sıcaklık ve fazla yakınlık- u know tatlı bir histi. Kolunu Mattie’e doladı ve bir süre kalbi kulaklarında patlıyormuş gibi attı. Bu hisse alışamayacaktı o zaman konuşarak es geçmeliydi. “Yaz tatiline ne dersin Mattie? Gerçi daha çok kış insanına benziyorsun.” O ne demekse işte anlarsınız bazısı plaj-deniz-güneş üçlüsüne baya aykırı dururdu ve yazları uykuya yatıyormuş kadar size soyutlanmış gelirdi. “Dünyayı satın alabilirim, istediğimiz yere cisimlenebiliriz ama sen bana istediğim bir şey yok diyorsun...” Biraz hayal kırıklığına uğramıştı sanki- yo değildi ama hayret etmişti. “Para her şeyi satın alamaz mı yani?” Tabii ki alırdı ama durum yoklaması yapmanın zararı olmazdı.




____________________________________________________________________________________________________
::
 


::
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ortak Parti, 2014, Mr. Bachmann Edition
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Toplantı Salonu-
Buraya geçin: